![]() |
|
|
|
|
||
|
GÜÇ YÜZÜĞÜ BURCU GÜLER 11 Temmuz 2010 Meksika açıklarında ‘Deepwater Horizon’ adlı BP petrol platformunun patlamasıyla ortaya çıkan görüntü hepimizin içini acıtmıştır. Ancak bu ilk değildi bunu da biliyoruz. Daha önce 1989’daki Exxon Valdez faciası yaşanmıştı. Ve zaten bu olaylar yaşanmaya devam edecek. Bunu söylemek için kâhin olmaya filan gerek yok. Bunu söylemek için bir doz mantık yeterli. Sadece bir şeyi almak için teknoloji geliştiren, ama iş etrafa zarar vermemek olduğunda buna teknolojileri yetmeyen şirketler geçmişte bu tarz olaylara hep sebep oldular ve aynı kafa ile gittikleri için de sebep olmaya devam edecekler. Kısacası haydan gelen huya gider hesabı kendilerine k âr sağlamak için işçilerin parasını, güvenliğini, çevrenin temizliğini tehlike altına atmaktan çekinmiyorlar.Nitekim daha ilk patlama anında 11 işçi canından olmuştur. Bu felaket sonucunda işsiz kalacak insanların sayısı da düşündürücü. Doğrudan ya da dolaylı olarak bu felaketten etkilenen insan sayısının yüz binleri bulması bekleniyor. İnsanların yanında bir ekosistem tehlike altında ve benim önceliğim bu yazıda ekosistem tarafında. Zaten şu dünyanın, ekosistemin başına gelenler insanların sorumsuzluğu, vurdumduymazlığı, kâr hırsları neticesinde gelmiyor mu? Tabi ki şirket sahiplerinin verdiği zarar, sıradan insanın verdiği zararla karşılaştırılamaz bile. Olayı buraya çekip konunun özünden kopmak niyetinde değilim ancak evinin penceresinin önündeki ağacı görüntümü kapatıyor diye kesen bir insan ile özü itibariyle bir şirket sahibinin verdiği zarar aynıdır. Aradaki fark sadece birinin sahip olduğu para kadar çok zarar verebilmesidir. Sadece evinde oturan, sıradan zararı ve etkisi sınırlı kimsenin bir gün kapitalist olma durumunda BP’li para devlerinin önemsemediği şeyleri önemsemeyebileceğini anlatmaya çalışıyorum. İtiraf edelim ki biraz da olsa efendi olma durumunu seviyoruz. Sadece biraz gücü gücü yetene durumu söz konusudur. Çünkü efendi olmak kolaydır. Efendi kölelerini tanıma gereği duymaz. Tanıma anlama onu koruma gereği yoktur. Çünkü aslında içten içe bilir ki köle, efendi kavramından sonra ortaya çıkmıştır ve işin özü itibari ile efendi olmasa köle de olmaz. Ancak o bunu kendi varlığının köleleri yaşattığına yorar. Oysaki efendi olmasa kölenin, kölelik durumu olmayacaktır sadece, o bunu düşünemez. Neden bunlardan bahsediyorum? Çünkü bizim çevremiz ile kurduğumuz ilişki ister beğenelim ister beğenmeyelim özü itibari ile bu yanılsamaya dayanmaktadır. Ne zaman yaşanan bu facia gibi bir olay gerçekleşse şaşırırız. Kızarız. Bir şey yapma gereği duyarız, örneğin benim bu yazıyı yazmam gibi. Ancak bu anlıktır, geçer. Bir sonraki olaya kadar bekleriz. Ama mantık değişmediği için her şey aynı kalır. Sanırım bizim dışımızda hiçbir canlı kalmayana kadar bu böyle devam edecek. Karamsarlık yapmak ya da herkesi eşitlemek için söylemiyorum bunları. Yalnızca arada bir şunu da düşünmek gerek, karşımıza koyduğumuz kapitalistleri ‘yüzüklerin efendisinde’ insanlığı amaçsız bir şekilde sırf kötülük olsun diye yok etmek isteyen ‘Mordor’ ya da ona kulluk eden ‘Saruman’ gibi görürsek bizim büyü yapmadan kazanabileceğimiz hiç bir savaş yoktur. Ki bu fantastik kurgu eserde bile çok güçlü bir silah olan yüzük yok edilmiştir, ‘Mordor’a karşı koymak için kullanılmamıştır neyse ki. Yüzük yok edildiği için yok olmuştur karanlık güçler. Aslında BP’nin ne insan hayatını ne de diğer hayatları önemsediği yoktur. Çevreyi hunharca katletmiştir. Ancak bu BP ile ilgili bir durum değildir ki yalnızca. Basında çıkan haberlerde BP şeytan gibi gösterilmekte, sürekli bir para talep edilmektedir. Ancak diğer petrol şirketleri melek midir? Bu BP’nin ya da İngilizlerin saçma sapan bir şekilde dünyayı yok etmek istemesinden mi kaynaklanır? Peki ya ekonomisinin %40’ını petrol gelirleri oluşturan Meksika? Kendi kıyısında yaşanan bu olaya bu kadar kayıtsız kalması manidar değil midir? Ya da zaten bu gibi durumlar için para ödemesi beklenen sigorta şirketleri? Onların güvenlik konusunda çok titiz davranması gerekmiyor