4. KONFERANS VE SDP'NİN AMACI ÜZERİNE


RIDVAN TURAN   ridvanturan@sosyalistdemokrasigazete.net


18 Haziran 2010



Böyle bir soruna cevap aramak, öncelikle 4. kongre konferansımızın sonuçlarını detaylı olarak analiz etmeyi ve alınan kararları mantıksal sonuçlarına götürmeyi gerekli kılmaktadır. Bu nedenle 4. olağan kongre konferansımızı örgütsel ve politik sonuçları açısından değerlendirmeliyiz. Böyle bir değerlendirme yapmak ve bu değerlendirmenin tüm SDP’lilerce bilince çıkarılması partimizin hedeflerine ulaşmasını sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda kamuoyunda da daha güçlü ve pozitif bir SDP imajının oluşumuna katkıda bulunacaktır.

Çok kaba ve dışardan bir gözlemle 4. kongre konferansımızın SDP’nin örgütsel olarak büyüdüğünü ve güç kazandığını ispatladığını söyleyebiliriz. Gerek kitleselliği açısından, gerek çok zor bir dönemeçte sağlayabildiği örgütlülüğü açısından, gerek kongrenin iç disiplini açısından değerlendirildiğinde kongremiz amacına ulaşmış durumdadır. Yerellerden başlayan 4. kongre konferansımızın örgütlenme süreci Ankara’da güçlü bir finalle nihayete ermiş, Dev-Lis’lilerin eylemiyle birlikte de taçlanmıştır. Parti içi kriz ve bölünme sürecinin başından bu yana, SDP’ye ilişkin meraklı bakışların ve şüpheli yaklaşımların ortadan kalkmasını sağlayan önemli bir dönemeç olmuştur.

Kongremiz diğer yandan, kongremize bizzat katılan ya da mesajla dayanışma duygularını ileten ülke dışındaki örgütlerle de enternasyonalist dayanışmanın zeminini oluşturacak ilişkilerin kurulmasına hizmet etmiştir.
Birkaç sene evvelki haliyle kıyaslanmayacak bir SDP gerçekliği oluşmuş durumdadır. Bu süre zarfında, yeniden yapılanma projelerimizin hayat bulmasıyla beraber gençlikte, sınıf içinde önemli gelişimler sağlanmıştır ve aynı zamanda da partimizin yaygınlığı artmıştır.

Bizler en devrimci politikaların, en isabetli tespitlerin ancak bu politikaları sınıfa ve kitlelere taşıyan ve bu politikaları örgütleyen bir örgütün olmadığı koşullarda anlamını yitireceğini düşünüyoruz. Bu açıdan örgütümüzü bu büyük amacın hayat bulmasının olmazsa olmazı, menivelası olarak görmekteyiz. Örgütsel yeniden yapılanma faaliyetimizin bütün amacı budur. Kongremizde gördüğümüz örgüt gerçekliğimiz tam da böyle bir amaca bağlı faaliyetimizin sonucudur. Bu yeniden yapılanma sürecinde eski alışkanlıklarımıza göre bir örgüt tasarımından elden geldiğince uzak olmaya, esnek, ilkelerine sıkı sıkıya bağlı, militan bir yapı oluşturmaya azami gayret gösterdik. Gelinen noktayı da hep beraber gördük.

Kongremizin çizdiği istikameti yalnızca örgütsel analizlerle anlayabilmek mümkün değildir. Yeni istikametimiz örgütsel olduğu kadar da önemli politik içerikler taşımaktadır. 4. kongre konferansımız öncelikle partimizin kendisini var eden temel politik yönelimlerin ve ilkelerin takipçisi olduğunu kamuoyuna ilan etmiştir.
Kongre kararlarımızın genel mantığı ve birbirleriyle iç tutarlılığı değerlendirilirse şöyle bir tabloyla karşılaşırız. 4. kongre konferansımız birkaç temel meseleye özellikle dikkat çekmiş ve bu konuda da karar almıştır. Bunlar kadro politikası, sınıf içinde örgütlenme sorunu, birlik ve ittifak sorunu ve son olarak da kadın sorunudur.
4. kongre konferansımız yeni dönemi daha etkin bir kadro politikasıyla karşılamak için partinin yetkili organlarını görevlendirmiştir.

