Sendikal hareket her
tarafı kuşatılmış ağır şartlar içerisinde faşizan baskıyla karşı
karşıya bırakılmış bir durumdadır. Bunun temel sebebi 12 Eylül
rejimidir. 12 Eylül rejimi, sendikal hareketin kazanımlarını,
işçilerin kanlarıyla canlarıyla elde edilmiş kazanımlarını bir
çırpıda silip atmıştır.
Daha sonra gelen
hükümetler bu toplumsal muhalefeti sendika ağalığı yaratarak,
sendikaları birer şirket haline getirerek dizginlemeye
çalışmışlardır. İşçileri mücadeleden mücadeleyi işçilerden
arındırarak, antidemokratik yasalarla çalışma hayatını başlarına
yıkmış, demokratik zemini çürütüp berbat etmiştir.
Türkiye işçisinin
geleceği olan sosyal güvenlik yasası tasarısını çok kolay biçimde
çıkarmış, uygulamaya sokmuştur. Bunun mimarı olan AKP hükümetinin
Bayram Meral’le anlaştığı ve küçük ve cılız bir sesle Ankara’ya
döktükleri işçileri hayal kırıklığına uğratıp evlerine gönderdiği
unutulmamalıdır.
Şimdi işçi sınıfı
Tekel işçileriyle üzerindeki ölü toprağını atmış, hükümetlerin yalan
dolan mitingleriyle doldurduğu, emekçilerin yıllardır muhalefet
yapmadığı sokağı bugüne getirmiştir. Bugün işçiler kışa soğuğa
aldırış etmeden, açlığı ve ölümü göze alarak, sömürülenlerin ve
tüm muhalefetin umudu haline gelmiştir. Pazar günkü Ankara
mitinginde sendika ağalarına, şirketleşen sendikalara, taleplerini
görmeyenlerin, işçilerini yıllarca uyutup kış uykusuna daldıranların
suratlarına mükemmel bir tokat atmışlardır. 35 gündür ne kadar
uyumlu olduklarını gösteren işçiler, taleplerini görmezden
gelenlerin, Tekel işçisini, işçi sınıfını sattığını veya anlaştığını
ortaya çıkarmış, bu sakinliğini ülkenin her yanından gelen Türkü,
Kürdü, Çerkezi, Arabı ile, demokratik açılımı yapan birlikteliğiyle
gerektiğinde bozabileceğini, tüm şiddetiyle karşı koyacağını
Türk-iş’i işgal ederek göstermişlerdir. Artık unutulmasın ki bıçak
kemiğe dayanmıştır. Ölmek var dönmek yok.
Kürdü, Türkü, Çerkezi,
Arabı, Alevisi, Sünnisi hep birlikte bu mücadele aylar da yıllar
da sürse haklarını almadan dönmeyeceklerini belirttiler. Ya AKP
iktidarı işçilerin hakkını verecek gönderecek ya da Ankara valisi ve
belediye başkanı Melih Gökçek işçiyi tabutlarda evlerine gönderecek…
İşte kararlılık bu kadar gelişmiştir. Emek güçleri biliyorlar ki
Tekel eylemi bir var olma savaşıdır. Buna tüm emek güçleri de
katılarak eylemleri çoğaltarak sürdürecektir. Bunu gören Türk-İş de
‘bu böyle olmuyor evimize dönelim’ diyemez bu saatten sonra. Zaten
büyük mitingde KESK başkanı da kürsüden işçilere hitaben ‘Türk-İş’in
bir karar alması gerekir, bu da genel grev kararıdır’ dedi. Genel
anlamda Tek Gıda-İş de ısrarcı olduğundan da Türk-İş’in manevra
alanı daralmıştır. İşçiler biliyorlar ki genel grev demek hükümetin
tüm emekçilere saldırısını püskürtmek demektir.
Bugün artık radikal
kararların uygulamaya konulması gerektiğinin bilincindedirler.
Açlık grevlerinin başladığı bugünden sonra artık tüm
şehirlerde AKP’nin saldırılarını kararlı bir şekilde püskürtmek
gerekmektedir. Türk-İş başkanlar kurulunun da köşeye sıkıştığı ve
bir karar vermek zorunda olduğu bilinciyle AKP’nin tüm parti
bürolarını işgal etmek, yöneticilerini ve üyelerini istifaya
çağırmak, iş bırakma eylemlerini kararlı bir şekilde katılımı
çoğaltarak sürdürmek, hükümeti köşeye sıkıştırmak için kaçınılmaz
olmuştur.
Bugün başbakanın ‘2
yıldan beri yatıyorlardı biz bunlara maaş ödüyorduk’ ‘devlet malı
deniz yemeyen domuz değil’ veya ‘devlet yan gelip yatma yeri
değildir’, ‘yetim hakkı yiyorlar’ vb. gibi yalanlarının ortaya
çıktığı görülmektedir. Bunu işçi açıklamalarıyla boşa çıkartmıştır.
Bunu artık tüm dünya görmektedir. 3.000 lira alıyorlar yalanının da
tutmadığı görülmektedir.
Tutmayan bu
yalanlarına ‘41.000 lira tazminatlarını alacaklar’ gibi yeni
yalanlar ekleyerek halkın önüne çıkmaya başladılar. Üstlerine vazife
olmayan milletvekilleri her fırsatta televizyonun karşısına çıkıp
böyle değildir böyledir demeye başladılar. İşçi sınıfı bunu artık
çok iyi gördü, eylemin içinde kendilerini geliştirdiler. Her gün
yeni bir eylem biçimi her gün yeni bir direniş göstermeye
başladılar. Bu da hükümetin ne kadar köşeye sıkıştığını
göstermektedir. Başbakan yardımcısı Bülent Arınç’ın kameralar
karşısında söylediği ‘Tekelciler CHP ‘den daha iyi muhalefet yapıyor
o yüzden Baykal Tekelcilerin yanına sığmış’ sözlerin yabana atılacak
sözler olmadığını artık işçi biliyor ve bu sözler ikrardır. İşçiler
yüzmüş mücadeleyi kuyruğuna getirmiştir, bu böyle bilene. Ergenekon
ve yandaşları bugün göstermelik olarak işçilerin yanındadırlar,
işçiler bunu çok iyi biliyor. Daha düne kadar emek mücadelesini
satan, darbeye zemin hazırlayan, her türlü cinayeti işleten, devlet
içinde ayrı bir devlet yaratan bazı Ergenekon uzantıları ve
yandaşları düne kadar işçiyi sattıkları, işçilerin sırtından bugün
kaybolan iradelerini aramaya çalıştıkları unutulmamalıdır. Zaten
işçi bunu biliyor, sırf muhalefeti büyütmek adına, sırf
geleneklerinde olan misafiri hoş karşılama adına seslerinin
çıkarmıyorlar, hoş karşılıyorlar.
İşçi sınıfı bu haklı
mücadelesini kazanacağından emin bir şekilde kavgayı sürdürüyor ve
sürdürecektir. Bunu dost da, düşman da böyle bilsin.
Yaşasın işçilerin
birliği. Yaşasın (geç de olsa işçisinin yanında yer alan) Tek Gıda
iş. Yaşasın emekten yana olan (gerçek) sivil toplum örgütleri ve
duyarlı öğrencilerimiz. Yaşasın emeğin yanında yer alan Ankara
halkı…
FOTO GALERİ 17 OCAK 2010
.