GECEGEZEN KADINLAR


GÜLEREN EREN


13 Mart 2010



 Size gezme denen yerlerde gezmeyi göze almazsanız,

kendi masalınızın ne olacağını asla bilemezsiniz.

-Tomris Uyar, Gecegezen Kızlar

 

Sokak herkes için, hepimiz için bir özgürlük alanı. Yaşamını ona bahşedilen duvarlar arasında geçirenlerimiz çoğunlukla o duvarların dışında olduğunda elde edebileceklerinin farkında dahi değil. Yaşam evimizde, okulda ya da işte yapmamız gerekenlerle kontrol edilebilir hale getirilmiş bir çemberden ibaret gösterilmiş bizlere oldum olası. Ayrıca nasıl olmaları gerektiği de tarif edilmiş tüm bu mekanlarda sergileyeceğimiz davranışların sınırları belli. O sınırları aştığında kabul edilmezlik sınırına da girmiş kabul ediliyor insan.

Sınırlar elbette sokakta da mevcut, yani sadece duvarı aşıp dışarı adım atmak da yetersiz. Bu yüzden sokağa neden çıktığımızın ya da çıktığımızda nasıl bir tavra sahip olduğumuzun önemi büyük.

İstisnai mekanlar hariç, Türkiye'nin hangi köşesine giderseniz gidin sokaktakilerin ezici çoğunluğunun erkekler olduğunu görürsünüz. Kadınlar evdedir. Çocuk, genç ya da yetişkin, her kadın evde mütemadiyen beklenmektedir. Geç kaldığında cezalandırılır her yaşta; ona belletilenlerin dışında bir davranış sergilediyse de. O yüzden sokaktaki kadın görece özgürdür çoğuna göre. Ya tırnaklarıyla kazıyarak kazanmıştır bu özgürlüğü ya da şanslı azınlığa dahil olmaktan, ona koyulan sınırların çoğunluğa göre geniş olmasından kaynaklanır bu durum. Hele geceleri... Geceleri iyice yasaktır kadınlara sokaklar; fiilen yasak olmasa dahi zorludur.

Geçtiğimiz pazartesi; yani 8 Mart gecesi, Taksim'den Tünel'e bir kadın seli aktı ve sokakta azınlık olunan zamanların acısı çıkarıldı. Sloganlar da, şarkılar da, danslar da çok çeşitliydi o akşam. Sloganlar kadınların mitinglerde, gazetelerde, dergilerde söylediklerini tekrarlamalarını sağlarken, şarkılar ve danslar erkek egemen dünyaya karşı ümitli bir direnişi simgeliyordu.

O geceki kadar coşkulu bir kadın topluluğuna denk gelmek çok da kolay değil; bunun en büyük sebebinin sokak ve gecenin o büyülü birlikteliği olduğunu söylemek yanlış olmasa gerek. Erkeklere ait sayılanların kadınlar tarafından daha çok sahiplenilmek istendiğini gösteriyor bu temel olarak. Kimseden icazet almadan onlara reva görülmeyen en küçük hakkı bile ele geçirmek istiyor, geçiriyor kadınlar. Görünmeyen emeklerini, bahsedilmeyen eylemlerini daha görünür kılmak için sınırlarını genişletmek, o sınırları unufak etmek gayretindeler. Gece gezerken attıkları sloganlarında, söyledikleri şarkılarda her zaman inatla sarfettikleri sözler barınıyor. "Aşktan" öldürülenlerden, "nefretle" katledilenlerden bahsediyor kadınlar. Devletin silahıyla parçalanan Ceylan, yargısıyla süründürülen Pınar için adalet istiyorlar. Ankara sokaklarında örnek bir direniş göstermiş Tekel işçisi kadınları selamlıyorlar. Kadınla aile kurumunu ayrı tutamayan devletin homofobik kadın bakanının erkeksiliğini gösteriyor, başbakana kuluçkaya yatıp üç çocuk doğurmasını tembihliyorlar.

Bunları yaparken sokaktalar, vakitlerden gece. Gecegezen kadınların sesi daha gür çıkıyor.