muydu? Yani en nihayetinde parayı onlar ödeyecek. Ya da merak ediyorum kendi denetimsizlikleri ya da çıkarları doğrultusunda kendi ülkelerinde saçma sapan şirketleri barındıran ülkeler? Ya da zaten halihazırda dibi tutmuş Meksika petrolü yüzünden gündemde olan kuzey petrollerinden sorumlu Norveç? Birçok ülke bu olaydan sonra mevcut kuyuların denetiminin artırılması ve yeni kuyuların açılmasını erteleme kararı verirken Norveç neden BP gibi kuruluşları kendi sularına davet ediyor? Daha bir ülke ne kadar zengin olabilir ki? Refahtan gözleri dönen Norveçli para sahipleri, kendi insanlarının kendi kendilerini sistematik bir şekilde öldürmesi konusunda ne düşünüyorlar acaba? Sanırım bunu iklime yoruyorlar. Nedense iklim son 50 yıldır biraz daha sert geçiyor Norveç kıyılarında. Türkiye’de hali hazırda çalışan BP şubeleri ne âlemde bilen varsa bana söylesin? Benim bildiğim halen arabalarımızın içine kan akıtmaya devam ettikleri. Sanırım diğer ülkelerde de durum aynı. Ölen insanların rakamlara dönüştüğü bu dünyada, canice katledilen yüz binlerce türün yanı sıra soykırıma uğratılan canlıların hesabını kim verecek? Ya da hesap soran var mı ki? 20 milyar dolar ölenleri geri getirmeyecek. Ama Amerikan televizyon kanallarında görünen muhabbet şovlarında konu ile ilgili esprilere gülünmekte. BP beceriksiz bir şirket olarak gösterilmekte ve bu çok komik bulunmaktadır. Sanki petrol yeni keşfedilmiş gibi davranmamıza gerek yok, hatırlatırım her gün o güzel arabalarınıza doldurduğunuz şey bu. Sizinki aydan gelmiyor. Bu dünyanın bir yerinden çıkartılıyor bu şey. BP’ye de bir şey olacağı yok. Zaten bir süredir hissedarların paylarını artırarak olsun, kayıt tutulmayan ülkelerde kurduğu farklı isimlerdeki şirketlere parayı aktararak olsun yolunu bulmuş durumda. Bu aslında bizim çok yakından bildiğimiz banka hortumlamaya benzer yollardan yapılıyor. Açılacak davalar da zaten diğer örneklerde olduğu gibi 25 yıl sürerse, o zamana kadar BP’nin içi zaten boşalmış olacak. Biraz sorumluluk sahibi olmak bizi biraz olsun çözüme yaklaştıracaktır kanaatindeyim. Kapitalistlerin bu soruna buldukları kapitalistçe çözümler yeterli gelmeyecektir. Oluşturulacak fonların ödemesi için değişik sistemler geliştirebilirler. Ve bu sistemler kendi ödeme zorunluluklarından kurtulmak üzerine olacaktır. Yazının özü itibari ile anlatmak istediğim bu işin sorumluluğunun aslında bir avuç para babasından çok daha fazla insanda olduğunu belirtmek. Bu iş ile ilintili birlerce farklı şirket ve iş kolu, yüzlerce ülke hükümeti ve hatta petrolü her daim kullanan bizlerin bile bir parça suç ortaklığı ettiği kuşkusuz. Unutmamak gerekir ki ‘Frodo’ ne zaman yüzüğü parmağına taksa o zaman ‘Mordor’ onu görebilmektedir. Ve onu Frodo’dan alıp güç kazanmak istemektedir. Kısa bir an korunmak için yüzük ile kendini görünmez yapabilen Frodo, yüzüğü her kullandığında ona biraz daha alışmakta ve onun esareti altına girmektedir. Yolculuğuna yüzüğü yapıldığı yere götürüp yok etmek için çıkan Frodo, bunu güçlükle başarabilir. Çünkü yüzüğün kendi iradesi vardır ve yok olmak istememektedir. Bu nedenle bizim yapabileceğimiz en önemli şey, şu fosil yakıt denen belayı sonsuza dek yok etmektir. Sorunu ancak kaynağında çözebileceğiz. Daha temiz bir dünya için mücadele ederek, baskı ve kamuoyu oluşturarak yapabiliriz. Hiçbirimizin yüzüğe ihtiyacı yoktur, ihtiyacımız olan onun yok edilmesini kolaylaştıracak yolları üretmektir. Hali hazırda denizin bilmem kaç km derinliğinden petrol çıkarma işleminin kendisinin zaten çevreye zarar verdiğini, kullandığımız petrolün her gün atmosfere karbondioksit olarak salındığını ve de bunun küresel iklim değişikliğine sebep olduğunu unutmayalım. Kendimizi kandırmaya gerek yok, biz en azından bu konuda petrolün yerine bir şey koyamadığımız sürece bu tarz olaylar hep yaşanacaktır. Üzerinde alternatif enerji yazan her şeyde bir bileşen olarak bulunmak, bunların ne olduğunu öğrenmek ve insanlara anlatmak da biz sosyalistlerin üzerine düşüyor düşüncesindeyim. Umarım kendi kendime gelin güvey olmuyorumdur. |
||
|
Loading
|