8 EYLÜL 2010
ERKAN ÇINAR
KÜRTSÜZ EVETÇİLER, KOLAYCI HAYIRCILAR VE FASULYEDEN(!)
BOYKOTÇULAR
Anayasa değişiklik referandumuna çok az
bir zaman kala tartışmalar ve gerginlikler de zirve yapmış
durumda. Bir yanda yetmeyen bir pakete "evet" diyenler,
diğer yanda ittihatçı-statükocu CHP, MHP, İP gibi partilerle
yan yana "hayır"ı tercih edenler, bunların tam ortasında da
her iki cephenin hedefinde olan Boykot Cephesi. Gelin
birlikte diğer iki cephenin duruşuna öne çıkan örnek
olaylar, kullanılan retorik üzerinden bakalım.
7 EYLÜL 2010
N. ZAFER
MAĞDUR DEĞİL MAĞLUBUZ...
Başbakanın meseleyi mağduriyet temelinde
ele alması, bizi hiç anlamadığının, anlayamadığının bir
göstergesidir. Bizim itirazımız bir mağduriyetten
kaynaklanmıyor. Biz bir darbenin mağduru değiliz. Sınıf
savaşımları adlı büyük muharebenin önemli bir cephesi
Diyarbakır cezaeviydi. Bir başkası Mamak’tı, Metris’ti…. Biz
bu cephelerde savaştık, belki bir ara yenildik. Ama
direndik, düşmana korku saçtık, direnişimizle onu kepaze
ettik. Dahası daha büyük direnişlerin işaret fişeğini o
cezaevinde ateşledik.
5 EYLÜL 2010
TAYLAN ÖZDEN
"NİÇİN DİKKULAK OLDUM?"
“Niçin Dikkulak Oldum?” Muğla’nın Datça
ilçesinde (özellikle Datça’nın bir bölümü olan Betçe köyleri
daha da derine inersek bunlardan Çeşmeköy) katı bir
“milliyetçi-mukaddesatçı” söylemi olan MHP’nin nasıl olup da
diğer rakiplerine göre oylarını çoğalttığı, MHP gibi bir
partinin büyüyebileceği hiçbir damar olmadığı halde
Kıyak/Çıkarcılık üzerinden oy potansiyelini nasıl arttırdığı
üzerinde yoğunlaşmış.
3 EYLÜL 2010
GÜNAY KUBİLAY
KÜRT SORUNUNDA KRİTİK EŞİK
Kürt özgürlük hareketi, otuz yıllık
kesintisiz bir mücadeleyle sorunu bir çözüm eşiğine taşımayı
başardı. Siz bakmayın hâlâ savaş çığırtkanlığı yapan devlet
zirvesine. Egemen güçler de artık bu sorunu savaş düzeyinde
bir çeyrek asır daha taşıyamayacaklarının farkındalar.
Ancak, onlar Kürt halkının örgütlü iradesini devre dışı
bırakarak sorunu kendi inisiyatifleri ve sınıfsal çıkarları
doğrultusunda çözmek istiyorlar.
1 EYLÜL 2010
RIDVAN TURAN
SOSYALİST BİRLİK VE 21. YÜZYIL SOSYALİZMİ -2-
21. yy sosyalizmi, Marksizmin pozitivizm
başta olmak üzere cümle burjuva ideolojilerden temizlenmesi
ve ideolojik bir yerelleşme üzerine kurulmalıdır. Kürt
sorununu kavramış olmak, kanımca pozitivist bir Marksizm
anlayışından kopuşun teorik politik temellerinden birisidir.
Kemalizmle hesaplaşmış ve ondan radikal bir biçimde kopuşmuş
olmak, onu sosyalistler için bir miras olmaktan çıkarmak
keza yine 21. yy sosyalizmi için önemli bir teorik-politik
temeldir. Müslümanlarla “dinsel indirgemeci” olmayan bir
ilişki tariflemek, buna uygun teorik politik zemin kurmak
yine öyledir.
30 AĞUSTOS 2010
TAHİR OZAN
BOYKOT TAKTİĞİ İŞLEVSELLEŞTİRİLMELİDİR
Yapılması planlanan anayasal
değişikliklerin, ezilenlere, işçilere, kadınlara, Kürtlere
yeni bir şey getirmediği bilinirken, oligarşinin unsurları
topu kendi aralarında çevirip halklara da bu işin figüranı
rolünü uygun görürken, bu oyunu teşhir olanağını
kullanmaktan imtina edip bu sürecin taraflarından olmaya
kalkışmak abesle iştigal değilse nedir?
