|
21 Eylül Komplosuna Karşı Yazılar
Eren Keskin / Kurtuluş Siyaseti İçeride
9 Ağustos 2011
Ben ‘oldum olası’ Kurtuluş siyasetini hep değerli bulurum. Onların
‘Kürdistan Sorunu’na bakışları hep daha yakın gelir bana, diğer sol
gruplara göre. Kendi içlerinde sorunlar yaşasalar da, ben tüm Kurtuluş
ekibini hep çok severim. Bu yüzden çok yakın arkadaşlarım vardır
aralarında. Savaşın en ağır dönemlerinde, hep Kürtlerin yanında olmuş,
dostça tavır takınmış bir siyasettir Kurtuluş.
Zeynep
Kuray / Bu kadarını Aziz Nesin bile düşünemezdi
9 Ağustos 2011
21 Eylül 2010 tarihinde Devrimci Karargah operasyonu adı altında yapılan
polis baskınlarında gözaltına alınanlardan biri de, emekli banka
çalışanı ve sendikacı Kemal Hamzaoğlu’ydu. 11 aydır önce Silivri, daha
sonra Tekirdağ 1 nolu F tipi cezaevinde tutuklu bulunan 70
yaşındaki Hamzaoğlu hakkındaki iddianame Aziz Nesin öykülerini
aratmayacak cinsten.
Fatih
Polat / Kurgusal dava ve sessiz davetiye
10 Ağustos 2011
İddianamesinden de anlışılacağı gibi, ‘kurgusal bir dava’ olarak yürüyen
Devrimci Karargah davası, siyasal alanın dizaynında gerçeklerin ve
hukukun nasıl kurban edilebileceğinin bir göstergesi niteliğinde. Bu
dava karşısında sessiz kalmak, sadece yargılananları yalnız bırakmak
anlamına gelmiyor; benzer kurgusal davalarla yarın başkalarının
kapısının çalınmasına da ‘sessiz davetiye’ anlamına geliyor.
Ahmet
İnsel / Tutuklama cezaları ve eğreti demokratlık
9
Ağustos 2011
Sosyalist çevreleri hedef alan bir başka davada, 20 yaşında iki
üniversite öğrencisinin durumu, Türkiye’de cezalandırma amaçlı tutuklama
uygulamalarını özetliyor. Baran Nayır ve Ali Deniz Kılıç, 6.12.2009’da
Ümraniye’de yapılan bir basın açıklaması sonrası gözaltına alınıp, terör
örgütüne üyelik suçlamasıyla tutuklandı. İkisi de SDP üyesi olan bu
üniversite öğrencileri, çoğu kendi lehlerine olan bütün deliller
toplanmış ve mahkemede sorguları yapılmış olmasına rağmen o günden beri
tutuklular.
Ezgi
Başaran / Az söylemişsiniz, aslında biz sosyalistler daha neler
yapmıştık!
9
Ağustos 2011
İnsan diyor ki, doğal olarak, yeri yurdu belli olan ama bu biçimde
gözaltına alınıp sonra tutuklanan bu insanlar acaba neyle suçlanıyor?
Devrimci Karargah adı verilen bu örgütle acaba nasıl bir bağlantıları
var? Bu noktada sanık ifadelerine başvurmak ve sizlere oradan alıntılar
yapmak isterdim ama 11 aydır tutuklu bulunan bu kişiler henüz tek kelime
savunma yapamadı.
Yıldırım Türker / 10 ay 20 gün bekleyen hukuk
8
Ağustos 2011
Pekâlâ şöyle başlayabiliriz: Siyasi bir partinin genel başkanı tam 10
aydır yargılanmadan tutuklu olarak yatmaktadır. Yalnız o da değil.
SDP’nin başkan yardımcıları ve yöneticileri Devrimci Karargâh davasından
bir tek dişe gelir delile dayanmadan 10 aydır ailelerinden,
hayatlarından koparılmış durumda. Usta işi demokrasimizin bir de buradan
okunmasında derin yarar görüyorum.
Celalettin
Can - Haydi mahkemeye!