4. kongre konferansımız “SDP’nin kadro politikasını liseden üniversiteye, üniversiteden mesleki yaşama kadar olan süreci mücadele içinde, eğitim ve üretimin birliği perspektifiyle, kadrolaşmaya ve uzmanlaşmaya hizmet edecek bir tarzda örgütlenmesi” prensibine bağlı olarak ele almıştır. Bu çerçevede tüm SDP gençliğinin liseden başlayarak mesleki yaşamına kadar olan süreci bir kadro politikası çerçevesinde ele almayı kararlaştırmıştır.

Bu politika, işçi, liseli ve üniversiteli üyelerin geçeceği eğitsel aşamaları, (okunacak kitaplardan, yaz kamplarına, eğitim çalışmalarına) detaylı olarak içerecek, liseli üyelerin üniversite tercihlerine, üniversiteli üyelerin mesleki süreçlerindeki çalışmalarına, oda, sendika çalışmalarına kadar ayrıntılı bir planlama süreci öngörülecektir. Bir diğer yandan işçi olan üyelerimizin (liseyi bitirmeden işçi olarak çalışmaya başlayan ya da meslek liselerinden sonra işçi olan) temel eğitim ve stratejik pilot işkollarına yönelmesi sağlanacaktır. Ve tüm SDP gençliği bu planlama süreçlerinden geçmek ve öngörülen eğitim süreçlerine tabi olmakla yükümlüdürler.
Bu kararın anlamı bundan böyle parti faaliyetlerimizin bu temel ideolojik, politik, örgütsel formasyonu almış kadrolarımızın üzerinden gerçekleşeceğidir. Kuşkusuz bu durum partimizin örgütsel ve politik etkinliğini daha da arttıracak ve örgütümüzü güçlendirecektir. Bu yaklaşım sürekli bir kadro eğitimi demektir.
Yine aynı çerçevede 4. kongre konferansımız işçi sınıfı içinde örgütlenme sürecini geliştirmek için kararlılığını ilan etmiştir.

“SDP, sınıfsız-sömürüsüz dünya için mücadele amacıyla kurulmuş ve işçi sınıfını eyleminin temel gücü olarak belirlemiş, çoğulcu, devrimci, enternasyonalist, sınıfsal bir kitle partisidir. SDP bu niteliklerine uygun parti olma özelliğini ancak işçi sınıfı içerisinde kök salarak örgütlendiği ve onun her düzeydeki eylemine yön vererek öncülük edebildiği ölçüde kazanabilir.” tespiti bu yöneliminin temelini teşkil etmektedir. Bu temele bağlı olarak, 4. kongre konferansımız Tekel direnişi, Taksim alanının kazanılması gibi kazanımlardan elde ettiğimiz katkı ile önümüzdeki dönemde işçi sınıfı içinde, sendikalarda etkinliğimizi artırma kararlılığını ilan etmiştir.

Partimiz kendi örgütsel gelişimini artıracak ve niteliğini güçlendirecek tedbirler almaktadır ancak bu  onu bir sekt partisi halinde örgütlediğimiz ya da bundan böyle örgütleyeceğimiz anlamına gelmemektedir. Zira SDP’yi SDP yapan bir diğer mesele sosyalist demokrasi ve sosyalistlerin birliği anlayışına 4. kongre konferansımız gereken vurguyu yapmıştır.

4. kongre konferansımız, sosyalist demokrasiyi “Marksist-Leninist bir dünya görüşünün ve bilimsel sosyalizm anlayışının doğal ve zorunlu sonucu” olarak görmektedir. Bu yaklaşım tek partili sosyalizm anlayışına ve bu anlayışa dayalı geleneksel solun örgüt ve demokrasi anlayışlarına yönelik gerçek bir itirazdır. 4. kongre konferansımız sosyalistlerin “birbirleri arasında rekabetçi siyasal anlayışlardan sol içi şiddete uzanan, reel sosyalizmde kitlesel tasfiyelere varan sosyalizm anlayışını” reddetmiştir.

