KRAL ÇIPLAK


KURTUL DURNA


28 Aralık 2009


Boynu bükük öldü onlar. Her gün cam kenarlarında sağ salim eve dönmelerini bekleyen yakınlarının umutlarını boşa çıkardılar. Herkes kadar onlar da düşünüyordu yarın ne olacaklarını ne yaparsın ama bu topraklarda bir söz vardır. Duyulduğunda akan sular bile durulur ekmek parası…

Ekmek parası için her şey yapılabilir, aynı anda iki işte birden çalışırsın, toplayıp eşyalarını hiç bilmediğin başka kentlere doğru yola çıkarsın, böbreğini bile satarsın ya da ölümle burun buruna olacağını bilerek maden ocağına inebilirsin.

Bursa’nın Mustafa Kemal Paşa ilçesinde 19 işçi yaşamını maden ocağındaki grizu sızıntısının patlaması sonucunda yitirdi. Yakınları boynu bükük kaldı. Ölümlerinin ardından pişkin pişkin üzüntülerini paylaşan devletlular oldu. Bir de sigara içtikleri için patlama oldu diyen patronları. Onlar belki de bilmiyordu yaşamlarının değerinin ne kadar oluğunu. Beş bin lira yardım yapılacağı söylendi ailelerine hem de hiçbir ayrım gözetilmeksizin.

Kendilerinden önceki vardiyada çalışan arkadaşlarının ‘sızıntı var, gazın tahliye edilmesi lazım’ uyarısına aldırış etmeyen patronları sebep oldu ölümlerine. Onların da pek bir şey demeye halleri yoktu zaten günlük yirmi liraya çalışıyorlardı. Eğer istenilen kotayı dolduramazlarsa o parayı da alamıyorlardı. Aynı E. Zola’nın Germinal’de yaşamlarını anlattığı maden işçileri gibiydi çalışma şartları. Ancak bir sonraki gün tekrar işe gelebilecek kadar dinlenme, yemek yeme hakları vardı; sadece çalışırken ölebilirlerdi öyle oldu.

Ancak öyle trajiktir ki 21 ocak 1988 yılında Bursa’nın aynı ilçesinde maden ocaklarının çalışma koşullarını protesto eden devrimciler tutuklanmıştı. Onların ne yapmaya çalıştıklarını bile anlamamıştı muhtemelen onları tutuklayanlar. Birkaç genç macera olsun diye bağırıp çağırıp olay çıkartıyordur. Ya da komünistler gizli emellerine ulaşmak için propaganda yapıyordur. İçlerindeki kin gözlerini öyle karartmıştı ki daha iyi bir yaşam için mücadele etmek nedir, hem de sadece kendin için değil hiç tanımadığın, görmediğin insanların yaşamları için mücadele etmek nedir bilmiyorlardı. Bir şeylere itiraz etmenin, yüce devlete başkaldırmak, vatana ihanet etmek dışında bir anlamı yoktur onlar için. Devletlerine laf söyletmezler onlar ve bu uğurda kimi gözaltına alır kimi yargılar kimi kurşun sıkar.

Yaşamını yitiren işçilerinin ardından çalışma bakanı Ömer Dinçer ‘soruşturma açılacak, ihmal kusur her kimdeyse gereği yapılacak, araştırmalar devam ediyor’ demişti. Sanki kendi payına hiçbir şey düşmüyormuş gibi öylesine rahat ve öylesine emin konuşuyordu ki televizyon karşısında donup kalmaması mümkün değil insanın. Geçtiğimiz gün gereği de yapıldı zaten. Maden ocağına altı ay kapatma cezası verildi. Sadece devrimciler söyledi yine “kral çıplak - ölümler kaza değil katliamdır”. Bütün bu ölümlerin sorumlusu devlettir.