ŞEHRİ İZMİR BELEDİYELERİNİN KADIN DÜŞMANI OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ?


FİLİZ KURNAZ


24 Mart 2011


İzmir sokakları, yaklaştığımız seçim günlerinde göze çarpan, gözümüze çarpan kocaman afişlerle donatılmış. Yoldan geçenlere, otobüste yolculuk edenlere ve cümle İzmirliye ve en çok da İzmirli kadınlara soruyor: “İzmir Şehrinin Kadın Dostu Olduğunu Biliyor musunuz?” İmza: İzmir Büyük Şehir Belediyesi…

Biz kadınlara sorulan bu soruya ise elbet bir cevabımız olacaktır. Hatta sorulan sorunun iki tarafı, yani aynada görünen tarafı bir de görünmeyen tarafı vardır… Bir bildiğimiz tarafı bir de bilmediğimiz tarafı bulunmaktadır. İşe bilmediğimiz taraftan başlayalım hem daha az zaman alır hem daha kıssa ve öz olur. Bilmediğimiz taraf, İzmir sokaklarında, İzmirli kadınlara sorulan bu sorunun hangi maddi temellere dayandığıyla ilgilidir. CHP’li belediye İzmir şehrinin kadın dostu olduğunu nasıl tespit etmiştir. Bu tespitinde şu soruların cevabıyla mı yapılmıştır. Kadınlar olarak soruyoruz İzmir’de yeterince sığınma evi var mıdır? İzmir de kadın cinayetleri hiç mi yaşanmamaktadır? İzmir CHP ilçe örgütlerinde kaç kadın yönetim kadrolarında irade olabilmektedir? İzmir seçimlerinde kaç milletvekili adayı kadındır? İzmir belediyelerinde kadın çalışanlar için yeterli kreş sayısı bulunmakta mıdır? İzmir belediyelerinde çalışan kadınlar sendikalı mıdır? İzmir Büyük Şehir belediyesi gerçekten kadın mücadelesinin önündeki engelleri kaldırmak için ne yapmıştır ve ne yapmaktadır…? Sorduğumuz soruların cevabı bilmediğimiz tarafa aittir. Cevabı ise elbet CHP ait İzmir Büyük Şehir Belediyesinde ve tüm CHP’li belediyelerde saklıdır.

Oysa bir de bildiğimiz taraf var ve tarafı olduğumuz taraf var. İzmir’de her yerde gözümüze çarpan bu afişlere birde bildiğimiz taraftan, kendi tarafımızdan bakalım. Öncelikle bu afişlerin yaptığı propagandanın hiçbir maddi temeli bulunmaktadır ve maddi temelinin bulunma şansı da yoktur. Bu netlikle sözümüze devam edelim. İzmir şehri için kullanılan kadın dostu imajı kuru bir propagandadır. Seçimler yaklaştıkça iştah kabartan kadın oylarının avına çıkılmasından başka hiçbir anlamı yoktur. Afişlerin kendisi de zaten seçim startıyla birlikte İzmir sokaklarında boy göstermeye başlamıştır. Kadın dostu kavramı ise CHP’nin “Laik İzmir” kavramıyla özdeşleşmiş başı açık kadını yüceltirken başı kapalı kadını ise alaşağı etmektedir. Erkeklerin gemisini yüzdürdüğü politika denizinde kadına rağmen kadınlar adına yaratılan kavganın gizli bir göndermesidir. Henüz adaylıklar açıklanmadı ama son yaşanan yerel seçim sonuçlarına baktığımızda İzmir’in tüm belediyeleri CHP’nin olmuş fakat hiç birinde seçilen bir kadın belediye başkanı yoktur. Kadın dostu bu şehirde, geçtiğimiz yıl içerisinde “namus” bahanesiyle kadın cinayetlerinin en yoğun yaşandığı şehir olarak anılmıştır ve kadın cinayetlerine önleyici hiçbir çalışma yapılmamaktadır… İzmir medeniyetinde kadın sığınma evi sayısı çok düşüktür ve var olan sığınma evlerini işlevi oldukça yetersizdir. Kadın dostu bu şehirde nefret suçları hiç hız kesmemektedir. Laik İzmir’in Alsancak Medeniyeti! Trans kadınlara yönelik öfke,linç ve cinayetlere her dönem yardım-yataklık etmeye devam etmektedir.

