ÖZNE OLAMAMA HALİ


YILMAZ ASLAN


17 Ocak 2010



Tekel işçisinin direnişi sosyalistler arasında ve sendikalarda sınıfa bakış açılarında bir tür dizilişlere de sahne oldu. Bunun en çok göze çarpanı sınıfın birer üyesi olmasına rağmen yani sınıfın içinde olmasına rağmen dışındaymış gibi ‘destek’ kelimesini bolca kullanan sendikalar ve sınıf örgütleri, bir diğeri de eleştirirken içinde olmadığını düşündüğü halde içindeymiş gibi eleştirenler.

Dört konfederasyonun toplantısı sonucu eylem tarihinin toplantının konusuyla hiçbir alakasının olmadığı bir tarih olması, Tekel işçilerini, Tek Gıda-İş başkanını memnun etmediği gibi, KESK ve DİSK üyelerini de memnun etmedi.  Bu memnuniyetsizliğe KESK yöneticilerinin verdiği cevap ‘biz bu işin öznesi değiliz’ şeklindeydi.  Türk-İş yönetiminin neyin öznesini olduğunu az çok görebiliyoruz, fakat kendisini muhalefet ve sınıfa bakış açısından bir yere oturtmuş KESK’in bu işin öznesi değilse neyin öznesi olduğu merak konusu.

Anlaşılan o ki KESK’in uzun yıllar boyunca kurumsallaşma adına yaptığı işlerin sonu buralara kadar varmış. Tekel işçilerinin yaptığı direnişi sınıf mücadelesinin geleceği olarak düşünmeyip, kendi kurumundan soyutlayıp başka bir kurumun işi olarak görme hali özne olamama halini de getirir doğal olarak.

Neoliberal yıkım politikalarının sonucu olan Tekel işçisinin durumuna yakın zamanda binlerce işçi katılacaktır. Yakın zamanda özelleştirilmesi planlanan şeker fabrikalarında ve enerji santrallerinde örgütlü Türk-İş’e bağlı sendikaların bu direnişe halen katılamaması onların da gelecekte nasıl bir durumda olacaklarının göstergesi olacaktır. Özelleştirmenin boyutunun ileriki yıllarda eğitim ve sağlık sektörünün emekçilerini de büyük oranda etkileyeceği ve daha şimdiden başlayan güvencesiz çalıştırmanın özelleştirmenin artmasıyla tüm emekçileri kapsayacağı açık bir şekilde görülmektedir. Bugün güvencesiz çalıştırılmaya hak gasplarına karşı yürütülen bu mücadelenin öznesi olmayan yarın hiçbir şey olamayacaktır. Güvencesiz çalıştırmaya ve hak gasplarına karşı mücadele bayrağını elinde tutan tekel işçisinin mücadelesine katılamamak gelecekteki hak gasplarına eğitim ve sağlık emekçisinin karşı duruşunu önemli derecede etkileyecektir. TEKEL İŞÇİSİ KAZANIRSA SAĞLIK, EĞİTİM, BÜRO EMEKÇİLERİ DE KAZANACAK.

Gençliğin yaptığı eylemleri ve Tekel işçilerinin mücadelesinin her yerinde sosyalist yapıların dayanışmayı ‘sınıfın eyleminin önüne geçme’  ve ‘direnişin önüne geçip direnişin kamuoyunda yaratılan etkisinden pay kapma’ olarak eleştirmek de sınıftan kaçışın yeni yöntemi olsa gerek.

Liseli ve üniversiteli gençlerin yaptığı eylemleri bir dayanışma ve destek olarak görmenin ne kadar doğru olduğunu görmek için sınıf tahlili ve kavramının ciddi bir tanımının yanında liseli ve üniversiteli gençlerin sınıfın neresinde olduğunu da görmek gerekir. Bugün direnen Tekel işçisinin mücadelesini sınıfın bir hak koruması mücadelesi olarak gördüğümüzde, gelecekte işçi sınıfının birer adayı olan liseli ve üniversiteli gençlerin kendi gelecekleri için yapılan bu mücadeleyi, kendilerini eleştirenler gibi sıcak evlerinde televizyon başında izlemeleri tabi ki düşünülemez. Kaldı ki eylemleri yapanların hiçbiri geleceğin patron adayı değil. TEKEL İŞÇİSİ KAZANIRSA GELECEĞİN İŞÇİSİ LİSELİ VE ÜNİVERSİTELİ GENÇLİK KAZANACAK.

Tekel işçisinin direnişi uzun zamandır bu topraklarda göremediğimiz bir kardeşliği de yaratmıştır. Çalışma Bakanının rahatsızlığının diline vurduğu gibi bu kardeşlik, egemenler açısından büyük rahatsızlık yaratmıştır. Direniş yumuşak karnı bulmuştur. Yıllardır sınıf içinde yapılan şovenist ve militarist politikaların her direnişe, her mücadeleye köstek olduğu, egemenlerin huzur bulduğu durum tersine dönmüştür. Batman’lı, Muş’lu, Bitlis’li Kürtler Samsun’lu, Trabzonlu Türklerle kardeşçe direnişi örgütlemişlerdir. Direnişi bu kadar güçlendiren Türk ve Kürt işçilerinin kardeşçe dayanışması olmuştur. Kardeşlikten, barıştan bahseden hiçbir kimsenin, hiçbir yapılanmanın bu direnişin öznesi olmaktan kaçması mümkün değildir. TEKEL İŞÇİSİ KAZANIRSA TÜRK VE KÜRT HALKLARININ KARDEŞLİĞİ DE KAZANACAK.

TEKEL İŞÇİSİ KAZANIRSA HEPİMİZ KAZANIRIZ!