![]() |
|
|
|
|
||
|
ÖZGÜRLEŞMEYE KARŞI EGEMEN DAYATMALAR BEGÜM DADAK 5 Temmuz 2010 “Kadınların yaşamını değiştirmek için
dünyayı değiştir! Dünyayı değiştirmek için kadınların yaşamını
değiştir!“ Çeşitli etnik, kültürel, dinsel, siyasal ve
sınıfsal kökenlerden, farklı yaş ve cinsel tercihlerden gelen, 163
ülkeden 6000 kadın grubunu birleştiren, yoksulluk ve şiddete karşı
mücadele hedefi etrafında uluslararası bir kadın hareketi olan Dünya
Kadın Yürüyüşü’nün 3. Eylemi’nin Avrupa buluşması 29-30 Haziran
tarihlerinde İstanbul’da bu sloganlarla, bu hedefe ulaşma mücadelesiyle
gerçekleştirildi. Bu deneyimin ardından kadınların bedenlerine,
kimliklerine, fikirlerine hakim olma hedefindeki egemen zihniyetin,
özgürlüklerini kazanımları yolunda eylemliliklerinden bir örnek olarak
“bikini”yi vereceğim. Bugün her türlü araçla kadın bedeni üzerinden
dönen hesapların, kadının metalaştırılmasının çok da net bir örneği
olarak görmekteyiz bu sektörü. Yaz-kış demeden “forma girmek” başlığı
altında yaratılan tüketim furyaları kadınların bakışını tek bir hedefe
kilitlemekle yükümlü: tektipleşmiş bir bedenle tektip üretimlerin
sürekli tüketicisi olmak! Bikininin tarihsel süreçte ortaya çıkışını,
ismini nereden ve nasıl aldığını ele alalım: 19. yüzyıla kadar plajlar tedavi edici
özellikleri nedeniyle kullanıldığı için plaj kıyafeti ya da mayo modası
alanlara hakim değildi. Antik Yunan’da ilk plaj kıyafetlerinin
kullanılmasından hemen sonra, ‘toga’ denen dikişsiz, uzun ve beyaz
çarşaflar gündeme geldi. Toga, antik çağlarda son derece popülerdi. Plajların eğlence merkezi olmasıyla birlikte
mayo modası da başladı. İlk plaj kıyafetinin Yunanistan’da M.Ö. 300’de
ortaya çıktığı tarihten, 21. yüzyıla kadar mayo modelleri sürekli
değişti. Ancak 1700’lerde, Avrupa’da kadın ve erkekler plajlara birlikte
gitmeye başladılar. Bu kadın kazanımlarının aslında başlangıç
temsiliydi. Bu olay, özellikle İngiltere ve Fransa’da yaygınlaştı. İlk
plaj kıyafeti, rahatlıktan uzak ve kullanışsızdı. Bunlar için stil
önemli değildi, gösterişsiz olması yeterliydi. Çünkü kendi kirli
düşüncelerini kadının bedeninde gizlemeyi tarih boyu metot edinmiş
egemen zihniyet yöntemini burada da sürdürmekteydi. Bu bağlamda bu
kıyafetlere suda havalanıp bacakların açılmasını engellemek için,
uçlarına metal ağırlıklar takıldı! 1840 yılından itibaren plajlara eğlence
yerleri yaklaşımı egemen oldu. Bu yıllarda Kuzey Amerikalılar kıyılara
eğlenmek için gitmeye başladılar ve plaj kıyafetlerinde de ilk büyük
değişiklik yapıldı. İhtiyaç duyulan, hem sade hem de yüzme sporlarının
rahatça yapılabileceği bir modeldi. İlk mayolar, şalvar ve siyah
çoraptan oluşuyordu. 1860’larda, teşhiri(!) önlemek için bu
modellere iç çamaşırı da eklendi. Kadınlar yine de yüzmekten
kaçınıyorlardı. Çünkü o günlerde yüzmenin yalnız erkeklere göre bir spor
olduğu fikri, diğer her eğlence unsurunun olduğu gibi, topluma empoze
edilmekteydi. 1800’lerin sonlarında yüzme, üniversiteler arasında
yaygınlaştı ve olimpiyat sporu olarak tabana yayıldı. Kadınlar yüzme
özgürlüklerini erkek egemen zihniyetten geri alıyordu. Yeni modeller beden konusunda cesurlaşmaya
başladı ve bu durum, 20. yüzyıl kadın mayolarında yeni bir çağ açtı.
1907’de Avustralyalı Annette Kellerman, Amerika’da tek parça bol bir
kıyafetle yüzdüğü için yeni bir harekete neden oldu ve bu nedenle de
tutuklandı! Ancak sanılanın aksine uygulanan baskı bir engel değil yol
açıcı durumunu teşkil etti. Daha sonraki yıllarda da bu model
kullanıldı. Mayolar artık daha rahat, daha özgür olmaya başladı. 1920’lerin başında, mayolarda önlük gibi
kullanılan etek yerine, alt parçayı örtecek uzunlukta bir üste geçildi.