28 AĞUSTOS 2010
BARIŞTA ERDOST
LENİN'İN 'BELKİ EN ÖNEMLİ HATA'SI!
O Lenin’den “emperyalizm artık her
yerdedir”i çıkarsadığı anda, emperyalizmin içsel olgu
olduğunu da teslim etmiş olmakta, ama bu durumda
antiemperyalizmin yabancı düşmanlığıyla ve milliyetçilikle
alakasının kalmadığını anlayamamaktadır. Milliyetçiliğin
kökenlerini enternasyonalizmde aramak gibi beyhude bir
çabayı, emperyalizmi kapitalizmin dışında “spesifik”
“uluslararası zorbalık” örnekleri olarak niteleyerek allayıp
pullamaya çalışmaktadır.
25 AĞUSTOS 2010
RIDVAN TURAN
SOSYALİST BİRLİK VE 21. YÜZYIL SOSYALİZMİ -1-
Sosyalist birliğe ilişkin tartışmaların
çoğunlukla örgütsel planda kalıyor olmasını önceki
yazılarımda eleştirmiştim. 21. yüzyıl sosyalizmini kurma
iddiasının örgütsel olduğu kadar (ve hatta daha fazla)
ideolojik ve politik zeminde yapılması gereken bir
tartışmanın harcı olduğundan bahsetmiştim. Bence meseleye
21. yüzyıl sosyalizminin ne anlama geldiğinden
başlayabiliriz? Nedir 21. yüzyıl sosyalizmi ve 20.
yüzyılınkinden farkı ne olmalıdır?
12 AĞUSTOS 2010
İLKAY TANYER
TSK ORMANLARI YAKIYOR
Geçtiğimiz Temmuz ayı içerisinde Güney
ve Kuzey Kürdistan’da 33 alanda askeri operasyonlarla orman
yangını çıkarıldı. Çıkarılan orman yangınlarında bir kişi
hayatını kaybetti, 2 kişi de yaralandı.
10 AĞUSTOS 2010
DOĞUŞ ŞAHİN
LA VİTA È BELLA
Roberto Benigni’nin senaryosunu yazıp
yönettiği, aynı zamanda başrolünü oynadığı 1997 yapımı 3
oskarlı İtalyan filminin adı “La Vita è Bella”. Yani “Hayat
Güzeldir”. Ben de kendime sordum hayat güzel mi?
8 AĞUSTOS 2010
AFŞİN DEMİR
DEVRİMCİ KOLEKTİF ÖZNE İÇİN BİRLİK!
Devrimci birlik ruhunu zedeleyen, bu
yöndeki çalışmalara sekte vuran diğer bir olumsuzluk ise,
son 15-20 yıldır birlik adı altında başlatılan büyük
girişimlerin likidasyonla ve devrimci enerjinin tarumar
edilişiyle sona ermesidir. Kronolojik sırayla TBKP, SBP, BSP
ve ÖDP’de cisimleşen birlik girişimleri her seferinde daha
geniş kesimleri çatısı altında toplayarak ve mobilize ederek
yola çıktıkları halde sonuç hüsran olmuştur.
7 AĞUSTOS 2010
ERSİN ÖNSEL
NELER OLUYOR?
Egemen sınıfların kendi bünyelerinde
Hürriyet ve İtilaf Fırkasından beri dıştalanan, iktidarlara
ortak edilmeyen varlıklı sınıflar sistematik bir tempoyla 80
yıllık bir maratonun sonunda İslam soslu yeni burjuvazi
olarak tarih sahnesindeki yerini almış bulunmaktadır.
Burjuvazinin kendi arasındaki rövanşı çok net bir şekilde
gerçekleşmiş, Kemalist burjuvazi iktidar yolunda ağır bir
darbe almıştır.
6 AĞUSTOS 2010
BERFİN GÜNAYLI
PATRON, SÖMÜRÜ, UPS
İşçiler sendikalı olduktan sonra tehdit
edilerek sindirilmeye çalışıldı, sendikalarından
vazgeçmeleri istendi. Zorla istifa ettirilmek istendi.
