12 YIL BİR ÖMÜR EDER Mİ?


UĞUR GÜNDOĞAN


11 Şubat 2010



Baba oğul evlerinin bahçesinde, ne olduğunu anlamadan kurşunların hedefi olabiliyor. 12 yaşındaki bedene 13 kurşun sığıyor da, yaşanan acı bir halkın yüreğine sığmıyor. Ayağında terliğiyle gerilla olduğu ve direndiği iddiasıyla öldürülüyor. Öldürenlerin ifadesine göre “hedef hareket ettikçe” ateş ediliyor. Gazetelere çıkan ilkokul önlüklü Uğur Kaymaz’ın bakışları vicdanı olanların vicdanını delip geçiyor. Tartışmalar devam ediyor, Uğur gerilla mıydı değil miydi?

Ceylan 14’ünde. 14’ünde bir kız çocuğu oyun oynaması gerekirken sürü otlatıyor. Okulda olması gerekirken çobanlık yapıyor. Patlama sesini duyanlar olay yerine geldiğinde Ceylan’ın vücudunu bir şeyler delmiş şekilde buluyor. Vücudunun parçalarını ailesi ağaçlardan topluyor. Savcı bölgede can güvenliği olmadığı gerekçesiyle olay yeri incelemeye gelmiyor ve ceset karşı köyün muhtarı tarafından ilkel koşullarda morga götürülüyor. Adli tıp “havan topu değil mayına basmak Ceylan’ı öldürmüş” diyor.

12 yaşındaki Meryem’in sınıf arkadaşına yazdığı “seni seviyorum” notu onu ölüme götürüyor. İddia edilene göre notu bulan öğretmeni onu babasına veriyor. Ahırlarında kafasına dayanan silahla ölmüş şekilde bulunuyor. 12 yaşında bir can daha bu kanlı ve acılı coğrafyada tükeniyor. Arkasından tartışılıyor töre cinayeti mi, intihar mı?

Böyle genç ölümlerin daha yüzlerce örneğini vermek mümkün. Anlamsız tartışmalar genç ölümlerin gerçeğini perdeliyor. Görmemiz gereken gerçeği örtüyor. Esas sorulması gereken bu topraklarda ne çok silah var. Ne çok çocuk ateşli silahlarla ölüyor. Bu çocukların arkasında tartışılması gereken kim tarafından ne gerekçeyle öldürüldükleri değil, her ne gerekçeyle olursa olsun kan ve ölümle nasıl bu kadar iç içe oldukları değil mi?

Sormalı şimdi: Uğur gerilla ise ne değişir? Ne yazık ki ülke gerçeği 12 yaşındaki çocukları savaşın içine çekiyor diye üzülmek gerekmez mi?  Ceylan’ı havan topunun değil basılan bir mayının öldürmüş olması kimi suçtan kurtarır? Küçük çocukları mayınlarda öldürmek de bu ülkenin kahrolası bir gerçeği ve hepimizin suçu değil mi? Sevgi sözcüğünün ölüme götürdüğü Meryem'in öldürülmüş olması ya da intihar etmiş olması bir şeyi değiştirir mi? Töre veya korku fark etmez, nihayetinde acılı coğrafyada tüm sevgiler öyle ya da böyle ölüme götürmüyor mu? Yani ha feodal baba öldürmüş ha baba korkusu fark eder mi? Çocuklar ölüyor, çocuklar öldürülüyor, çocuklar savaşıyor ya da intihar ediyor fark eder  mi?

Savaştan, şiddetten, kandan, ölümden uzak bir hayatı yeşertmek, savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunmak tüm insanım diyenlerin görevi değil mi?