İzmir’in her köşesinden oy alan CHP belediyesinin, belediyelerinde kaç işçi ve özelinde kaç kadın işçi sendikalı çalışmaktadır. Kadın dostu İzmir belediyeleri ne yapmışlardır ki kadınların dostu olmuşlardır. Çok uzaklara gitmeden söze Buca Belediyesinden başlayalım. Dört beş ay öncesinde Buca belediyesi bünyesinde taşerona bağlı yedi temizlik işçisi sendikalı olmayı talep ettikleri için işten atılmışlar ve ilk işten atılan Batıgül Tunç ismindeki kadın işçi olmuştur. Direniş sürecinde ise en yoğun baskı Batıgül Tunç’un üzerinde yoğunlaşmış, Batıgül Tunç Buca belediyesinin merdivenlerinden sürüklenmiş, CHP ilçe binasından ise tartaklanarak, sürüklenerek çıkartılmıştır. Süreç içerisinde 6 erkek işçi çeşitli yerlerde işe başlarken Batı Gül Tunç iki ay boyunca işe alınmamasına tepkisini yeniden CHP İzmir İl binası önünde direnişe başlayarak göstermektedir. 25 Şubatta ise Konak belediye bünyesinde bulunan Efe Kent işçileri taşeronlaşmaya ve sendikasızlaştırmaya karşı direniş başlatırken bu direnişe yönelik saldırılarda ilk hedef olarak yine direnişteki kadınlar seçilmiştir ve grev kırıcıları ilk elden kadın işçilere saldırmıştır. Konak belediyesi taşeron işçilerine saldırılar her geçen gün pervasızlaşırken grev kırıcıları, erkek egemenliğin feodal damarlarına kan pompalayarak direnişte bulunan erkek işçilerin eşlerine saldırmayı en kutsal! görev edinmişlerdir. Zabıta –polis işbirliğiyle yapılan sabah baskınlarında yine en ağır şekilde direnişteki kadın işçiler saldırılara maruz kalmışlardır. Direnişin 21. gününde yaşanan gözaltı teröründe en ağır darbeleri kadın işçiler almış bir kadın işçi kolunda yumuşak doku zedelenmesi oluşmuş, bir başka kadın işçi ise ağır şekilde fenalaşarak hastaneye kaldırılmıştır.

İzmir şehrinin yani onun temsilinde CHP belediyelerinin gerçekten kimin dostu kimin düşmanı olduğu aslında tüm yaşananlarla realiteyi açıkça göstermektedir. CHP belediyeleri hiçbir belediyesinde kadın belediye başkanı bulundurmamakla siyasette iradeyi erkeğe teslim ettiğini göstermiştir. Alsancak’ta Trans kadınlara yönelik linçlerde hiçbir şey yapmayarak linçlere ortak olmuş ama belki de trans kadınların oylarını da almıştır. Kendi belediye hizmetlerinde istihdam ettiği işçileri taşeronlara sürükleyerek, sendikasız ve güvencesiz çalıştırarak işçi sınıfının değil sermayenin dostu olduğunu kanıtlamıştır. Ve taşerona karşı direniş gösteren işçilerin mücadelesini, bilinen ne kadar erkek yöntemi varsa uygulayarak kırmaya çalışmaktadır. Erkek egemenliğin feodal yanlarını besleyerek kadınlara saldırmaktadır. Bu saldırılarla bir yandan kadın işçilere gözdağı vererek Kadınların direnişte değil evde olmalarını hatırlatmakta öte yanda erkek işçilere siz kimseyi koruyamazsınız diyerek direnişi kırmaya çalışmaktadır. Yapmaya çalıştığı hem direnişin en aktif unsurları olan kadınları direnişin dışında tutarak direnişi zayıflatmaktır. Toplumda var olan feodal değerlerin en kör noktalarına oynayarak bir savunmasızlık duygusuyla direnişe olan inancı zayıflatmak tek hedefleridir. Direnişçi erkek işçilerin eşlerine saldırması da tam da bu nedenledir.

Direnişçi işçilere ve özelinde kadın işçilere yönelik saldırı elbet planlı, hesaplı yapılan saldırılardır. İzmir Büyük Şehir Belediyesi şehrin dört bir yanını donata dursun “Kadın Dostu Olduğunu” herkese ilan ede dursun. Yanı başında Konak taşeron işçisi kadınlar biliyor artık hiçbir CHP belediyesi kadın dostu değildir. Kadın işçiler 25 şubattan bu yana tüm saldırıların hedefinde olmalarına …Tek tek takip edilip hırpalanmalarına… Sokaklarda sıcakta ve soğukta sabahlamalara… Ellerinde sopalarla ortalığa saçılan grev kırıcılarına… Polise-zabıtaya, onların pervasızca saldırılarına… Gözaltı terörüne …Konak belediye başkanı Hakan Tartanın üç maymunu oynamasına aldırış etmeden , ve yeniden direnişe geçen Buca taşeron İşçisi Batı Gül Tunç’u da kurdukları direniş halayına alarak yollarına devam ediyorlar…
 



Loading