İzmir sokakları, yaklaştığımız seçim günlerinde
göze çarpan, gözümüze çarpan kocaman afişlerle donatılmış. Yoldan
geçenlere, otobüste yolculuk edenlere ve cümle İzmirliye ve en çok da
İzmirli kadınlara soruyor: “İzmir Şehrinin Kadın Dostu Olduğunu Biliyor
musunuz?” İmza: İzmir Büyük Şehir Belediyesi…
Biz kadınlara sorulan bu soruya ise elbet bir
cevabımız olacaktır. Hatta sorulan sorunun iki tarafı, yani aynada
görünen tarafı bir de görünmeyen tarafı vardır… Bir bildiğimiz tarafı
bir de bilmediğimiz tarafı bulunmaktadır. İşe bilmediğimiz taraftan
başlayalım hem daha az zaman alır hem daha kıssa ve öz olur.
Bilmediğimiz taraf, İzmir sokaklarında, İzmirli kadınlara sorulan bu
sorunun hangi maddi temellere dayandığıyla ilgilidir. CHP’li belediye
İzmir şehrinin kadın dostu olduğunu nasıl tespit etmiştir. Bu tespitinde
şu soruların cevabıyla mı yapılmıştır. Kadınlar olarak soruyoruz
İzmir’de yeterince sığınma evi var mıdır? İzmir de kadın cinayetleri hiç
mi yaşanmamaktadır? İzmir CHP ilçe örgütlerinde kaç kadın yönetim
kadrolarında irade olabilmektedir? İzmir seçimlerinde kaç milletvekili
adayı kadındır? İzmir belediyelerinde kadın çalışanlar için yeterli kreş
sayısı bulunmakta mıdır? İzmir belediyelerinde çalışan kadınlar
sendikalı mıdır? İzmir Büyük Şehir belediyesi gerçekten kadın
mücadelesinin önündeki engelleri kaldırmak için ne yapmıştır ve ne
yapmaktadır…? Sorduğumuz soruların cevabı bilmediğimiz tarafa aittir.
Cevabı ise elbet CHP ait İzmir Büyük Şehir Belediyesinde ve tüm CHP’li
belediyelerde saklıdır.
Oysa bir de bildiğimiz taraf var ve tarafı
olduğumuz taraf var. İzmir’de her yerde gözümüze çarpan bu afişlere
birde bildiğimiz taraftan, kendi tarafımızdan bakalım. Öncelikle bu
afişlerin yaptığı propagandanın hiçbir maddi temeli bulunmaktadır ve
maddi temelinin bulunma şansı da yoktur. Bu netlikle sözümüze devam
edelim. İzmir şehri için kullanılan kadın dostu imajı kuru bir
propagandadır. Seçimler yaklaştıkça iştah kabartan kadın oylarının avına
çıkılmasından başka hiçbir anlamı yoktur. Afişlerin kendisi de zaten
seçim startıyla birlikte İzmir sokaklarında boy göstermeye başlamıştır.
Kadın dostu kavramı ise CHP’nin “Laik İzmir” kavramıyla özdeşleşmiş başı
açık kadını yüceltirken başı kapalı kadını ise alaşağı etmektedir.
Erkeklerin gemisini yüzdürdüğü politika denizinde kadına rağmen kadınlar
adına yaratılan kavganın gizli bir göndermesidir. Henüz adaylıklar
açıklanmadı ama son yaşanan yerel seçim sonuçlarına baktığımızda
İzmir’in tüm belediyeleri CHP’nin olmuş fakat hiç birinde seçilen bir
kadın belediye başkanı yoktur. Kadın dostu bu şehirde, geçtiğimiz yıl
içerisinde “namus” bahanesiyle kadın cinayetlerinin en yoğun yaşandığı
şehir olarak anılmıştır ve kadın cinayetlerine önleyici hiçbir çalışma
yapılmamaktadır… İzmir medeniyetinde kadın sığınma evi sayısı çok
düşüktür ve var olan sığınma evlerini işlevi oldukça yetersizdir. Kadın
dostu bu şehirde nefret suçları hiç hız kesmemektedir. Laik İzmir’in
Alsancak Medeniyeti! Trans kadınlara yönelik öfke,linç ve cinayetlere
her dönem yardım-yataklık etmeye devam etmektedir.
