![]() |
|
|
|
|
||
|
TAHRİK OLDUK BİR KERE! M. ÖZLEM 28 Temmuz 2010 Genç kadına tecavüzden yargılanan adam
mahkemede hakime ifade vermektedir, ‘hakim bey tamam ben suçluyum ama bu
kadına da sorun o kadar milletin içinde mini etekle niye geziyor? Neden
bile bile bizi tahrik ediyor?’ Ramazan ayında su içen turiste linç
girişiminde bulunanlar benzer bir sebep ileri sürüyorlar. ‘Müslüman
mahallesinde ramazanda göz göre göre oruç bozulur mu? İnsan tahrik
edilir mi?’ Sivas katliamının sanıkları ve dönemin
başbakanı öldürülen onca insandan sonra benzer bir gerekçe ileri
sürüyor, ‘bizi fena tahrik ettiler’. Tahrik olmak kişisel, etnik ya da dinsel
hassasiyetlerin öne çıkması ile ilgili. Herkes tahrik olabilir. Toplum
yapısı içinde farklılıkları ile birlikte yaşayan insanlar potansiyel bir
şekilde birbirini tahrik etme şansına sahiptir. Aynı durum karı koca
ilişkilerinde de gündeme gelir. Gazetelerin manşetlerine ve üçüncü sayfa
haberlerine yansıyan eş cinayetleri benzer bir gerekçeye, tahrik edilme
gerekçesine yaslanır. Yolda yürüyen bir adama saat sorduğu için sayısız
kere bıçaklanarak öldürülen kadının öldürülme sebebi ağır tahriktir. Tahrik olmak toplumsal alanda kişiye
istediğini yapabilme özgürlüğü verir hale gelmiştir. Tahrik giderek
cinayetlere, saldırılara ve her çeşit baskıya meşruiyet kazandıran temel
kavram haline gelmiştir. Tahrik olduğunuzda her şeyi yapma hakkınız
vardır. Kavram kendi doğallığında tek yönlü bir eylemi içerir. Tahrik
olan tahrik edene etkide bulunma şansına sahiptir. Kavram aynı zamanda
bir egemenlik ilişkisini tarifler. Tahrik olma eylemi egemene aittir.
Erkeğe, Türk’e, yöneticiye aittir. Ezilenin ya da yönetilenin
değerlerini, özgürlüğünü ya da kazanımlarını hiçe sayar. Toplumsal
olarak tahrik kavramıyla açıklamaya başladığınız andan itibaren adalet
kavramını hiçe saymaya başlamışsınızdır. Adalet çoğul bir kavramdır.
Tahrik tekil bir kavramdır. Toplumsal olgularda tutarlılık adaletin ve
ilkeselliğin temel motifidir. İlkeli olmak ve tutarlı tavır takınmak
benzer olgu ve olaylar karşısında benzer tavır alışları gerektirir.
Türkiye başbakanı Filistinli çocuklar için gözyaşı dökerken Gazze’de
meydana gelen olayları katliam diye yargılayıp İsrail’i soykırımla ve
işkenceyle suçlarken kendi ordusunun savaşta ölü ele geçirilen
gerillalara yönelik akıl almaz işkencelerini sergileyen fotoğrafları
görmezden gelmesi ve gerillalara her çeşit uygulamanın yapılabileceği
açıklaması en basit tarifiyle tutarsızlıktır. Gerilla cesetlerine
yapılmış işkence fotoğrafları karşısında yüreği kıpramadan buz gibi
durabilen Tayyip Erdoğan’nın Necdet Adalı’nın idamına ağlaması bu yüzden
inandırıcı değildir. İnsan her yerde insandır. Tutarlılık sosyalist hareket içerisinde de
benzer bir nitelik taşır. Marksizm evrensel bir teoridir. Ülkeden ülkeye
pratik yorumlamalarında farklılıklar taşısa da ilkesel boyutta her yerde
benzer tutum alışları zorunlu kılar. Lenin “bir Marksisti Marksist kılan
dünyanın neresinde olursa olsun ezme ezilme ilişkilerinde ezilenden yana
tutum almasıdır’’ sözleriyle bu durumu açıklamıştır. Tutarlılık kendi
dışımızda olan olaylarda tutum alırken ortaya çıkmaz, tutarlılık esas
olarak kendimizin de dahil olduğu olay ve olgularda kendini ele verir.
