|
Size gezme denen yerlerde gezmeyi göze
almazsanız,
kendi masalınızın ne olacağını asla bilemezsiniz.
-Tomris Uyar, Gecegezen Kızlar
Sokak herkes için, hepimiz için bir özgürlük alanı. Yaşamını ona
bahşedilen duvarlar arasında geçirenlerimiz çoğunlukla o duvarların
dışında olduğunda elde edebileceklerinin farkında dahi değil. Yaşam
evimizde, okulda ya da işte yapmamız gerekenlerle kontrol edilebilir
hale getirilmiş bir çemberden ibaret gösterilmiş bizlere oldum olası.
Ayrıca nasıl olmaları gerektiği de tarif edilmiş tüm bu mekanlarda
sergileyeceğimiz davranışların sınırları belli. O sınırları aştığında
kabul edilmezlik sınırına da girmiş kabul ediliyor insan.
Sınırlar elbette sokakta da mevcut, yani sadece duvarı aşıp dışarı adım
atmak da yetersiz. Bu yüzden sokağa neden çıktığımızın ya da
çıktığımızda nasıl bir tavra sahip olduğumuzun önemi büyük.
İstisnai mekanlar hariç, Türkiye'nin hangi köşesine giderseniz gidin
sokaktakilerin ezici çoğunluğunun erkekler olduğunu görürsünüz. Kadınlar
evdedir. Çocuk, genç ya da yetişkin, her kadın evde mütemadiyen
beklenmektedir. Geç kaldığında cezalandırılır her yaşta; ona
belletilenlerin dışında bir davranış sergilediyse de. O yüzden sokaktaki
kadın görece özgürdür çoğuna göre. Ya tırnaklarıyla kazıyarak
kazanmıştır bu özgürlüğü ya da şanslı azınlığa dahil olmaktan, ona
koyulan sınırların çoğunluğa göre geniş olmasından kaynaklanır bu durum.
Hele geceleri... Geceleri iyice yasaktır kadınlara sokaklar; fiilen
yasak olmasa dahi zorludur.
Geçtiğimiz pazartesi; yani 8 Mart gecesi, Taksim'den Tünel'e bir kadın
seli aktı ve sokakta azınlık olunan zamanların acısı çıkarıldı.
Sloganlar da, şarkılar da, danslar da çok çeşitliydi o akşam. Sloganlar
kadınların mitinglerde, gazetelerde, dergilerde söylediklerini
tekrarlamalarını sağlarken, şarkılar ve danslar erkek egemen dünyaya
karşı ümitli bir direnişi simgeliyordu.
O geceki kadar coşkulu bir kadın topluluğuna denk gelmek çok da kolay
değil; bunun en büyük sebebinin sokak ve gecenin o büyülü birlikteliği
olduğunu söylemek yanlış olmasa gerek. Erkeklere ait sayılanların
kadınlar tarafından daha çok sahiplenilmek istendiğini gösteriyor bu
temel olarak. Kimseden icazet almadan onlara reva görülmeyen en küçük
hakkı bile ele geçirmek istiyor, geçiriyor kadınlar. Görünmeyen
emeklerini, bahsedilmeyen eylemlerini daha görünür kılmak için
sınırlarını genişletmek, o sınırları unufak etmek gayretindeler. Gece
gezerken attıkları sloganlarında, söyledikleri şarkılarda her zaman
inatla sarfettikleri sözler barınıyor. "Aşktan" öldürülenlerden,
"nefretle" katledilenlerden bahsediyor kadınlar. Devletin silahıyla
parçalanan Ceylan, yargısıyla süründürülen Pınar için adalet istiyorlar.
Ankara sokaklarında örnek bir direniş göstermiş Tekel işçisi kadınları
selamlıyorlar. Kadınla aile kurumunu ayrı tutamayan devletin homofobik
kadın bakanının erkeksiliğini gösteriyor, başbakana kuluçkaya yatıp üç
çocuk doğurmasını tembihliyorlar.
Bunları yaparken sokaktalar, vakitlerden gece. Gecegezen kadınların sesi
daha gür çıkıyor.
|