KAPİTALİZM TARİH BOYUNCA HEP 'FLU' MU YANSIDI?


ERSİN ÖNSEL


14 Ekim 2010


KAPİTALİZM yaşamlarımıza iktidarları boyunca hep “FLU” mu yansıdı .? Evet diyerek başlarsak söze, pek de yanlış yapmayız sanırım. Tarihi boyunca savımızı doğrulayan sayısız kanıtlarla bu kapalı görünümlü dört yüz yıllık KAPİTALİZM artık bu gün, beşeri laboratuarlarda daha mikroskobik şekilde “Büyük insanlığın” önünde ayrımlanıyor. Şu bir gerçek ki bir sosyal ve siyasal fenomen olarak orta yerde duran Kapitalizm, müthiş bir SÖMÜRÜ ve YABANCILAŞTIRMA organizasyonu olarak tarihi boyunca ezilen halklara ve sömürülen sınıfların yaşamlarına fark edilmemek gayretiyle sürekli “FLU” görünümlerle yansıdı ve sistem kendisini bu konularda tekrar, tekrar görünmez olarak” ispat etti”.  

Görülmesi ,  anlaşılması zor olan bir olgu biçiminde yansıyan, çağın siyasal VEBASI olarak kendisini tespit ettiğimiz KAPİTALİZM, hayatiyetini ve başatlığını tüm dayanılmazlığıyla sürdürüyor. Kirli katil ruhların sıradanlığına alıştırılan yığınlar şizofrenik ordular halinde ve toplumsal güçler biçiminde yerlerini almış bulunmaktadırlar.Sistem tarafından kutuplardan, ekvatora, denizlerden, atmosfere  kadar boyutsuz bir yıkımla karşı karşıyayız. İnsani içeriklerimizin özünün durmaksızın boşaltıldığını, bütün etik değerlerimizin yerle bir edildiğini, yaşıyor ve biliyoruz. Berhava edilen hayatlarımızın acısını ve nesilden nesile geçişini çaresizlikle içimize gömmüş bulunmaktayız.

KAPİTALİZM  tarafından sunulan bu gayri insani hayat tarzı o derece süratle yayılmakta ki karşı konulması için oluşturulan ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZ, gerekli reflekslerimiz, saldırılara çaresiz kalıyor, yetişemiyor, önleyici etkisini gösteremiyor. Sayısız parametrelerle dayatılan bu maddi yaşam tarzı, her türden insan aklını çelmeye, yığınlar halinde yabancılaştırılmış varlıkları oluşturmaya devam ediyor.

 Dünya ölçeğinde KAPİTALİZM siyasi örgütlülüğünü sürdürürken, 19-20.yüz yıllarla birlikte Osmanlı imparatorluğu bünyesinde de ilk siyasi parti organizasyonlarını görmeye başlıyoruz. İttihat ve Terakki fırkası, Hürriyet ve itilaf fırkası, halaskar zabitan gurubu, Osmanlı ahrar fırkası, Milli meşrutiyet fırkası,Radikal avam fırkası,Osmanlı sosyalist fırkası gibi partiler bunların en önemlileri olarak siyasi hayatlarımızda yerlerini almış bulunuyorlardı.

 

MODERN HAYATLARIMIZDAKİ  İTTİHAT VE TERAKKİ–KEMALİZM AMA BU SEFER HÜRRİYET VE İTİLAF DA VAR….

Yüz küsur yıllık siyasal, sosyal ve ekonomik tarihimiz içinde; imparatorluk toprakları bünyesinde Kapitalizmin rüşeym döneminin siyasal parti organizasyonu olarak İTTİHAT ve TERAKKİ büyük bir öneme sahiptir.

 Yapılanmasının ve onun devam eden geleneğinin tüm toplumsal sınıflardan ama özellikle emekçi sınıf ve ezilen halklardan neler götürdüğünü, halkların başına ne tür gaileler açtığını birlikte gördük ve yaşadık. Sözü edilen bu siyasi partinin Köklerindeki,Jakobenlik, ruhundaki her türlü düşüklük,melanet ve desiseyi gözlemledik. İmparatorluk  halklarına verdiği  muazzam yıkımlara şahit olduk. Bu siyasi organizasyonun CUMHURİYET ile birlikte ki idamecisi bilindiği üzere CHP’dir. Oligarşik yapılanmanın kanatlarından en güçlü olanı oluşturan KEMALİZM ve onun partisi CHP, bulunulan konjonktür de hangi sınıf ve katmanlar üzerinde yükseleceğini, hangi programlarla oligarşi içinde emperyalizme hizmette kusur edemeyeceğini bile hesaplayamayacak bir hale düşmüştür.Modern zamanların burjuva kültürüyle bile donanmayı 90 yıldır beceremeyen bir halde siyaset arenasında başıboş bir mayın gibi hamisi EMPERYALİZME hizmet edememenin sancılarıyla yaşamaktadır.Devleti devlet yapan güçler ayrımının bütün ayakları büyük bir deprem içerisinde oligarşinin yeni bloklarına yenilip teslim olmuştur.Darbeci gelenekçiliğini,ırkçı şoven tek dil ,tek ulus baskınlığını,ulusalcı tek kültüre biat eden tarzlarını konjonktüre göre yeniden düzenleyebilme becerisini gösteremeyerek yenik düşen CHP ERGENEKON KALESİNE sığınmış bir durumdadır. Emperyalizm ise bu yeni misyonuyla İslam soslu burjuvaziyi tercih edip, ayakta alkışlamaktadır.

