KİRLİ SAVAŞIN ET(KİLER)İ


MURAT YÜKSEL


7 Temmuz 2010


Et ile ilgili ülkemizde yıllardır farklı zamanlarda söylemlerde bulunuldu. Deli dana, şarbon, hormonlu, kaçak, İslami usullere uygun değil diye şekillenip duruldu. Son birkaç aydır Türkiye’de ‘ithal et’ kelimesi aldı başını gitti. Hatta Et ve Balık Kurumu, yurt dışından canlı hayvan getirmek için ihale açtı. 4 Mayıs’ta gerçekleşen ilk ihaleyi Türk kökenli, Almanya’da ticaret yapan: ‘Hacılar Et’ aldı. 4.250 ton ete en düşük teklifi vererek  (1.299.950 Euro) ihaleyi kazandı… Fakat bu ihalenin yankıları kamuoyunda sürerken, besicilerden tepkiler alınmaya başlanmıştı bile. Tepkilerden mi bilinmez ama ilk ihalenin yankıları dururken, ihalenin iptal edildiği kamuoyuna açıklandı. 2’nci bir ihale kapıdaydı, 15 firmaya gönderilen davetiye sonucu 4 firma şartname satın aldı ve tek firmanın da ihaleye girmesiyle Ürdün merkezli ‘Khaled Hijazi’ firması ‘21 milyon 307 bin 500 olan’ ilk teklif tutarını,  ikinci aşamada ‘20 milyon 997 bin 500 dolara’ çekti. Yapılan değerlendirme sonucu uygun görülürse ihale yönetim kurulu kararını açıklayacak ve Uruguay’dan 1 ay içinde 5.000 ton canlı sığır getirilecek. İhale sonucunda toplamda 100 bin ton canlı sığırın geleceğini belirtildi… Peki ne oldu da ülke olarak et sıkıntısı içine girdik. Son 2 ayda etle ilgili ülkemizde izlenen politika bundan ibaretti ama işin özüne indiğimiz zaman durum daha anlaşılır olacaktı. Bir gıda teknikeri olarak bu konudaki bilgilerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Tarım ve hayvan yetiştiriciliğinden geçimini sağlayan bir ülke konumundayız. Ama ne olduysa oldu bu yıl hayvanlarımızın bittiği ya da besiyercilerin hayvanları ellerinde tutarak karaborsa yapacağı, piyasaya et süren firmaların etleri stokladıkları söylendi. Medyada bir ton bilgi kirliği aldı başını gitti. Ama kimse işin özüne inmek istememişti. Et sıkıntısının çekileceği geçen kurban bayramında zaten belirtilerini, büyük ve küçük baş hayvanların satış fiyatındaki astronomik artışlarla göstermişti.

Et Üreticileri Birliği başkanı, Hikmet Kayar’ın AA’ya vermiş olduğu bir röportajda,  et fiyatlarının bu yaz başlarında artış göstermesinin sebebini,  'Arap ülkelerine satılan küçükbaş hayvan sayısındaki artış olduğunu, artan talep sonucu iç piyasa et ihtiyacının büyükbaş hayvanlardan karşıladığını, bu sebepten dolayı da büyükbaş hayvan etlerinde fiyat artışı gözlendiği saptanmıştır' diye açıkladı. Piyasalardaki et sıkıntısı sadece bu olamazdı tabi… Süt üreten fabrikalar yaklaşık 3 yıl önce üretimde süt yerine süt tozu kullanmaya başladılar,  yurtdışından çok miktarda ‘süt tozu’ ithal ettiler. Gelen süt tozlarıyla birlikte süt fiyatlarında değişimler gözlendi. Süt artık para etmez hale geldi. O dönemde litresi 70 kuruştan satılan sütün fiyatının 40 kuruşa kadar düşmesi bile fayda etmedi. Süt ve süt ürünleri üreten fabrikalarda gerçek süt oranı %20 dolaylarına düştü. Bazı ürünlerde sütün iz miktarları yok denecek kadar az. Fabrikalarda süt kullanılmaya başlanmasıyla büyükbaş hayvanlara olan ilginin azaldığı görüldü.

Et sıkıntısındaki bir diğer etken ise ülkemize kaçak yollarla sokulan etler. Türkiye’nin farklı illerinde ele geçirilen (ya da ele geçirilemeden piyasa sunulan) etler. Kaçak etler ülkemize özellikle doğu illerinden sokuluyor, Hakkari, Şemdinli Yüksekova, Başkale ve Hatay, Mersin’de iç piyasaya sunuluyor.

Kaçak etlerin ülkemize sokulmasında en büyük etkenin PKK olduğu öne sürülüyor. PKK’nin son saldırısının ardından, TSK mensubu olan askerin yapmış olduğu bir açıklamadaki: 'gelenleri gördük ama kaçakçı sandık ve ateş etmedik' sözü sanırım bu işin nasıl organize edildiği ve kimler tarafından yönetilip, kimin üstüne atıldığının göstergesidir.  

Kirli savaşın et tüketimini etkilediği bariz bir şekilde ortadadır…

Son olarak, et sıkıntısının çekilmesiyle birlikte, AKP hükümeti olaya el atmış ve bankalarla yapmış olduğu anlaşmalar doğrultusunda besicilere 'özel kredi' verileceği açıklanmıştı. Ama ne çare ki verilen bu kredilerle bile ülkemizdeki et sıkıntısının uzun bir süre daha devam edeceği gözleniyor. Halen son ihalenin etkilerini atamayan besiciler ise EBK’nın olaya ilgisizliğinden yakınıyor.


Murat Yüksel
Loading