TÖB-DER'İN HUKUK MÜCADELESİ SÜRÜYOR


NURİ DEMİR


24 Mart 2011


Anılar, bilinçler, umutlar paylaşılıyor...

Türkiye’de eğitim emekçilerinin örgütlü mücadelesi 1908 yılında başlar. İkinci Meşrutiyet’in ilanını izleyen günlerde (Temmuz 1908) henüz bir yasal düzenleme yokken Encümen-i Muallimin kurulur. Ülkenin yaşadığı koşullara, bu koşulların etkilerine paralel zaman için değişik adlarla eğitim emekçileri yeni örgütler kurarlar. Bunlar sırasıyla ‘TÖDMF, TÖS, İLKSEN, TÖB-DER, EĞİT-DER, EĞİTİ-İŞ, EĞİT-SEN, EĞİTİM SEN’dir.

Tüm Eğitim Öğretim Emekçileri Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) yüz yıllık eğitim emekçileri mücadelesinin en önemli halkalarından birisidir. Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) ve İlkokul Öğretmenleri Sendikası (İLK SEN) 12 Mart (1971) askeri diktatörlüğü tarafından kapatılınca; çok geçmeden 3 Eylül 1971 tarihinde 40 TÖS’lü öğretmen tarafından TÖB-DER kurulur. İlk genel başkanı Haydar Orhan’dır. Daha sonra sırasıyla Ali Bozkurt, Cemil Çakır, Gültekin Gazioğlu başkanlık görevinde bulunurlar. TÖB- DER Uluslararası Öğretim Sendikaları Federasyonu (FİSE)’nin de üyesi olmuştur. Sendika olmamasına rağmen DİSK’e de fahri üye kabul edilmiştir. 12 Eylül diktatörleri tarafından kapatıldığında yaklaşık 650 şubeli, 200.000 üyeli bir örgüttür.

TÖB-DER’in amaçları arasında ‘İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ ile tanınan hakların gerçekleşmesi; ‘milli, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti’ ve ‘üyelerinin ekonomik-demokratik-sosyal-özlük haklarının korunup geliştirilmesi’ gibi hedefler vardır.

Bu hedeflere ulaşmak için yapacağı çalışmalar ise “Eğitim hizmetlerinde çalışanların meslek sorunlarının çözümü, mesleki gelişiminin sağlanması, personel haklarının korunması ve geliştirilmesi; eğitimin bilimsel ilkeleri, yurt ve dünya sorunları, insan hakları ve Anayasa hükümleri yönünde incelemeler yapılması; ilgililere ve kamuoyuna öneriler götürülmesi; dünyadaki aynı alanın örgütleriyle bilgi ve deney alış verişinde bulunulması; zarara uğrayan üyelerinin geçim güvenliklerinin sağlanması, üyelerine maddi ve sosyal yardımlarda bulunulması; üyelerinin mesleki ve genel kültürlerinin geliştirilmesi; eğitim-bilim, kültür hayatının özgürlük ve demokratik işleyiş içinde sürdürülmesi…’ olarak özetlenebilir.

TÖB-DER’in 12 Eylül döneminde askeri savcının iddianamesinde de yer alan, akıllarda kalan bazı eylemleri şunlardır:

·         20 Mart 1978 Boykotu: DİSK’in iş bırakma eylemine destek vermek; faşist saldırıları protesto etmek için (16 Mart 1978 günü İstanbul Üniversitesi’nde yedi öğrenci öldürülmüştü) yapılan bir günlük boykot.

·         21 Şubat 1976 İzmir Mitingi: Hayat pahalılığını ve faşist saldırıları protesto için yapılmıştır.

·         8 Mayıs 1976 Ödemiş mitingi: Hayat pahalılığını ve faşist saldırıları protesto için diğer derneklerle birlikte organize edilmiştir.

·         Ekonomik ve Demokratik Haklar Miting ve Yürüyüşleri: 22 Ocak 1977’de Mersinde; 29 Ocak 1977’de Diyarbakır, Bursa ve Zonguldak’ta yapılır.

·         24 Aralık 1979 Boykotu: 24 Aralık 1978’de Kahramanmaraş’ta faşistler mahallelere, tek tek evlere hedef gözeterek saldırlar. Yüzlerce emekçi öldürülür. Bunlardan beşi de TÖB DER üyesidir. Bu katliamın yıldönümünde bir günlük boykot yapılır.

·         29 Eylül 1979 Bursa Mitingi: Bitlis, Trabzon, Giresun, Van, Adapazarı, Ordu, Eskişehir ve Bursa da aynı gün miting yapılmak üzere başvurular yapılır. Seçimler öncesinde bulunulduğu gerekçesiyle Bursa’nın dışındaki illerde izin verilmez. İzin verildiği halde Bursa mitingine polis planlı olarak saldırır. Yüzlerce öğretmen dövülür. Öğretmen Fehmi Yıldırım ölür. Yöneticiler yargılanır; suçsuz bulunarak beraat ederler.

·         3 Ekim 1979 Yas Eylemi: Bursa Mitinginde polis tarafından dövülerek öldürülen Fehmi Yıldırım anısına bir günlük yas ilan edilerek protesto eylem ve etkinlikleri yapılır.

·         Demokratik Eğitim Kurultayı: 4-11 şubat 1968 tarihlerinde yapılmıştır.

