YAZILAR  |  GAZETE ARŞİVİ  |  HABER ARŞİVİ  |  21 EYLÜL KOMPLOSU  










Yazılar

>>Yazar Dizini 2011

Hrant Dink / Sizi Gidi Suç Ortakları
19 Ocak 2012

İfade özgürlüğü açısından sıkıntılı bir süreç yaşıyoruz. Özellikle Türk Ceza Kanunu’nun 301. Maddesi’nin bir kravat olmadığını hatırlatan Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in tutumu belli... Taha Akyol’un sorularını yanıtlayan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın tutumu belli... Meclis’teki bütçe görüşmesinde konuya değinen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün tutumu belli. 301'i kaldırmaya ya da değiştirmeye niyetli gözükmüyorlar. Bu da demektir ki daha uzunca bir süre ifade özgürlüğü açısından sıkıntılı günler yaşayacağız.

İlkay Tanyer / Aileyi Değil Kadınları Koru!
18 Ocak 2012

Aile ve sosyal politikalar bakanı Fatma Şahin uzun bir dönemdir, ‘’Kadının ve Aile bireylerinin şiddetten korunmasına dair kanun’’ başlığı altında tasarı taslağı çalışmaları sürdürüyor. Başta feministlere, bağımsız kadın örgütlerine, çeşitli sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulunarak başlattığı bu çalışma, şimdilerde AKP’nin politikalarına doğru kaymalar göstermeye başladı bile.  Bu durum, yeni anayasa hazırlığı için Fatma Şahin’in dernek ve kuruluşlara yapmış olduğu çağrının ne kadar samimiyetsiz olduğunu ortaya koyuyor bir yanıyla. 

Serap Güneş / Baharın Ömrü Bir Yıl Olmayacak
17 Ocak 2012

NATO’nun Libya müdahalesinin Arap Baharı’nı kışa dönüştürdüğüne dair yorumlar, Suriye’ye karşı Türkiye’nin de başrol oyuncusu olarak bizzat içinde yer aldığı rejim değişikliği operasyonu ile yaygınlaştı. Ortadoğu’da Şii eksenini zayıflatma amaçlı bu operasyon henüz nihayete ermiş değil. ABD Irak’tan çekilmesinin ardından ortaya çıkan boşluğun İran tarafından doldurulmasını önlemek, Irak’taki İran etkisini kırmak ve Sünni-Kürt eksenini güçlendirmek için El Kaide ile uzlaşma yolları arıyor. Burada da başrolde yine Türkiye var.

 M. Ulaş Bayraktaroğlu / Evlerimizi Yıkmaya Kalkanların Saraylarını Başlarına Yıkacağız!
16 Ocak 2012

“Kentsel dönüşüm projesi” adı altında planlanan halkın barınaklarını yıkım planları fiilen hayata geçirilmeye başlanmıştır. Yaklaşık 20 yıl önce kentin çeperlerinde kalan varoşlar gelişen ve büyüyen metropollerin ortasında kaldılar. Burjuvazi bu alanlara gözünü dikti ve bu alanları gasp ederek rant elde etmek istiyor. Hükümet bu halkın evlerinin kurulu olduğu alanları TOKİ  vasıtasıyla burjuvaziye peşkeş çekmeye çalışmaktadır. Öyle ki halkın yaşam alanlarını TOKİ’ye satmış ve halk yasal olarak TOKİ ile karşı karşıya bırakılmıştır.

Rıdvan Turan / Seri Katil
14 Ocak 2012
Türkiye tarihinin en ciddi katliamlarından biri iki hafta önce gerçekleştirildi. Olayda 10 -15 yaşlarında çocuklar da dahil 35 vatandaşımız F16’lardan atılan bombalarla paramparça edildi. Atadan babadan aynı işi yapan, aynı yoldan aynı yere giden ve aynı alış verişi yapan insanlar “güvenlik kuvvetleri”nin bilgisi dâhilinde yok edildi. Dünyanın neresinde olsa büyük bir olay olacak olan böylesi bir katliam bizde sıradan bir olay olarak kaldı. Ne hükümet tatmin edici bir tutum takındı ne de genelkurmay.

