GENÇLİĞİN ORANSAL OLARAK BİR SIKINTISI: GENÇ İŞSİZLİK


TAYLAN ÖZDEN


29 Nisan 2010



Yunan mitolojisinde bir insan vardır. Hayatta kalmak için kendini yer.  Sanıyorum kapitalizmin son geldiği noktada durumu liberalizm açısından son geldiği aşamada (beşeri ve doğal kaynakların tükenme oranlarını içine katmadan söylüyorum) böyle açıklayabiliriz. Dünya üzerinden birkaç örnekle kapitalizmin geldiği eşitsiz dağılım hakkında fikir sahibi olalım.

- Bütün Peru halkının zenginliği Microsoft’un sahibi Bill Gates’in zenginliğine eşit

- Dünyada 1.400.000 insan temiz su içemiyor.

- Dünyada 4.000.000 insan günde 2 dolardan az bir parayla geçinmek zorunda

Konuyu daraltmamak için örnekleri geniş tutmayacağım. Şimdi üniversitelerin tüketim içerisindeki yeri nedir onun hakkında konuşalım. ABD’de iki tane okul vardır. Bunlardan biri Connecticut üniversitesi, diğeri Yale üniversitesi. İki tane okul vardır diyorum çünkü diğerleri sermaye görevi görürler. Garip bir şekilde ABD’deki yöneticilerin %90’ı buralardan yetişir. Eee peki diğer üniversiteler neden var? Bunun için 1 yıl önceye dönüp hafızamızı tazeleyelim daha sonra tekrar geri gelip Tüik’in verilerini inceleyeceğiz.

Geçen sene üniversite kontenjanları rekor oranda arttırıldığında üniversite öğrencileri dışında toplumda pek bir hareketlenme olmadı. Hatta lise öğrencileri için fırsat doğdu herkes üniversiteli olacak dediler. Bir sürü öğrenci üniversiteye girdi ve maske ortaya çıktı. Bu kontenjanlar arttırılmasa üniversiteye giremeyecek öğrenciler (üniversiteye girmese işsiz sayılacak insanlar yani) üniversiteye girip işsiz rakamlarından uzaklaştırıldılar.

Kapitalizm doğası gereği yine anı kurtarma derdinde, 4 yıl sonra o rakamlar ne olacak belli değil. Sistem işsiz kalacak insanları işsizlikten kurtardı. Ama bunu o insanları iş sahibi yaparak yapmadı. Zaten yapmaz, yapamaz ki.

Örneğin ben devlet üniversitesinde sosyoloji bölümünde okuyorum. Eğer burjuvazinin sosyologa ihtiyacı olursa Bilkent’ten bunu kolayca temin edebilir. Eğer bölümü yoksa da bunu açması ve dünyaca ünlü hocalarını sınıfsal (işçi sınıfı değil kesinlikle) eğitimini tamamlaması açısından getirmesi hiç zor olmayacaktır. ABD’nin Irak ve Afganistan işgallerinden sonra coğrafyada iletişim kurmalarının sıkıntısından kaynaklı Arapça Bölümlerinin önem kazanması ve yeni Arapça bölümleri açılması gibi. Daha sonra başka bir bölüm açılacaktır, bir süre sonra başka bir bölüm, burjuvazi ihtiyacını bitirince bölümlerin önemi kaybolacaktır. Bütün bunlar işsizliğin temel sebepleri (kapitalizmin ihtiyaç duyduğu mesleki bölümlere göre bölümler açılması).

Fakat şu durumları da yok sayarsak üniversite öğrencilerinin ileride (yine de) işsiz kalacaklarını öğrenmek için de çok bir şey yapmamız gerekmiyor. Bunun için internetten en gözde mesleklerden oluşan EMO’nun işsiz verilerinden genç işsiz verilene bakmamız yeterli. Bu veriler şöyle: %10 işsiz bunun %88,2’si genç(25 yaş altı) işsiz. Keşke durum sadece EMO’ ya bağlı mühendislikler için olsaydı. Ama öyle değil.

EMO “kapitalizm mühendisleri teğet geçmedi” diye açıkladığı oranlarda şöyle söylüyor.

EMO’ ya bağlı mühendislerin %69,3’ü krizden etkilenmiş. Yapılan bir anket sonucu ortaya çıkan tablo şöyle: EMO’ ya bağlı mühendislerin

- %10’u işsiz, işsizlerden %44,3’ünün umudu kalmamış.

- %31,3’ü geleceğe güvensiz bakıyor.

- %13’ü borçlarını ödeyemiyor.

- %10,7’si iş yeri sahibi ve iş kapasitesi daraldı.

- %7,9 parasını düzensiz alıyor ya da hiç alamıyor.

- %7,6 ücreti düşmüş, iş yükü artmış.

Bir de diğer verileri açalım. TÜİK’ in verilerine göre %14,7 işsiz bulunuyor. Bu oranın rakamsal karşılığı 3 milyon 470 bin. Durum bu rakamlarla dahi vahim ama maalesef rakamlar çok daha kötü. Çünkü TÜİK’e göre yalnızca 23 milyon insanımız çalışma çağında gözüküyor ama çalışma çağını 18-65 yaşı arasındaki herkes olarak alırsak bu 51 milyon 686 bin insana tekabül eder.

İş sahibi olup çalışanların da büyük bir kısmı kendi işini yapamıyor. Bunun içinde yaklaşık 18 bin veterinerden 3 bini işsiz, 6 bini de kendi meslekleri dışında iş yapıyor bu da ancak yarısının kendi işini yapabildiğini gösterir. Ya da Türkiye’de şu an itibariyle neredeyse tüm dünyaya yetecek kadar maden mühendisi yetişmiş durumda. Başbakan her ne kadar “40 bini öğretmen 20 bin polisi işe alacağız” dese de T.C.’ye bağlı topraklarda her yıl 50 bin eğitim fakültesi mezun oluyor. Şu ana kadar mezun olup iş bulamayanları saymıyorum bile.

Önceden sorsan iş bulamayan insanlar tembel insanlardı. Anne ve babalarımız bize derslerimizi çalışmayıp tembellik yaparsak işsiz kalacağımızı anlatırdı iş bulamayan eş-dost için “arasa bulur. ülkede iş mi yok?” derdik. Ama rakamlar o kadar kötüye gidiyor ki hayat anlatılanlar gibi değilmiş öğreniyoruz.