Öncelikle 4. kongre konferansımız birlik anlayışımızın kısa vadeli hedefini, işçi sınıfının egemen bir sınıf olarak örgütlenmesine giden yolda kurucu birleşik bir öznenin yaratılabilmesi olarak tespit etmektedir. Böyle bir öznenin yaratılabilmesinin de işçi sınıfı sosyalizmine inanmış, enternasyonalist yapıların, sosyalist demokrasi ve birlik temelinde sentez ve yeniden yapılanma perspektifiyle yan yana gelmesiyle mümkün olacağını ve “programatik birlik” yoluyla gerçekleşebileceğini ilan etmiştir.

Sosyalist hareketin yeniden yapılanması grupların kendi içlerinde gerçekleştirecekleri ideolojik, politik bir harmanlanmayla olanaklı olabilir. Bu da var olan grupların yeniden yapılanmaya uygun bir dönüşüm süreci geçirmesiyle mümkündür. Konferans, birliğe dahil olan hiçbir grubun idari, yönetsel, tüzüksel yöntemlerle dönüştürülemeyeceğini, ancak çok yönlü (teorik, ideolojik, politik, örgütsel) iradi ve bilinçli çabalarla, birlik ve sınıf mücadelesi süreci içinde ve her şeyden önce kitlelerle buluşarak –var olan grupların- iç içe geçeceği, harmanlanacağı, aşılacağı ve kaynaşacağı görüşünde olmuştur.

Diğer yandan 4. konferans ve kongremiz ilkesel düzeyde anlaşmanın birliğin başarıya ulaşması için gerek fakat yeter bir koşul olmadığından hareketle, birçok temel ilkede anlaşanların aktüel politik sorunlarda anlaşamıyor olmasının birliği başarısızlığa mahkum etmiş olduğunu ilan etmektedir. Birlik süreçleri sosyalist demokratik ilke ve işleyişlerin belirleyici olduğu süreçler olmalıdır.

4. konferans ve kongremiz kadroların sosyalist demokrasi ve birlik konusunda ciddi bir eğitim sürecinden geçirildiği, farklı yapılardan gelen yoldaşların kendi içlerindeki rekabetçi duyguları tam olarak öldürmüş olduğu, dayanışmanın örgütsel açıdan bir olmazsa olmaz olduğu, hiç kimsenin kendi grupsal çıkar ve aidiyetlerini birliğin ortak çıkar ve aidiyetlerinin önüne koymadığı, sokakta militan bir tutum alışı temeline alan bir kadrosal profilin birliği başarıya ulaştıracağına olan inancını ifade etmektedir.

Kısaca yeni dönemde bu yöndeki girişim ve çalışmalarımız kesintisiz biçimde sürdürülecek, sosyalist birlik anlayışının yeniden bir çekim merkezi haline gelebilmesi için gerekli olan politik çalışmalar yürütülecek, rekabetçi siyasal ilişkilerin yerine dayanışmacılığın ikame edilebilmesi için süreci bütünlüklü bir eğitim süreci olarak değerlendirecektir.