M. Ulaş Bayraktaroğlu / Şarkiyatçılıktan Esinlenen Bir Garip Garbiyatçılık
9 Ocak 2012
Batı’nın Doğu üzerindeki sömürgeci emellerini temel alan yaklaşımlarını Şarkiyatçılık olarak özetleyebiliriz. Doğu’yu tanımlarken belirgin bir aşağılamanın yanında ötekileştirmenin “edebiyatı” yaratılır Oryantalizmle. Adeta Batı tarafından Yeni Doğu üretilmeye çalışılmıştır. Bir zamanlar Doğu imparatorları tarafından fethedilmeye çalışılan Batı artık kendisini Doğu’nun kurtarıcısı olarak görmeye başlamıştır.

M. Özlem / Evrimin Maymun Halkasında Takılanlar
5 Ocak 2012
Yaşadıklarımız insan bilincindeki yaralanmanın fiziksel bütün yaralanmalardan daha ağır olduğunu ispatlıyor. An geliyor kötünün kötüsüyle yüzleşiyor insan. Ölümün bile hafif kaldığı durumlar yaşanıyor ve beteri bu çeşit karşı karşıya gelişler çoğalıyor ve sıradanlaşıyor. Acı atıyor öfkeye karışıyor ve isyanla kanamaya başlıyor içimizde acıyan yerler. Acı tarifini yitiriyor sözcükler kayboluyor.

M. Ulaş Bayraktaroğlu / 2012 İsyanın Yılı Olsun
2 Ocak 2012
2011’de Türkiye’deki ve Ortadoğu’daki iktidar ilişkileri açısından önemli gelişmeler yaşandı. Dünya çapında ise kapitalist sistemin bir türlü sürdürülebilir bir denge sağlayamadığı görüldü. Şu sıralar olgunlaşmakta olan daha büyük bir ekonomik krizden bahsedilmekte. Her ne kadar hükümet bir evvelki ekonomik krizin Türkiye’yi teğet geçtiğini iddia etse de, krizin sonuçlarını (bedelini) bütün dünya halkları, işçi sınıfı ve ezilenleri ödedi. Bu duruma karşı tüm dünya çapında eylemler yapıldı ve isyan hareketleri oluştu.

Günay Kubilay / Susma 'Sen de Bir Ses Çıkar'
1 Ocak 2012
Hatırı sayılır bir zaman aralığından sonra Halkların Demokratik Kongresi (HDK) sokağa çıkmaya hazırlanıyor.  7 Ocak’ta “Sen de Bir Ses Çıkar” çağrısıyla politik bir kampanya başlatıyor. Kampanya boyunca her hafta işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin, özcesi Türkiye halklarının emek, barış, özgürlük ve adalet özlemlerine anlamlı, eylemli ve etkili bir yanıt vermek için sürekli “sen de bir ses çıkar” çağrısı yapılacak.

Rıdvan Turan / Yeni Yıla Girerken...
31 Aralık 2011
Yeni yıla günler kala eski yılın son bomba hareketi Ali Babacan’dan geldi. Avrupa’nın büyük bir ekonomik ve siyasal kaos içinde olduğunu söyleyen Babacan, "Bizim AK Parti iktidarımızı, hükümetimizi, Sayın Başbakanımızı bugün herhangi bir Avrupa ülkesine götürün koyun inanının 3 ayda sorunlar çözülür" dedi.

Afşin Demir / Ortak Hedef: Sosyalist Yeniden Kuruluş
30 Aralık 2011
Sosyalist hareketin içinde bulunduğu tıkanıklık ve yerinde sayma durumunun “eski altın günleri” ihya etme refleksiyle değil, toplumsal mücadelelere ve işçi hareketine bir “yeniden kuruluş” perspektifiyle yaklaşmak suretiyle aşılabileceği düşüncesi, Sosyalist Demokrasi Partisinin de içinde yer aldığı Sosyalist Yeniden Kuruluş Parti Girişimini (SYKPG) oluşturan öznelerin  ortak paydalarının en önemlilerinden birini teşkil ediyor.