Girişte örneklerini verdiğimiz olaylar içinde yaşadığımız toplumsal
formasyonda gündelik olgular haline gelmiştir. Pippa Bacca’nın vahşice
öldürülmesinden töre cinayetlerine kadar, ramazanda oruç tutmadığı için
katledilen üniversite öğrencisinden Sivas katliamına kadar pek çok
olayda sosyalist sol “tahrik” kavramını katliamın ve cinayetin
meşrulaştırılması olarak algılamış ve buna karşı çıkmıştır. Kadın
cinayetlerinde tahrik olgusunun ceza hukukundan çıkarılmasını talep
etmiştir. Gazze’ye saldıran İsrail ordusunun saldırı gerekçesi ağır
tahriktir. Zira İsrail hükümeti Gazze saldırılarının gerekçesini
Hamas’ın Kudüs’e fırlattığı kassan füzeleri olarak açıklamıştır. Bu izah
kimse tarafından meşru kabul edilmemiştir. T.C devleti kuruluşundan bu yana Kürt
halkının temel haklarını yok sayan onun varoluş koşullarını ortadan
kaldıran inkarcı ve imhacı bir asimilasyon siyaseti izlemektedir. En
doğal hakları için Kürtler harekete geçtiğinde yani Filistinlilerin
yaptığını yapmaya kalkıştığında Türk hükümetinin Kürtlere cevabı
İsrail’in Filistinlilere cevabından daha vahşi ve kanlı olmuştur.
Kürtlerin Türk devletinin ve onun ordusunun katliamcı politikalarına
karşı direnişi Kürt coğrafyasında kanlı çatışmaların gündeme gelmesine
neden olmuştur. Bu çatışmaların Kürtler açısından karşılığı binlerce
köyün boşaltılması, on binlerce insanın öldürülmesi, milyonların sürgün
ve göçe zorlanması olarak şekillenmiştir. Dili, kültürü ve kimliği
yasaklanmış, varoluş koşulları ortadan kaldırılmaya çalışılan bir halkın
yani Filistinlilerle aynı kaderi yaşayan ve Filistinliler gibi direnen
bir halkın bu direnişi en az Filistin kadar meşrudur. Savaşın sonuçları sadece Kürt coğrafyasını
etkilemez. Saldırıya uğrayan savunmaya geçerse saldırgan da zarar görür.
Kürtlerin kendilerini korumak için direnişe geçmeleri kaçınılmaz şekilde
Türkiye’de de yansımasını bulur. T.C. devleti kirli ve kanlı savaşı
sürdürebilmek için şovenizmi kışkırtır, baskıyı arttırır. Şovenizmin
yükselmesinden faşist çeteler beslenir. Yaşanan çatışmalardan aksi sonuçlar da
çıkabilir. Çatışmanın yol açtığı yıkım savaşın kanlı boyutu devrimci
hareketin enternasyonal bir zeminde güçlenme koşullarını da bağrında
taşır. Mesele savaşa karşı mücadele etmek ya da savaşın sonuçlarına
boyun eğmek meselesidir. PKK’nin son dönemlerde gerçekleştirdiği
askeri hamleler Türkiye yakasında asker cenazelerinde ve taşra
kasabalarında linç gösterilerinin ve saldırılarının gündeme gelmesine
yol açmıştır. Bu saldırıları göğüsleme konusunda aciz kalan ve kitlesel
etki alanı daralan solun önemlice kısmı popülizmin rüzgarına yelken açıp
şovenizme teslimiyet anlamına gelecek tutum alışlara girmektedir.
PKK’nin gerçekleştirdiği eylemliliklerin batıda şovenizmi ve faşizmi
güçlendirdiği ve devletin savaş stratejisini beslediği gibi ucuz
açıklamalarla kınanmaktadır. Faşistlerin linç saldırılarının ve devletin
azgın vahşetinin sorumluluğu bu açıklamalarla varoluş koşullarını
korumaya çalışan Kürt halkına çıkar olmaktadır. Bu izah tarzı en
hafifinden tutarsızlık ve vicdansızlıktır. Bu açıklamanın Tayyip
Erdoğan’ın açıklamalarından ve tutum alışlarından bir farkı yoktur.
Hatay’da faşistleri tahrik eden PKK saldırısını kınayanların
Diyarbakır’da, Mardin’de, Hakkari’de bir bütün olarak Kürdistan
coğrafyasına Kürtlere neler yapıldığını görmezden gelmesi abesle
iştigaldir. Tahrik olmadan tutarlı olmayı becerebilmek,
zalimin zulmünün hesabını mazluma çıkarmadan onurlu politik bir duruş
sergileyebilmek ve Kürtlere karşı en az Filistinlilere olduğu kadar
yaklaşabilmek sosyalizm ve devrim için hatta barış ve demokrasi için
yani bilcümle Türkiye halkı için olmazsa olmaz görevdir. Bu görevi
sırtlamaktan kaçınanlardan beklenense susmayı becerebilmeleridir.
|
||
|
Loading
|