Çoraplar hala kullanılıyordu, ama bacaklar diz üstüne kadar açıktı.
1920’lerde tatile ve eğlenceye verilen önem daha da arttı. Mayolarda
daha az parçadan oluşan, daha dar modeller tercih edildi. Su sporlarına
artan ilgi ve Fransız yüzücülerinin alışılmamış mayo kesimleri,
değişimin en önemli nedenleriydi. Biçimsiz ve rahatsız korseler
bırakıldı, bedeni ortaya çıkaran modeller tercih edildi. Artık kadınlar
vardıkları bilinçle vücutlarını kapatma uğraşında değil özgürce yüzme
eğilimindeydiler. Böylece mayolar gittikçe küçüldü ve daraldı.
1930’larda yeni kuşak modacılar, kullanışlı, düzgün ve modern modeller
geliştirdiler. Bunun en iyi örneğini, ünlü Bauhaus modeli oluşturuyordu.
1934’te, vücudu daha çok saran ve güneşlenmek için omuz askıları
indirilebilen mayolar dikildi. 1930’ların sonunda, daha dekolte olan ‘molded-fit’
modeli hayata geçirildi. Bu arada, kısa etekli ‘panel suit’ denilen
model de yaygındı. Ancak bu gidişattan memnun olmayan egemen zihniyet
belirsiz bir müdahale gerçekleştirdi. 1940’larda plaj güzelleri,
fotomodel kızlar ortaya çıkarıldı ve mayoları yüksek topuklu terlikler,
takılar süslemeye başladı. Yüzme ve deniz yerine; rekabet ve yeni bir
pazarın temelleri atılıyordu. Bunun en can alıcı örneğiyse, iki parçadan
oluşan “bikini” oldu. 5 Temmuz 1946’da modacı Louis Reard, bu modeli
Paris’teki gösterisinde tanıttı. Model adını, Amerika’nın nükleer test
adı altında atom bombası attığı yer olan Güney Pasifik’teki “Bikini”
mercan adalarından aldı. Bu tüm olayları kökünden değiştirdi, adını
alışının ince vuruşundan da anlaşılacağı nitelikte bir sektör yarattı.
Reard bu modelin, o zamana kadar üretilen en kısa mayo olduğunu söyledi
ve “Ne kadar kısa?” sorularına “O kadar kısa ki, giyen kadının,
annesinin kızlık soyadı dışında her şeyini ortaya çıkarıyor” yanıtıyla
kadın bedenine dair yaratılmak istenen zihniyeti ortaya koydu. Ve aynı
zihniyet alıcısını da yönetmeyi temel görev bilerek araçlarını
kullanmaya başladı. 1950’lerde egemen medyada kadına dair iri göğüs
dayatması hakim kılındı. Bu bağlamda göğüslerini pamukla takviye eden
kadınlar için mayolarda bu pek rahat bir çözüm değildi. Durumu fark eden
Christian Dior, daha rahat bir görünüm için alternatif modeller üretti.
Ancak 1970’te, kadınların sadece göğüsleri için beğenilmesini protesto
eden kadınlar “sutyen yakma” eylemlerini gerçekleştirdi. Kadınlar
bedenlerine saygı duyulması yolunda mücadele etiler. Göğüsler artık
pamukla dolgunlaştırılmıyordu. Bu durum şaşkınlık yaratmadı, ama yapılan
yeni müdahaleler kadınlar için büyük bir çelişki haline geldi. Hem
göğüsleri için beğenilmek istemiyorlar, hem de küçük görünen göğüslerini
beğenmiyorlardı. Üzerlerinde içselleşmiş bir baskı vardı. 1990’larda
silikon destekli, balenli mayolar ön plana çıktı. Çekici bir göğüs
dekoltesi çok önemliydi(!) ve bunu sağlamak için birçok model
geliştirildi. Ve 2000’ler... Mayo artık yalnızca bir yüzme
giysisi değil, kendini gösterme, ifade etme biçimi olarak sektörleşti.
Plajlar podyumlara dönüştü, herkes birbiriyle vücut ve mayo yarışına
girdi. Bir baloya giyeceğimiz kıyafet ne kadar önemli(!) ise plajda
giyeceğimiz mayo da o kadar önemli(!) oldu… Yani özgürleşme yolunda kadınlara yapılan
müdahaleler onları tam tersi bir noktaya itti. İçinde daha özgür
olacakları “bikiniler” onları metalaştırarak yaratılan pazara usul usul
tutsak etti. |
||
|
Loading
|