YÜZLEŞMEK YÜZ İSTER


AYSEL BATYAR


17 Mayıs 2010



AKP hükümetinin son yılını “açılımlar ve kıyımlar” yılı olarak adlandırabiliriz. Açılımlardan, kendi adıma “dur bakalım, belki” dediğim anlar oldu. Sözcük tek başına yüklü bir sözcüktü çünkü. Açılımların sonuçları malum ortada… Bu durumda “Biz zaten biliyorduk” demek de pek bir şey anlatmıyor. Bizi daha iyi bir sosyalist yapmıyor.

Çünkü uzun yıllar ezen sınıfların (egemenlerin) ezilenlere neler yapabileceğini ve yaptığını ezbere biliyoruz. Ama mücadele sürerken, hep bildiklerimiz üzerinden gitmek  “deja-vu” algısına sebebiyet verdiği için olsa gerek, yaygınlaşmıyor, büyümüyor ve istediğimiz ve aslında olması gerektiği kadar gelişip yürümüyor.

Politika ve politik sözlerin değişebilirliği, dönüşebilirliği malum. Bu durumların olumsuz sonuçları somut bir sorumluk yüklemiyor hiç kimseye. Böyle bir beklenti de oluşmuyor yıllardır kitlelerde.

Bildiklerimizi ve bilebileceklerimizi bir anlığına unutsak. Unutsak, kalın kalın kitaplardan öğrendiklerimizi… Sadece bir cümleye kitlensek: “ÖZÜR DİLE!”

Bir yol açılır mı? Açılmış daracık yollar bir nebze genişler mi? 

Oysa şu açılımlar silsilesinin her bir başlığı, karnında doğmayı bekleyen kocaman bir “Özür” barındırıyor. Ermenilerden, Kürtlerden, Çingenelerden, Rumlardan, Yahudilerden. O doğum geciktikçe özür ölüyor, bildiğimiz uygulamalar ise sadece renk ve biçim değiştirerek yineleniyor açılım adı altında.  Oysa özürün geri dönüşü yoktur. Özür dilemek, dilettirmeyi zorlamak,  pek bildiklerimizden değil. Özrü halk olarak dilemek bir başlangıç, bir yol göstermedir. Arkasından, egemenleri  -yani sistemi- buna zorlamak için eylemlilikler ve sözler örgütlemek gerekir. Her “açılım” sözü ettiğinde sistem, “ÖZÜR DİLEYEREK BAŞLA" denilmelidir. Kırdığın için Ermenilerden, hala kırdığın için Kürtlerden, aşağıladığın ve ötekileştirdiğin için Çingenelerden, varlıklarına el koyduğun için Yahudilerden, sürüp süründürdüğün için Rumlardan, Ezidilerden, Süryanilerden, Alevilerden. Yüzyıllardır resmi yalanlarla kandırdığın ve düşman bellettiğin için bil cümle halkları, Türklerden ÖZÜR DİLE! Değil mi ki, devletlerde süreklilik esastır.

Sınır açarak, vize kaldırarak açılım olmaz; olsa olsa ticaret olur. İnsanlık ticari bir meta değil; bir duygudur, vicdandır. Bu da egemenlerin bilmediği bir lisandır. Bu lisanı öğreneceksiniz. Ya öğreneceksiniz, ya da öğreteceğiz.

Özür dilemek, yüzleşmek demektir. Yüzleşmek yüz ister. İnsana ait bir yüz.  Vicdanın aynası olan bir yüz. AKP’nin yüzü Kürdistan aynasında bir kere daha çarpıldı, insana benzemediği için. Muğla’da aynalar bir kere daha utandı da aynaya bakanlar hâlâ utanmadı.

 


ayselbatyarozbay@gmail.com