7 Ağustos 2011
Dizi şeklinde düşündüğüm “özerklik” yazılarıma ara vereceğim. Bu hafta
köşemi tutuklu arkadaşım Tuncay’ın (Yılmaz) eşi Gülfer’in ilettiği
(yerimin sınırları nedeniyle kısalttığım) mektubuna bırakıyorum.
Suzan Yılmaz Okar / Yargısız zulüm: Bugün O'nun bedeni yarın senin
3 Ağustos 2011
Baha muhalif bir bilim dergisinin, Bilim ve Gelecek dergisinin
editörü(ydü). Türkiye’nin en ‘hayata dönüş evlerinden’ biri olan
Tekirdağ F Tipi cezaevinde tutuluyor şu anda. Polis, PKK itirafçısı ve
savcılık makamı eliyle, Devrimci Karargâh örgütünün üyesi olduğu
iddiasıyla tutuklanarak SDP yöneticileri ve üyeleri, TÖP sözcüleri, eski
DİSK’li Kemal Hamzaoğlu ve Red Dergisi yazarı Hakan Soytemiz ile
birlikte uydurma bir senaryonun, komplonun sözümona bileşenlerinden biri
olarak önce Silivri sonra da Tekirdağ F Tipi cezaevine kapatıldı. 11
aydır cezaevindeler.
Av. Ercan Kanar / Salt Konjonktürel Siyasi Sebeplerle Açılmış
Bir Dava
2
Ağustos 2011
Hem arama hem yakalama hem de gözaltı tutuklama iletişimin denetlenmesi
süreci, hem de neredeyse 10 ayı geçmek üzere olan tutukluluk süresi
tamamen ceza yargılaması hukukunun doktrindeki ve yasadaki AİHM’deki
artık içtihat haline gelmiş kararlarındaki normatif saptamalara aykırı
olarak oluşmuştur. Dolayısıyla 11 Ağustos ‘ta beklenti hukuka aykırı
delillerin dosyadan çıkartılması ve siyasal bir rehin almaya dönüşmüş
olan sanıkların tutukluluk durumlarına son verilmesi yönünde mahkemenin
bir karar vermesi.
Sebahat Tuncel / Bu Dava Demokrasiye Darbedir
2
Ağustos 2011
11-12 Ağustos 2011 tarihinde davanın 2. duruşmasına güçlü bir katılım
sağlamak oldukça önemlidir. Sadece davayı izlemek değil Türkiye ve dünya
kamuoyuna bu davanın toplumsal muhalefeti bastırmak için düzenlenmiş bir
tiyatrodan başka bir şey olmadığını göstermek gerekmektedir. Eğer güçlü
bir direniş geliştirilmezse bu sistemin tüm toplumsal kesimlere karşı
bugüne kadar yürüttüğü baskı ve saldırılar ne yazık ki son
bulmayacaktır.
Ertuğrul Kürkçü / Sosyalistler Hep Birlikte Tavır Almalı
2
Ağustos 2011
İçinden geçtiğimiz kritik dönemde benzer darbeler de sürecektir.Bu
darbeler karşısında herkesin ortak tavır alması, direnci arttırması
gereklidir. Cezaevindeki arkadaşlarımızı özgürleştirme mücadelemizi
daralmış bir demokratik imkanlar toplamında sürdürmek durumundayız.
Kararlılığımızı ve ümidimizi kaybetmemeliyiz.
Metin Yeğin / Kapatılmak ve Özgürleşmek Üzerine Bir Methiye
3
Mayıs 2011
Operasyon, yakalanmak, ele geçmek, ölü olarak ele geçmek, içeri atılmak,
zindan, mahpus, hapis, tutukevi, E tipi, F tipi D tipi ve daha birçok
harf tipi cezaevi, işkence, fena muamele, kastı aşan ihmalden ölmek,
zindanlarınız bize vız gelir vız, içeri tıkmak, dam da beraber yatmak,
şarkılar, şiirler, filmler yani bizim ve egemenlerin diliyle kapatılmak.
Ancak dünyanın efendisi ölüm ile karşılaştırılabilir bir kelime
zenginliği.
Nurettin Aldemir / Bu Kimin Adaleti?
