|
Aralık ayında
Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde meydana gelen ve 19 maden işçisinin
ölümü ile sonuçlanan grizu faciası hafızalarımızdaki yerini korurken 23
Şubat günü yine çığlıklar yükseldi bir başka maden ocağından.
Balıkesir’in Dursunbey İlçesi’ne bağlı Odaköy’de özel bir şirkete ait
olan kömür ocağında dün saat 18 sıralarında grizu patlaması gerçekleşti
ve derinliği 500 metre olan madenin 250’inci metresinde meydana gelen
patlama 13 cana sebep oldu, 18 işçi de ciddi şekilde yaralandı.
Sözkonusu maden ocağı
1960’tan beri çalıştırılıyor ve Odaköy’de Balıkesir Ticaret Odası Meclis
Başkanı Erhan Ortaköylü’ye ait Şentaş şirketine bağlı, Ayrıca yine
hatırlanacağı üzere 2006 1 Haziranında aynı maden ocağında göçük sonucu
17 işçi yaşamını yitirmişti bu faciada.
Maden sahibi Erhan
Ortaköylü’nün patlamaya ilişkin açıklaması aynen şöyle: “Yanmanın
meydana geldiği bölgede kapıya yakın olan işçiler ocaktan çıktı. İlk
müdahalesi maden alanında yapılan yaralılar süratle Dursunbey Devlet
Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada bir gaz yanması olmuş. Metan gazı
yanmasından söz ediliyor. Küçük bir kaza değil. Allah kimsenin başına
vermesin ama biz madenciler bununla yaşamak zorundayız. Kazanın nedeni
inceleme sonunda ortaya çıkacak. Çok üzgünüm. Allah ölenlere rahmet
eylesin.”
Erhan Ortaköylü, aynı
madende 4 yıl önce de 17 işçinin öldüğünün hatırlatılıp, ihmal olup
olmadığının sorulması üzerine, “Burası örnek bir işletme. Erken uyarı
sistemi vardı.” demekle yetindi ki zaten kendisinden daha fazlasını
beklememek gerektiğini yıllar sonra meydana gelen bu ikinci olay ile
açıkça öğrenmiş bulunuyoruz.
Başbakanın İspanya’dan
dönüşte söylediği “Son olarak bakanımın bana az önce ifade ettiği
kadarıyla bu ocakta da 20 gün önce bir denetim yapılmış. Fakat şu anda
rapor yanımda değil” sözleri de duruma tuz biber eker cinsten doğrusu.
Evet maden ocağı bundan yaklaşık 20 gün önce denetimden geçmiş, çalışma
koşullarına ilişkin herhangi bir sıkıntısı olmadığı anlaşılmış olacak ki
işletme açık ve işçiler çalışır haldeyken olay meydana gelmiş.
İşletme sahibi
denetleyen kurumdan “işler yolunda raporu” almış da “Allah kimsenin
başına vermesin ama biz madenciler bununla yaşamak zorundayız” diyerek
bunun tek başına çalışma koşulları ile alakalı olmadığını “çok şükür”
gözümüze gözümüze sokuveriyor.
Bir diğer mesele
Dursunbey’deki hastanede yanık ünitesi bulunmuyor oluşu ki bunu da bir
“talihsizlik” olarak değerlendiremiyoruz. Eğer hastane bu açıdan
donanımlı olsaydı oraya tedavi için götürülen 5 işçi bölgedeki başka
hastanelere gönderilerek zaman kaybetmeyecek ve canlarından
olmayacaklardı. Sağlıksız
ve güvencesiz iş koşullarına bir de sağlıksız “devlet sağlık kurumları”
eklenince zincirin halkaları tamamlanmış oluyor işte.
Aslında bu olay ne ilk
ne de son olacak böyle giderse ki daha önce de aynı bölgede çeşitli
olaylar meydana geldi. Dursunbey ilçesine bağlı Kavacık köyü
yakınlarında, Özçevre Madencilik Şirketi’ne ait kömür ocağında 5 Mart
2009’da meydana gelen grizu patlamasında 9 işçi yaralandı, yine
Dursunbey İlçesi’ne bağlı, aynı bölgedeki Hamzacık Köyü’nde, Şentaş
Madencilik Şirketi’ne ait kömür ocağında 1 Ekim 2009’da gaz sıkışması
nedeniyle meydana gelen grizu patlamasında da 5 işçinin yaralandığı
biliniyor.
Maden işçileri düşük
ücretler karşılığında, uzun saatler boyunca ve yerin derinlerinde,
işletmelere verilen bu “sağlıklı raporlar” sayesinde daha çok çalışıp
daha az ölmek için “Allah’a dua etsinler” isteniyor. Devletin
sorumlulara yönelik herhangi bir girişimde bulunup bulunmayacağı,
işletmelere yönelik sıkı denetimler olup olmayacağı, maden işçilerinin
sendikal anlamda kazanımlar elde edip edemeyecekleri ve çalışma
koşullarının iyileştirilip iyileştirilmeyeceği de şimdilik belirsiz.
Şimdi kaçınılmaz olan maden işçileri, Tekel işçileri, Marmaray işçileri
ve işçi direnişinin bütün öncü işçileri ile bir araya gelerek, işçi
sınıfının sözünü daha güçlü söylemek ve direniş hattını güçlendirerek,
zat-ı muhteremlere yükselen sesin örgütlü işçi sınıfına ait olduğunu bir
kez daha haykırmak ve bu yolda “ölmek var, dönmek yok”
diyerek işçi sınıfının gücünü bir kez daha hatırlatmaktır.
|