Evet on beş yıldan beri yeni  bir “GÜNEŞ” doğuyor ufuklarımızda bu “HÜRRİYET ve İTİLAF GÜNEŞİ”dir. Yüz küsur yıldır egemen sınıfların kanatlarını oluşturan yüklendikleri misyonlarına göre cumhuriyete kadar sarkarak gelen bu “yeni” siyasi organizasyon, Dün merkezde İTTİHAT VE TERAKKİNİN MUHALEFETİYKEN bugün merkezde AKP olarak, iktidar olarak, oluştuğu ve büründüğü yeni burjuvalığıyla en görkemli günlerini yaşıyor. Artık Kemalizm yenilmiş,devlet yarı yarıya HÜRRİYET VE İTİLAF misyonunun eline geçmiştir. Kemalizmin temsil ettiği devlet eliyle palazlandırılıp oluşturulan burjuvazinin karşısına yeni bir burjuvazi olarak, İslam sosuyla, Anadolu “yeşil sermayesiyle donanan AKP ”, allanıp pullanarak çıkıvermiştir.

Bir yandan Emperyalizmin ORTADOĞUDA stratejik anlamdaki uzun ve orta erimli konumlanışının, planları yapılırken, içe ve dışa karşı belirli dengeleri kurmaya aday yeni burjuvazi ağır ve kurumsallaşan gövdesiyle kendisini göstermektedir. KÜRT, ARAP, ACEM halkların sarmaladığı coğrafyada en büyük ortak payda sömürünün FULULAŞTIRILMASINA büyük katkı koyacak olan MÜSLÜMANLIK olgusudur. Bu altüst oluşan süreçlerde işler karışmış görünse de, Emperyalizme karşı “anti” bir duruş görüntüde yer alsa bile bu her zamanki “fluluğun” yeni bir versiyonudur.

Sınıflar mücadelesinin ve özgürlük mücadelesinin yılmaz savaşçıları bu arenada üzerlerine atılan kalın katmanlarla hiçe sayılma durumuna getirilirken, dezenformasyon tüm toplumu ablukaya almış gibidir. Bu” yeni burjuvazi” İttihatçılığın aksaklıklarını, provokasyonlarını , darbeciliklerini bünyesinde taşırken aynı zamanda yüzyılın rövanşını alma aşamasında HÜRRİYET VE İTİLAFÇILIĞIN bütün şark kurnazlıklarını da ortama koymayı becermiştir. Ancak devlet yeniden reorganizasyona tabi kılınırken bunca tarihsel deneyime rağmen burjuvazi şaşkın bir sapıtma ve programsızlığı da yansıtmaktadır. Şark kurnazlığı pek sökmemiş, özgürlük mücadelesi ve devrimci dikleniş egemenleri şimdiden bocalar hale getirmiştir.

 Çarpık sosyal kombinezonların kendine has İSLAMİ-TÜRK kültürüyle yoğrulmuş yeni burjuvazi baltalarını taşlara vura, vura yol kat etmeye çalışmaktadır. Sosyalistlerin, devrimcilerin tarihsel süreçte savundukları ve ortaya getirdikleri sayısız sosyal argüman yeni burjuvazi tarafından çalıntı malları gibi araklanıp piyasaya sürülmüş,halklar büyük bir sahtekarlıkla ve bu “devrimci literatürle” aldatılmaya devam edilmiştir.

Başta Kürt sorunu olmak üzere Demokrasi, özgürlük, eşitlik, çevre bilinci, kadın sorunu gibi sosyal çelişkiler son otuz yıldır sosyalistler ve devrimciler tarafından sürekli gündemde tutulmaya çalışılan, üzerinde mücadeleler yürütülen olgular olarak bilinmektedir Ancak ne hikmetse tarih içinde burjuvazi tarafından sürekli reddedilen insanlığımızın sosyal projeleri ve başat olguları bu günlerde yeni burjuvazi tarafından  “BENİMSENİR” olmuştur.

Elindeki büyük olanaklarla sömürü çarkının var olan uluslar arası entegrasyonunu en üst düzeye çıkarma hazırlıklarını sürdüren “yeni” burjuvazi  ORTADOĞUDA yüklendiği misyonuyla bu hazırlıklarını son aşamaya getirmiş durumda olup, ALAMETİ FARİKA OLARAK da “AKP” markasıyla bizzat Emperyalizm tarafından tescil edilmiştir.  

