![]() |
|
|
|
|
||
|
TERÖRİZM ERSİN ÖNSEL 13 Kasım 2010 Sosyal gerçeklikleri onlarca yıl sonra “sözde” kabullenenler, yürütme erkine sahip oluşlarından aldıkları güçle siyaset arenasında bu gün oldukça mağrur bir hali yansıtmaktadırlar. Söylemler odur ki AKP, dünya mali formuna süratle uyum sağlayıp, emperyalizme biat edişle taçlandırdığı iktidar olma konumunu, tarifi imkânsız bir riyakârlığın dünyasıyla hayata geçirme azmi gayreti ve coşkusu içine girmiş bulunmaktadır. Yaşanan konjonktürde ezilenlere ve emekçi sınıflara
tarihen sosyal bir özeleştiri veriyormuşçasına “duygusal, insani,
dramatik” görünümlere bürünüp, halkımızın karşısına çıkan ve bu hallerin
üzerinden toplumsal politika yapmak isteyen oligarşinin yeni kanadı
“Çağdaş Hürriyet ve İtilafçılar”, bu günlerde üçüncü sınıf
aktörleriyle kokuşmuş bir devlet oyununu sahnelemeye uğraşmaktadırlar.
Sayelerinde; gün gelmiş, bu egemen sınıf ittifakının, altı ayda koca bir ulusu tarih sahnesinden silme amacına yönelik büyük provokasyonunun dayanılmaz vahşetini yaşamışızdır. İttihat ve Terakkinin hayata geçirdiği Ermeni tehcirinin ve “o yürüyüşteki” vahşetin, yok edişin unutulmayan kara lekesi ve terörü dünya ölçeğinde halklar arasında muazzam bir nefrete neden olmuş, ayrıca da hiçbir resmi tarihin unutturamadığı gayrı insani şoven bir kalıcılaşmaya yol açmıştır. Gün gelmiş Karadenizin sularını TKP’nin yiğit önderi Mustafa Suphi ve arkadaşları “Onbeşler”e mezar yaparken, dönemin egemen önderliği bu barış ve destek heyetine unutulmayacak bir provokasyonla terörünü uygulamış ve TKP’li yoldaşları dünyanın gözü önünde katledip, kendi halkının belleğinden de silmiştir. Gün gelmiş, halkların şehirlerini, kasabalarını
yangın yerine döndüren devletin dehşet dolu provokasyonlarını
görmüşüzdür. Yahudi topluluğu üzerinden uluslararası itibar kazanmak
düşüncesiyle dünyaya Yahudi toplumunu kurtarmak için ta İspanyalardan
kendilerine kucak açtığımızı söyleyen egemen burjuvazi, bir halkın bu
hazin hikâyesini yıllardır söyleyip durmuş, akabinde utanmadan uygulanan
büyük terör dalgasıyla anlatılan öykünün kahramanlarını, Yahudi
topluluğunu perişan etmede bir sakınca görmediğini cihana göstermiştir.
Eylemini bu biçimde sonlandırmayan egemen sınıf, aynı halkı
Kırklareli’nden, Çanakkale’den, Edirne’den kovup yok edişinin acı
öyküsünü kısa bir sürede dezenformasyonla unutturma başarısını da
göstermesini bilmiştir. Gün gelmiş Alevi topluluklara, Türk İslam sentezi üzerinden yükselen iktidarların planlı kanlı terör saldırılarıyla ve İslamofobi faşistlerin öncülüğünde ağır zararlar verilmiş, yüzlercesi hunharca katledilerek, geride utanç dolu bir tarih bırakılmıştır. Gün gelmiş, 30 yıl boyunca kirli bir savaş
kesintisiz sürdürülmüş, inkâr ve asimilasyona dayandırılan şiddet
politikalarının merkeze alınışı temelinde Kürt halkı üzerindeki İnsanlık
tarihinde örneğine az rastlanılabilir dramlar yaşatılmış, on binlerce
faili belli cinayet açıkça işlenerek, bölge ve şehirler sivil halkın
mezarlarına dönüştürülmüştür. Burjuvazi bütün bu provakasyonlarına
hazırlanırken mevcut ortamı terörize ederek işine girişmiş, yasama
yürütme yargı cephesinin görünmeyen ittifakı her defasında olduğu gibi
başarılı eşgüdümlerle toplumu serseme döndürmüş, yağmur gibi bir
dezenformasyon harekatı ile toplum asimile edilmeye çalışılarak yeniden
kalıba dökülmüştür. Devlet hala karmakarışık ve demokratik hukuk
devleti adı altında şaibeli bir tarzda varlığını toplumun ezilmesi
üzerinden terörle devam ettirmektedir. Bölgede yılların mücadelesi sonucunda barış
ve özgürlük hareketi tüm dengeleri alt üst ederken, Batıda da
kaçınılmaz olarak emekçi sınıfları yeni ufuklara yelken açtıracak
Türkiye sosyalist hareketinin birliği, başta Türkiye burjuvazisi olmak
üzere oligarşinin bileşenlerini tedirgin etmiştir. Barışla birlikte yeni bir açılımın stratejisi masaya yatırılırken toplumda mevzilenmiş tüm sınıf ve katmanların hesapları farklılık arz etmektedir. ”Sömürünün ebedi kılınması ”esasına dayanan egemen erk, toplumsal muhalefete varacak yığınsal çıkışlar konusunda tedbirlerini bu günlerden almanın hazırlığı içerisindedir. Toplumsal fay hatlarının kırılmasında Ortaya konulan ve zaman içerisinde bir mücadelenin sonucu olarak cisimlenen Kürt sorunu, Kemalizm,öncü savaş tezleri, kadın sorunu, enternasyonalist devrimci anlayış, sınıf dayanışması temeli üzerinde çoğulcu sosyalist parti anlayışları ve bunun gerçekleşmesi yolunda sonuna kadar ısrarcı olma bilinci ve eylemi SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİNİ ve bu anlayışlardaki diğer kardeş parti ve platformlarını öne geçirmiştir. Bize dair özet birkaç cümle söyleyecek olursak, içinde bulunduğumuz bu tarihsel kesit, yıllarca ısrarlı bir titizlikle ve sıkı bir mücadeleyle ortaya çıkartılan, sönümlendirilemeyen, ileriye açık olguların toplamını savunan hattımızdır. Bu platform çok geniş demokratik cepheli toplumsal güçlerden takviye edilmeyi beklemektedir. Varlığımızla, görüşlerimizle, sosyalist demokrasimizle oligarşi bizden rahatsızdır. Burjuvaziye “sol”dan destek sağlayan örgütlenmeler o derece süratle hayatiyetlerini kaybetmektedir ki liberal yapılanmalar bile bu “sol”u ayakta tutamamaktadır. Yoldaşlarımızı sadece devrimci ve sosyalist oluşları üzerinden aylarca tutuklu bırakıp cezalandırmayı kararlaştıranlar yığınların özgürlük ve demokrasi çıkışları karşısında bakalım hangi halleri takınacaklardır. Tarihin sahnesinden sadece uygun adımlarla yürüyen askeri kıtalar geçmez. Emeğin kurtuluşu uğrunda özgürlükler ve demokrasi için verilen mücadeleler , yeni bir yürüyüş tarzını ve hayatın yolunu er geç önümüze serecektir. Bu böyle biline…
|
||
|
Loading
|