YAŞASIN 8 MART! BİJİ 8 ADARE!


SDP'Lİ KADINLAR


6 Mart 2010



Bu yıl biz kadınlar 100. kez 8 Mart Kadınlar Gününde özgürlük taleplerimizle sokaklarda, alanlarda seslerimizi birleştiriyoruz. Bu yıl 8 Mart’ın 100. yıldönümünü kutluyor, uzun soluklu mücadelemizi sürdürüyoruz.

Bundan tam 100 yıl önce, yani 1910’da Kopenhag’da düzenlenen İkinci Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’da Alman sosyalist delege Clara Zetkin, 8 Mart’ın “Uluslararası Kadınlar Günü” ilan edilmesi için önerge verdi ve önergesi kabul edildi. Çünkü 8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde yüzlerce kadın tekstil işçisi, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için greve gitmişti. Çünkü devlet, şiddetle karşılık vermişti. Tıpkı Tekel işçisi kadınlara olduğu gibi…

Çünkü 1908 yılında New York’ta işten çıkarılan dokuma işçisi kadınlar fabrikayı işgal ettikten sonra çıkarılan yangında 129 kadın yaşamını yitirmişti. Tıpkı Bursa’da ölen tekstil işçisi kadınlar gibi… Tıpkı selde boğulan işçi kadınlar gibi…

Ve 1910’dan bugüne, 8 Mart’lar yalnızca işçi kadınların çalışma koşullarının değişmesi talebiyle sınırlı kalmadı. Kadın ezilmişliğine karşı bayrak açan her kadının taleplerini en güçlü şekilde dile getirdiği gün oldu. Tüm kadınların birlik, mücadele ve dayanışma günü haline geldi. 100 yıl sonra bugün bizler, 8 Mart’ta “Emeğimiz, Bedenimiz, Kimliğimiz Bizimdir” diyerek alanları dolduruyoruz. Hem kapitalizmin bizi ucuz işgücü olarak sömürmesine karşı çıkıyor, hem de ev içinde harcadığımız görünmeyen emeğimize sahip çıkıyoruz. Ve bu ikisi arasında bağlar kuruyor, kapitalizmin erkek egemenliğiyle iç içe geçerek bu hayatın her alanında bizi ikincil rollere hapsettiğini teşhir ediyoruz.

Çünkü kapitalizmden de eski olan erkek egemenliği, nam-ı diğer patriyarka, gücünü kadının tabiiyetinden alıyor. Sadece kadın olmak egemen güçlerin ve onun beslediği erkek egemenliğinin hedefi oluyor. Kadın bedenini “namus”  tabusuyla kendine zimmetleyen erkek egemenliği kadının yaşam hakkını kendi tekelinde tutmak istiyor. Şiddetin her türlüsü kadınlar için “yabancı” değil, bizzat birlikte yaşadığı erkekler tarafından uygulanıyor. Kadınlar; babaları, ağabeyleri, amcaları tarafından dövülüyor, öldürülüyor, tacize, tecavüze uğruyor…

Dünyada yaşanan savaşlar ise yine kadınları hedef alıyor. Vatan kavramıyla özdeşleşen kadın bedeni, “düşman” eline geçtiğinde kimi zaman elde edilen bir ganimet, kimi zaman fethedilen düşman topraklarıyla özdeş haline getirilerek, kadına yönelik her türlü şiddet, taciz, tecavüzü meşrulaştırıyor. Yaşadıkları şiddetle, taciz ve tecavüzle, kaybettikleri yakınlarıyla, savaşın dayattığı yoksullukla kadınlar yaşanan savaşların en ağır faturasını ödüyor.

Tüm bunlara en güçlü sesimizle “hayır” dediğimiz, kendi sözümüzü örgütlediğimiz 8 Mart günü, her şeyden önce kurtuluşumuz için mücadele etme hakkımızı talep ediyoruz. 8 Mart gününün tüm kadınlar için ücretli izin günü olmasını istiyoruz.

Peki ya 8 Mart’ın 100. yılında Türkiye’de neler oluyor?

Ülkenin dört bir yanından başkente gelen Türkü, Kürdü, Çerkesi, Lazıyla Tekel işçileri direnirken, kadın işçiler bu direnişte öne çıktılar. Kadınlar hem işçi özlük hakları için kavga veriyor hem de cinsiyet mücadelesi yürütüyor. Ekmek kavgasıyla beraber bir özgürlük kavgası, kadınları eve hapsetmeye çalışan zihniyete karşı verilen kavganın da oldukça görünür bir hali söz konusu. Hem direniş alanında yerlerini aldılar hem de kavganın güçlendirdiği kadınlar daha bir kararlılıkla durdu devletin, hükümetin, kocalarının karşısında. Her gün biraz daha özgürleşiyoruz Tekel işçisi kadınlarla.

Diğer bir yanda kadınlar barış talebiyle ellerini birleştiriyor. Kürt ve Türk kadınları, memleketin her köşesini barış noktaları ilan ederek barış talebini mahalle mahalle, sokak sokak, köy köy, yayla yayla yayıyor. Çünkü “açılım” vaatleriyle başlayan süreç bir kez daha Kürtler için tutuklamalar, siyasi yasaklar, parti kapatmalar, linç olarak geri döndü. Savaşın Kürt kadınları için taciz tecavüz, göç, anlamına geldiğini çok iyi bildiğimiz için, kadına yönelik şiddetin Kürt olsun, Türk olsun tüm kadınlara erkek, devlet şiddeti olarak geri döndüğünü çok iyi bildiğimiz için kadınlar olarak artık yeter dedik ve barış için kadın inisiyatifini oluşturduk. Kürt, Türk, Ermeni, Çerkez tüm halklardan kadınların, kadın örgütlerinin, sosyalist kurumlardan kadınların, sendika ve diğer demokratik kitle örgütlerinden kadınların bir araya geldiği bu inisiyatif barış talebiyle örgütleniyor ve bu savaş bitene kadar barışı çoğaltıyor.

Kadınlar 8 Mart’ın 100. yılında Emekleri için, Barış için ve Kadınların Kurtuluşu için örgütleniyor, Tekel işçisi kadınlardan aldıkları ilhamla direnişe geçiyor. Kadınlar dayanışma ile, mücadele ile sokaklarda büyüyor, güçleniyor ve kazanıyor.

Yaşasın 8 Mart’ın 100. Yılı!

Yaşasın Kadın Dayanışması! Biji Yekitiya Jinan!

Yaşasın 8 Mart! Biji 8 Adare!

8 Mart’ta Ücretli İzin İstiyoruz!