![]() |
![]() |
|
|
EGEMENLERİN YENİ SALDIRI DÖNEMİNİ SAVUŞTURMAK İÇİN M. ULAŞ
BAYRAKTAROĞLU
11 Haziran 2010 |
||
|
İşçi sınıfı ve emekçilere karşı çok yönlü saldırılar artarak sürüyor.
Devlet işçisi statüsünde olanlara 4C yasası ile dayatılan
güvencesizliğin benzerini hükümet memurlara uygulamak için hazırlanıyor.
Tarımsal üretimin ve hayvancılığın çoktan bitirildiğini ve dolayısıyla
halkın gıda ihtiyacının emperyalist tekellere bağlı kılındığını daha
evvel tespit etmiştik. Bu nedenle son dönemde kırmızı et fiyatlarının
Türkiye’de fırladığına şahit olduk. Bu örnekleri sağlık hizmetlerinin ve
eğitim hizmetlerinin paralı hale getirilmesine kadar genişletebiliriz.
Ergenekon davasının ise egemen kesimlerin iç hesaplaşmasından başka bir
anlamı tümüyle kalmadı. Yeni ortaya atılan ve muhtemelen referanduma
gidecek olan anayasa değişikliğinin demokratikleşme diye yutturulan
maddeleri de bu egemenler arasında süregiden kavgada pazarlık malzemesi
olarak kullanılmaktadır. Kürt halkını seçilmiş temsilcileri dün
tutuklanıyorlardı bugün üzerlerine panzerlerle saldırıyorlar. Seçilmiş
BDP milletvekili Sevahir Bayındır böyle bir saldırıda yaralandı.
Egemenlerin kolluk kuvvetlerinin katlettiği onlarca çocuğun yanı sıra
yüzlerce çocuk cezaevlerinde “taş atmaktan” yatıyor. Şeytan taşlamak ne
zaman suç oldu? Zulme boyun eğmeyen işçi, emekçi ve ezilenlerin
mücadelesinden daha haklı ve daha doğru bir eylem yoktur dünyada.
Bütün bu yaşanan durum sosyalistleri sınıyor. Kimisi sürece duyarsız
kalıyor, görmezden geliyor; kimisi ise özgürlük için savaşan Kürt
halkını kınıyor ve “barış istiyorsanız zulme karşı direnmeyin” diyor.
Bugün sol içerisindeki en tehlikeli sağcı çizgi budur. Çünkü barış
isteyenleri savaş isteyen ve savaş tüccarlarını ise barış isteyen olarak
göstermeye hizmet etmektedirler. Bugün memleketimiz genelindeki
yoksulluğun, işsizliğin vb. ve sosyalistlerin güçsüzlüğünün sebebi Kürt
özgürlük hareketi değildir. Kendi başarısızlıklarının sorumluluğunu
üstlenemeyenler hiçbir zaman kavgada muzaffer olamazlar.
1980’de askeri diktatörlük önünde boyun eğenler, direnen yüzlerce
devrimcinin emeğini boşa harcayanlar, 80-90 arası SHP (bugünkü CHP)
saflarında yolunu bulanlar, 90’larda-2000’lerde kendi devrimci bir hat
izleyemese de devrimcilere bile sahip çıkmayanlar
bugün devrimci geleneklerin son kırıntılarını da sömürerek
devrimci mücadelenin yolunu saptırmaya devam etmektedirler. Bu soldaki
yozlaşmış statükocu unsurlar neden özgürlük hareketine tavır alıyorlar?
Sorunun cevabı içinde saklı: statükoları bozulacak, rahatları bozulacak.
Ve durdukları gibi duramayacaklar. Kavga keskinleştikçe taraflar
netleşecek.
Son dönemde Müsiad adlı burjuva örgütlenmesinin siyasi ve sosyal
yapılanmaları ak mı kara mı olduğu belli olmayan partiler ve nurunu bir
türlü göremediğimiz tarikatlar İsrail ile sınav veriyorlar. Bu
tarikatların en büyüğünün ABD’deki lideri Gazze’ye yardım götüren
gemilerin İsrail’den izin almamakla yanlış yaptığını buyurdu. Ondan önce
yukardan üfüren başbakanın tersine yardımcısı Arınç İsrail ile hiçbir
anlaşmanın bozulmayacağını belirtti. İsrail tarafından katledilenleri
AKP’nin seçim malzemesi olarak kullanması bu partinin sınıf
karakterinden ileri geliyor. Onlara göre alınıp satılamayacak hiçbir şey
yok… ABD ise kontrol altında tutabildiği sürece Türkiye’nin Ortadoğu’da
İran’ın rolünü çalmasına ses çıkartmayacaktır.
Antiemperyalist tutarlı bir devrimci çizginin İsrail devletinin
yıkılmasını, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını kazanmasını ve
işçi sınıfını devrimci mücadelesinin yükseltilmesini savunması
zorunluluktur. Bütün bu görevleri yerine getirebilecek proletaryanın
entrrnasyonalist devrimci örgütünü teşkil etmek için tüm proletaryanın
öncü devrimci müfrezeleri birleşmelidir. Bu görevden daha ivedi başka
bir görev yoktur devrim için savaşanlar için.
Yakın dönemde yükselecek olan sınıf mücadelesi bu devrimci görevi neden
yerine getirmedikleri konusunda çeşitli devrimci iddialara sahip
olanları işçi sınıfı, ezilenler ve ezilen halklar önünde hesap vermeye
zorlayacaktır. Önümüzdeki mücadele dönemi doğudan sıkışan oligarşiyi
batıdan sıkıştırma ve bir bütün olarak çökertme dönemi olacaktır. Grev,
boykot, işgal eylemleri yaygınlaştırılmalı ve sistemin sokaktaki
hegemonyası kırılmalıdır. Devrimciler kendilerine yönelik her saldırıya
daha çok birleşerek, toplu ve şiddetli cevap vermelidirler. Kaybedecek
vakit yoktur. Proletaryanın öncü müfrezeleri ileri mevzilere…
|
||