N. Zafer / Din Sorununa Sosyalizmin Gözlüğünden Bakmak
27 Aralık 2011
Din sosyalistlerce hep sorunlu ve tuzaklarla dolu bir alan olarak görüldü. Dindarlık ve sosyalistlik birbirinin antitezi olarak değerlendirildi. Hatta ülkede sosyalizm mücadelesinin kitlesel bir karakter kazanamamasının sebebi olarak dinin toplumsal ve siyasal rolü gösterildi. Dine ilişkin tartışmalar türban, laiklik vb gibi gündemlerin sıkıştırmasıyla kimi zaman yoğunlaştı. Böylesi dönemlerde din ya şiddetli bir saldırının hedefi oldu ya da mütedeyyinlerle çatışma yaşamamak adına sorun yokmuş gibi davranıldı.

M. Ulaş Bayraktaroğlu / Seç Beğen! Soykırım, Katliam, Asimilasyon
26 Aralık 2011
İktidarının bir evresinde başbakan, AKP hükümetinin “asimilasyon ve inkar” politikalarına son verdiğini açıklamıştı. Geçen hafta başbakan yardımcısı Arınç da Kürtlerin bütün haklarını vereceklerini belirten bir konuşma yaptı. Bu iki ifade tarzı hem birbirleri ile çelişmekte hem de ortaklaştıkları bir gerçeğin altını çizmektedir. Aralarında çelişmekteler çünkü başbakan özet olarak sorunu çözdük, yardımcısı ise çözeceğiz demektedir. Ortaklaştıkları gerçek ise Kürt sorununun, asimilasyon-inkar ve hak gaspları ile varlığıdır. Bütün bu zulmü gerçekleştirenin de oligarşik diktatörlük olduğu itiraf edilmektedir

Sungur Savran / Yeni Bir Dönem Açılıyor: Büyük Depresyon
22 Aralık 2011
Önümüzdeki dönemde üç senaryo mümkündür. Birinci senaryoda, AB’de ve dünyada bir resesyon yaşanırsa, Türkiye’nin büyüme hızı düşer, belki de negatif olur. İkinci senaryoda, Yunanistan resmen iflas eder, avrodan ayrılır, avro yaralanır. Bunun başta Avrupa olmak üzere dünya çapında sermaye birikiminde büyük bir sarsıntıya yol açmaması olanaksızdır. Türkiye ekonomisi büyük bir daralma yaşar, işsizlik 2009 baharının resmi rakamı % 16’nın üzerine çıkar, işçi ve emekçiler büyük zorluklarla karşı karşıya kalır. Üçüncü senaryoda, İtalya çöker ve... her şey çöker! Bu durumda olabilecekleri tahmin etmek bile zordur.

Özgür Mumcu / Kim Cevap Verecek Tarık Ziya Ekinci'ye?
22 Aralık 2011
Baran Nayır ve Ali Deniz Kılıç, bir basın açıklamasına katılan iki sosyalist öğrenci değil de Susurlukçu olsalardı bugün çoktan tahliye olmuşlardı.

Güngör Mengi / Neden Tutuklu?
21 Aralık 2011
Adaletin kestiği parmak acımazmış. Peki parmağınızı kesen sebep adaletsizlik olursa?.. Türkiye’de adaletsizliğin doğurduğu acılar yaygın hâl alıyor. Öyle ki “Adalet mülkün (devletin) temeli” ise devletin ciddi bir tehlike ile karşı karşıya bulunduğunu söyleyebiliriz.

Cüneyt Özdemir / Analar Ağladı Okurlar Yorumladı
21 Aralık 2011
Baran Nayır ve Ali Deniz'in annelerini konuk ettim. Sonrasında yapılan yorumlar nasıl bir ülkede yaşadığımızı anlama fırsatı sunuyor.

Özgür Mumcu / Neden?
19 Aralık 2011
Eski Özel Harekâtçılar tahliye edilir, Festus Okey'i öldüren polis memuru tutuksuz yargılanır. Ama Baran ve Ali Deniz ve daha niceleri iki yıldan fazla süredir tutuklu.

Ahmet Hakan / İki tutukluluk kurbanı: Ali Deniz ile Baran
19 Aralık 2011
Birinin adı: Ali Deniz Kılıç... Diğerinin adı: Baran Nayır... İkisi de sosyalist... İkisi de iki yılı aşkın süredir tutuklu. İki yıl önce Ümraniye’de bir basın açıklamasına katılmak istediler, ancak katılamadan gözaltına alındılar. 

