Ankara'da Tekel işçileriyle buluşma


26 Ocak 2010



SDP Ankara il örgütü genel grev talepli  bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Çiğdem Geçimli'nin okuduğu basın açıklamasında "Biz, yaşam hakkımız, emeğimiz üzerinden oynanan bu kirli oyunlara ancak ve ancak ‘işçilerin birliği halkların kardeşliği’ şiarı ile yanıt verilebileceğini düşünüyoruz. İşçilerin sokaklarda yükselttikleri genel grev çağrıları karşılığını bulmalıdır. Bizler buradan bir kez daha Türk-İş’e sesleniyoruz: İşçilerin sesine kulak ver, genel grevden kaçmak için yol aramaktan vazgeç. Artık zaman onların anladığı dilden konuşma zamanıdır. Zaman genel grev, genel direniş zamanıdır" denildi.

Açıklamada Diyarbakır Tekel işçilerinden Bahattin Çağatay da, direnişin 43. gününde devam eden mücadele azmini ve işçilerin kararlılığını anlattı. Açıklamanın ardından işçilerin bulunduğu Türk-İş'in önüne doğru yürüyüşe geçildi. "Onların anladığı dilden konuşmak lazım - Genel grev genel direniş" sloganlı pankart, Sakarya Caddesi'nde köprünün üstüne asıldı. Daha sonra SDP genel başkan yardımcısı Yeşim Ergün'ü  gözaltına almak isteyen polis, Tekel işçilerinin müdahalesi ile karşılaştı. Türk-iş'in önünde Sosyalist Demokrasi Partisi'nden Hüseyin Taka, Tekel işçilerinin devam etmekte olan onurlu mücadelelerini selamlayarak "bu kavga hepimizin kavgasıdır, direnen işçi sınıfı haklarını alacak, işçilerin birliği, halkların kardeşliği şiarıyla yürüttüğümüz bu mücadele kazanılacaktır. Türk-İş mutlaka genel grev kararı almalıdır." dedi. Tekel işçileri SDP üyelerinin, İstanbul'da, Bursa'da ,İzmir'de genel grev amacıyla gerçekleştirdikleri eylemlilikleri mutlulukla karşıladıklarını belirttiler ve gözaltına alınan SDP üyelerini selamladılar. "Genel Grev Genel Direniş", "Türk-İş Göreve Genel Greve", "Yaşasın İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği" sloganlarıyla eylem son buldu.

FOTO GALERİ

 

SDP ANKARA İL ÖRGÜTÜNÜN BASIN AÇIKLAMASI METNİ

Tekel Direnişi 43. Gününde

Bugün ilk günden daha güçlü devam ediyor direniş.

Hava soğuk, hava ayaz, hava karlı. İnsanın nefesini donduran bu soğukta tekel işçileri direniyor. Mücadele hergün daha da büyüyor. ‘’Ölmek var dönmek yok’’, ‘’genel grev, genel direniş’’ sloganları yankılanıyor Ankara sokaklarında.

Devlet bir yandan işçileri maden ocaklarında, tuzla tersanelerinde ölüme mahkum ederken, Tekel işçilerine açlık sınırında yaşamayı dayatırken, bir yandan da demokratik siyaset yürütmeye çabalayan BDP’lilere hergün yeni bir operasyonlar düzenleyerek bir saldırı konsepti işletmektedir. Sokağa haklarını aramak için çıkan işçiye dayak, demokratik hakları için sokağa çıkan kürde yasak ve gözaltıları reva görmektedir.

İşçiler tüm özlük haklarından yoksun, iş güvencesiz, düşük maaşlarla çalışmaya zorlanıyor. Fakat bu uygulamalara karşı işçiler direniyor. Binlerce Tekel işçisi  15 Aralık günü Ankara’ya geldi. Önce AKP Genel Merkezi önünden kovuldular, daha sonra Abdi İpekçi parkından gazlarla, coplarla dağıtıldılar, ağzına genel grev lafını almayan Mustafa Kumlu’ya karşı, direndiler. Mitingde kürsüyü işgal ettiler, Türk-İş’e girip haklarını istediler. Tekel işçisi herkese gösterdi; ‘’ Bizim adımıza karar alamazsınız, bizi satamasınız!’’

Şimdi Türk-İş Genel Merkezi’nin önünde direniyorlar.  Tam 43 gündür. 4/C uygulamasına karşı dimdik ayaktalar. Ankara’nın tüm soğuğuna karşı, açlığa karşı, polis dayağına karşı mevzilerini terk etmediler. Kızılay’ın her yeri eylem alanı şimdi . Türk-iş’in önü  adeta bir çadırkent. Şimdi binlerce işçi, sosyalist, demokrat, feminist…  Direniyoruz. Mevzilerimizi terk etmiyoruz.  Artık bu kavga hepimizin kavgası. Bu kavga işçi sınıfını kavgası, bu kavga özgürleşme kavgası.