12 Eylül sonrası TÖB-DER Genel Merkezi ve şubelerinde yapılan aramalarda soruşturmaya konu edilecek hiçbir suç unsuru bulunamamıştır. Geçmişte açılan ve beraatla sonuçlanan pek çok dava dosyası iddianameye konu edilmiştir. 12 Eylül hukuksuzluğu ile yapılan yargılamalarda (yurt dışında bulunan Genel Başkan Gültekin Gazioğlu ve bazı yöneticiler dışında kalan) pek çok yönetici ve üye 4-9 yıl arasında hapis cezası ile cezalandırılmıştır. Yurt dışında bulunan yöneticiler askeri dönem sonrası ülkeye dönmüşler ve sivil mahkemelerde aynı iddialarla yargılanarak beraat etmişlerdir. Askeri mahkemelerin verdiği cezalar TÖB-DER’lilerin başvurusu üzerine silinmiştir. Bu gelişmelere rağmen TÖB-DER üzerindeki tedbir sürmüştür. Mal varlığı da bu nedenle halen devletin yağması olarak hazinenin elindedir.

12 Eylül mahkemelerinin kapattığı parti ve sendikalara yapılan yasal düzenleme ile isim hakları ve mal varlıkları iade edilmesine rağmen yasa kapsamına dernekler alınmayarak TÖB-DER üzerindeki tedbirin sürmesi sağlanmıştır. İç hukuktan bir sonuç alınamaması üzerine AİHM’e başvurulmuş ancak Türkiye’nin AİHM’e başvuru hakkını kabul etmesinden önce gerçekleşen bir fiil olması nedeniyle başvuru kabul görmemiştir. Son zamanlarda hayatta var olan TÖB-DER yöneticileri yeniden hukuk mücadelesi başlatarak Ankara’da TÖB-DER Genel merkezini açmış ve Ankara Valiliği’ne adres bildiriminde bulunmuştur. Ankara Valiliği kayıtlarında böyle bir dernek olmadığı gerekçesiyle başvuru evrakını ve tüzüğü iade etmiştir.

Gelişmeler üzerine TÖB-DER Genel Merkez yöneticileri illerdeki eski TÖB-DER’lilerle buluşma çabasına yönelmiştir. İlk geniş toplantı Ankara’da yapılmıştır. Ankara’dan sonra da Eskişehir’de yaşayan TÖB-DER’lilerin buluşması gerçekleştirilmiştir. TÖB-DER üyeleri ve dostları 27 Şubat günü bir açıkoturumda ve aynı günün akşamı dayanışma yemeğinde bir araya geldiler. Açık oturuma TÖB-DER Genel Başkan Yardımcısı İsmet Yalçınkaya, Eğit Der Genel Başkanı Mustafa Demir ve TÖB-DER Eskişehir Şubesinin Eski Başkanı Enver Erol katıldı. Açık oturumu Faik Dikmen yönetti. Açıkoturumda İsmet Yalçınkaya TÖB-DER adına görüşlerini özetle şöyle ifade etti:

‘TÖB-DER’in yasaklı olması, mal varlığının iade edilmemesi tüm TÖB-DER’lileri yaralamaya devam ediyor. Hukukun işlemediği dönemde kapatılan TÖB-DER’e dokuz yıllık iktidarı döneminde AKP’de ilgi göstermedi. Hukuksuzluğun sürmesine göz yumdu. Avukatlarımızla bir yasa hazırlayıp TBMM’deki (MHP dışındaki) partilere ilettik. Gereğini yaparak haklarımızın iadesini sağlamalarını bekliyoruz.

 TÖB-DER Genel Merkezi Ankara adresinde varlığını sürdürüyor. Ankara Valiliği yok saysa da biz varız ve haklarımızın peşindeyiz. TÖB-DER’in hiçbir şubesinde suç unsuru sayılacak, dava konusu yapılacak bir şey yoktu. Siyasi baskı sonucu geçmişinde açılan ve beraat kararları verilen dava dosyaları üzerinden TÖB-DER suçlandı. Yönetici ve üyelerine dokuz yıla varan hapis cezaları verildi. TÖB-DER’liler hapishanelerden işkence hanelere gönderildi.

 TÖB-DER yüz yıllık öğretmen mücadelesinin temsilcisiydi. TÖB-DER’i kapattılar ama öğretmen mücadelesi EĞİT-DER ile EĞİTİM-SEN ile sürüyor. Irkçı, şoven, asimilasyoncu eğitime karşın demokratik, bilimsel ve anadilde eğitimi savunduğu; faşist saldırılara karşı direndiği; emek mücadelesi verdiği ve emekten yana örgütlerle dayanışma içinde olduğu; sosyalizme yüzünü döndüğü için kapatılan TÖB-DER’in yaşayan yönetici ve üyeleri olarak mücadelede azimliyiz ve sonuç için umutluyuz. Yeniden yollara koyulduğumuz bu mücadele aynı zamanda 12 Eylül’le bir hesaplaşmadır. Mücadelemizde tüm dostlarımızı bugün olduğu gibi her zaman yanımızda görmek istiyoruz.’

Anıların, bilinçlerin, umutların paylaşıldığı etkinliklere Eğit-Der, Eğim Hakları Derneği, Halkevleri, DİSK, Emekli Sen, SDP, EMEP, ÖDP, TKP, BDP, ESP, Eğitim Sen, Eğitim İş üyeleri de katılım sağlayarak destek verdiler. Bu hukuk mücadelesine sahip çıkmak; dayanışmayı sürekli kılmak 12 Eylül’le hesabı olan herkesin, her örgütün görevi olmalıdır.


 
Loading