Patron çirkin oyunlarıyla bozulmuş düzenini de arkasına
alarak işçinin karşısına dikildi. İzmir’de TÜMTİS üyelerine
silahlı saldırıda bulunuldu, saldırıyı yapan taşeron
patronunun 2 saat içinde serbest bırakılması sermaye
düzenini bir kez daha bizlere gösterdi.
4 AĞUSTOS 2010
FİLİZ KURNAZ
KADIN, GÖÇMEN VE KÜRT
Fransa polisinin Afrikalı göçmen
kadınlara uyguladığı şiddet kameralara kazara takıldığında
hem Fransa’nın hem dünyanın gündemine geliverdi. Haber
spikerleri şaşkın ifadelerle; bazıları mahcup! Avrupa’da
bunlar nasıl olur; bazıları da bakın Avrupa’da da insanları
copluyorlar bizde olsa kıyamet kopar! edalarında habere yer
verirken kimisi de kendi burnunun ucunda olup bitenlere
kayıtsız Avrupa ülkelerinin demokrasi maskesinin nasıl da
düştüğünü ispatlamanın kıvancıyla gururlanıyordu.
2 AĞUSTOS 2010
M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU
NEREDEN BAŞLAMALI?
Ne yazık ki memleketimiz genelindeki
sosyalist örgütlerin çoğunluğunun birlik diye bir derdi yok.
Çok farklı olanların birlikte mücadelesi bir yana bu
bağlamda aynıların aynı yerde oldukları bir birlik anlayışı
ve pratiği bugün için ileri bir adımdır. Devrimcilerin
birliği bizlere daha ileri ve güçlü bir örgütsel yapı vaat
ediyorsa elimizi korkak alıştırmayalım.
28 TEMMUZ 2010
RIDVAN TURAN
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ÜZERİNE BİR ANALİZ
Sorun, önerilen maddelerin demokratik
olup olmamasından daha derindir. Demokratik bile olsa bu
maddelerin bir bütün olarak 82 Anayasasının ruhunu
değiştirip değiştirmediğiyle yani manzaranın bütünüyle
ilgilidir. Her durumda, özgürlükçü ve demokratik bir anayasa
yapma ihtiyacı devam edecektir. O nedenle ‘maddeler
antidemokratik olduğu için hayır’ ya da ‘demokratik olduğu
için evet’ ya da ‘maddelerin demokrasi dozu yetmez ama evet’
paradoksunun ötesinde bir yaklaşıma ihtiyaç vardır.
|
8 EYLÜL 2010
TAHİR OZAN
BİR DEHŞET İKTİDARI OLARAK ULUS DEVLET
1940’lı yıllarda varlık vergisi
uygulamalarıyla yeniden mülksüzleştirilerek zorunlu çalışma
kamplarına gönderilen Müslüman olmayan topluluklar, 1955
yılı 6-7 Eylülünde yüzyıllardır yaşadıkları yerlerden
kovalanmak durumunda kalmışlardır. Homojen tek bir etnik
kökene dayalı, İttihatçıların yarattığı, Kemalistlerin
devamında sakınca görmediği, ‘’modern ulus devlet modeli’’,
bürokratik yapının hegemonyasının devamlılığı adına
‘’rasyonel’’ bir rol üstlenmektedir.
7 EYLÜL 2010
M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU
STRATEJİK HATA: DÜZENE EVET ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE HAYIR
Boykot kısa erimde 12 Eylül anayasasına
hayır demektir. Uzun erimde oligarşik düzeni yıkabilecek
devrimci bir tavır alıştır. Bu referandumun sahte
demokrasisini teşhir etmektir. Başta seçim barajı olmak
üzere ezilenleri burjuvazinin göstermelik demokrasi oyununda
figüran haline getiren tüm uygulamalara karşı çıkmanın
pratik yansıması boykottur.
5 EYLÜL 2010
FİLİZ KURNAZ
DİYARBAKIR MİTİNGİ VE ERDOĞAN'IN UNUTTUKLARI
Tayyip Erdoğan’ın unutmadıkları arasında
BDP’yi tehdit etmek vardı. BDP’nin Anayasa referandumunda
yaptığı Boykot çağrısını antidemokratik! bulmayı unutmadı.
Erdoğan’ın demokrasisinde söz konusu Amed olunca önce “Evet’e”
yer vardı sonra “Hayır’ dahi bu demokraside yer bulabilirdi.