20
Nisan 2011
Savunma hakkının kutsal olduğunu sanırdım; meğerse kuralsız şekilde
dokunulan ve engellenen bir şeymiş. Mahkeme heyetinin kararını avukatlar
cüppe çıkararak; Turan ve arkadaşları da sloganlarla protesto etti.
Duruşma salonundaki askerler bu esnada sanıklara saldırdı. Mahkeme
heyeti saldırıya müdahale etmeksizin kararını okumaya devam etti.
Temel Demirer / Joseph K + Fahrenheit 451 = Devrimci Karargah
Davası
25
Nisan 2011
13 Nisan 2011 duruşmasındaki olaylara ilişkin savcılık inceleme
başlatılmış; 12. Ağır Ceza Mahkemesi tutanak hazırlamış… Tutanak,
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiş… İhtimal değil; mutlaka
“suçlu” yine coplanıp, gazlananlar ilan edilecek…
Yıldırım Türker / Birbirine Tutunan SDP'li Üç Kadın
17
Nisan 2011
Bundan altı ay önce, “Esas oğlanın arkasında kalan, sözüne kulak
asılmayan, medyamız için karanlık öteki olan SDP’li üç kadınla
konuştum. “Kendilerine ‘Devrimci Karargâh militanlığı’ atfedilerek
Avcı’nın hempası olarak sunulan bu üç kadını da dinlemek zorundayız.
Onların onuru Avcı’nınkinden değersiz değil çünkü” diye başlamıştım
onlarla yaptığım söyleşiye. Bir kez daha tanıtayım:
Oral Çalışlar / SDP Lideri Rıdvan Turan'ın Mektubu
15
Nisan 2011
Devrimci Karargâh’ örgütüne yönelik operasyon kapsamında tutuklu bulunan
Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı Rıdvan Turan ve SDP
yöneticilerinin ilk duruşmasında olaylar yaşandı. Avukatlar ve sanıklar,
davalarının ‘Devrimci Karargâh’ davasıyla birleştirilmesine karşı
çıktılar. Dava dosyası, gizlilik kararı nedeniyle uzun bir süre sanıklar
ve avukatları tarafından incelenemedi. İddianame ancak 5 ay sonra
yazıldı. 8 ay sonra ise ilk kez mahkemede kendilerini savunmaya
hazırlandıkları sırada, dava dosyası birleştirildi.
Nuray Mert / Yeni Engizisyonlar, Yeni Cadı Avları
15
Nisan 2011
Özel yetkili mahkemeler yeni DGM’ler, hatta yeni engizisyonlar
halini almış vaziyette. Tutuklu yargılamalar, mahkûm olmadan
cezalandırılma yöntemi olarak işliyor. Terör suçundan itham edilme
meselesi ise başlı başına tartışma konusu. Ama, ülkemizde demokrasi ve
yargının nasıl işlediğine dair bir fikir vermek üzere, bugün bana ve
birçok basın mensubu arkadaşımıza gönderilen bir mağduriyet mektubunu
sizinle paylaşmak istiyorum:
Ali Bayramoğlu / Ergenekon, Avcı ve Devrimci Karargah
15
Nisan 2011
Bir arkadaşım gönderdi. Çetin Doğan'ın damadı ve kızı, 2003'de 1.
Ordu'da yapılan, bugün Balyoz davasına konu olan plan seminerindeki
konuşma dökümlerini internet sitelerine koymuşlar. Bu dökümleri
okuyanların iddianame okumasına gerek kalmıyor, zira sadece bunlar bile
darbe girişimi nedeniyle sorumluların yargılanmasına yetip artacak
belgeler...
Sedat Ergin / Sosyalist Olmanın Ağır Bedeli
14
Nisan 2011
Yasal zeminde faaliyet gösteren Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP),
Ceylan Önkol adlı bir kız çocuğunun 28 Eylül 2009 tarihinde Bingöl’de
bir askeri mühimmatın patlamasıyla ölümü üzerine düzenlenen protesto
eylemine katılmaya karar verir. Bunun için bir afiş hazırlanacaktır.
