|
Boynu bükük öldü onlar. Her gün cam kenarlarında sağ salim eve
dönmelerini bekleyen yakınlarının umutlarını boşa çıkardılar. Herkes
kadar onlar da düşünüyordu yarın ne olacaklarını ne yaparsın ama bu
topraklarda bir söz vardır. Duyulduğunda akan sular bile durulur ekmek
parası…
Ekmek parası için her şey yapılabilir, aynı anda iki işte birden
çalışırsın, toplayıp eşyalarını hiç bilmediğin başka kentlere doğru yola
çıkarsın, böbreğini bile satarsın ya da ölümle burun buruna olacağını
bilerek maden ocağına inebilirsin.
Bursa’nın Mustafa Kemal Paşa ilçesinde 19 işçi yaşamını maden ocağındaki
grizu sızıntısının patlaması sonucunda yitirdi. Yakınları boynu bükük
kaldı. Ölümlerinin ardından pişkin pişkin üzüntülerini paylaşan
devletlular oldu. Bir de sigara içtikleri için patlama oldu diyen
patronları. Onlar belki de bilmiyordu yaşamlarının değerinin ne kadar
oluğunu. Beş bin lira yardım yapılacağı söylendi ailelerine hem de
hiçbir ayrım gözetilmeksizin.
Kendilerinden önceki vardiyada çalışan arkadaşlarının ‘sızıntı var,
gazın tahliye edilmesi lazım’ uyarısına aldırış etmeyen patronları sebep
oldu ölümlerine. Onların da pek bir şey demeye halleri yoktu zaten
günlük yirmi liraya çalışıyorlardı. Eğer istenilen kotayı
dolduramazlarsa o parayı da alamıyorlardı. Aynı E. Zola’nın Germinal’de
yaşamlarını anlattığı maden işçileri gibiydi çalışma şartları. Ancak bir
sonraki gün tekrar işe gelebilecek kadar dinlenme, yemek yeme hakları
vardı; sadece çalışırken ölebilirlerdi öyle oldu.
Ancak öyle trajiktir ki 21 ocak 1988 yılında Bursa’nın aynı ilçesinde
maden ocaklarının çalışma koşullarını protesto eden devrimciler
tutuklanmıştı. Onların ne yapmaya çalıştıklarını bile anlamamıştı
muhtemelen onları tutuklayanlar. Birkaç genç macera olsun diye bağırıp
çağırıp olay çıkartıyordur. Ya da komünistler gizli emellerine ulaşmak
için propaganda yapıyordur. İçlerindeki kin gözlerini öyle karartmıştı
ki daha iyi bir yaşam için mücadele etmek nedir, hem de sadece kendin
için değil hiç tanımadığın, görmediğin insanların yaşamları için
mücadele etmek nedir bilmiyorlardı. Bir şeylere itiraz etmenin, yüce
devlete başkaldırmak, vatana ihanet etmek dışında bir anlamı yoktur
onlar için. Devletlerine laf söyletmezler onlar ve bu uğurda kimi
gözaltına alır kimi yargılar kimi kurşun sıkar.
Yaşamını yitiren işçilerinin ardından çalışma bakanı Ömer Dinçer
‘soruşturma açılacak, ihmal kusur her kimdeyse gereği yapılacak,
araştırmalar devam ediyor’ demişti. Sanki kendi payına hiçbir şey
düşmüyormuş gibi öylesine rahat ve öylesine emin konuşuyordu ki
televizyon karşısında donup kalmaması mümkün değil insanın. Geçtiğimiz
gün gereği de yapıldı zaten. Maden ocağına altı ay kapatma cezası
verildi. Sadece devrimciler söyledi yine “kral çıplak - ölümler kaza
değil katliamdır”. Bütün bu ölümlerin sorumlusu devlettir.
|