Takvim yaprakları Newroz’a dönüyor. Mezopotamya’nın her karışında bir heyecan büyüyor. Dilindeki kelepçeyi söken bir halkın heyecanı bu, kimliğini yitirmek üzereyken ölümsüzlüğü keşfedenlerin heyecanı. Mazlum’ca bir heyecan.
Kimindir Newroz? Hangimizin bayramı, hangimizin yası? Bu neyin tartışması? Ortadoğu, Mezopotamya, Kafkaslar... Dünyanın en eski köşeleri akıyor Newroz’a. Kadın, çocuk, yaşlı, genç… Kürt, Türk, Arap, Fars… Bu coğrafyanın tüm halkları kutluyor Newroz’u ama bir tek Kürtler ölüyor. Herkese bayramken Newroz, Kürtlere zindan ediliyor. Çünkü o gün Kürt halkı ‘‘varım, var olacağım’’ çığlıklarıyla yıllardır süren yok etme politikalarına karşı sokakları doldururken birilerinin oyununu bozuyor.
Demirci Kawa’nın zalim kral Dehak’a karşı giriştiği kavga tüm güncelliğiyle modern dünyada devam ediyor, modern Kawalar ve modern Dehaklarla. O gün hâlâ çocuk eller kalkar havaya. Zafer işareti yapar parmaklar! Dillerde kavga türküleri, serhıldan sloganları. Panzerler yürür. Çocukların, anaların, yaşlıların üzerine yürür panzerler! Kardeşlerimizin, analarımızın üzerine olanca hışmıyla yürür dev metal yığınları! Çocukların masumiyetine iner oligarşinin kara copları! Direnenler cephesinde yükselirken isyan bayrağı, ezenler cephesinde artar zulüm, baskı. Taş atan çocukları onlarca yıla mahkum eden hukuk, iyi çocuklarına dokundurtmayan yargı. Öyle bir oyun ki sahnelenen, öyle bir çark ki döndürülen yığınların, halkların çıkarları karşısına konan bir avuç insanın çıkarı.
Oysa artık ayağa kalkan bir halktır. Dağdır ayağa kalkan, ovadır, şehirdir, köydür! Ayağa kalkan dünyanın lanetlileridir! Şimdi Newroz alanları 1 Mayıs alanlarıyla birleşmeli. Ezilen halklar ve işçi sınıfı barikatın aynı tarafında olduğunu anlamalı. Her Newroz’da ölüm düşerken Kürt halkının payına, işçi sınıfı örgütlülüğünün önündeki en büyük engel olan şovenist duvar egemenlerin çıkarına. Ölümler duracaksa, özgürlük kazanılacaksa duvar da yıkılacak!
Mezopotamya’ya gelmek için ölüm ister bahar. Oysa “Zor anlarda, yaşamın tadına varma” öyle yer etmiştir ki Kürt halkının yüreğinde her sene bedel ödemeye hazır milyonları taşır alanlar! Kıyımlardan geçirilmiş, sürgün edilmiş buna rağmen tükenmemiş bir halkın yaşam kaynağıdır Newroz. O gün yakılan ateşlerle yeniden doğar her gün öldürülen çocuklar. Değişmeli, ölüm ayrılmalı bahardan! Çocuk bedenlere inen coplar kırılmalı! Coplanmamalı çocuklar, anaların üzerine panzer sürülmemeli! Savaşçının dilinde yarım kalmamalı sloganlar! Amed’de, Siirt’te, Batman’da, Dersim’de, İstanbul’da, Ankara’da açmalı Newroz çiçekleri..
Havan toplarının parçaladığı bedenlerin, inkar edilen kimliğin, yok sayılan dilin, kelepçelenen seçilmişlerin, uluslararası düzeyde yürütülen politikaların hesabı o gün sorulmalı. Bu Newroz’da ‘’Yaşamda Özgürlük, Savaşta Zafer’’ olmalı! Diyarbakır Zindanı’nda zulme tüküren Mazlum’un onuruyla çıkmalı alanlara.
Başka yolu yok, eğer gökten inmeyecekse barış, Newroz alanlarında ilmek ilmek örülecek. Eğer birileri hediye etmeyecekse kurtuluş ezilenlerin ortak mücadelesiyle gelecek. Tamamlanacak artık savaşçıların yarım kalan sloganları! Uzak değil beklenen günler, Newroz ateşi kadar sıcak kavga. Kazanmak için Mazlum olalım, Mazlumlaşalım.
Buluşalım bu Newroz’da esmer çocukların masum gülüşlerinde. Coplatmayalım onları. İzin vermeyelim umut umut parlayan gözlerin dört duvar arasına hapsedilmesine.
Buluşalım anaların barış çağırısı, acı dolu zılgıtlarında. Zulme sessiz kalmayalım, sessiz kalıp da ortak olmayalım! Buluşalım güneşin doğduğu Newroz alanlarında. Buluşalım bir halkın başkaldırışında.
Newroz agirê jiyanê..
Newroz kesk û sor û zerê..
Newroz pîroz bê!

