NEOLİBERAL ADALET


NURETTİN ALDEMİR


18 Aralık 2010


METİN GÖKTEPE’DEN UĞUR KAYMAZ’A, UĞUR KAYMAZ’DAN ŞERZAN KURT’A NEOLİBERAL ADALET

Eskişehir’de doğup büyüyen ve otuzunda Akşehir’e göçen Nasreddin Hoca’nın deyimiyle taşlar bağlanmış, köpekler salıverilmiş bu ülkede. Güçlülerin hukuku devam ettiği sürece de böyle olmaya devam edecek.
Başbakan Erdoğan her ne kadar ‘güçlülerin hukuku değil; hukukun gücü’ dese de hukuku yapanın, kendisi ve AKP’nin de içinde yer aldığı güçlüler olduğu sürece ‘hukukun gücü’ de ‘güçlülerin hukuku’ ile aynı anlama gelmektedir. Ayrıca bahsedilen hukukun 12 Eylül darbe hukuku ve onun türevi olduğu da unutulmamalıdır.

Güçlülerin hukukunda adalet aramak beyhude bir çabadır. En iyimser şekilde bu hukuk ve adalet anlayışından teselli sonucu çıkabilir. O da her zaman değil.
Devletin militarist gücü ne zaman cinayet işlerse sanal güvenlik sorunu icat ediliyor. Yargı adaletinin ilk kuralı olan mahallinde yargılamadan yan çiziliyor. Adalet Bakanlığı devreye giriyor. Dava bir başka şehre taşınıyor. Böylece delil karartmak daha olanaklı hale geliyor. Failler kahraman muamelesi görürken; mağdur ve yakınları suçlu ilan ediliyor. Mağdur olmak suç haline getirilerek mağdur yakınları baskı altına alınırken; failler lehine türlü uygulamalar gerçekleşiyor. Bunun sonunda çıkanın da adalet olduğu yalanına toplum inandırılmak isteniyor.

Bu ülke, Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe’nin karakolda işkence sonucu öldürülmesini takip eden günlerde yaşadı ilk dava naklini. Metin Göktepe davası birkaç il gezdikten sonra tamamlanabildi. Sonra Ahmet Kaymaz ve Uğur Kaymaz davası gündeme geldi.

21 Kasım 2004 tarihinde Mardin'in Kızıltepe İlçesi'nde, Ahmet Kaymaz ile oğlu Uğur Kaymaz'ın güvenlik güçleri tarafından öldürülmesi sonucu Mardin Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan dava güvenlik sebebiyle Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi'ne nakledildi. "Meşru müdafaa sınırının aşılması suretiyle faili belli olmayacak şekilde adam öldürmek" davasında tutuksuz yargılanan polis memurları Mehmet Karaca, Yaşafettin Açıksöz, Seydi Ahmet Döngel ve Salih Ayaz Eskişehir’de yapılan duruşmalar sonunda suçsuz bulundu.

Muğla Üniversitesi'nde 11 Mayıs akşamı ırkçı-faşist grubun Kürt ve sosyalist öğrencilere yönelik saldırıları ile başlayan olaylar 12 Mayıs sabah saatlerine kadar devam etmiş; bu sırada Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü İkinci sınıf öğrencisi Şerzan Kurt vurularak yaralanmıştı.  Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’e kaldırılan Şerzan Kurt’u 24 Mayıs günü yitirmiştik.  

Şerzan Kurt ile ilgili Muğla’da geçen sürede delillerin karartılmasına yönelik yoğun çabaların olduğu anlaşılıyor. Zira Muğla Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü uzun süre Şerzan Kurt'u yaralayan kurşunun polis tabancasından çıkmadığını öne sürmüştü.  Kamera kayıtlarının tamamının izlenmesinden sonra 17 Mayıs'ta Güvenlik Şube'de görevli 43 yaşındaki polis memuru Gültekin Şahin tutuklandı.
Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ilk duruşmasının yapılması beklenirken; duruşma yapılmadan evrak üzerinde mahkemenin yetkisizliğine; davanın bundan sonra Eskişehir’de görülmesine karar verilir. Aynı filmi yeniden izliyoruz. Anlaşılan odur ki TC Devleti ve Hükümeti, devlet adına cinayet işleyenlerin aklandığı pilot şehirler tayin etmiş. Yine anlaşılan odur ki Eskişehir bu pilot illerin başında geliyor.

Muğla merkezinde davanın taraflarının güvenliğinin alınamayacağı iddiası temelsiz bir iddiadır. Mağdur yakınlarının ve onların yanında olanların güvenliğini devlet ricalinin önemsediğini düşünemiyorum. Kaymazlar duruşmasında güvenlik güçlerinin koruması altında faşist grubun mağdur yakınlarına ve dostlarına yaptığı saldırılar, iddiamın bir kanıtı olarak hafızalarda duruyor.

Şerzan Kurt davasının  2.si Eskişehir’de görüldü, İfade veren bazı polisler, Kurt’u öldürmekten tutuklu olan polis Gültekin Şahin’ın olay gecesi görevli olmadığını söylediler. Muğla Emniyet Müdürlüğünün ise olay günü nöbet listesini sonradan hazırladığı ortaya çıktı. İşte aynı filmin ilerleyen kareleri, deliller karartılır, davalar sürekli ertelenir ve katiller aklanmaya çalışılır  ve devlet aklanır her seferinde. Şerzan Kurt davasının 3. duruşması bu sefer 19 Ocak 2011 tarihine ertelendi.

Eskişehir’in demokrasi güçleri üçüncü duruşmayı bekliyor ve bu duruşma nedeniyle tüm şehirlerden gelecek dostlarıyla kucaklaşmak istiyor. Unutmamak gerekir ki Şerzan’ın şahsında öldürülen yaşama hakkıdır; Kürt kimliğidir; insan haklarıdır. Öldüren ise neo-liberal adaletin tetikçileridir. Unutma unutturma!



Nurettin Aldemir
Loading