![]() |
|
|
|
|
||
|
DEVRİMCİ KOLEKTİF ÖZNE İÇİN BİRLİK! AFŞİN DEMİR 8 Ağustos 2010 Devrimci kadroların özel bir iplikten
dokunması gerektiğine dair eni konu geniş bir külliyatımız var.
Ülkemizde çıkan devrimci yayınların pek çoğunun hemen her sayısında
“kadro sorunu” “devrimci ahlak üzerine” “devrimci kişilik nasıl
olmalıdır” vb. başlıklarla, çoğu zaman birbirinin tekrarı olsa da,
devrimcinin; içinden çıkıp geldiği, dolayısıyla da organik bir parçası
olduğu toplumun ilerisinde, devrimci mücadelenin gereksinimlerine uygun
vasıflara sahip nasıl bir militan profiline sahip olması gerektiği
hakkında, ustalardan bol alıntılar içeren ve içerik olarak kimsenin
itiraz edemeyeceği özelliklerin sıralandığı yazılar yer alır.
Alçakgönüllülük, fedakarlık, emekçi halka adanmışlık, dürüstlük,
açıksözlülük, Marksizm-Leninizme sıkı bağlılık, bunun yanında sınıf
mücadelesinin gerek tarihsel gerekse güncel sorunlarını derinlemesine
kavrayabilmeyi sağlayacak, şablonculuktan, ezbercilikten uzak bir teorik
birikim, sınıf düşmanı karşısında uzlaşmaz tutum, vb. hiç kuşkusuz
devrimci militanda bulunması olmazsa olmaz vasıflardır. Bizce bunların yanı sıra ve en az bunlar
kadar önemli olarak, her türlü rekabetçi his ve tutumdan uzak durmak,
her koşul altında devrimci birlik ve dayanışmadan yana olmak, bir
devrimcinin adeta DNA’sına işlemiş olması gereken özelliklerdir. Her zaman olduğu gibi, çuvaldızı önce
kendimize batırarak söylemeliyiz ki, yukarıda sayılan vasıflara sahip
binlerce militanı olan Türkiye devrimci hareketinin, rekabetçilikten
arınma ve devrimci birliği inşa etme konusunda henüz kat etmesi gereken
daha çok yolu var. Gerek uzak gerekse yakın tarihimiz, ne yazık ki
birleşmekten çok, ayrışmakta yetenekli olduğumuzu ortaya koyan çok
sayıda deneyimle doludur. Vedat Türkali, geleneksel TKP’nin kuruluş
yıldönümü vesilesiyle organize edilen bir 10 Eylül gecesinde yaptığı
konuşmada, “Türkiye sosyalist hareketindeki ayrışmaların çoğu,
kişisel sorunlara teorik kılıf giydirilmesi sonucudur.” saptamasını
yaptığında yerden göğe kadar haklıydı. Halen dahi, birbiriyle aynı
çizgiyi savundukları veya nüans kabilinden bir takım farklılıklara sahip
oldukları halde, birbirinden ayrı durmayı inatçı bir maharetle
sürdürebilen onlarca yapının varolduğu bir vakıadır. Devrimci enerjiyi
bölen, kıt kaynakları dağıtan, her türlü mantiki izahtan yoksun bu
sevimsiz tablo, aslında bal gibi “küçük olsun benim olsun” türünden
gayrı-devrimci kaygıların ürünü olan bir sağ oportünizm tezahürüdür. Devrimci birlik ruhunu zedeleyen, bu yöndeki
çalışmalara sekte vuran diğer bir olumsuzluk ise, son 15-20 yıldır
birlik adı altında başlatılan büyük girişimlerin likidasyonla ve
devrimci enerjinin tarumar edilişiyle sona ermesidir. Kronolojik sırayla
TBKP, SBP, BSP ve ÖDP’de cisimleşen birlik girişimleri her seferinde
daha geniş kesimleri çatısı altında toplayarak ve mobilize ederek yola
çıktıkları halde sonuç hüsran olmuştur. Bu sonucu ortaya çıkaran
faktörleri SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, “Birlik
Devriminin Tarihsel Niteliği, Birliğin Çimentosudur” başlıklı
yazısında irdeliyor. Burada sayılan unsurların her biri üzerinde, ayrı
ayrı ciddiyetle eğilinmesi, yeni birlik girişimlerinde aynı neticelerle
karşılaşılmaması bakımından zorunludur. Einstein’in aforizmasını
kullanırsak, “Aptallığın en açık kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp,
değişik sonuç elde etmeyi beklemektir.” Yaşanılan deneyimler, beş benzemezin birarada
tutulmaya çalışıldığı bir “birlik” projesinin, “birlikten kuvvet doğar”
sözünü dahi nasıl geçersiz kılabildiğini, bırakın kuvvet doğurmayı,
varolan kuvvetleri dahi atomize edebildiğini açıkça ortaya koymuştur. Bizim bugün ve gelecekte önümüze koyduğumuz,
bu türden dışı janjanlı içi kof biraraya gelişler değil,
enternasyonalist komünistlerin devrimci birliğidir. “Gel, ne olursan ol gel” anlayışıyla devrimci
birliğin inşasına nefer olunmaz, olsa olsa Galata Mevlevihanesine
semazen olunur.
|
||
|
Loading
|