SDP
Ankara il örgütü genel grev talepli bir basın açıklaması
gerçekleştirdi. Çiğdem Geçimli'nin okuduğu basın açıklamasında "Biz,
yaşam hakkımız, emeğimiz üzerinden oynanan bu kirli oyunlara ancak
ve ancak ‘işçilerin birliği halkların kardeşliği’ şiarı ile yanıt
verilebileceğini düşünüyoruz. İşçilerin sokaklarda yükselttikleri
genel grev çağrıları karşılığını bulmalıdır. Bizler buradan bir kez
daha Türk-İş’e sesleniyoruz: İşçilerin sesine kulak ver, genel
grevden kaçmak için yol aramaktan vazgeç. Artık zaman onların
anladığı dilden konuşma zamanıdır. Zaman genel grev, genel direniş
zamanıdır" denildi.
Açıklamada Diyarbakır Tekel işçilerinden
Bahattin Çağatay da, direnişin 43. gününde devam eden mücadele
azmini ve işçilerin kararlılığını anlattı. Açıklamanın ardından
işçilerin bulunduğu Türk-İş'in önüne doğru yürüyüşe geçildi.
"Onların anladığı dilden konuşmak lazım - Genel grev genel direniş"
sloganlı pankart, Sakarya Caddesi'nde köprünün üstüne asıldı. Daha
sonra SDP genel başkan yardımcısı Yeşim Ergün'ü gözaltına almak
isteyen polis, Tekel işçilerinin müdahalesi ile karşılaştı.
Türk-iş'in önünde Sosyalist Demokrasi Partisi'nden Hüseyin Taka,
Tekel işçilerinin devam etmekte olan onurlu mücadelelerini
selamlayarak "bu kavga hepimizin kavgasıdır, direnen işçi sınıfı
haklarını alacak, işçilerin birliği, halkların kardeşliği
şiarıyla yürüttüğümüz bu mücadele kazanılacaktır. Türk-İş mutlaka
genel grev kararı almalıdır." dedi. Tekel işçileri SDP üyelerinin,
İstanbul'da, Bursa'da ,İzmir'de genel grev amacıyla
gerçekleştirdikleri eylemlilikleri mutlulukla karşıladıklarını
belirttiler ve gözaltına alınan SDP üyelerini selamladılar. "Genel
Grev Genel Direniş", "Türk-İş Göreve Genel Greve", "Yaşasın
İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği" sloganlarıyla eylem son
buldu.
■
FOTO
GALERİ
SDP ANKARA İL ÖRGÜTÜNÜN BASIN AÇIKLAMASI METNİ
Tekel Direnişi 43. Gününde
Bugün ilk günden daha güçlü devam ediyor direniş.
Hava soğuk, hava ayaz, hava karlı. İnsanın nefesini donduran bu
soğukta tekel işçileri direniyor. Mücadele hergün daha da büyüyor.
‘’Ölmek var dönmek yok’’, ‘’genel grev, genel direniş’’ sloganları
yankılanıyor Ankara sokaklarında.
Devlet bir yandan işçileri maden ocaklarında, tuzla tersanelerinde
ölüme mahkum ederken, Tekel işçilerine açlık sınırında yaşamayı
dayatırken, bir yandan da demokratik siyaset yürütmeye çabalayan
BDP’lilere hergün yeni bir operasyonlar düzenleyerek bir saldırı
konsepti işletmektedir. Sokağa haklarını aramak için çıkan işçiye
dayak, demokratik hakları için sokağa çıkan kürde yasak ve
gözaltıları reva görmektedir.
İşçiler tüm özlük haklarından yoksun, iş güvencesiz, düşük maaşlarla
çalışmaya zorlanıyor. Fakat bu uygulamalara karşı işçiler direniyor.