İzmir’in her köşesinden oy alan CHP belediyesinin,
belediyelerinde kaç işçi ve özelinde kaç kadın işçi sendikalı
çalışmaktadır. Kadın dostu İzmir belediyeleri ne yapmışlardır ki
kadınların dostu olmuşlardır. Çok uzaklara gitmeden söze Buca
Belediyesinden başlayalım. Dört beş ay öncesinde Buca belediyesi
bünyesinde taşerona bağlı yedi temizlik işçisi sendikalı olmayı talep
ettikleri için işten atılmışlar ve ilk işten atılan Batıgül Tunç
ismindeki kadın işçi olmuştur. Direniş sürecinde ise en yoğun baskı
Batıgül Tunç’un üzerinde yoğunlaşmış, Batıgül Tunç Buca belediyesinin
merdivenlerinden sürüklenmiş, CHP ilçe binasından ise tartaklanarak,
sürüklenerek çıkartılmıştır. Süreç içerisinde 6 erkek işçi çeşitli
yerlerde işe başlarken Batı Gül Tunç iki ay boyunca işe alınmamasına
tepkisini yeniden CHP İzmir İl binası önünde direnişe başlayarak
göstermektedir. 25 Şubatta ise Konak belediye bünyesinde bulunan Efe
Kent işçileri taşeronlaşmaya ve sendikasızlaştırmaya karşı direniş
başlatırken bu direnişe yönelik saldırılarda ilk hedef olarak yine
direnişteki kadınlar seçilmiştir ve grev kırıcıları ilk elden kadın
işçilere saldırmıştır. Konak belediyesi taşeron işçilerine saldırılar
her geçen gün pervasızlaşırken grev kırıcıları, erkek egemenliğin feodal
damarlarına kan pompalayarak direnişte bulunan erkek işçilerin eşlerine
saldırmayı en kutsal! görev edinmişlerdir. Zabıta –polis işbirliğiyle
yapılan sabah baskınlarında yine en ağır şekilde direnişteki kadın
işçiler saldırılara maruz kalmışlardır. Direnişin 21. gününde yaşanan
gözaltı teröründe en ağır darbeleri kadın işçiler almış bir kadın işçi
kolunda yumuşak doku zedelenmesi oluşmuş, bir başka kadın işçi ise ağır
şekilde fenalaşarak hastaneye kaldırılmıştır.
İzmir şehrinin yani onun temsilinde CHP
belediyelerinin gerçekten kimin dostu kimin düşmanı olduğu aslında tüm
yaşananlarla realiteyi açıkça göstermektedir. CHP belediyeleri hiçbir
belediyesinde kadın belediye başkanı bulundurmamakla siyasette iradeyi
erkeğe teslim ettiğini göstermiştir. Alsancak’ta Trans kadınlara yönelik
linçlerde hiçbir şey yapmayarak linçlere ortak olmuş ama belki de trans
kadınların oylarını da almıştır. Kendi belediye hizmetlerinde istihdam
ettiği işçileri taşeronlara sürükleyerek, sendikasız ve güvencesiz
çalıştırarak işçi sınıfının değil sermayenin dostu olduğunu
kanıtlamıştır. Ve taşerona karşı direniş gösteren işçilerin
mücadelesini, bilinen ne kadar erkek yöntemi varsa uygulayarak kırmaya
çalışmaktadır. Erkek egemenliğin feodal yanlarını besleyerek kadınlara
saldırmaktadır. Bu saldırılarla bir yandan kadın işçilere gözdağı
vererek Kadınların direnişte değil evde olmalarını hatırlatmakta öte
yanda erkek işçilere siz kimseyi koruyamazsınız diyerek direnişi kırmaya
çalışmaktadır. Yapmaya çalıştığı hem direnişin en aktif unsurları olan
kadınları direnişin dışında tutarak direnişi zayıflatmaktır. Toplumda
var olan feodal değerlerin en kör noktalarına oynayarak bir
savunmasızlık duygusuyla direnişe olan inancı zayıflatmak tek
hedefleridir. Direnişçi erkek işçilerin eşlerine saldırması da tam da bu
nedenledir.
Direnişçi işçilere ve özelinde kadın işçilere
yönelik saldırı elbet planlı, hesaplı yapılan saldırılardır. İzmir Büyük
Şehir Belediyesi şehrin dört bir yanını donata dursun “Kadın Dostu
Olduğunu” herkese ilan ede dursun. Yanı başında Konak taşeron işçisi
kadınlar biliyor artık hiçbir CHP belediyesi kadın dostu değildir. Kadın
işçiler 25 şubattan bu yana tüm saldırıların hedefinde olmalarına …Tek
tek takip edilip hırpalanmalarına… Sokaklarda sıcakta ve soğukta
sabahlamalara… Ellerinde sopalarla ortalığa saçılan grev kırıcılarına…
Polise-zabıtaya, onların pervasızca saldırılarına… Gözaltı terörüne
…Konak belediye başkanı Hakan Tartanın üç maymunu oynamasına aldırış
etmeden , ve yeniden direnişe geçen Buca taşeron İşçisi Batı Gül Tunç’u
da kurdukları direniş halayına alarak yollarına devam ediyorlar…