VİCDANİ RET VE ENVER AYDEMİR


NURETTİN ALDEMİR


3 Nisan 2010



Vicdani Ret Süreci

Vicdani ret, bir bireyin politik görüşleri, ahlaki değerleri veya dinsel inançları nedeniyle zorunlu askerliği reddetmesidir. Vicdani ret düşüncesi, 19. yüzyılda ortaya atılmış, 20. yüzyılın başlarında I. ve II. Dünya Savaşları sırasında taraftar bulmuştur. Vicdani ret hakkı, günümüzde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu tarafından temel insan hakkı olarak kabul edilmiştir.

Türkiye gerekli yasal düzenlemeleri yapmadığı için vicdani ret hakkını henüz yurttaşlarına tanımış değildir. Vicdani ret, AB üyesi tüm ülkelerce de tanınan ‘askere gitmeyi reddetme’ hakkıdır. Bu hakkın uygulanma biçimi ülkeler arasında farklılık göstermektedir. Bazı ülkelerde vicdani retçiler askerlik yapmak istemedikleri gibi başka bir hizmet de yapmazken; bazılarında askerlik yerine zorunlu olarak bir kamu hizmeti yaptırılmaktadır.

Türkiye vicdani retle 1990 yılında Tayfun Gönül ve Vedat Zincir’in vicdani retlerini açıklamasıyla tanıştı. En büyük sarsıntı ise Osman Murat Ülke ile yaşandı. Ülke 1 Eylül 1995 yılında İzmir’de askerlik belgelerini yakarak vicdani reddini açıkladı. Vicdani retçi olduğu için askere gitmeyeceğini ilan etti.

Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın kararı ile hakkında ‘halkı askerlikten soğutma ve milli mukavemeti kırma’ iddiaları ile dava açıldı. Zor yoluyla askere alındı. Emre itaatsizlik ve firardan defalarca ceza verildi. Açılan ana davadan altı ay hapis cezası verildi. O toplam 701 gün hapis yattı. Osman Murat Ülke, hakkında verilen hükmü 1997 yılının Ocak ayında AİHM’e taşıdı. AİHM 2006 Ocak ayında verdiği kararda, Ülke’yi haklı bularak Türkiye’yi ‘aşağılayıcı muamele yasağı’na aykırı davranmaktan mahkum etti. Bununla birlikte Türkiye’yi vicdani retle ilgili yasal düzenlemeleri yapması için uyardı.

Karar sonrası yapılan açıklamalarda, dönemin Meclis Başkanı Bülent Arınç ‘Bu karara uymak zorunda olanlar uyar; uymak zorunda olmayanlar uymaz. İhtiyaç görüyorsa Meclisimiz bu konuda bir yasal düzenleme yapar’ derken; Başbakan Erdoğan ‘Bir kişinin talebi üzerine verilen karar. Konu Dışişleri Bakanlığı’nda inceleniyor. Bakanlar Kurulu ve partimizin yetkili organlarında durumu değerlendirir; Genelkurmayımız da durumu değerlendirir, ona göre davranırız.’ diyordu.

Geçen dört yıl boyunca bu konu hakkında Başbakan Erdoğan, AKP Hükümeti ve TBMM hiçbir şey söylemedi ve hiçbir şey yapmadı. Bu arada her geçen yıl vicdani retçilerin sayısı artıyor. Yaşanan, yaşatılan acılar sürüyor.

 

Enver Aydemir Vicdanının Sesini Dinliyor

Vicdani reddini açıkladığı için bugünlerde aynı uygulamalara muhatap olanlardan birisi de Enver Aydemir’dir.