Binlerce Tekel işçisi 15 Aralık günü Ankara’ya
geldi. Önce AKP Genel Merkezi önünden kovuldular, daha sonra Abdi
İpekçi parkından gazlarla, coplarla dağıtıldılar, ağzına genel grev
lafını almayan Mustafa Kumlu’ya karşı, direndiler. Mitingde kürsüyü
işgal ettiler, Türk-İş’e girip haklarını istediler. Tekel işçisi
herkese gösterdi; ‘’ Bizim adımıza karar alamazsınız, bizi
satamasınız!’’
Şimdi Türk-İş Genel Merkezi’nin önünde direniyorlar.
Tam 43 gündür. 4/C uygulamasına karşı dimdik ayaktalar.
Ankara’nın tüm soğuğuna karşı, açlığa karşı, polis dayağına karşı
mevzilerini terk etmediler. Kızılay’ın her yeri eylem alanı şimdi .
Türk-iş’in önü adeta bir çadırkent. Şimdi
binlerce işçi, sosyalist, demokrat, feminist…
Direniyoruz. Mevzilerimizi terk etmiyoruz. Artık
bu kavga hepimizin kavgası. Bu kavga işçi sınıfını kavgası, bu kavga
özgürleşme kavgası.
Tekel fabrikalarında işçilerin birçoğu astım hastasıyken, kansere
varan ciğer rahatsızları varken, günde 8-10 saat
arasında çalışırlarken, başbakan direnişin daha ilk günlerinde tekel
işçilerini yan gelip yatarak para kazananlar diye adlandırdı.
Domuzdan insafsıza kadar birçok hakareti işçiye reva görecek kadar
fütursuzlaştı.
Buradan Erdoğan’a sesleniyoruz: Oğluna gemi almaya, hacca özel
uçaklarla gitmeye benzemez Tekel’de çalışmak. İşçiler 10 ay
çalıştırılıp 2 ay ücretsiz izinle, tüm sendikal haklardan, emeklilik
ikramiyesinden yoksun – yani 4/C ile köle gibi çalışmayacak!
Buradan Sosyalist Demokrasi Partisi olarak bir kez daha soruyoruz:
Savaşa milyarlarca dolar ayrılırken nerededir başbakan? Yani
işçilerin tüm ömürleri boyunca kazanamayacakları miktarlarda
paraları heronlara, savaş uçaklarına yatırırken, Tekel 17 dakika
süren kandırmaca bir ihale ile birkaç yıllık kârı
karşılığında American Tobacco’ya satılırken nerededir? Devletin
malını koruma nutukları, özel istdihdam büroları ile, 4-C ile,
sağlıkta dönüşüm polititikaları ile; işçiler, memurlar tüm
haklarından yoksun bırakılıp satılmak istenmekte! İnsan hayatı
üzerinden oyunlar oynanmaktadır. Fakat devletin insan hayatı
üzerinden oynadığı bu oyuna Tekel işçisinin direnişi büyük bir darbe
vurmuştur. Egemenler bu oyunun bozulmasından korkmaktadır. Bu yüzden
Erdoğan “Tekel işçileri 4C istemiyor, diğer
4C’liler bu ülkenin vatandaşları değil mi?”
şeklinde konuşmaktadır. Bu sözlerle söylenmek istenen
aslında; Biz şimdiye kadar işçiye emekçiye kölelik dayattık, ama
şimdi bunu tekel işçissi kabul etmiyor demektir. Egemenler
korkmaktadır çünkü, bu çarkın bozulmasından,ezilenlerin
birleşmesinden doğacak gücün farkındadır. Tüm direnişlere, eylemlere
karşı ise, egemenler işçileri ve emekçileri parçalayarak bölmek
istemektedir. Halkı işçiye karşı, işçiyi kendi içinde, tekel
işçisinin ne ayrıcalığı var diyerek bölmeyi amaçlamaktadır.
