GENEL GREV GENEL DİRENİŞ


M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU   mubayraktar@sosyalistdemokrasigazete.net


2 Şubat 2010



Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bugün Türk-iş ile Tekel işçilerinin hakları üzerinden yaptıkları pazarlık sonucunda şöyle buyurdu:

“Türkiye'de daha önce de söyledim en az 3-3,5 milyon vatandaşımız bugün itibariyle işsiz. En az 3 milyon vatandaşımız asgari ücretle çalışıyor. Bugün bu verdiğimiz paralarda 72,5 milyonun hakkı var. Devlet olarak olaya tabii ki işçilerin perspektifinden bakıyoruz.”

Bakan kendi kurumlarının objektif olmayan araştırmalarına dayanarak yarı yarıya düşük olarak belirttiği milyonları bulan işsizlik rakamları ile işçilere ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışıyor.  Bu milyonları işsiz bırakan onların kötü kaderleri mi? Hayır kapitalizmin ta kendisi. Kapitalizmin yürütücüsü kim? Bu bakan gibilerin oluşturduğu hükümet. Hükümet yürütüyor, kapitalist devlet için yürütüyor, patronlar için yürütüyor (mecazi anlamda da). İşsizlik var, çünkü kötü çalışma koşullarında çalışan, fazla mesai yapıp parasını alamayan milyonlarca işçi var. Çok kısa bir süre önce onlarca maden işçisinin göçük altında kalıp öldüğüne, kadın işçilerin sel sonucu servis aracında sıkışıp boğulduğuna, tersane işçilerinin çeşitli nedenlerle çalışırken öldüklerine tanık olduk. İşsizlik var, çünkü yüz binlerce öğrenci için yeterli sayıda öğretmen atanmadı. İşsizlik var, Bakan çalışan işçileri işsizlikle korkutsun, asgari ücrete mahkum etsin diye.

Bugün işçilere, emek güçlerine emeklerini satmaları karşılığında verilen paralarda 72 milyonun hakkı yoktur. Bakan’ın bahsettiği ücretler işçilerin çalışmalarının karşılıkları, alın terlerinin karşılıklarıdır. Bakan işçi sınıfını köle gibi gördüğünden bu tip mantıksız konuşmalar yapmakta ve işçilere bir şeyler bahşettiğini sanmaktadır. Bu yüzden devlet kesinlikle işçilerin perspektifinden bakmamaktadır, tamamiyle patronların, IMF’nin ve emperyalistlerin perspektifinden bakmaktadır.

Hükümetin teklifini şöyle özetleyebiliriz:

“TEKEL işçileri isterlerse 770 lira ile 940 lira arasında bir maaşla kamuya alınabilecek. Ayrıca çalıştıkları yıllık izinleri çalıştıkları her ay için 2 güne ve yıllık çalışma süresi de 10 aydan 11 aya çıkarılacak.”

Hükümet bu teklifiyle bazı ekonomik “iyileştirmeler” yaparak Tekel işçisinin direnişini onları bölmek suretiyle zayıflatmak istiyor. İşçinin iş güvencesi olmadan bütün bu anlaşmanın önümüzdeki süreçte hiçbir anlamı yok. Bugün verilenler Tekel işçisinin eski haklarının yani ellerinden gasp edilen haklarının yanına bile yaklaşamıyor. Bu yapılan devlet operasyonunun ideolojik arka planı ise “zaten çalışmıyorlardı, yan gelip yatıyorlardı” diye propaganda edilmeye çalışıyor. Öyle görülüyor ki, bu propagandayı yapan devlet erkanı Tekel’i sattığı gibi Tekel işçisini de satmış. Çünkü başbakan Erdoğan “bizi buraya Tekel işçisi getirmedi” diyor. Eninde sonunda işçi sınıfı getirdiklerini de bir gün götürmeyi ve kendi kaderini eline almayı bilecektir. Bugün Tekel işçisinin direnişi büyüyor. İtfaiye işçileri, Kent A.Ş. işçileri, Marmaray Projesinde çalışan bir kısım işçi, Tariş işçileri ve birçokları ya mücadele ediyorlar, ya da mücadeleye hazırlanmaktalar. Bakan işçileri sıkıştırmak için şöyle diyor: “Özellikle Tekel işçilerine ve onların ailelerine sesleniyorum. 1 ay başvuru süreleri var. Havuza başvurmaları için kendilerine verilen 1 ay süre var.” Yani hükümet ‘bu verdiklerimize razı olun yoksa hiçbir şey alamayacaksınız’ diyor. Kapitalist devlet krizin faturasını işçilere çıkartıyor. İşçilerin haklarını hunharca gasp ediyor.

Türk-İş yetkilileri bugün işçilere anlaşamadıklarını belirtti ve yarın diğer sendikaları görüşmeye çağırdı. Görüşmede genel grev meselesinin görüşüleceğini belirttiler. Başından beri Türk-İş genel merkezi genel grev, genel direniş olmasın diye uğraşıyor. Bu süreç zarfında işçiler Türk-İş genel merkezini ‘işgal’ ettiler, sloganları ve kararlı duruşları ile Türk-İş yönetimini uyardılar, büyük mitingde kürsüyü işgal ettiler ve direnişin inisiyatifini ellerine aldılar. Bugün Türk-İş yönetimi işçiyi satmakta zorlanmaktadır. İşçinin gözü Türk-İş’in üzerindedir. Fakat hâlâ Türk-İş genel grev kararını açıklamamak için uğraşmaktadır. Öyle gözüküyor ki, Türk-İş sıkıştığında genel grev olmayan bir genel grev yapmaya çalışacaktır. Öte yandan CHP ve faşist MHP’nin fırsatçılıkları, popülizmleri ve riyakarlıkları genel grev, genel direniş olduğu zaman bariz bir şekilde örneklenecektir.

Tekel direnişi bir kıvılcımdır. Emeklilik mezarda olmasın diye, hastane kuyruklarında ölmemek için, eğitimde fırsat eşitliği için, iş güvencesi, sağlıklı çalışma koşulları için, özgürlük, eşitlik, adalet, halkların kardeşliği için, barış için  genel greve-direnişe....