Tekel fabrikalarında işçilerin birçoğu astım hastasıyken, kansere varan ciğer rahatsızları varken,  günde 8-10 saat arasında çalışırlarken, başbakan direnişin daha ilk günlerinde tekel işçilerini yan gelip yatarak para kazananlar diye adlandırdı. Domuzdan insafsıza kadar birçok hakareti işçiye reva görecek kadar fütursuzlaştı.

Buradan Erdoğan’a sesleniyoruz: Oğluna gemi almaya, hacca özel uçaklarla gitmeye benzemez Tekel’de çalışmak. İşçiler 10 ay çalıştırılıp 2 ay ücretsiz izinle, tüm sendikal haklardan, emeklilik ikramiyesinden yoksun – yani 4/C ile köle gibi çalışmayacak!

Buradan Sosyalist Demokrasi Partisi olarak bir kez daha soruyoruz: Savaşa milyarlarca dolar ayrılırken nerededir başbakan? Yani işçilerin tüm ömürleri boyunca kazanamayacakları miktarlarda paraları heronlara, savaş uçaklarına yatırırken, Tekel 17 dakika süren kandırmaca bir  ihale ile birkaç yıllık kârı karşılığında American Tobacco’ya satılırken nerededir? Devletin malını koruma nutukları, özel istdihdam büroları ile, 4-C ile, sağlıkta dönüşüm polititikaları ile; işçiler, memurlar tüm haklarından yoksun bırakılıp satılmak istenmekte! İnsan hayatı üzerinden oyunlar oynanmaktadır. Fakat devletin insan hayatı üzerinden oynadığı bu oyuna Tekel işçisinin direnişi büyük bir darbe vurmuştur. Egemenler bu oyunun bozulmasından korkmaktadır. Bu yüzden Erdoğan  “Tekel işçileri 4C istemiyor, diğer 4C’liler bu ülkenin vatandaşları  değil mi?”  şeklinde konuşmaktadır. Bu sözlerle söylenmek istenen aslında; Biz şimdiye kadar işçiye emekçiye kölelik dayattık, ama şimdi bunu tekel işçissi kabul etmiyor demektir. Egemenler korkmaktadır çünkü, bu çarkın bozulmasından,ezilenlerin birleşmesinden doğacak gücün farkındadır. Tüm direnişlere, eylemlere karşı ise, egemenler işçileri ve emekçileri parçalayarak bölmek istemektedir. Halkı işçiye karşı, işçiyi kendi içinde, tekel işçisinin ne ayrıcalığı var diyerek bölmeyi amaçlamaktadır.

Egemenler korkmaktadır. Bursa’da ölen işçilerle, Tuzla tersanelerindeki ölüm makinelerinin bağının kurulmasından, kamuda işten atılmalarla Tekel işçisinin bağının kurulmasından korkmaktadır. Kapitalizmin her yerde öldürdüğünün görülmesinden korkmaktadır. Hatta en önemlisi yoksulluk Kürtleşirken, açlık devleşirken, devletin şiddeti sadece mazlum Kürt halkına değil, sokağa hakkını aramak için çıkan tüm kesimlere yönelirken Kürtlere uygulanan sömürü ve asimilasyon politikaları ile yoksullaştırma, güvencesiz çalışmaya mahkum etme politikaları arasında bir bağ kurulmasından korkmaktadır. Korkmaktadır, bu nedenle her yerde şiddet uygulamaktadır. Korkmaktadır, bu nedenle işçiyi işsize, kadroluyu taşerona, yüksek ücretliyi asgari ücretliye, Kürdü Türke kırdırarak süreci yönetebileceğini sanmaktadır.

Egemenler korkmaktadır, AKP tekel işçisini işten atarken, işçileri köleleştirirken, CHP’nin de Kent-Aş işçisini işten attığının görülmesinden korkmaktadır. Egemenlerin bir bütün olarak işçileri yok etmeye çalıştığının görülmesinden korkmaktadır. Bizce korkmakta haklıdırlar. Korksunlar çünkü biz burada geçen 43 günde işçinin gücünü bir kez daha gösterdik. Korksunlar çünkü işçi sınıfı örgütleniyor.     

Bizler Sosyalist Demokrasi Partisi olarak; Yaşam hakkımız, emeğimiz üzerinden oynanan bu kirli oyunlara ancak ve ancak ‘işçilerin birliği halkların kardeşliği’ şiarı ile yanıt verilebileceğini düşünüyoruz.

İşçilerin sokaklarda yükselttikleri genel grev çağrıları karşılığını bulmalıdır. Bizler buradan bir kez daha Türk-iş’e sesleniyoruz, işçilerin sesine kulak ver, genel grevden kaçmak için yol aramaktan vazgeç. Onlar anlamaz bizim bekleyişimizden, tekel işçisi bunu herkese rağmen gösterdi . O zaman artık zaman onların anladığı dilden konuşma zamanıdır. Zaman genel grev, genel direniş zamanıdır.

Bizler Türkiyenin her yerinde direnişteyiz. İzmirde süresiz oturma eylemiyle İstanbul’da, Mersin’de, Bursa’da sokaklardayız. Bugün yapılan sendikaların toplantısında grev kararı netleştirilmelidir. Bu direniş genel grevle taçlandırılmadır.