Enver Aydemir, 7 Nisan 1977 Ağrı doğumlu. Kocaeli Körfez’de ikamet ediyor. Evli ve iki çocuk babası.24 Temmuz 2007 tarihinde zor kullanılarak gözaltına alınıyor. Bilecik 2. Jandarma Er Eğitim Tugayı'na teslim ediliyor. Dini inancı sebebiyle askerlik yapmak istemediğini ifade etmesi ve emirlere ısrarla uymaması nedeniyle 31 Temmuz 2007 tarihinde tutuklanarak Eskişehir Garnizon Askeri Cezaevi'ne gönderiliyor.1'nci Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde 4 Ekim 2007 tarihinde yapılan duruşmada iki gün yol izni verilip birliğine katılması kaydıyla tahliye ediliyor. Askeri birliğe teslim olmaması üzerine 24 Aralık 2009 tarihinde gözaltına alınarak; Eskişehir Garnizon Askeri Cezaevi'ne yeniden gönderiliyor. Enver Aydemir, cezaevinde ve duruşma için askeri kıyafet giymemekte direndiği için 21 Ocak 2010’daki duruşmaya çıkarılmıyor.

Enver Aydemir, değerleri itibariyle şu ana kadarki vicdani retçilerden çok farklı. Önceki vicdani retçiler anarşist veya sosyalistken o dindar bir yurttaş.

Enver Aydemir’in süren şimdilik iki davası var. Bunların ikisi de askerlik hizmetinden sıyrılmaktır. Soruşturması devam eden ve yakında yeni bir davaya dönüşmesi beklenen isnat ise ‘milletvekillerini ve TSK’yı aşağıladığı’ iddiasıdır. Bu isnada gerekçe yapılan şey eşine yazdığı mektupta kullandığı ifadelerdir.

Enver Aydemir savunmasında ‘Ben vicdani kanaatlerim nedeniyle mevcut düzende Türkiye Cumhuriyeti adına Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde askerlik yapamam. Ben Allah’ın ve Kuranı Kerim’in emirlerinin uygulandığı bir ülke adına askerlik yapabilirim. Yargılamalarım bittikten sonra askerlik yapmam amacıyla askeri birliğe teslim edilirsem yine de askerlik yapmayacağım.’ demeye devam ediyor. Aslında fiil tek: Zorunlu askerliği reddetmek; ancak dava çoktur. Birisi bitmeden diğeri açılmaktadır.

 

Enver Aydemir Direnişini Sürdürüyor

Süren iki davasının dışında Enver Aydemir’in tutuklu yargılanmasına neden olan firar davası 29 Mart 2010 günü sonuçlandı.

Aydemir’in avukatları 1111 sayılı askerlik yasasının 7. maddesinin Anayasa’nın 72. maddesine aykırı olduğunu bu nedenle Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi gerektiğini belirttiler. Mahkemenin kişi bakımından yetkisiz olduğunu; askeri hakimlerin bağımsız olmadığını; Enver Aydemir’in asker kişi olmadığından; firar suçundan hüküm verilemeyeceğini söyleyerek beraat kararı talep ettiler. AİHM’nin Osman Murat Ülke ve Karaçay –Türkiye kararlarını örnek göstererek uluslararası hükümlerin uygulanmasını istediler. Bu savunmalara rağmen mahkeme heyetinin görüşü değişmedi. Firar suçu sabit görülerek temyiz yolu açık olmak üzere 10 ay hapis cezası verildi. Cezaevinde yattığı süreler göz önüne alınarak aynı zamanda tahliyesine karar verilen Aydemir askeri inzibatlar tarafından Bilecik’teki 2’nci Jandarma Er Eğitim Tugay Komutanlığı’na götürülerek teslim edildi.

Enver Aydemir burada askeri kıyafetleri giymesi için verilen emirleri daha öncesinde olduğu gibi yine dikkate almadı. Bu nedenle hakkında tutanak tutularak tekrar Eskişehir’e gönderildi ve Askeri Mahkeme’ye çıkartıldı. Askeri Mahkeme Aydemir’in tutuklanmasına karar verdi. Aydemir, tutuklanmasının ardından Eskişehir Askeri Cezaevi’ne götürüldü.