|
Baba oğul evlerinin bahçesinde, ne olduğunu anlamadan kurşunların hedefi
olabiliyor. 12 yaşındaki bedene 13 kurşun sığıyor da, yaşanan acı bir
halkın yüreğine sığmıyor. Ayağında terliğiyle gerilla olduğu ve
direndiği iddiasıyla öldürülüyor. Öldürenlerin ifadesine göre “hedef
hareket ettikçe” ateş ediliyor. Gazetelere çıkan ilkokul önlüklü Uğur
Kaymaz’ın bakışları vicdanı olanların vicdanını delip geçiyor.
Tartışmalar devam ediyor, Uğur gerilla mıydı değil miydi?
Ceylan 14’ünde. 14’ünde bir kız çocuğu oyun oynaması gerekirken sürü
otlatıyor. Okulda olması gerekirken çobanlık yapıyor. Patlama sesini
duyanlar olay yerine geldiğinde Ceylan’ın vücudunu bir şeyler delmiş
şekilde buluyor. Vücudunun parçalarını ailesi ağaçlardan topluyor. Savcı
bölgede can güvenliği olmadığı gerekçesiyle olay yeri incelemeye
gelmiyor ve ceset karşı köyün muhtarı tarafından ilkel koşullarda morga
götürülüyor. Adli tıp “havan topu değil mayına basmak Ceylan’ı öldürmüş”
diyor.
12 yaşındaki Meryem’in sınıf arkadaşına yazdığı “seni seviyorum” notu
onu ölüme götürüyor. İddia edilene göre notu bulan öğretmeni onu
babasına veriyor. Ahırlarında kafasına dayanan silahla ölmüş şekilde
bulunuyor. 12 yaşında bir can daha bu kanlı ve acılı coğrafyada
tükeniyor. Arkasından tartışılıyor töre cinayeti mi, intihar mı?
Böyle genç ölümlerin daha yüzlerce örneğini vermek mümkün. Anlamsız
tartışmalar genç ölümlerin gerçeğini perdeliyor. Görmemiz gereken
gerçeği örtüyor. Esas sorulması gereken bu topraklarda ne çok silah var.
Ne çok çocuk ateşli silahlarla ölüyor. Bu çocukların arkasında
tartışılması gereken kim tarafından ne gerekçeyle öldürüldükleri değil,
her ne gerekçeyle olursa olsun kan ve ölümle nasıl bu kadar iç içe
oldukları değil mi?
Sormalı şimdi: Uğur gerilla ise ne değişir? Ne yazık ki ülke gerçeği 12
yaşındaki çocukları savaşın içine çekiyor diye üzülmek gerekmez mi?
Ceylan’ı havan topunun değil basılan bir mayının öldürmüş olması
kimi suçtan kurtarır? Küçük çocukları mayınlarda öldürmek de bu ülkenin
kahrolası bir gerçeği ve hepimizin suçu değil mi? Sevgi sözcüğünün ölüme
götürdüğü Meryem'in öldürülmüş olması ya da intihar etmiş olması bir
şeyi değiştirir mi? Töre veya korku fark etmez, nihayetinde acılı
coğrafyada tüm sevgiler öyle ya da böyle ölüme götürmüyor mu? Yani ha
feodal baba öldürmüş ha baba korkusu fark eder mi? Çocuklar ölüyor,
çocuklar öldürülüyor, çocuklar savaşıyor ya da intihar ediyor fark eder
mi?
Savaştan, şiddetten, kandan, ölümden uzak bir hayatı yeşertmek, savaşa
karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunmak tüm insanım diyenlerin görevi
değil mi?
|