M. Ulaş Bayraktaroğlu / Direniş Noktası ve Teşkilinin Yöntemi
19 Aralık 2011
Yeni statüko  iktidarını tümüyle hakim kılmak için yani taktik evresinde toplumun bütün muhalif kesimlerini bastırmak için saldırmaktadır. Hükümet yandaşı olmayan tüm kesimler için adeta geri çekilme noktası kalmamıştır. Her imha edebildiği direniş odağını hükümet halka karşı psikolojik yıldırma yıpratma argümanı olarak kullanmaktadır.

Yıldırım Türker / Baran ile Ali Deniz
18 Aralık 2011
6 Aralık 2009 günü Baran ve Ali Deniz gözaltına alındı. 20 Aralık'taki duruşmaya bağlı hayatlarının geri kalanını nasıl devam ettirecekleri.

Günay Kubilay / Sosyalist Yeniden Kuruluş Üzerine
18 Aralık 2011
Sosyalist hareketin “birlik serüveni” hatırı sayılır bir politik geçmişe sahip. Birlik ve yeniden yapılanma arayışları Sovyetler Birliği ve bağlaşığı ülkelerde “reel sosyalizm”in birer kağıttan şato gibi üzerimize çöktüğü yılların öncesine dayanır. Kuruçeşme tartışmaları, yeni bir sosyalizm anlayışı doğrultusunda bir “birleşik örgütsel sonuç” doğurmadı, ama arkasında muazzam bir teorik külliyat bıraktı.

Rıdvan Turan / Sizin Adaletiniz Yerin Dibine Batsın!
17 Aralık 2011
Anlatacağım yargıçlı, savcılı ve bol polisli hikaye özünde bir maskaralık hikâyesidir ve henüz mutlu sona ermemiştir. Sosyalist Demokrasi Partisi üyesi Baran Nayır ve Ali Deniz Kılıç 6 Aralık 2009’da Ümraniye’de DTP’nin organize ettiği bir basın açıklamasına SDP’yi temsilen katılırlar. SDP’li gençlerden Baran Türk Dili ve Edebiyatı, Ali Deniz ise Bilgisayar Mühendisliği öğrencisidir. Gerginliğin artması üzerine gruptan ayrılan gençler bir sokakta polis tarafından gözaltına alınıp polis aracına bindirilirler.

Hürrem Sönmez / Baran ve Ali Deniz
17 Aralık 2011
Baran ve Ali Deniz 2 yıldır tutuklular, herşey Ümraniyede katıldıkları DTP nin kapatılmasını protesto eylemi ile başladı. Muhtemelen ne aileleri ne de kendileri o akşamüstü gözaltına alındıklarında 2 yıldır süren bu kabusun başlangıcında olduklarını düşünmediler.

Derya Sazak / Bir Annenin Mektubu
16 Aralık 2011
Tuna Öztürk, iki yıldır tutuklu Baran’ın annesi. 20 Aralık’taki duruşma öncesi gönderdiği mektup davaların neden uzadığı konusunda çarpıcı bir örnek oluşturuyor. Öğrencileri yakalayan polisler dört celsedir mahkemeye gelmiyorlarmış!

M. Özlem / Aşil'in Topuğu
14 Aralık 2011
Pazartesi günü yayınlanan Radikal gazetesinde  Ezgi Başaran’ın İHL Sözlük olarak bilinen internet sitesinin kurucu ve yöneticileriyle yaptığı röportaj hem siyasal iktidarın karşısındaki toplumsal muhalefetin hem de AKP’nin aşil topuğunun vurgulanması açısından önemli ipuçlarını barındırıyordu. Kendilerine müslüman gençler ismini veren bu grup bir yanıyla AKP’ye oy veren %50’nin psikolojisini yansıtırken, öte yandan bu %50 içerisinde olası çatlamanın verilerini sunuyordu.

M. Ulaş Bayraktaroğlu / Doğru Analiz Doğru Duruş Gerektirir
12 Aralık 2011
Yukarıdaki başlık cümlesini tersten ele alarak sınamak da mümkündür. Doğru duruş için doğru analizin gerekli olduğu gibi. Analizi teorik duruşun faaliyet alanı, hareketi ise pratik duruşun faaliyet alanı olarak ele aldığımızda iki faaliyet alanının birleşik bir süreç içerisinde birbirlerini test ettiklerini görürüz. Bu noktada hipotezimizin karşısına şöyle bir karşı hipotez çıkabilir: “Doğru analizin yapıldığı ama uygun duruşun sergilenmediği durumlar mümkündür”.

