GÜVENCESİZ ÇALIŞMA


FİLİZ KURNAZ


16 Haziran 2010


Egemen güçler işçi sınıfının haklarını gasp etmekte dur durak bilmiyor. 4-C, 4-B gibi yasalarla, sözleşmeli memur, sözleşmeli vekil öğretmenlik uygulamaları ile hali hazırda güvencesiz işçi çalıştırırken, güvencesiz işçi çalıştırma yollarında koşar adım ilerliyor. Bir yanda 1999 yılında başlattığı KPSS duvarını umut kapısı yaparak kendine yeni gelir kaynakları yaratmaya devam ederken öte yanda yeni bir kanun tasarısıyla karşımızda duruyor. Çalışma bakanı Hayati Yazıcı’nın birkaç gün önce açıkladığı kanun tasarısı devlet kadrolarında memur statüsüyle istihdam edilen işçilerin, iş güvencesini yakından ilgilendiriyor. Kamu oyunda 657 sayılı yasa olarak bilinen ve iş güvencesi anlamına gelen  devlet kadrosunda çalışmayı asıl umut kapısı haline getiren iş güvencesi tamamen ortadan kaldırılıyor.

 

Düzenlemeler Makyajdır…

Kanun tasarısında bulunan memurlara babalık izninin 3 günden 10 güne çıkarılması, doğum yapan annelere 24 aya varan ücretsiz izin uygulaması, 2 çocukla sınırlandırılan çocuk zammında sınır kaldırılıyor. Toplu görüşmelerde, 500 lira olan harcırahın 750 liraya çıkarılıyor. Emeklilik ve ölüm izinlerinin kapsamı genişliyor. Evlilik ya da ölüm hallerinde verilen 5 günlük izin, memurun eşinin 1. derece akrabalarını da kapsayacak şekilde yeniden düzenleniyor ve izin süresi 7 güne çıkarılıyor. KİT’de çalışan sözleşmeli personele sendikaya üye olma hakkı tanınıyor. Sendika üyesi kamu çalışanlarına yılda 4 defa ödenmesi kaydıyla toplu görüşme ödeneği, yıllık 122 lira olarak belirleniyor. Kamu personeli bilgi sistemi kurularak personel bilgileri güncelleniyor. Personel hakkında raporlama sistemi olarak kullanılan sicil sistemi yürürlükten kaldırılıyor. Kamu alanındaki müsteşar, başkan, genel müdür gibi üst düzey statülere özel sektörde çalışan nitelikli! kadrolara kamuya geçiş hakkı tanınıyor. Kariyer uzmanlık sisteminde değişime gidiliyor. Kariyer  uzman ve uzman yardımcılarının arasındaki ücret, statü ve çalışma koşulları arasındaki fark ve dengesizlikler yeniden düzenleniyor. Bakan Hayati Yazıcı’nın ağzından adeta bal damlıyormuş gibi geliyor… Yapılan düzenlemelerde ise köklü bir değişim ya da iyileşme söz konusu değildir. Yapılan mevcut olanın birkaç gün üstünde izin hakkını genişletmek, verilen TL değerlerinin birkaç kuruş üstünde TL değerleri telaffuz etmekten öteye başka bir durum değildir. Yazıcı’nın açıkladığı kamu çalışanları ile ilgili tasarının özü ise kendini özel sektörden transfer edilecek üst düzey kadrolarda ele veriyor. Yazıcı’ya göre bu uygulama ile özel sektör ve kamu sektörü arasındaki duvarlar ortadan kalkıyor. Aradaki duvarlar kalktığında ise özel sektörden transfer edilecek üst düzey kadrolar, özel sektörün tüm ruhunu kamuya yansıtacak, kamu kurumları tam anlamıyla sermayenin ruhuna uygun bir anlayışla yönetilecektir. Kamu kurumları tam anlamıyla bir işletme olacak kamuya hizmet anlayışı sıfırlanarak, kamuda çalışanlar kuralsız çalıştırmanın yeni hedefi olacaktır. Bugün özel sektörde sendikalı çalışan sayısı yok gibidir. Aynı zamanda sendikalar özel sektör alanında yeni açılımlar yapmakta zorlanmaktadır. Bir çok işçi özel sektör bünyesinde sendikalı olduğu için işten atılmakta, özel sektör en küçük bir sendikal hareketlenmeyi daha başlamadan boğmakta ve kuralsızca işçi sınıfına ve örgütlülüğüne saldırmaktadır. Bu yüzden de tasarıda var olan sözleşmeli personele tanınan sendika hakkı ölü doğacaktır. İş yaşamına iş güvencesinden yoksun başlayan kamu çalışanı, özel sektörün mantığını taşıyan yöneticilerin gölgesinde sendikanın “se”sini dahi anmayacaktır. Hayati Yazıcı’nın tasarıda aktardığının yanında aktarmadıkları da vardır. Tasarının hedefi “657” yani iş güvencesidir. Tasarının tamamı 23 maddedir. Ve aktarılanlar sadece makyaj kısmıdır. Ağızdaki bakla tasarının yasalaştığı güne değin sır gibi saklanacaktır. Ağızdaki bakla hali hazırda çalışan ve 657’ye tabi olan memurların da bu tasarı kapsamında sözleşmeli personel statüsüne geçirileceği ve kamuda iş güvencesinin tamamen ortadan kaldırılacağıdır.

 

Birlik İçin Mücadele Mücadele İçin Birlik…

Tüm bu aktarılanlar ise bir zincirin halkalarıdır. Bu zincir, kökünü kapitalizmin derinliklerinden, gücünü sermayenin egemenliğinden almaktadır. Ve her gün ucuna bir yeni halka eklenmekte, büyüdükçe geleceğimizi tehdit ederek, her dönem farklı uygulayıcılarını kendi bağrında var etmektedir. Mesele ise bu zincirin halkalarının parçalanmasıdır. Kamu çalışanlarına ve tüm çalışanlara yönelik güvencesiz çalışma dayatması aşama aşama uygulanarak bugünkü halini almıştır. Kamudaki özelleştirmeler, iş yasasında değişikliklerle esnek çalışmanın yasal hale gelmesi, var olan yerel yönetimler yasası, 4-C ve 4-B ve sözleşmeli personel uygulamaları… Sermayenin işçi sınıfına dayattığı kölelik koşullarının bir parçasıdır. Saldırı bütünlüklü fakat savunma parçalıdır. Bugün işçi sınıfının arasında yaratılan özel-kamu çalışanı, işçi-memur ayrımı, sendikalı-sendikasız ayrımı sistem sınırları içinde silikleşmektedir. Dün sendikalı çalışan bugün sendikasız, dün kamuda çalışan bugün özel sektörde çalışır durumuna gelmiştir. Kamu ve özel sektörde örgütlü olan sendikalar ise işçi sınıfına umut olmaktan uzak, daha çok egemenlerine yaslanarak var olmaya çalışmaktadır. Başka bir hayatı örgütlemek için ihtiyaç olan ise işçi sınıfının bütünlüklü, birleşik cephesini hayatın içinde örgütleyecek ve sistemin diğer ezilenleri ile birleştirici güce sahip bir örgütlenme perspektifi ve bu perspektife uygun örgütlenme modelidir…

 


filizsdp@mynet.com