Ece Temelkuran / Anlamın Manası: Ahmet'ten SDP'ye Bir Vapur
13
Nisan 2011
Belki de bir şehir hattı vapuru kiralamalıyız, bir otobüs veya bir
helikopter. Hrant'ın duruşmasından çıkıp Ahmet Şık'ınkine, oradan çıkıp
"Devrimci Karargâh Örgütü" suçlamasıyla yargılanan SDP'lilere, oradan
çıkıp Nedim Şener'in açık görüşüne Silivri'ye, oradan KCK davasının
duruşmalarına... Belki şehirde böyle dört dönmemizi istiyorlar. Ne yana
dönsek başımızı, başka bir yerde bir acayiplik patlaması... Ne bileyim.
Anlamın bile bir manası kalmadı.
Sibel Özbudun - Temel Demirer / "İddianame"nin Otopsisi:
Yalanlar, Yalancılar ve Gerçek
7 Nisan 2011
Elimizin altında, karşımızda “iddianame” denen bir şey var; Kadir
Altınışık (34960) imzalı ve tam 130 sayfa… Rıdvan Turan’ın, “İddianame o
denli fantastik ki, bir çırpıda anlayıvermek öyle her babayiğidin harcı
değil”; Tuncay Yılmaz’ın, “İnsan yazarken neresinden başlasa şaşırıyor,”
diye betimledikleri evrak, yani 2011/48 nolu “iddianame” asılsız
beyanlara dayalı bir komplo senaryosu
Rıdvan Turan / Sıranın Başka Kimseye Gelmemesi İçin
17 Mart 2011
Susurluk
vasıtasıyla derin ilişkilerin ortaya çıkarılarak demokrasi hanesine puan
yazma imkanı, Erbakan’ın “glu glu dansı yapıyorlar” küçümsemeleri
arasında kaybolurken, askerin elinde 28 Şubat sürecinin yolunu döşeyen
taşlara dönüştü. Puan demokrasinin değil, askeri vesayetin hanesine
yazıldı. Egemen güçler arası bir pozisyon kapma mücadelesine dönüşen bu
tarihsel imkan heba oldu. Bugün Ergenekon soruşturması da aynı akıbete
uğratılıyor.
Tuncay Yılmaz / Devrimci Karargah
2
Mart 2010
21 Eylül 2010’da evlerimiz basılarak gözaltına alınmış, dört günlük
sorgu sürecinin ardından tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konmuştuk.
Şimdi Tekirdağ F Tipine yerleştirildik. Dört buçuk ay sonra iddianame
açıklandı: Tutuklu olan olmayan, ismi bir şekilde bu dosyaya giren
herkes Devrimci Karargah Örgütü üyesi olmakla suçlanıyor.
Rıdvan Turan / Devrimci Karargah İddianamesini Anlama Kılavuzu
24
Şubat 2011
Devrimci Karargah iddianamesini okuyunca bir “anlama kılavuzu”
yazmaya karar verdim. İddianame o denli fantastik ki, bir çırpıda
anlayıvermek öyle her babayiğidin harcı değil. İnsan haklı olarak
toplamda yüzlerce yılla yargılanınca daha somut ve anlaşılır bir
iddianame bekliyor doğrusu. Bizim iddianame ise evlere şenlik. Polis
fezlekesi olduğu gibi iddianameye dönüştürülmüş. Somut deliller yerine
bol miktarda varsayıma ve imaya yer verilmiş.
Av. Gülizar Tuncer / Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri ve
SDP-TÖP Davası
15
Ocak 2011
Her türlü hukuksuzluğun yaşandığı genel yargının konumu bir yana, özel
yetkilerle donanmış, olağanüstü nitelikteki Ağır Ceza Mahkemeleri’nin
artık bir siyasi merci konumunda olduğunu söylememiz gerekiyor. Bu
mahkemeler, yargının muhalif güçlere yönelik baskı ve gözdağı
mekanizmasına dönüştürüldüğünün ve siyasi mücadele aracı olarak
kullanıldığının en çarpıcı göstergesidir.
