TIRPAN ATILIYOR


SEVİM BELLİ

İŞÇİLERİN SOSYALİST PARTİSİ GENEL BAŞKANI


7 Ekim 2010


Cumhuriyet’in kuruluşundan beri ülkenin rotası böyle çizildi: Sol sesini duyurmaya, güçlenmeye başladığında hemen bir tırpan atılıyor, etkin operasyonlar düzenleniyor. Bu son vartada tutuklananlar arasında birçok sol kesimin tanıdığı, değer verdiği yoldaşlarımız var. Kendilerine “Geçmiş olsun!” diyoruz.

Bugün Türkiye’de özgürlük ve demokrasi var deniyor. Yaşananlar, sözü edilen “özgürlüklerin” solda duranlar için pek de kullanılabilirliği olmadığını gösteriyor.  Naziler döneminden kalma bir anekdot vardır: birçoğumuz duymuş ya da okumuşuzdur. O dönemde yaşananlara hiç tepki vermemiş ancak en sonunda kendisi de bu cinsten bir uygulamaya maruz kalmış birinin (yanılmıyorsam bir rahibin)  anlattıkları. Özeleştiri şöyle: “Naziler önce komünistleri aldılar. Ben komünist değildim ve ses çıkarmadım. Sonra sendikacıları götürdüler. Ben sendikacı da değildim, sesimi çıkarmadım. Daha sonra Yahudilere sıra geldi.  Yahudilerle bir yakınlığım yoktu, gene sustum. Bir gün beni almaya geldiklerinde, benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı artık!!!” 

Evet, sen sana sıra gelmeden tepki göstermezsen var olduğunu sandığın haklarının hiçbirini kullanamazsın. Hakların teminatı kitlelerdir. Üstelik de demokrasiye aykırı olan, insan haklarını, toplumsal özgürlükleri baltalayan herhangi bir uygulamaya karşı çıkmak mağdur ile dayanışmak en başta gelen bir insanlık görevidir!

Bugün nasıl insan olmanın, enternasyonalizm ülküsüyle tüm ezilen halklarla dayanışma ilişkileri kurmanın yöntemini ve eylemini geliştirmeye çalışıyorsak ulusal çapta da gerekli dayanışmayı geliştirmeliyiz. Bütün sol ilgi, emek mücadelesinin  dayanışmasına yönlendirilmelidir. Dost kurumlar desteklerini sunmalıdır. Görev, dayanışarak bu saldırıları durduracak mücadele cephesini kurmak ve genişletmektir.

Bu son tutuklama operasyonlarıyla devrimci sol tasfiye edilmeye çalışılıyor. Kürt sorununda dayanışma vurgusunu öne çıkaran solun hedef alındığı izlenimi oldukça yaygın.  Bir tarafta burjuva medyada Kürt sorununun çözümüne ilişkin haberlerin yoğunlukta olmasındaki, öte yandan da legal solcu kuruluşlara karşı operasyonların gerçekleştirilmesindeki çelişki  ilginçtir.

Dilimizde bir deyiş vardır: Merhametten maraz hasıl olur! Tersi de doğru olmak gerek.  Diyalektik düşünecek olursak baskı ve tedhişten de birlik ve dayanışma doğar elbette. Hem gereksinim olarak ve de zorunlu ilke olarak: Yeter ki gereğini yapabilelim!   Umulur ki yıllardır, çeşitli nedenlerle, toparlanamayan ve beklenebilecek bir düzeyde etkinleşmeyi gerçekleştiremeyen ülkemiz solu maruz kaldığı bu süreçte dayanışmasını ve gücünü arttıracaktır. Kardeşleşme köklenecektir. Ve mücadele ivme kazanacaktır.



Sosyalist Demokrasi, 7 Ekim 2010


Loading