ASLANLARIN TARİHİ - AVCI'LARIN HİKAYELERİ


AYSEL BATYAR


30 Eylül 2010


Yazı yazma sırama çok var diyerek öyle salınmaktayken gündemden neler geldi neler geçti veya geçemedi. Bir hafta kala kısa kısa notlar almıştım konu başlıklarıyla. Her birine kısa kısa değinmek gerekir diye düşünmekteydim.

Peki, şimdi ne yapmak lazım? Komplonun farkındayız, bu komplonun zamanlaması, sunuluş biçimi v.s bizlerce malum. Bilinen bu yerden devam mı edelim politik faaliyetlerimize, gündeme dair yazmaya ve tartışmaya? Bilemiyorum…

Komplolarla çok bileşenli ve çok amaçlı hukuksuzluklar yaratarak kafaları karıştırıp, bir taşla yüz kuş vurmayı düşünüyor egemenler. Ta ki bu komplolar tek tek ters- yüz edilmedikçe deşifrasyonu yapılmadıkça zaman kazanacaklarını sanıyorlar. Biz bu deşifrasyonla uğraşırken,   ihtiyaçları olan zamanı kazanıp değneksiz gezeceklerini varsayarlar. Bu hesapları biliyoruz, muradınızı sezmek şöyle dursun, ezbere sayabilecek kadar çok senaryolar yaşattığınız için biz bildiğimiz yolda yürüyoruz ve yürüyeceğiz.

Bu komplonun zamanlaması çok manidardır. Referandum sonrası. Referanduma damgasını vuran boykottur. Kürt halkının iradesinin nelere kadir olduğunun altının bir kez daha çizilmesiydi boykot. Referandum öncesi ve sonrasındaki ciddi provakasyonlarla bile bu irade zedelenememiştir. Özerkliği ve demokratik yaşayışı kendi içlerinde en küçük birimlerine kadar yaşayan Kürt coğrafyası bu yaşam biçimini ve demokratik haklarını anayasada ifadelendirmek için gücünü ortaya koymuş ve sağ-sol tüm güçler el mahkûm bunu görüp teslim etmek zorunda kalmışlardır. Nitekim eksik gedik, gizli-açık utangaçça da olsa müzakere İmralı ve devlet düzeyinde sürmektedir. Sanıldığı gibi milliyetçi-faşist güçler yer yer zayıf sesler çıkarmalarına rağmen bu süreci etkileyememişlerdir. Bu boykotun yarattığı bir devrimdir.  Refererandumda BDP ile aynı tavrı gösteren SDP ve TÖP devletin atış mevzisine bir kez daha girmiş oldular.  Üstüne üstlük “Sosyalistlerin Birliği” ete kemiğe büründüğü an servis başlamıştır.

Hanefi Avcı sosuyla sunulan bu yemeğin bayatlamış ve artık kokmaya başlamış olduğu dost düşman herkes tarafından görülmüştür.

Devlet-İmralı görüşmeleri sürerken, “Yıkılmadım, ayaktayım, çelik çekirdek evvelallah-maşallah post-Fettullah görevdeyim.” İlahi-marşlarıyla milliyetçi-muhafazakâr kitlelere servis seyirlikler hazırlayan En-Derunpost-Ergenekon bu kez çekiçi örse değil taşa vurmuştur.

Bu komplo, bazı siyasetlerin dediği gibi bir AKP klasiği değil, En-Derunpost- Ergenekon işi olup hükümetle (AKP) mutabakatlıdır.  Zira tek başına AKP karşıtlığı ve AKP’ye karşı mücadele gibi sığ okumalara sığmaz. Bu bir devlet geleneği ve oyunudur.

Fırat’ın doğusuna uzatılamamış Ergenekon davası süreciyle her kesim kendi hesabını görmeye başlamış, at izi it izine karışmış, gerekli uzlaşmalar sağlanmış, Ergenekoncular teker teker bırakılmış ve de bırakılmaya devam etmektedir.

Genç bir parti gençliğin partisi olan SDP,  En-Derunpost –Ergenekon karşısında yılmayacak;

Kürt Halkının Özgürlük, Eşitlik, Barış mücadelesindeki kararlılığı ve haklılığını haykırmaya devam edecektir. Bu böyle biline….

Aslanlar tarihlerini yazmaya başladıkları ve epeyce de yol aldıkları için AVCI’ların hikâyeleri tarih sayılmayacaktır. Bu da böyle biline…

 


Aysel Batyar
Loading