İsmail Beşikçi / 'Hukuk Vatandaşları Değil Devleti Koruyor'
15
Ocak 2011
Anayasada özgürlükler sayılabilmektedir, vatandaşların sahip olduğu
özgürlükler sayılabilmektedir fakat bu özgürlükler ya yaşama geçmemekte
ya da yarım yamalak bir şekilde yaşama geçmektedir. Örneğin “Hiç kimseye
işkence yapılamayacağı” anayasanın önemli bir maddesidir -17. madde- ama
gerek 12 Martta gerek 12 Eylül rejiminde ve daha sonra örneğin bugün de
işkence bir devlet politikasıdır.
Av. Gülizar Tuncer / Özel Yetkili Mahkemeler Kaldırılmalıdır!
29
Ocak 2011
Yasal zeminde faaliyet yürüten siyasi parti ve kurumlara kendilerini
ifade etme, toplantı ve gösteri yapabilme, örgütlenme, siyasal
faaliyette bulunma hakkı dahi tanımayan, aynı şekilde Kürt siyasetçileri
sırf Kürt oldukları ve siyasal faaliyette bulunma, anadillerinde savunma
haklarını kullanmak istedikleri için içerde rehin tutan bu yargı
anlayışına karşı herkesin mücadele etmesi gerekiyor.
Akın Birdal / 'Newroz'u 1 Mayıs'la Nasıl Buluşturacağımızı Konuşmalıyız'
29
Ocak 2011
15 Ocak 2011'de Ankara Ekin Sanat Merkezinde gerçekleştirilen
"Türkiye'de Hukuk ve Demokrasi" sempozyumunun "Demokrasi Mücadelesinde
Hukuk Siyaset İlişkisi ve Tutuklama Terörü" başlıklı II. Oturumu
moderatörü, SDP Onursal Başkanı ve BDP Diyarbakır Milletvekili Akın
Birdal'ın oturumu açış konuşması:
Ertuğrul Kürkçü / 'Apaçık Ortada ki Yeni Bir Kaynaşma
Noktasındayız'
26
Ocak 2011
15 Ocak 2011'de Ankara Ekin Sanat Merkezinde gerçekleştirilen
"Türkiye'de Hukuk ve Demokrasi" sempozyumunun "Demokrasi Mücadelesinde
Hukuk Siyaset İlişkisi ve Tutuklama Terörü" başlıklı II. Oturumunda SGPH
Sözcüsü Ertuğrul Kürkçü'nün yaptığı konuşma.
Sibel Özbudun / AKP'nin 'Şeytan Üçgeni'
24
Ocak 2011
PVSK’daki değişiklikler ile 12 Eylül referandumu sonucu yargı sisteminde
gerçekleşen değişiklikler, “Devletin bekası ve rejim”e yönelen
tehditlerin ne olduğunu tayin yetkisini tek ve tikel bir partinin,
AKP’nin eline verdi. Bir başka deyişle “rejime yönelen tehdit(ler)”
algısını biçimlendirme erki, AKP’nin (ve gerisindeki cemaatlerin,
özellikle de Fethullahçıların) eline geçmiş oldu.
Sultan Seçik / Her İşte Bir Hayır Var mı?
22
Ocak 2011
SDP'li olmaktan da yaptıklarımdan da yargılayamayınca beni, olmuşuz
'Devrimci Karargah', olmuşuz 'Ergenekoncu', olmuşuz 'Hanefi Avcı'nın suç
ortakları' ve bu da yetmemiş ki, biraz PKK, biraz KCK, biraz da telefon
tapesi ve malumunuz 'gizli sanık' sosu koyunca kazana, ne diyeyim 'pes'
demekten başka.