Günay Kubilay / 'Muhafazakar Demokratlık'tan 'Milliyetçi Muhafazakarlık'a
7 Aralık 2011
Cahit Sıtkı’nın orta yaş sınırlarını geçmiş olanlar anımsayacaktır. Vaktiyle Demirel sıkça “Konuşan Türkiye”den söz ederdi. Zaman ilerledikçe Demirel’in “Konuşan Türkiye”sinde korkusuz, kaygısız, sansürsüz konuşan çok insan kalmadı. Erdoğan ise Demirel’e rahmet okutacak bir hızla “demokratikleşen Türkiye”de, hiçbir “demokrasi engeli”ne takılmadan “demokratikleşme koşusunu” sürdürüyor.

Rıdvan Turan / İllüzyon
3 Aralık 2011
AKP, 2002’den bu yana, siyasetini “değişim”, “dönüşüm”, “ilerleme” kavramları ekseninde kurdu. Bu kavramlar adeta var olan sistemden hoşnutsuz olan yığınların fikir ve özlemlerinin siyasete tercüme edilmesiydi. Bu özlemlerin siyasete tercüme edildiğinin hissedildiği ölçüde AKP de ciddi bir oy potansiyeline erişti.

Serap Güneş / İleri Yüzsüzlük, İleri Militarizm, İleri Karakol
30 Kasım 2011
Bedelli askerlik yasa tasarısının meclisteki görüşmeleri 29 Kasım günü akşam saatlerinde başladı ve ertesi günün ilk saatlerine dek sürdü. Muhalefet partilerinden milletvekilleri sayısız kez meclis kürsüsüne gelerek tasarı ile ilgili eleştirilerini belirttiler, değişiklik önergeleri sundular.

M. Ulaş Bayraktaroğlu / Bir Yanımız Zindanlarda
28 Kasım 2011
Mahkemeler tarafından herhangi bir hukuk sistemini dikkate almadan uygulanan yaptırımların tümü yargısız infaz kapsamında değerlendirilmelidir. Bugün Türkiye’de uzun tutukluluk süreleri ile yaşatılan budur. Devlet her muhalif yapıya bir yasadışılık etiketi takmak suretiyle ve mevcut burjuva hukuk normlarını bile dikkate almadan çeşitli uyduruk davalarla yargılamaktadır.

Afşin Demir / Özrü Kabahatinden Değil, Kabahati Özründen Büyük
26 Kasım 2011
“Bilemiyorum Recai, karmaşık hisler içerisindeyim.” Mizah dergilerinde sık sık ti’ye alınan bu Yeşilçam repliği kadar, Başbakan Erdoğan’ın Dersim özrünün kamuoyunda yarattığı hissiyata cuk oturabilecek başka bir ifade var mı bilemiyorum.

Yeşim Ergün / İffetinizden Bıktık!
25 Kasım 2011
Yeni yayın dönemi İffet, Bir Çocuk Sevdim, Sensiz Olmaz gibi tecavüzü, tacizi, şiddeti, güçsüz kadın imajını, kadınların beden bütünlüğünü bozan birçok saldırıyı meşrulaştıran, tecavüzün kadına yaşattığı derin psikolojik travmayı yok sayan dizilerle açıldı. Ne yazık ki bunlar ilgi gördü ve görmeye de devam ediyor.

M. Ulaş Bayraktaroğlu / Kelebekler Uçtukça Özgürleşeceğiz
21 Kasım 2011
Yeni bir 25 Kasım’a birkaç gün kaldı. Mirabal kardeşlerin işkence görüp katledildiğinden beri onlarca yıl geçmesine rağmen burjuvazinin yarattığı zulüm artarak devam etmektedir. Her durumda en çok zarar görenler kadınlar olmaktadır.

M. Özlem / Gaza Getiriliyoruz
19 Kasım 2011
Milletçe herşeyi gazla yapmaya alışkınız. Futbol maçını gaza gelerek kazanırız. Sınavı gazla başarırız. Hayatı bile gazla yürütürüz. Bunu hepimiz biliriz. Bunu hepimiz eleştiririz. Televizyondaki futbol yorumcusu, haber sunucusu, okuldaki hoca evde anne baba, fabrikada patron, grevde sözcü, hep aynı şeyleri söyler aynı şeyi eleştiririz.

