SDP’li, TÖP’lü arkadaşlarımız iki ayı aşan süredir tutuklular.
Bu süreci yönetenler, devrimcilerde bir yılgınlık yarattıklarını düşündükleri için ancak bir kez daha zavallı durumda kalıyorlar.
Tarihte ne darbeler, ne işgaller, ne idamlar, ne işkenceler, ne tutuklamalar devrimcileri yıldıramadı... Bu haksız süreç de yıldıramayacak.
Krizin acımasızlığı gittikçe artıyor. Sosyalizm savaşsız ve sömürüsüz bir dünya için hepimize her zamankinden daha gerekli bir hale geldi. Kurucuları ve yöneticileri cezaevinde olan Sosyalist Demokrasi Partisi ve Toplumsal Özgürlük Platformu sosyalist bir dünya için dimdik ayakta.
Mahirler’in, Denizler’in yarattığı devrimci dayanışma mirasını arkadaşlarımızın bir an önce özgürlüklerine kavuşması için birleşerek sürdürüyoruz.
Tutsak arkadaşlarımız ise cezaevinde devrimci iradeleriyle ne yapılabilecekse ortaya koyuyorlar.
Bu engeli de aşacağız hep beraber. Arkadaşlarımızın aramızda olmamasına alışmayacağız.
Toplumun işsizine, kadınlarına, gençlerine, sendika mücadelesi veren emekçilerine, Kürtler’e, Ermeniler’e koşan devrimcileridir arkadaşlarımız.
Bu onuru, örgütlü bir gücü yaratarak gençlere bıkmadan yorulmadan anlatanlardır arkadaşlarımız.
Toplumun en ihtiyacı olan mertebesindedir arkadaşlarımız.
Olabildiğince çabuk özgürlüklerine kavuşmaları toplum için elzemdir.
Yeri yurdu belli SDP ve TÖP’lü yöneticileri gözaltına alırken sahtekâr bir şekilde televizyonlarda karalamak kolay oldu. Bir çırpıda montaj, seslendirme. Sosyalist Demokrasi Partisi’nin bir çok yerde basını ve halkımızı davet ederek yaptığı basın açıklamaları sanki suçmuş gibi gösterildi. Sanki çok gizlice çekilmiş, çok titiz bir şekilde delilleri toplanmış görüntüsü verilmeye çalışıldı. Gözaltılar ve tutuklamalara haklılık görüntüsü verilmeye kalkışıldı.
Fakat iş iddianameye gelince ortaya somut bir şey konamıyor. İddianamenin ne zaman ortaya çıkacağı davanın ne zaman başlayacağı belli değil.
Ne oldu? Arkadaşlarımıza bir suç uyduramadınız mı?
Nerden bulacaksınız suçu, toplumun bunca derdine koşan bir partiyi kurmuş, yönetmiş kişilerine? Ne suç bulacaksınız? CD’leri montajlamak, seslendirmek kolay oldu. Mahkemelerde yüzümüze baka baka, gözlerimize baka baka karalamak zor olacak değil mi?
Ne oldu? Takke kafadan düşecek
gibi mi oldu? Sanki kelinizi bilmiyoruz!
İddianameyi yazın bakalım. Hazırladığınız bu
sahtekârlık iyice kayıtlara geçsin.
Savunmalarımız, mücadelemiz mahkemelerde taşsın, suretiniz ne hallere girecek göreceğiz.
BÜYÜK YALANLAR
Tüm egemenlerin sonu gibi AKP’nin sonu da kendisi için pek hayırlı olmayacak. Uyguladığı baskılar, yasaklar, tutuklamalar onun bumerangı olacak. Bizim öfkemizle, mücadelemizle bilenip kendisine keskin bir şekilde geri dönecek. Gençlik mücadelesinde olduğu gibi.
Üniversite gençliği, 5 Aralık’ta rektörlerle toplantı yaparak güya YÖK’ü değiştireceğini göstermek isteyen Erdoğan’a Beşiktaş’ta ve İstanbul girişinde büyük bir ders verdi. Gençler, acımasız polis saldırısına rağmen görüşleri alınmadan YÖK düzeninin değiştirilemeyeceğini tüm toplumun alkışını alarak anlatmayı başardı.
Geçen sene harçlarla ilgili fahiş zamlar yapmak isterken Genç-Sen tarafından yakasından yakalanıp kenara fırlatılanlar bu sefer korkularından en ağır polis saldırısına başvurdu.
Gözümüz gibi sakındığımız genç yoldaşlarımıza yaptığınız bu zulmü, adım adım size nasıl ödeteceğiz göreceksiniz.
Gençleri döverek “üniversite değişimi” diyorlar. Büyük bir yalan!
Kürtleri tutuklayarak “demokratik açılım” diyorlar. Büyük bir yalan!
Sosyalistleri tutuklayarak “işsizliği çözüyorum” diyorlar. Büyük bir yalan!
Gençler olmadan üniversitelerde en ufak bir ilerleme olamaz. Kürtler olmadan Kürt sorunu asla çözülemez. Sosyalistler olmadan bu toplumun işsizliğini çözemezsiniz, işsize iş bulamazsınız, krizleri durduramazsınız.
Bu nedenle arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın!