Egemenler korkmaktadır. Bursa’da ölen işçilerle, Tuzla
tersanelerindeki ölüm makinelerinin bağının kurulmasından, kamuda
işten atılmalarla Tekel işçisinin bağının kurulmasından
korkmaktadır. Kapitalizmin her yerde öldürdüğünün görülmesinden
korkmaktadır. Hatta en önemlisi yoksulluk Kürtleşirken, açlık
devleşirken, devletin şiddeti sadece mazlum Kürt halkına değil,
sokağa hakkını aramak için çıkan tüm kesimlere yönelirken Kürtlere
uygulanan sömürü ve asimilasyon politikaları ile yoksullaştırma,
güvencesiz çalışmaya mahkum etme politikaları arasında bir bağ
kurulmasından korkmaktadır. Korkmaktadır, bu nedenle her yerde
şiddet uygulamaktadır. Korkmaktadır, bu nedenle işçiyi işsize,
kadroluyu taşerona, yüksek ücretliyi asgari ücretliye, Kürdü Türke
kırdırarak süreci yönetebileceğini sanmaktadır.
Egemenler korkmaktadır, AKP tekel işçisini işten atarken, işçileri
köleleştirirken, CHP’nin de Kent-Aş işçisini işten attığının
görülmesinden korkmaktadır. Egemenlerin bir bütün olarak işçileri
yok etmeye çalıştığının görülmesinden korkmaktadır. Bizce korkmakta
haklıdırlar. Korksunlar çünkü biz burada geçen 43 günde işçinin
gücünü bir kez daha gösterdik. Korksunlar çünkü işçi sınıfı
örgütleniyor.
Bizler Sosyalist Demokrasi Partisi olarak; Yaşam hakkımız, emeğimiz
üzerinden oynanan bu kirli oyunlara ancak ve ancak ‘işçilerin
birliği halkların kardeşliği’ şiarı ile yanıt verilebileceğini
düşünüyoruz.
İşçilerin sokaklarda yükselttikleri genel
grev çağrıları karşılığını bulmalıdır. Bizler buradan bir kez daha
Türk-iş’e sesleniyoruz, işçilerin sesine kulak ver, genel grevden
kaçmak için yol aramaktan vazgeç. Onlar anlamaz bizim
bekleyişimizden, tekel işçisi bunu herkese rağmen gösterdi . O zaman
artık zaman onların anladığı dilden konuşma zamanıdır. Zaman genel
grev, genel direniş zamanıdır.
Bizler Türkiyenin her yerinde direnişteyiz. İzmirde süresiz oturma
eylemiyle İstanbul’da, Mersin’de, Bursa’da sokaklardayız. Bugün
yapılan sendikaların toplantısında grev kararı netleştirilmelidir.
Bu direniş genel grevle taçlandırılmadır.
Bölgeden yükseltilen özgürlük serhıldanları
ile işçilerin emek mücadelesi birleşmelidir. Devletin ezilen halklar
ve ezilen sınıflar üzerinde yürürlüğe koyduğu bu baskı ve sömürü
mekanizmasını emek, barış, demokrasi güçlerinin birleşik mücadelesi
geriletilebilecektir!
Yaşanın işçilerin birliği hakları kardeşliği
GENEL GREV –GENEL DİRENİŞ
SDP ANKARA İL ÖRGÜTÜNÜN BİLDİRİSİ
ONLARIN ANLADIĞI DİLDEN KONUŞMAK LAZIM
GENEL GREV,GENEL DİRENİŞ!!!
Bugün ilk günden daha güçlü devam ediyor direniş.
Hava soğuk, hava ayaz, hava karlı. İnsanın nefesini donduran bu
soğukta tekel işçileri direniyor. Mücadele hergün daha da büyüyor.
‘’Ölmek var dönmek yok’’, ‘’genel grev, genel direniş’’ sloganları
yankılanıyor Ankara sokaklarında.