Fakat Kürt halkının temsilcilerinin Boykot çağrısı onun
demokrasi sınırlarına sığmıyordu.
4 EYLÜL 2010
AFŞİN DEMİR
PEKİ YA EMPERYALİST 'VESAYET REJİMİ'?
Kağıt üzerinde “bağımsız” Türkiye
Cumhuriyeti’nde “kanunların mülkiliği” ilkesi gereği, (imza
konulan uluslararası antlaşmalar hariç) başka bir devletin
kamu düzenine ilişkin kanunlarının, hele kanun hükmünde dahi
olmayan bir takım yabancı makam kararlarının uygulanması
mümkün olmadığı halde, görüldüğü gibi ABD’nin sopası yeri
geldiğinde ne “bağımsızlık” dinlemektedir, ne “rekabet
özgürlüğü”, ne “serbest piyasa”.
2 EYLÜL 2010
BERFİN GÜNAYLI
SAVAŞI ANLATANLAR, BARIŞLA YAŞAYANLAR
Bu toprağın halkları savaşı tanıyor
evet. “Savaş nedir?” Sorusu bizlere yabancı değil. Savaşı
anlatmak hiç de zor değil. Savaş silahtır çoğu zaman.
Ölümdür. Kan, yalan, inkâr, taciz, tecavüz, tecrit… On iki
yaşındaki çocuğun bedenindeki kurşunlardır savaş. Diyarbakır
Lice’de parçalanan Ceylan’ın bedenidir. Hakkari’de 14
yaşındaki Seyfi Turan’ın kafasına inen dipçik darbeleridir
ve bilmem ne rütbesindeki generalin o yarayı okşamasıdır.
31 AĞUSTOS 2010
B. ZEYNEP
KESK VE REFERANDUM
KESK örneğinden devam edersek; bu
sendika tabanı içinde farklı politik tercihleri barındıran
bir yapıya sahiptir. Var olan bu gruplarla herhangi bir
örgütsel bağı yoktur. Sınıf örgütüdür. Farklı politik grup
ve bu grupların farklı tercihlerinin herhangi birinin
arkasında durması örgüt tabanını parçalama riskini taşır.
29 AĞUSTOS 2010
HÜSEYİN TAKA
BÜTÜN KARADENİZ'İN DAĞLARI BİRLEŞİN!
Hemen herkesin referanduma odaklandığı
bu süreçte HES'çiler de çalışmalarını hızlandırdılar.
“Dağlar seni delik deşik ederim” diyen ozana nispet
edercesine Doğu Karadeniz’de HES tünellerinin yapımı için
patlattıkları binlerce patlayıcı ile dağlar sarsılıyor,
delik deşik ediliyor.
27 AĞUSTOS 2010
YEŞİM ERGÜN
BARIŞ ŞANSIMIZI BİR KEZ DAHA KAYBETMEYELİM!
Bu zamana kadar 6 kez tek taraflı
ateşkes ilan eden PKK hiçbirinde muhatap bulamadı. İlk tek
taraflı ateşkes 1993 Mart’ında yapılmıştı. Kürt özgürlük
hareketi, 1993 yılından bu yana sorunu gerçek muhataplarıyla
diyalog içinde çözmeyi esas aldıklarını ifade ediyor. Ancak
1999’da silahlı mücadeleye son verilmesi ve gerilla
güçlerinin Türkiye’nin sınırları dışına çekilmesi kararı
uygulanırken devlet bunu fırsat bilerek operasyonlarını
yoğunlaştırmış ve 300 gerilla hayatını kaybetmişti.
25 AĞUSTOS 2010
FİLİZ KURNAZ
FİLLER ÇARPIŞIRKEN EZİLENLER BOYKOTA...
Emekçilerin ve Ezilenlerin Boykot
Cephesi bugün yolun yarısını almıştır. Yolun diğer yarsında
ise tüm bileşenleriyle boykot talebini daha güçlü haykırmalı
bugünden yarına bu cepheyi tüm ezilenlerin ortak mücadele
cephesine hizmet edecek şekilde örgütlemelidir.
18 AĞUSTOS 2010
RIDVAN TURAN
PARTİ İÇİ PLATFORMLAR: İMKAN MI? ENGEL Mİ?