 

21 EYLÜL 2010 SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ  VE TÖP TUTUKLAMALARI TARİHİ BİR VİRAJDIR

Bir takım aklı evvellerin, devlet tarafından üfürülmeye aday bir avuç insan gibi gördükleri enternasyonalist devrimciler bu günlerde sadece devletin hain provokasyonlarıyla uğraşmıyor, aynı zamanda sırtını devlet destekli yeni burjuvaziye dayamış her hal ve koşulda hacıyatmaz gibi “ayakta duran” şarlatanlarla da uğraşmak konumundadırlar. Tarihte öyle vakalar vardır ki işin “KRİPTON”unu oluşturur. Marks ve Engels koca bir sistemi tarihin en büyük sosyal depremi ile yerle bir ederken, bir avuçtular; Bolşevikler, büyük Ekim devriminin kapılarını dünya insanlığına açarken bir avuçtular, Küba’nın özgürlük savaşçıları Maestra (Sierra) dağlarında KÜBA devrimini yaratırken bir avuçtular, Özgürlük savaşçıları yeni bir ulusun uyuyan bütün kimliklerini onurluca gün yüzüne çıkartırken bir avuçtular. Asıl sorun bakıp görmek ve değiştirmeye devrimciler gibi yaklaşmaktır.

SDP ve TÖP işte böyle bir “kripton”luğa aday görüldüğü için devletin hain provokasyonlarına uğramış ve aynı zamanda da utanmaz işbirlikçiliğiyle “çakma” sosyalistlerin atış menziline girmiştir.

 

TÜM PARTİLİ YOLDAŞLAR

Devrimciler; ezilen sınıfların ve halkların kurtuluşu için mücadele yürütürken yazdıkları ve yaşadıkları tarihin ittifaklarını iyi bilirler. Emperyalizmin temel düşman olduğunu bir dem unutmaksızın bu saldırıyı BERHAVA etmeye hazırlanmak, en geniş sol güçlerle demokrasi cephesini oluşturmak bilinci ile hareket etmek zorundayız. Biz devrimciler sistem içindeki oligarşinin herhangi bir kanadına dolayımlı katkı verecek argümanlara yaslanmayı hiçbir dönem denemediğimiz gibi, onlarla geçici ittifaklar kurmayı akıllarımızdan dahi geçirmedik. Devrimcilerin ENTERNASYONALİST SINIF BAKIŞININ harareti Ergenekonculuğu, Fetullahçılığı, ulusalcılığı ve bil cümle tatlısu devrimciliğini eritmeye yeter. İttifaklarımız, bir avuç kalsak bile bu şaibeli güçlerden medet ummayı reddeder. SDP’nin Ergenekon ve Fetullahçılık mihrakları karşısında taraf olmak üstünden bir politika tarzı asla olamaz

SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ ve onun geleneği, sosyalist demokrasi anlayışı içinde tüm sömürülen ve ezilen halkların kurtuluş mücadelesini Enternasyonalist bir anlayış ve dayanışma içerisinde başarıya götürmektir. Bu çizgi ne Liberalizmin aldatıcı, çarptırıcı sahte çarklarıyla, Ne ulusalcı anlayışların içi boş antiemperyalizmleriyle, ne Kemalizmi sol literatüründen bir türlü çıkarıp bir kenara koyamayan “solcularıyla” ittifaklar kurma işi değildir. Onun için anlayana diyoruz ki 21 EYLÜL SDP VE TÖP TUTUKLAMALARI Türkiye sosyalist hareketi tarihinde çok önemli bir köşe taşıdır. Bu sese kulak vermeyenler, duruşlarıyla kimliklerini koruyamayanlar, özgüçlerini küçümsemeyi uzlaşı sayanlar, kendi sağındaki güçlerden sürekli medet ummayı tek çıkar yol bilenler her zamanki gibi tarih yazamayacaklardır.

Sosyalist Demokrasi Partisi Genel başkanı sevgili RIDVAN TURAN, Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkan Yardımcısı sevgili GÜNAY KUBİLAY, Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkan Yardımcısı sevgili ECEVİT PİROĞLU, Sosyalist Demokrasi Partisi Merkez Yürütme Kurulu Üyesi sevgili ULAŞ BAYRAKTAROĞLU, Sosyalist Demokrasi Partisi Üyesi sevgili ÖZGÜR CAFER KALAFAT ve TÖP’lü yoldaşlar ve diğer tutuklu arkadaşlar, tümünüzü devrimci yüreklerimizle, hasretle kucaklar, mücadelenizi ayakta alkışlarken kalplerimizin dışarıda ve içerde birlikte atışını tüm dünyaya ilan ederiz.

 


Ersin Önsel
Loading