Bölgeden yükseltilen özgürlük serhıldanları ile işçilerin emek mücadelesi birleşmelidir. Devletin ezilen halklar ve ezilen sınıflar üzerinde yürürlüğe koyduğu bu baskı ve sömürü mekanizmasını emek, barış, demokrasi güçlerinin birleşik mücadelesi geriletilebilecektir!

Yaşanın işçilerin birliği hakları kardeşliği

GENEL GREV –GENEL DİRENİŞ

 

SDP ANKARA İL ÖRGÜTÜNÜN BİLDİRİSİ

ONLARIN ANLADIĞI DİLDEN KONUŞMAK LAZIM

GENEL GREV,GENEL DİRENİŞ!!!

Bugün ilk günden daha güçlü devam ediyor direniş.

Hava soğuk, hava ayaz, hava karlı. İnsanın nefesini donduran bu soğukta tekel işçileri direniyor. Mücadele hergün daha da büyüyor. ‘’Ölmek var dönmek yok’’, ‘’genel grev, genel direniş’’ sloganları yankılanıyor Ankara sokaklarında.

Hükümet , işçiler tüm özlük haklarından yoksun, iş güvencesiz, düşük maaşlarla çalışmaya zorlanıyor.Fakat bu uygulamalara karşı işçiler direniyor. Tekel işçileri,Önce AKP Genel Merkezi önünden kovuldular, daha sonra Abdi İpekçi parkından gazlarla, coplarla dağıtıldılar, ağzına genel grev lafını almayan Mustafa Kumlu’ya karşı, direndiler. Mitingde kürsüyü işgal ettiler, Türk-İş’e girip haklarını istediler. Tekel işçisi herkese gösterdi; işçi sınıfının örgütlü gücünü.tam 43 gün oldu direniş sürüyor.

Kızılay’ın her yeri eylem alanı şimdi . Türk-iş’in önü  adeta bir çadırkentDireniyoruz. Mevzilerimizi terk etmiyoruz.  Artık bu kavga hepimizin kavgası. Bu kavga işçi sınıfını kavgası, bu kavga özgürleşme kavgası.

Sosyalist Demokrasi Partisi de Türkiye'nin her yerinde direnişte. İzmir'de süresiz oturma eylemiyle tekel işçisinin Ankara’da yükselttiği direnişi selamlıyoruz. Biz de onlarla tüm soğuğa karşı oturuyoruz. Ankara’da tekel işçisinden rahatsız oluyoruz diye şikayetçi olan Burger-King’i Istanbul’da işgal ettik. İstanbul’da dedik ki onların anladığı dilden konuşmak lazım. Genel grev –genel direniş.bizler bu kavga hepimizin kavgasıdır. Şimdi de Türkiye’nin her yeri tekel direnişi,her yer eylem alanı. Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de Mersin’de, Bursa’da sokaklardayız. Türkiye’nin dört bir yanında  Tekel direnişi  için sokağa çıkan, direnen  toplam 30 parti üyemiz gözaltındadır. Hep bir ağızdan haykırıyoruz, “Genel grev-genel direniş”. “Ölmek var dönmek yok.” Bugün yapılan sendikaların toplantısında grev kararı netleştirilmelidir. Bu direniş genel grevle taçlandırılmadır.

Domuzdan insafsıza, Yan gelip yatmaktan masum hakkı yemeye kadar birçok hakareti işçiye reva görecek kadar dengesizleşmiş, hükümet. Buradan Erdoğan’a sesleniyoruz: Oğluna gemi almaya, hacca özel uçaklarla gitmeye benzemez Tekel’de çalışmak. İşçiler 10 ay çalıştırılıp 2 ay ücretsiz izinle, tüm sendikal haklardan, emeklilik ikramiyesinden yoksun – yani 4/C ile köle gibi çalışmayacak!

Egemenler korkmaktadır, AKP tekel işçisini işten atarken, işçileri köleleştirirken, CHP’nin de Kent-Aş işçisini işten attığının görülmesinden korkmaktadır. Egemenlerin bir bütün olarak işçileri, ezilenleri, Kürtleri yok etmeye çalıştığının görülmesinden korkmaktadır.egemnler  Bizce korkmakta haklıdırlar. Korksunlar çünkü biz burada geçen 43 günde işçinin gücünü bir kez daha gösterdik. Korksunlar çünkü işçi sınıfı örgütleniyor.             

İşçilerin sokaklarda yükselttikleri genel grev çağrıları karşılığını bulmalıdır. Bizler buradan bir kez daha Türk-iş’e sesleniyoruz, işçilerin sesine kulak ver, genel grevden kaçmak için yol aramaktan vazgeç. Onlar anlamaz bizim bekleyişimizden, tekel işçisi bunu herkese rağmen gösterdi . O zaman artık zaman onların anladığı dilden konuşma zamanıdır. Zaman genel grev genel, genel direniş zamanıdır.

SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ



.