Haluk Gerger / Uluslararası Hukuk, Özerklik ve Türkiye
24
Ocak 2011
Bugün Kürtler, yaşadıkları her coğrafyada, devletler ve hakim halklarla
ilişkilerini yeniden düzenlemek, yeni bir toplumsal sözleşmeye, hukuki,
sosyal, politik çerçeveye dayandırmak istiyorlar. Bu arayış, bugün,
Irak’ta sancılı bir süreçle yeni bir aşamaya ulaşmış durumda. Saddam’a
kadar uzanan çeşitli Baas iktidarlarıyla girişilen büyük mücadeleler ve,
federasyondan özerkliğe “çözümler” içeren pek çok uzlaşmalar sonunda
belirli bir statüye ulaşılmış durumda
Selma Gürkan / Demokrasi Halk İçin Olmalıdır
24
Ocak 2011
12 Eylül Referandumundan da güç alan AKP Hükümetinin ileri demokrasi
uygulamalarının sonuçlarını yaşamakta ve hep birlikte tanıklığını
yapmaktayız. 2009 yerel seçimlerinde bölgede istediği sonuçları alamayan
AKP Hükümeti Kürt ulusal hareketinin bölgedeki etkisini zayıflatma ve
yok etmeyi hedefine koymuştu. Sudan gerekçelerle, seçilmiş Kürt
siyasetçileri, belediye başkanları, parti üyeleri ve yöneticileri
tutuklanarak, yargılanmaktadır
Ahmet Abakay / Seçimlere Kadar Demokrasiye Paydos
24
Ocak 2011
Türkiye’de düşünce, basın, ifade özgürlüğü çok zor, baskıcı bir dönemi
yaşıyor. Bu baskının, zorbalığın yaratıcısı, sebebi sadece kendisi için
özgürlük, kendisi içi demokrasi isteyen ceberut AKP iktidarıdır.
Dursun Yıldız / Zindanlarınıza Güvenmeyin!
19 Ocak 2011
Hain korkak olur derler, gerçekten doğrudur. Egemen statükocu siyasal
iktidar zindanlara güvenerek, korkularını gidermiş oluyor. Bence nafile.
Hiçbir kelepçe, hiçbir demir parmaklık mevcut düzenin garantisi olamaz.
Tarih boyunca nice zindanlar yıkılmış, nice kelepçeler parçalanmıştır.
Alper Taş / 'Yeni Rejimin Yargı Kriteri Özel Yetkili Mahkemeler'
15
Ocak 2011
Yeni bir tabloyla karşı karşıya kaldığımız doğru çünkü AKP yeni bir
devlet kurdu arkadaşlar. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurduğu devlet
geride kaldı, bunu görelim. Biz o devletle mücadele ettik kuşkusuz, bu
devletle de mücadele edeceğiz. Sürekliliklerini bir tarafa koyalım ama
önemli bir değişim olduğunu görmemiz gerekiyor. AKP öyle bildik bir
parti değil, yeni bir devleti kuran bir parti, yeni bir devletin
inşasını oluşturan bir parti.
Temel Demirer / Somut Örnekleriyle Türk(iye) Hukuk(suzluğ)u
15
Ocak 2011
‘Sıra Kimde?’ İnisiyatifi’nin düzenlediği ‘Türkiye’de Hukuk ve Demokrasi
Sempozyumu’nun ‘Hukuk Kimin İçin, Kime karşı?’ başlıklı Oturumu’nda
sunacağım ‘Somut Örnekleriyle Türk(iye) Hukuk(suzluğ)u’ başlıklı
tebliğime; “Sıra ‘suçumuz insan olmak’ diyen hepimizde!” vurgusuyla
başlamak istiyorum.
Sıra hepimizde; aşkı ve hayatı; adaleti ve eşitliği; ekmek ve özgürlüğü;
hakkı ve kardeşliği savunan yani zalimin zulmünden, sömürüsünden,
cinayetlerinden yana olmayan herkeste.
Gültan Kışanak / 'Kimse Bize Bunu Adalet Diye Yutturmaya
Kalkmasın!'
15
Ocak 2011
Türkiye’de bu konu sanki tartışılıyormuş gibi yapılıyor ama özüne hiç
dokunulmuyor. Sanki iktidarla yargı arasında bir problem varmış gibi
konuşuluyor, tartışılıyor ama özünde, toplumla hukuk kuralları nerede,
bu kısmı konuşulmuyor. Eğer siyaset ve hukuk konuşulacaksa toplumun,
insanların ‘nasıl yaşamalıyım?’ sorusuna cevap verdikleri, siyasetin
hukuk üzerinde, yasaların şekillenmesi üzerinde bir rolü var mı yok mu
buna bakmak gerekiyor ama Türkiye’de tam tersine kuralların nasıl
konulduğuna kimse bakmıyor.