4. konferans ve kongremizin özellikle vurgu yaptığı bir nokta da ittifaklar sorunudur.
4. konferans ve kongremiz “Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerinin kurtuluş mücadelesi ile Kürt halkının özgürlük mücadelesini birleştirmek ve ‘birleşik devrim’ sürecine dönüştürmenin SDP’nin temel stratejik hedeflerinden biri olduğunu tespit” etmekte, “merkezinde Kürt özgürlük hareketi (KÖH) ve KÖH ile ittifaka açık Türkiye sosyalist hareketinin yer aldığı bir ‘kalıcı ittifak’ ve bu ittifak etrafında tüm toplumsal muhalefeti bir ‘çatı partisi’ biçimindeki ‘demokrasi cephesi’nde birleştirme çabasının SDP’nin temel ‘ittifak politikası’ olduğunu” ilan etmektedir. Yeni dönemdeki ittifaklar politikamıza da yön verecek olan yaklaşımımız bu olacaktır. Aynı zamanda ittifaklar politikamızın reel karşılığı olan “DBH’nın temel hedefleri ile politik pratiği arasında, rasyonal güçleri ile potansiyel güçleri arasında büyük bir açı farkı” olduğunu tespit etmekte ve “bu açı farkı kabul edilebilir bir düzeye çekilebildiği ölçüde DBH öngördüğü hedeflere erişebilecek bir politik pratiğe yönelebilir, etkili bir “politik çekim merkezi” olarak öne çıkabilir ve potansiyel güçleri bünyesine katabilecek maksimum sınırlara doğru hızlı adımlar atabilir.” demektedir. Pratikte bu ihtiyaç DBH’nın kısa erimde bu eksik ve yetmezliklerini aşarak, emek, barış ve demokrasi mücadelesinin aktif bir öznesi olarak öne çıkmasını sağlamaya çalışmak olarak şekillendirilmektedir.

Yine 4. kongre konferans sürecine rengini veren bir diğer karar da taciz sorunu ekseninde cereyan eden örgütsel ve politik sürece yönelik olarak partimizin kendi eksikliklerini değerlendirmesi ve süreçten bir özeleştiri kararıyla çıkmasıdır. 4. konferans ve kongremiz yaşanan sorunda parti tüzüğünde belirlenmiş organların işletilmediğini, kurallar doğrultusunda adımlar atma iradesi gösterilemediğini saptamıştır. Dönemin konuyla ilgili ve yetkili organlarının SDP’nin anti cinsiyetçi ilkesine uygun davranmadığı, parti içinde erkek egemenliğine prim verdiği, bu nedenle SDP’nin cinsel taciz beyanında bulunan kadınları mağdur ettiği,  kadın dayanışması ve mücadelesini zayıflattığı için özeleştiri verdiğini sosyalist, devrimci, demokratik kamuoyuna ilan etmiştir. Bu karar aynı zamanda konferans ve kongremizin en tarihsel kararlarından birisidir. SDP aldığı kararlarla başından itibaren kendi örgütsel ve politik pozisyonunu güçlendirmiş, sınıfa yönelik yaklaşımını tahkim etmiş birlik ve ittifaklar politikasını yeniden ve daha reel bir düzlemde ele almış ve nihayetinde de kadın sorununda yaptığı bir hatayla hesaplaşma cesaretini göstererek tarihsel bir hesabı da kapatmıştır.

Tacize yönelik 4. konferans ve kongremizin aldığı karara ilişkin kuşkusuz içte ve dışta spekülasyonlar yapılacaktır. Hemen belirtelim ki bu spekülasyonlar bizim için yok hükmündedir. SDP kimin ne dediğiyle değil devrimciliğin neyi gerektirdiğiyle ilgilenmektedir. Bu yaklaşım dün de bugün de aynıdır ve bu kararın geri planında yatan şey de tam da budur.

Görüldüğü üzere 4. konferans kongremiz önemli kararlara imza atmıştır. Yeni dönemde yeni görevlerle partiyi görevlendirmiş, örgütsel ve politik olarak büyüme ve gelişmeyi, sosyalizmi yeniden siyasal bir seçenek haline getirmeyi partili kadroların önüne bir görev olarak koymuştur.

Bizler 2 yıllık dönemde ciddi mesafe aldığımızı biliyoruz, partinin içe dönmüş dinamiklerini yeniden harekete geçirmiş ve dışa döndürmüş durumdayız. Adeta apolitik bir hale gelen ve kendi iç sorunlarıyla uğraştıkça da daha da apolitikleşen bir yapıyı 1 yıl içinde bambaşka bir rotaya çevirdik. Günlük politikaya müdahil olan ciddi bir yapı oluşturduk. Ancak yeni dönemde önümüze koyduğumuz görevler daha da zorlaştı çünkü hedeflerimizi büyüttük.