Rıdvan Turan / Ölümü Yeğin Ülke
16 Kasım 2011
Ölümü yeğin bir ülkede yaşıyoruz. Dünyanın bir başka ucunda ölüm nedeni olmayan şeyler, bizde kitlesel yok oluşlara neden oluyor. Her bayram tatilinde karayollarında yüzlerce kişi hayatını kaybediyor, binlercesi yaralanıyor. Trafikte can vermek, bayram namazı gibi bir bayram ritüeline dönüştü.

M. Ulaş Bayraktaroğlu / Gelişen Yeni Sürece Karşı Duruş Üzerine
14 Kasım 2011
Yeni statüko hükümet oluşundan sonra eski statükoya karşı birçok demokratik hakkı savunur gibi gözüktü. Hem emperyalist güçlerin imkanlarını hem kendi imkanlarını kullanarak (kadrolarını vb.) hem de çeşitli kesimlerden işbirlikçi unsurları kullanarak halkın nezdinde “demokratik bir imaj” oluşturmaya çalıştılar.

Yeşim Ergün / Erkek Egemen Düzene Karşı Kazan Kaldırıyoruz
11 Kasım 2011
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü yaklaşırken bir kez daha şiddetle kuşatılmış hayatlarımızı değiştirmeye, dönüştürmeye dair örgütlü mücadelemizi sürdürme iradesindeyiz. İçinden geçtiğimiz şu günlerde tüm toplumsal kesimlerde kadına yönelik şiddette bir artış olduğu görülüyor.

Rıdvan Turan / Duygu Durumu
9 Kasım 2011
“Siz bakmayın 7.2’lik depremin yarattığı hasara” diyordu deprem mağduru bir köylü. “Bizim yaşadığımız depremlerin en küçüğüdür 7.2’lik olanı...” Onun bu söylemi 7.2’lik depremi hafife aldığı anlamına gelmiyor, diğer depremlerin kendileri için ne denli tahrip edici olduğunu gösteriyordu.

M. Ulaş Bayraktaroğlu / Ordunun Hocasından Hocanın Ordusuna
7 Kasım 2011
Zaman değişiyor diyerek her bayram eski bayramları anarız. Sürekli eski bayramlara öykünürüz. Halkın eskiyi her vesileyle özlemle anması genel olarak içinde yaşanılan düzenin daha kötüye gittiğini göstermektedir.  Her fikri yaklaşımın maddi bir temeli vardır.

Slavoj Zizek / Düşman: Demokrasi
6 Kasım 2011
‘Wall Street ve St Paul’s Katedralindeki protestolar, odaklanma eksiklikleri, tam oturmamış doğaları ve bunların tümünün üzerinde, mevcut demokratik kurumlara katılmayı reddetmeleri ile, birbirine benziyor’, diye yazmış Anne Applebaum Washington Post’ta.

Joseph Daher / Tunus'un Geleceği Ne Olacak?
6 Kasım 2011
John Rees ile birlikte “Halkın Talebi: Arap Devrimlerinin Kısa Bir Tarihçesi” kitabının iki yazarından biri olan Joseph Daher, Tunus’un yeni politik görünümümü analiz etti ve ülkeyi neyin beklediğini sorguladı.

M. Özlem / El İnsaf
5 Kasım 2011
İnsan bazen çaresiz kalabiliyor. Dilin tutulduğu, aklın durduğu ve gözün karardığı bir an gelip çatıyor. Ne yapsanız ne etseniz nasıl anlatsanız yaşanan durumu izah edemiyorsunuz. Herkesin pes dediği, bu kadar da olmaz dediği, el insaf dediği bir yer, bir durum vardır.

Serap Güneş / 'İleri Demokrasi'niz Sizin Olsun, Biz Başka Alem İsteriz
4 Kasım 2011
Tecavüzcülerin elini kolunu sallayarak dolaştığı ama cezaevlerinin 500’ü öğrenci binlerce siyasi tutsakla dolu olduğu ‘güzel ve yalnız ülkemiz’ hepimizi kara kara düşündürürken, Slavoj Zizek, ülkenin Osmanlı geçmişinde bulduğu boncuklarla kaşlarımızı kaldırmamıza sebep olsa da, mevzu bahis Batı olduğunda, ‘entelektüel star’lığının hakkını vermiş yine.  

