İşçi Sınıfı Uyanıyor


BAHATTİN ÇAĞATAY

(Bitlis Tekel İşçisi)


20 Ocak 2010



Sendikal hareket her tarafı kuşatılmış ağır şartlar içerisinde faşizan baskıyla karşı karşıya bırakılmış bir durumdadır. Bunun temel sebebi 12 Eylül rejimidir. 12 Eylül rejimi, sendikal hareketin kazanımlarını, işçilerin kanlarıyla canlarıyla elde edilmiş kazanımlarını bir çırpıda silip atmıştır.

Daha sonra gelen hükümetler bu toplumsal muhalefeti sendika ağalığı yaratarak, sendikaları birer şirket haline getirerek dizginlemeye çalışmışlardır. İşçileri mücadeleden mücadeleyi işçilerden arındırarak, antidemokratik yasalarla çalışma hayatını başlarına yıkmış, demokratik zemini çürütüp berbat etmiştir.

Türkiye işçisinin geleceği olan sosyal güvenlik yasası tasarısını çok kolay biçimde çıkarmış, uygulamaya sokmuştur. Bunun mimarı olan AKP hükümetinin Bayram Meral’le anlaştığı ve küçük ve cılız bir sesle Ankara’ya döktükleri işçileri hayal kırıklığına uğratıp evlerine gönderdiği unutulmamalıdır.

Şimdi işçi sınıfı Tekel işçileriyle üzerindeki ölü toprağını atmış, hükümetlerin yalan dolan mitingleriyle doldurduğu, emekçilerin yıllardır muhalefet yapmadığı sokağı bugüne getirmiştir. Bugün işçiler kışa soğuğa aldırış etmeden, açlığı ve ölümü göze alarak, sömürülenlerin ve  tüm muhalefetin umudu haline gelmiştir. Pazar günkü Ankara mitinginde sendika ağalarına, şirketleşen sendikalara, taleplerini görmeyenlerin, işçilerini yıllarca uyutup kış uykusuna daldıranların suratlarına mükemmel bir tokat atmışlardır. 35 gündür ne kadar uyumlu olduklarını gösteren işçiler, taleplerini görmezden gelenlerin, Tekel işçisini, işçi sınıfını sattığını veya anlaştığını ortaya çıkarmış, bu sakinliğini ülkenin her yanından gelen Türkü, Kürdü, Çerkezi, Arabı ile, demokratik açılımı yapan birlikteliğiyle gerektiğinde bozabileceğini, tüm şiddetiyle karşı koyacağını Türk-iş’i işgal ederek göstermişlerdir. Artık unutulmasın ki bıçak kemiğe dayanmıştır. Ölmek var dönmek yok.

Kürdü, Türkü, Çerkezi, Arabı, Alevisi, Sünnisi hep birlikte bu mücadele aylar da yıllar da sürse haklarını almadan dönmeyeceklerini belirttiler. Ya AKP iktidarı işçilerin hakkını verecek gönderecek ya da Ankara valisi ve belediye başkanı Melih Gökçek işçiyi tabutlarda evlerine gönderecek… İşte kararlılık bu kadar gelişmiştir. Emek güçleri biliyorlar ki Tekel eylemi bir var olma savaşıdır. Buna tüm emek güçleri de katılarak eylemleri çoğaltarak sürdürecektir. Bunu gören Türk-İş de ‘bu böyle olmuyor evimize dönelim’ diyemez bu saatten sonra. Zaten büyük mitingde KESK başkanı da kürsüden işçilere hitaben ‘Türk-İş’in bir karar alması gerekir, bu da genel grev kararıdır’ dedi. Genel anlamda Tek Gıda-İş de ısrarcı olduğundan da Türk-İş’in manevra alanı daralmıştır. İşçiler biliyorlar ki genel grev demek hükümetin tüm emekçilere saldırısını püskürtmek demektir.

Bugün artık radikal kararların uygulamaya konulması gerektiğinin bilincindedirler.  Açlık grevlerinin başladığı bugünden sonra artık tüm şehirlerde AKP’nin saldırılarını kararlı bir şekilde püskürtmek gerekmektedir. Türk-İş başkanlar kurulunun da köşeye sıkıştığı ve bir karar vermek zorunda olduğu bilinciyle AKP’nin tüm parti bürolarını işgal etmek, yöneticilerini ve üyelerini istifaya çağırmak, iş bırakma eylemlerini kararlı bir şekilde katılımı çoğaltarak sürdürmek, hükümeti köşeye sıkıştırmak için kaçınılmaz olmuştur.

Bugün başbakanın ‘2 yıldan beri yatıyorlardı biz bunlara maaş ödüyorduk’ ‘devlet malı deniz yemeyen domuz değil’ veya ‘devlet yan gelip yatma yeri değildir’, ‘yetim hakkı yiyorlar’ vb. gibi yalanlarının ortaya çıktığı görülmektedir. Bunu işçi açıklamalarıyla boşa çıkartmıştır. Bunu artık tüm dünya görmektedir. 3.000 lira alıyorlar yalanının da tutmadığı görülmektedir.

Tutmayan bu yalanlarına ‘41.000 lira tazminatlarını alacaklar’ gibi yeni yalanlar ekleyerek halkın önüne çıkmaya başladılar. Üstlerine vazife olmayan milletvekilleri her fırsatta televizyonun karşısına çıkıp böyle değildir böyledir demeye başladılar. İşçi sınıfı bunu artık çok iyi gördü, eylemin içinde kendilerini geliştirdiler. Her gün yeni bir eylem biçimi her gün yeni bir direniş göstermeye başladılar. Bu da hükümetin ne kadar köşeye sıkıştığını  göstermektedir. Başbakan yardımcısı Bülent Arınç’ın kameralar karşısında söylediği ‘Tekelciler CHP ‘den daha iyi muhalefet yapıyor o yüzden Baykal Tekelcilerin yanına sığmış’ sözlerin yabana atılacak sözler olmadığını artık işçi biliyor ve bu sözler ikrardır. İşçiler yüzmüş mücadeleyi kuyruğuna getirmiştir, bu böyle bilene. Ergenekon ve yandaşları bugün göstermelik olarak işçilerin yanındadırlar, işçiler bunu çok iyi biliyor. Daha düne kadar emek mücadelesini satan, darbeye zemin hazırlayan, her türlü cinayeti işleten, devlet içinde ayrı bir devlet yaratan bazı Ergenekon uzantıları ve yandaşları düne kadar işçiyi sattıkları, işçilerin sırtından bugün kaybolan iradelerini aramaya çalıştıkları unutulmamalıdır. Zaten işçi bunu biliyor, sırf muhalefeti büyütmek adına, sırf geleneklerinde olan misafiri hoş karşılama adına seslerinin çıkarmıyorlar, hoş karşılıyorlar.

İşçi sınıfı bu haklı mücadelesini kazanacağından emin bir şekilde kavgayı sürdürüyor ve sürdürecektir. Bunu dost da, düşman da böyle bilsin.

Yaşasın işçilerin birliği. Yaşasın (geç de olsa işçisinin yanında yer alan) Tek Gıda iş. Yaşasın emekten yana olan (gerçek) sivil toplum örgütleri ve duyarlı öğrencilerimiz. Yaşasın emeğin yanında yer alan Ankara halkı…

 

FOTO GALERİ 17 OCAK 2010


.