Sosyalistlerin birliğinin yolu önemli ve
ciddi engellerle dolu. 90’lardan bu yana izlediğimiz
birlikçi siyasal rota gerçek manada bir başarı sağlayamadığı
yetmezmiş gibi birçok sorunu da biriktirerek bugüne geldi.
Şimdi önümüzde en azından 20 yıllık çözülememiş sorunlar
duruyor. İçinde olduğumuz andan itibaren ideolojik, politik,
örgütsel kertelerde ele alınması gereken bu sorunların
çözümüne ilişkin öneriler oluşturmak zorunlu hale gelmiştir.
11 AĞUSTOS 2010
RIDVAN TURAN
ÖZERKLİK TALEBİ DEMOKRATİK VE HAKLI BİR TEMELE DAYANMAKTADIR
Bu temel, bölünmekten korkanlar için de
aslında bir garanti içermekte. Zira bu çağda farklı
kültürleri ve ulusları tektipleştirmeye kalkıp, zorla
birarada tutmaya zorlarsanız sonuç parçalanma olacak. Ki
zaten yaşanan travmalar da bu zemini hızla hazırlamakta.
Devletin, Kürtler bir başka arayışa girişmeden yapması
gereken şey demokratik özerklik talebine olumlu cevap vermek
olacak.
9 AĞUSTOS 2010
BARIŞTA ERDOST
DOLMABAHÇE SÜRECİNİN KIRILMALARI
Demek ki kimilerinin “Askerler, bağlı
bulundukları bir ‘siyasi irade’nin var olduğu gerçeğiyle,
daha önce hiç karşılaşmadıkları kadar net bir karşılaşma
yaşıyorlar.” diye lanse ettiği atama krizi, “internet andıcı’
ile “Sincan tankları” arasında bir “zorunlu tercih”
didişmesinden ibaretmiş.
4 AĞUSTOS 2010
RIDVAN TURAN
BİRLİK DEVRİMİNİN TARİHSEL NİTELİĞİ, BİRLİĞİN ÇİMENTOSUDUR
Sosyalist birliğin bir türlü başarıya
ulaşamamasının sebebi nedir? Ne oldu da BSP’den ÖDP’ye,
oradan SDP’ye uzanan birlik serüveni başarılı olamadı?
Birlik projesinin daha baştan hatalı olduğunu ve birlik için
uğraşmanın beyhude bir çaba olduğunu söyleyenler var.
Sosyalist hareketin birliği ve yeniden yapılanması onlar
için anlamsız lakırdılar. Onları kendi kulvarlarında rahat
bırakalım.
2 AĞUSTOS 2010
TAHİR OZAN
İŞÇİ SINIFININ TARİHSEL ROLÜ
Son bir yıl içerisinde yaşanan maden
kazalarında cesetleri tanınmayacak halde başında bareti ile
ölümle tanışan işçiler, televizyonların magazin
programlarının insanlık dramı olarak sundukları slikozis
işçilerinin her ay duyulan ölüm haberleri, Tuzla’da tersane
işçileri yine her fırsatta olağan iş kazaları sonucu
ölümlerle iç içe yaşamaktadır.
28 TEMMUZ 2010
M. ÖZLEM
TAHRİK OLDUK BİR KERE!
Tahrik olma eylemi egemene aittir.
Erkeğe, Türk’e, yöneticiye aittir. Ezilenin ya da
yönetilenin değerlerini, özgürlüğünü ya da kazanımlarını
hiçe sayar. Toplumsal olarak tahrik kavramıyla açıklamaya
başladığınız andan itibaren adalet kavramını hiçe saymaya
başlamışsınızdır. Adalet çoğul bir kavramdır. Tahrik tekil
bir kavramdır.
26 TEMMUZ 2010
BARIŞTA ERDOST
BU SOLCULAR 'ADAM' OLMAZ!
Çok değil daha bir yıl önce, düzenlediği
bir basın toplantısında gazetecilerin “12 Eylül
darbecilerinin yargılanmasına yönelik çağrılar oluyor. Sizin
12 Eylül darbecilerine yönelik yaklaşımınız nedir?” sorusunu
“Bu tür sulu şakalara biz gelmeyiz.” diye yanıtlamış olan
başbakan, grup toplantısında gözyaşları sel olmuşken “12
Eylül’le biz yüzleşeceğiz… 12 Eylül’le biz
hesaplaşacağız…”diyerek kendi "sulu şaka" tanımlamasına
görsel bir açıklık kazandırdı.
|