N. Zafer / Elimin Üstünde Kimin Eli Var?
2 Kasım 2011
Ahmet Hakan’ın aktardığına göre Şamil Tayyar bir gazeteye verdiği röportajda “PKK’nin vesayetinin kırılması lazım, orada entelektüeli, siyasetçisi, aydını da vatandaşlarımız da maalesef özgür değiller. Orada özgür oy kullanılması mümkün olsa, iddia ediyorum BDP’nin oyu yüzde 1'i bile geçmez” demiş. Tayyar vatandaşların özgür olmadığını söylüyor. Tayyarın bu söylemlerinin, hükümetin yükselttiği özel savaş yöntemlerinin gerekçesi olduğuna şüphe yok.

Tarık Ali / Yüzde 99 Başarılı Olabilecek mi?
1 Kasım 2011
Şöyle yazmıştı Oscar Wilde: “Ütopya içermeyen bir dünya haritasına göz ucuyla bakmaya değmez. Çünkü o, insanlığın her zaman karaya çıktığı bir ülkeyi atlamıştır. Ve insanlık buraya çıktığında, onlara bakar, daha iyi bir ülke görerek yelken açar. İlerleme, ütopyaların gerçekleşmesidir.” 19. yüzyıl sosyalist ruhu, Sovyetler Birliği’nin yıkılışından bu yana “süper-şarjlı” biçimde dünyaya hâkim olana küresel kapitalizme karşı protesto için sokağa çıkan idealist genç insanların arasında yaşıyor. 

M. Ulaş Bayraktaroğlu / Kavramsal Yaklaşım
31 Ekim 2011
Türkiye Cumhuriyeti’nin değiştiğine dair hipotezleri birçok liberal yazar AKP iktidara geldiğinden beri yinelemektedir. Bu değişimin demokratik bir niteliği olduğunu ileri sürmektedirler. Nedense bütün bu iddialara karşı gelinen noktada onlarca gazeteci, aydın, seçilmiş siyasetçi ve siyasi tutsak cezaevlerinde; Kürt halkına yönelik büyük bir imha operasyonu yürütülmekte ve Cumhurbaşkanı intikamdan bahsetmekte…

Afşin Demir / Emperyalizmden Naklen Vahşet
29 Ekim 2011
20 Ekim günü, resmi adı Libya Arap Sosyalist Halk Cemahiriyesi olan Libya’yı 42 yıl boyunca kesintisiz yönetmiş olan Muammer Muhammed Ebu Minyar el-Kaddafi, ABD ve NATO destekli isyancılar tarafından linç edilerek öldürüldü. Meftanın ardından “merhumu nasıl bilirdiniz” sorusu cemaate yöneltilse, sosyalistler arasından tereddütsüz “iyi bilirdik” diye cevap verecek birini bulmak elbette mümkün değildir.

Yeşim Ergün / Bizden Acılarımızı Yarıştırmamızı İstiyorlar
28 Ekim 2011
Barışın yolu bir türlü açılmadığı için, 30 yıldır devam etmekte olan bu savaşta öldü binlerce insan. Sokak ortasında ‘yanlışlıkla’ polis kurşunuyla… Canlı kalkan eylemlerinde… Ya da oyun oynarken, havan mermisi ile öldük. Herkes suskun. Evde, dört duvar arasında, sokak ortasında,  çoğunlukla en güvendikleri tarafından öldürülüyor kadınlar. Bir katliam şeklinde binlerce kadın cinayete kurban gidiyor. Herkes suskun.

Güleren Eren / Deprem Öldürür, İktidar Süründürür
27 Ekim 2011
Bizlere ‘99 depreminden beri depremle yaşamayı öğrenmemiz gerektiği söyleniyor. Van depremi bize gösterdi ki AKP hükümetinin öğrenmemizi istediği asıl şey depremin getirdiği ölüm, acı, yokluk ve çaresizlikle yaşamak olmalı. Depremin ilk saatlerinde başbakan uluslararası yardımları geri çevirdiğimizi duyurdu. Bu belki de hükümetin Van depremine dair verdiği en kötü ve ölümcül karardı.