Hükümet , işçiler tüm özlük haklarından yoksun, iş güvencesiz, düşük
maaşlarla çalışmaya zorlanıyor.Fakat bu uygulamalara karşı işçiler
direniyor. Tekel işçileri,Önce AKP Genel Merkezi önünden kovuldular,
daha sonra Abdi İpekçi parkından gazlarla, coplarla dağıtıldılar,
ağzına genel grev lafını almayan Mustafa Kumlu’ya karşı, direndiler.
Mitingde kürsüyü işgal ettiler, Türk-İş’e girip haklarını istediler.
Tekel işçisi herkese gösterdi; işçi sınıfının örgütlü gücünü.tam 43
gün oldu direniş sürüyor.
Kızılay’ın her yeri eylem alanı şimdi .
Türk-iş’in önü adeta bir çadırkentDireniyoruz.
Mevzilerimizi terk etmiyoruz. Artık bu kavga
hepimizin kavgası. Bu kavga işçi sınıfını kavgası, bu kavga
özgürleşme kavgası.
Sosyalist Demokrasi Partisi de Türkiye'nin her yerinde direnişte.
İzmir'de süresiz oturma eylemiyle tekel işçisinin Ankara’da
yükselttiği direnişi selamlıyoruz. Biz de onlarla tüm soğuğa karşı
oturuyoruz. Ankara’da tekel işçisinden rahatsız oluyoruz diye
şikayetçi olan Burger-King’i Istanbul’da işgal ettik. İstanbul’da
dedik ki onların anladığı dilden konuşmak lazım. Genel grev –genel
direniş.bizler bu kavga hepimizin kavgasıdır. Şimdi de Türkiye’nin
her yeri tekel direnişi,her yer eylem alanı. Ankara’da, İstanbul’da,
İzmir’de Mersin’de, Bursa’da sokaklardayız. Türkiye’nin dört bir
yanında Tekel direnişi için
sokağa çıkan, direnen toplam 30 parti üyemiz
gözaltındadır. Hep bir ağızdan haykırıyoruz, “Genel grev-genel
direniş”. “Ölmek var dönmek yok.” Bugün yapılan sendikaların
toplantısında grev kararı netleştirilmelidir. Bu direniş genel
grevle taçlandırılmadır.
Domuzdan insafsıza, Yan gelip yatmaktan masum hakkı yemeye kadar
birçok hakareti işçiye reva görecek kadar dengesizleşmiş, hükümet.
Buradan Erdoğan’a sesleniyoruz: Oğluna gemi almaya, hacca özel
uçaklarla gitmeye benzemez Tekel’de çalışmak. İşçiler 10 ay
çalıştırılıp 2 ay ücretsiz izinle, tüm sendikal haklardan, emeklilik
ikramiyesinden yoksun – yani 4/C ile köle gibi çalışmayacak!
Egemenler korkmaktadır, AKP tekel işçisini işten atarken, işçileri
köleleştirirken, CHP’nin de Kent-Aş işçisini işten attığının
görülmesinden korkmaktadır. Egemenlerin bir bütün olarak işçileri,
ezilenleri, Kürtleri yok etmeye çalıştığının görülmesinden
korkmaktadır.egemnler Bizce korkmakta
haklıdırlar. Korksunlar çünkü biz burada geçen 43 günde işçinin
gücünü bir kez daha gösterdik. Korksunlar çünkü işçi sınıfı
örgütleniyor.
İşçilerin sokaklarda yükselttikleri genel grev çağrıları karşılığını
bulmalıdır. Bizler buradan bir kez daha Türk-iş’e sesleniyoruz,
işçilerin sesine kulak ver, genel grevden kaçmak için yol aramaktan
vazgeç. Onlar anlamaz bizim bekleyişimizden, tekel işçisi bunu
herkese rağmen gösterdi . O zaman artık zaman onların anladığı
dilden konuşma zamanıdır. Zaman genel grev genel, genel direniş
zamanıdır.
SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ
.