![]() |
|
|
|
|
||
|
PATRON, SÖMÜRÜ, UPS BERFİN GÜNAYLI 6 Ağustos 2010 Kapitalist düzen işçilerin yaşamasına izin
vermez. Bir sömürü çarkının içinde kaybeder işçiyi. Nefes almasına,
yemesine içmesine, hamile kalıp kalmayacağına hatta ölüp ölmeyeceğine
dahi müdahale etme girişimindedir her zaman. Bunları yapmalıdır ki
koşullar gerektirdiği zaman, işçiyi açlıkla, korkuyla yer yer yarattığı
şoven dalgayla, zaman zaman yalancı şükürlerle kandırsın. Ve her daim
ideolojik aygıtlarıyla kontrol altında tutabilsin. Bunları isteyen
görebilen işçiye ise örgütlenme alanı bırakmaz. İşine son verir.
Hayatın, emeğinin, gücünün farkına varan işçiyi daha fazla farkındalık
yaratmaması için uzaklaştırır alanından. örgütlü bir işçi sınıfı
istemez. Patron korkar işçilerin daha fazlasını istemesinden, servetine
daha az para eklemekten. Sendikalaşan işçi ise örgütlenmeyi öğrenir. Tek
başına isteyemediğini, tüm işçilerle haykırır patronun yüzüne. Ve görür
hep birlikte haykırdıkları zaman bir şeylerin değiştiğini. Örgütlü
hayatın insanlaştırdığını. İnsanca yaşamın örgütlü mücadeleyle geldiğini
görür. UPS kargo yurt içi ve yurt dışı taşımacılık
yapan büyük bir firma. Ancak kötü çalışma koşulları, düşük maaşlar,
kesintiler, fazla çalışma saatleri bu firma hakkında daha gerçekçi
yargıya varmamızı sağlar. İşçilerin anlattıkları üzerinden bir yargıya
varmamız daha kolay olacaktır:
“Yemeğimizi evden yiyip geliyor öğlen 2’de
işbaşı yapıyorduk, gece 12 ye kadar aç susuz çalışıyorduk. Bazen gece
1’i 2’yi buluyordu. Cumartesi ilk başta öğlene kadar çalışacaksınız
dediler tam gün çalıştık hep. 8 saat çalışma süresi dediler işin yoğun
olduğu dönemlerde bizi 17 saat çalıştırıyorlardı.” “3 senedir çalışıyorum 590 milyon para
alıyordum, işbaşı yapan arkadaşımız da 480, 500 milyona çalışmaya
başlıyordu.. Koşullar çok kötü. Hasta olsan gitmesen işe 2 günlük
ücretimizi kesiyorlardı.” “Arka tarafta bir tır vardı, tırın içinde
yemek yiyorduk. Yemek saatimiz de yoktu, ye gel diyorlardı. Biz yağmurun
altında sağı solu açık tırın içinde yiyorduk.” Bu anlatılanlar çalışma koşullarını daha net
görmemizi sağlıyor. İnsanca çalışma koşulları isteyen işçiler örgütlü
mücadele çerçevesinde bir şeyleri değiştirmeye başladılar. UPS kargo işçileri Mart ayında sendikal
çalışmalarıyla örgütlenmeye başladı. Örgütlenme çalışmalarının açığa
çıkması sonucu Mayıs ayında 7 işçi sendikalı oldukları için işten
atıldı. Kısa süre sonra işe alınan işçiler birkaç hafta içinde tekrar
işlerinden uzaklaştırıldı. Ve bu 7 kişinin ardından vardiyalar halinde
her ay sendikalaşan işçileri işten attılar. Hala 3’er 5’er işçi
guruplarının işine son veriliyor. İzmir’de, İstanbul’da Mahmutbey ve
Kurtköy Şubeleri’nde toplam 142 işçi direniş halinde. Koskoca dünya devi
UPS’nin karşısında dimdik duruyorlar. İşçiler sendikalı olduktan sonra tehdit
edilerek sindirilmeye çalışıldı, sendikalarından vazgeçmeleri istendi.
Zorla istifa ettirilmek istendi. Patron çirkin oyunlarıyla bozulmuş
düzenini de arkasına alarak işçinin karşısına dikildi. İzmir’de TÜMTİS
üyelerine silahlı saldırıda bulunuldu, saldırıyı yapan taşeron
patronunun 2 saat içinde serbest bırakılması sermaye düzenini bir kez
daha bizlere gösterdi. İstanbul’da eski emniyet müdür yardımcısı olan
patron özel dostları vasıtasıyla her gün sivil polisleri, çevik
polisleri direniş yerinde bekletti. Sendika üyelerine yalan yanlış
beyanlarla suç duyurularında bulunuldu, yine yönetici ve üyeler
gözaltına alınmak istendi, haklarında davalar açıldı. Patron bir taraftan da içerde çalıştırdığı
işçilere de direnişi kötülemek için egemenlerin her fırsatta kullandığı
şovenizme tutunuyor. ‘Dışarıdakiler PKK’lı’ ‘komünist işler bunlar’
propagandası yaparak Kürtleri ve sosyalistleri gündemine alıyor. İşte
tüm bu olanlar patronun örgütlü bir işçi sınıfı karşısında ne kadar aciz
ve çaresiz olduğunu gösteriyor. Koskoca dünya devi sendikalaşmayı ve
direnişi engellemek için ucuz ve çirkin oyunlar oynuyor. İşçileri
yıldırmaya çalışarak kazanacağını düşünüyor. Direniş 3 ayı geçti. Her gün bir önceki günden daha sert haykırıyorlar direne direne kazanacaklarını. Her gün tekrar hatırlıyorlar, umutlarını ve onurlu mücadelelerini sadece kendileri için değil tüm işçi sınıfı için koruduklarını. |
||
|
Loading
|