![]() |
|
|
|
|
||
|
REFERANDUMA GİTMİYORUM Ç. YAŞAM 14 Temmuz 2010 ‘‘Özgürlük sana sunulan seçeneklerin dışına çıkmaktır!’’ -Ernesto Che Guevara Referanduma gidiyoruz. Herkes durduğu yerden
bir gürültü patırtı çıkartıyor. Her kanalda birkaç siyasetçi ellerini
kollarını sallayarak hararetle tartışıyor. ‘Siz’ diyor evet’çi, hayır’cıya; ‘siz 12
Eylül anayasasını savunuyorsunuz!’ Kafamın içinde söze karışıyor iç ses; ‘Ben 12 Eylül anayasasını savunmuyorum. Demek ki hayır’cı değilim.’ Karşısındakinin sözünü dinleme nezaketinden
yoksun olan diğeri bağırmaya başlıyor; ‘Siz’ diyor hayır’cı, evet’çiye; ‘siz AKP’nin
oyununa geliyorsunuz!’ İç ses yine araya giriyor; ‘Ben AKP’nin oyununun farkındayım. Demek ki evet’çi de değilim.’ ‘E seçim geliyor.’ diyorum kendi kendime ‘Ne
halt edeceğim?’. Duymuyorlar, ne beni ne de kafamın içindeki iç sesi.
Zaten birbirine bağırıp duran o iki nezaketsiz adam bize cevap olamaz.
Sorular sorup bir çıkış yolu arıyorum; Anayasa Mahkemesi ve HYSK’nın bileşiminin
değiştirilmesinde devrimci demokratik bir öz var mıdır, bilmem! Soruyu
bir de başka yerden soruyorum; bu değişiklikler olunca TMK mağduru
çocuklar o yıkılası duvarların arasından çıkacak mı? Kürtler artık kendi
dillerinde okuyup yazma imkanı bulacak mı? Tek kimlik, tek kültür
dayatması son bulacak mı? İşçiler artık işten atılmayacak mı?
Özelleştirmelere son verilecek mi? Nükleer santral ihaleleri iptal
edilecek mi? Bunların hiçbiri olmayacaksa değişen ne olacak? Birkaç farklı söz söyleyecek olanlara kulak
kabartıyorum. ‘Yetmez, ama evet!’ diyenler var. Oysa ben oy
pusulalarını gördüm televizyonda, böyle bir seçenek yok. Sadece ‘evet’
ve ‘hayır’dan ibaret. Şimdi ‘Bu kadarı yeter –evet- diyorum’
diyenle ‘yetmez, ama evet diyorum’ diyen aynı seçeneği işaretleyecek.
Birini diğerinden nasıl ayıracak devlet? Ya da ayıracak mı? Devletin
–evet- oyuna biçtiği anlam belli. Bunun dışında başka bir anlam biçenler
diğer evet’çilerden nasıl ayıracak kendilerini? Pusulanın altına not mu
düşecekler ‘bakmayın evet dediğimize aslında yetersiz buluyoruz’ diye? ‘Yetersiz olduğu için hayır’ diyorlar bir de.
Malumunuz öyle bir seçenek de mevcut değil pusulada. Yani değişime
hepten karşı çıkanlarla, daha fazla değişim isteyenler aynı yere oy
verecek. Soru aynı: ‘Yetersiz olduğu için hayır’ diyenler diğer
hayır’cılardan nasıl ayıracak kendilerini? -Pusulanın altına not
düşebilirler elbette.- Ben ne yapacağım? 12 Eylül Anayasasından
çıkar sağlayanlara da AKP’nin muhalefete gol atma planına da ortak
olacak değilim. Pusulanın altına not düşeyim desem, bir sandık görevlisi
çöpe atsın diye böyle bir zahmete de girişemem. Yani oy pusulasında
benim siyasi tercihimi dile getirebileceğim bir seçenek yok! Sonuca benden önce varıyor iç ses:
referanduma gitmiyorum! Kürtler de gitmiyor. İşçiler de gitmesin.
Zaten bize sormadılar ki bu değişiklikleri yaparken. Bizi muhatap
almadılar ki. Kürtlerin partilerini kapatıyorlar,
çocuklarını zindana atıyorlar, kadınlarına tecavüz ediyorlar! Sonra da
sandığa çağırıp oy istiyorlar! Tekel işçilerini işten atıp, dayaktan
geçiriyorlar, kot taşlama işçilerinin hayatlarıyla oynuyorlar sonra da
sandığa çağırıp oy istiyorlar! Bunların bu kadar yüzsüz olmasına
alışkınız da artık bizim buna müsamaha gösterecek halimiz yok! Bu referandumda ya AKP’nin liberal soslu
politikaları ya da CHP’nin statükocu anlayışı kazanacak ama biz
kaybedeceğiz! Tek çıkış yolu sandığa gitmeyip üçüncü seçeneği
örgütlemek: boykot! Aktif boykot! Referandum günü sandığa
gitmeyelim ama evimizde de oturmayalım. Biz de durduğumuz yerden gücümüz
yettiği kadar bir gürültü patırtı kopartalım! Seçim yapılan okulların
önlerinde bildiriler dağıtalım. Yaratıcı militan tarzımızı yansıtan
eylemlerle sesimizi duyurup, derdimizi anlatmaya çalışalım! Kürt ilerinde durum farklı ancak batıda
üçüncü seçenek olarak boykotu örgütleyebilecek güçte bir yapılanma söz
konusu değil. Burada yapılması gereken emekten ve barıştan yana olanları
aynı cephede toplayabilmek. Verili koşullar göz önüne alındığında bunun
devrimci bir görev olarak nicedir kendini dayattığını görmek zor değil.
Görev bir kez başarıldıktan sonra ezilenler kendilerine sunulan egemen
seçeneklere karşı her zaman üçüncü bir yol bulabilecek.
|
||
|
Loading
|