Sibel Özbudun / "Laik Polis Devleti"nden "Cemaatçi Polis
Devleti"ne...
15
Ocak 2011
Nasıl yapıyor, nasıl beceriyor bilemiyorum, ama bu devlet, durmaksızın
kardeşimiz Hrant Dink’in eşi Rakel Dink’in acılarında, Kemal Türkler
ağabeyimizin kızı Nilgün Soydan’ın isyanında, üçyüzüncü keredir ki
Galatasaray Lisesi önünde görmeyen gözlere, işitmeyen kulaklara haykıran
Cumartesi Anaları’nın umarsızlığında ortaklaştırıyor bizleri.
Gülfer Akkaya / Dört Ay Geçti, Tutuklu SDP ve TÖP'lülere
İddianame Yok
11
Ocak 2011
Şu anda Türkiye'deki cezaevleri gırtlağına dek dolu. Binlerce insan
tıpkı bizim arkadaşlarımız gibi, keyfi bir şekilde hapse tıkılıyorlar.
Tutuklamaların politik nedeni bir süre ayak altında dolaşmasınlar iken,
hukuki neden ise hukukun işlememesi. Bir tür hukuksuzluk hali. Yani
adaletsiz işleyen bir adalet mekanizması. Ama bunlar tesadüf değil,
özellikle böyle ayarlanmış ki "ders olsun."
Sungur Savran / Şaşkın Düzenin Gedikleri
9
Ocak 2011
Düzen, kendisine meydan okuyan siyasete düşmanlığını, 1 Ocak’tan
itibaren Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun tutukluluğa ilişkin hükmünde
yürürlüğe girmiş olan değişiklikle bir kez daha ortaya koymuştur.
Katillere, tecavüzcülere, yüz kızartıcı suçlara bulaşmış olanlara
konulan tutukluluk süre sınırından siyasi örgüt mensupları
yararlanamıyor. Katil en fazla beş yıl tutuklu kalırsa, sosyalist ya da
Kürt yurtseveri militan on yıl tutuklu tutulabiliyor!
Rıdvan Turan / Ortak Görev: Sathı Müdafaa
29
Aralık 2010
Herkesin vazifesi belli. Polis döver, YÖK soruşturma ister, medya
öğrencilere karşı psikolojik harekatın zeminlerini hazırlar, hükümet
öğrencileri illegal ilan eder, yargı da üzerine düşeni yapar. Bunların
tümü taktik hamledir. Strateji ise demokratik öğrenci muhalefetini
tasfiye etmek. Bu alanda AKP hegemonyasını tesis etmek. Muhalefeti
bölerken, parçalarken üniversiteler alanında AKP’ye eklemlenmiş bir
“muhalefet” kurmak.
Alper
Taş / Demokrasi ve Özgürlükleri Birlikte Savunmalıyız
24 Aralık 2010
‘Kötü devletten iyi devlete geçiş’, ‘statükodan demokrasi geçiş’
tartışmaları içinde görülüyor ki olup biten yalnızca egemen sınıflar
içerisindeki güç değişimden başka bir şey değil.
Mukaddes Erdoğdu Çelik / Siyasi Davalara Karşı Mücadele
19
Aralık 2010
SDP davası ve son operasyonlar, Batı'dan Kürt hareketine verilmiş
desteğin devletce cezalandırılması sayılmalıdır öncelikle. Sömürgeci
rejim bu davalar dolayımıyla aynı zamanda Kürt özgürlük mücadelesine
desteğin biçimleri arasındaki farkın cezalandırmalara yansıyacağını da
ilan etmiş, bir tehdit savurmuş sayılır.
Sibel Uzun / Bumerang
10
Aralık 2010
erden bulacaksınız suçu, toplumun bunca derdine koşan bir partiyi
kurmuş, yönetmiş kişilerine? Ne suç bulacaksınız? CD’leri montajlamak,
seslendirmek kolay oldu. Mahkemelerde yüzümüze baka baka, gözlerimize
baka baka karalamak zor olacak değil mi? Ne oldu? Takke kafadan düşecek
gibi mi oldu?