Önümüzde kısa vadede yapmamız gereken şeyler var. 4. Konferans ve kongremize kadar olan süreç bu yeniden yapılanma çalışmalarımızın 1. etabıydı. Bu etap 4. konferans ve kongremizle nihayete erdi. 4. Konferans ve kongremiz örgütsel ve politik açıdan iyi bir final eylemi oldu. Şimdi yaz dönemi çalışmalarımız başlıyor. Bu çalışmalarımız yeniden yapılanma sürecinin 2. etabı olacak.

Yaz dönemini kadro çalışmalarıyla geçireceğiz. Yeni kadroların yetişmesini, yeni örgütçülerin, eğitimcilerin, propagandistlerin, ajitatörlerin, yazarların, çizerlerin vb. yetişmesini sağlayacağız. Bunun için de tüm gençlik ve parti üyelerimizi bu yaz sürecinde 2 aylık bir eğitimden geçireceğiz. Kamplar vasıtasıyla bu çalışmalarımızı en iyi biçimde yerine getirileceğiz. Hedefimiz ise yeni dönemde lise örgütlülüğümüzü en azından ikiye katlamak, üniversitelerin en önemli gençlik örgütü haline gelmek, birkaç yıl içinde de sendikalarda en önemli güçlerden birisi haline gelmektir. Bu hedefimize ulaşmak için teknik altyapı ve olanaklar mevcuttur. İkinci etap böyle tamamlanacak.

Yeniden yapılanma sürecimizin 3. etabı ise birliğin gerçekleştirilmesi ve enternasyonalist, işçi sınıfı sosyalizmine militanca bağlı yeni bir devrimci odağın yaratılmasıdır. Üçüncü etap için çalışmalar aylardır sürdürülmektedir ancak bu sürecin bir parti çatısı altında realize olması olasılıkla Ocak ayını bulacaktır. Bizim öngördüğümüz yeniden yapılanma sürecimiz bu biçimde ve yeni bir birlik atılımıyla sona ermiş olacaktır.

Örgütler canlı organizmalardır ve sürekli gelişim içindedirler. Kuşkusuz örgütümüz de sürekli bir yapılanma içinde olacaktır. Bazı uzuvları eskiyecek, yerine yenileri kurulacaktır, yönelimlerini yeniden tartışacak yeni taktikler belirleyecektir. Bütün yeniden yapılanma çalışmalarımız, politik yönelimlerimiz, günlük politik söylem ve eylemlerimiz sözün özü tüm taktik yaklaşımlarımız stratejilerimize bağlı olarak ele alınmalıdır. Bugün kısa vadeli stratejimiz kitlesel devrimci bir partinin yaratılmasıdır. İşçi sınıfı içindeki örgütlülüklerini güçlendirmiş, yaygın kitle ilişkilerine sahip bir partinin yaratılması sorunu aynı zamanda yine bir stratejik hedef olarak gördüğümüz Kürt ve Türk halklarının mücadele birliğinin sağlanabilmesi yani stratejik bir ittifak ilişkisinin kurulabilmesi açısından bir olmazsa olmazdır. Tüm bu taktik ve stratejik bütünlük antioligarşik, antiemperyalist bir demokratik halk devrimi sürecinin yol haritasıdır.
Demek ki aktüel mesele yalnızca bir kongre başarısı elde etmek değil, bu başarıyı başka başarılara eklemleyebilme yeteneğini gösterebilmek, son noktada da başarıya ulaşabilmektir.

O halde derhal ikinci etabımıza başlayalım. Örgütsel ve politik eğitim süreçlerimizi başarıyla bitirelim. Bilinçliliğimizi güçlendirelim, bilimle silahlanalım, yetkinleşelim. Eğitim süreçlerimizden geçmeyen hiçbir parti üyesi kalmasın, bu yaz dönemi tüm temel eserlerimizi okuyalım ve kavrayalım, üzerine tartışma toplantıları yapalım, yazılar yazalım. Yaz sonunda yeni örgütçülerimiz, propagandistlerimiz, ajitatörlerimiz aramıza katılsın, yeni başarılar elde edelim ve bu binayı elbirliğiyle yükseltelim.