John Bellamy Foster / Neden İşgal Ediyoruz, Ne Biliyoruz?
27 Ekim 2011
ABD’nin Oregon eyaletine bağlı Eugene kentindeki “Eugene’i İşgal Et” hareketine bir ziyarette bulunan John Bellamy Foster, burada yaptığı konuşmada, ABD’deki hareketin öneminin ülke ile sınırlı olmadığını, esas öneminin burada kazanılacak başarının tüm dünya halklarına cesaret verici bir örnek teşkil edecek olmasından geldiğini belirtti.

Mumia Abu-Jamal / İşgal
27 Ekim 2011
Kara Panterler örgütünün eski bir üyesi ve gazeteci olan ve 1981 yılında Philadelphia’da bir polisi öldürdüğü gerekçesiyle tutuklanarak idam ile cezalandırılan Mumia Abu Jamal, tutuklu bulunduğu cezaevinden Wall Street’i İşgal Et hareketine dair görüşlerini yansıtan bir yazı kaleme aldı. Abu-Jamal, göstericileri, patronlara itaat etmekten vazgeçmeyen siyasetçilerin suistimallerine karşı uyarıyor.

Eyal Clyne / Palmer Raporunun Ardından
27 Ekim 2011
BM tarafından atanmış Palmer Heyeti’nin bir ay önceki raporu, Gazze üzerindeki deniz ambargosunun (kara ambargosunun aksine) “yasal” olduğuna ilişkin hükmünü tekrar tekrar vurgulayan İsrail sözcüleri için bir gurur kaynağından başka bir şey değildi. Birçok gazeteci, sanki yasal gerçek buymuş gibi, heyecanla İsrailli Hİ uzmanlarının ağzından bunu alıntılamaya çalıştılar; belgenin kendisini okuma zahmetine girmediler.

Samir Amin / Arap Baharı mı?
27 Ekim 2011
2011 yılı, Arap halklarının bir dizi yıkıcı ve öfkeli patlaması ile başladı. Bu, “Arap dünyasının uyanışında” ikinci bir baharın başlangıcı mı? Yoksa bu ayaklanmalar açmaza girip sonunda–tıpkı söz konusu uyanışın ilk bölümünde yaşanan şekilde–başarısız mı olacaklar? Birinci hipotez doğrulanırsa, Arap dünyasının ileriye doğru hareketi, zorunlu olarak dünya çapındaki emperyalist kapitalizmi aşma hareketinin parçası haline gelecektir.

Rıdvan Turan / Depremde de Dağda da...
26 Ekim 2011
Kürt sorunu ülke siyasetinin en merkezi kavram ve konularından biridir şüphesiz. Bu sebeple siyasetle ilgisine dair özel bir analiz yapmanın anlamı herhalde yok. Aslında deprem de öyle. Her ne kadar jeolojik bir doğa olayı olsa da, sonuçları ve bu sonuçların ortaya çıkma koşulları açısından süreç oldukça politiktir.

M. Ulaş Bayraktaroğlu / Halkın Yaşamı Çok Yönlü Deprem
24 Ekim 2011
Dün Van’da 7.2 büyüklüğünde bir deprem oldu. Başta köylerde oturanlar olmak üzere şu anki rakamlara göre onlarca insan hayatını kaybetti. Geçen hafta bölgede yoğun çatışmalar yaşandı yine onlarca insan hayatlarını kaybetti. Eğer bütün bu olan bitenler hep alınyazısıyla açıklanırsa falekatlerin ve savaşın hep halkın, ezilenlerin kaderi olduğu sonucu ortaya çıkar.

Günay Kubilay / Yeni Güne Merhaba
23 Ekim 2011
Uzun ve hummalı bir çalışmanın sonunda 15-16 Ekim günlerinde Ankara’da toplanan Genel Kurul’da Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) kuruluşu ilan edildi. Kongre gerçek bir halklar mozaiğini oluşturuyordu.  Her yönüyle Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye halklarını tek kalıba sokan ve bu coğrafyayı çorak bir tarlaya dönüştüren egemen güçlerin monolitik, ırkçı, milliyetçi, şoven ve militarist politikalarına meydan okuyan bir anti tezi gibiydi

>>Daha önce yayınlanmış yazılar için tıklayınız

     
 
Loading