Figen Yüksekdağ / Sırayı Bozmak
5
Aralık 2010
Bugün için bu politik tutum ve hamlenin iki önemli yönü vardır.
Birincisi, tutukluları içerde ve dışarda sahiplenerek, haksız tutuklama
durumuna son verecek ve onları dışarıya çıkaracak bir hareketin
örgütlenmesidir. Sol-sosyalisit hareket SDP-TÖP, KCK ve benzeri
davalarda, tutuklu siyasetçi arkadaşlarımızı cezaevlerinden koparıp
alacak bir başarıya ihtiyaç duyuyor. Bu bize dayatılan sıranın bozulması
bakımından da oldukça önemlidir.
Zafer Aydın / Yeni Rejim Eski Zihniyet
24 Kasım 2010
Eski rejimin “suç” teşhirinde vazgeçemediği obje kitaptı, SDP ve TÖP
operasyonlarının yansıtılması sırasında gördük ki yeni rejimde de
kitap, “suç aleti” olarak esas yerini koruyor. Eski rejim akla
zarar iddialarla örgüt davaları açardı; Hanefi Avcı ile aynı davanın
içine sokulan SDPliler, TÖPlüler, bir kitapta parmak izi bulunduğu için
tutuklanan Kemal Hamzaoğlu örnektir, yeni rejim de aynı istikamette
ilerliyor.
Temel Demirer : Bizim İflahımız Kesilmez; Çünkü Biz Komünistiz!
28
Kasım 2010
Hayatı ve geleceği, hayatımızı ve geleceğimizi yasalarıyla yasaklayıp,
karartmaları yetmiyormuş gibi, yasalarının yetmediği yerde de
“tezgâhlar” kuruyor egemenler… O hâlde ilk saptamamı yapıyorum; genelde
zindanlardakiler, özeldeyse Onlar hayatımızı ve geleceğimizi
savundukları için egemen(lerin) şiddet(in)e/ tezgâh(ın)a maruz kaldılar…
Onların savundukları hayat ve gelecektir; tıpkı, zindana atılanın da
Onlar şahsında “biz” olduğumuz gibi…
Kamil Tekin Sürek / Yargısal Linç
24 Kasım 2010
Siyasi iktidarın, emniyet, medya ve yargı eliyle uyguladığı
yukarıdaki yöntemlerle bir “terör örgüt”üne dahil edilemeyecek kişi
yoktur. Herkesi bu yöntemlerle terörist ilan edebilir, yargılayabilir ve
mahkum edebilirsiniz. Yapılanların “6-7 Eylül olaylarını , Marmara
gemisinin batırılmasını, AKM’ nin yakılmasını komünistler yaptı”
iftirasından bir farkı yoktur.
Gülfer Akkaya / 15 Yıllık Yabancı
21
Kasım 2010
29 Ekim açık görüşünden faydalanamayan ben kurban bayramı için
umutlanıyorum. Her şey olan AKP, aynı zamanda dinci de olduğu için dini
bayramda daha “demokrattır” diye. Kapıdaki görevliye soruyorum. Bayramda
ben de açık görüş yapabilir miyim diye. Yok, siz yapamazsınız diyor.
Neden diyorum. Siz yabancısınız diyor.
Figen Yüksekdağ : Kanıksamayacağız Direneceğiz!
28
Ekim 2010
Hepimizi ilgilendiren bu saldırganlığa karşı birleşik karşı koyuşu
örgütlemek güncel bir görevdir. Geçici, anlık tepki ve reflekslerle
yetinilmemelidir. TMY yasasının kaldırılması ve Özel Yetkili
mahkemelerin kapatılması somut talepler olarak ileri sürülmelidir. Bu
tür saldırılara karşı sürekliliği olan örgütlenmelere de gidilebilir. Bu
saldırganlığı kanıksamamak önemlidir.
Gülsüm Kav : Sıra Size de Gelecek
30
Ekim 2010
BDP'li, SDP'li, TÖP'lü yoldaşlarımızı, cezaevlerindeki Türk ve Kürt
devrimcileri onurundan ayıramazsınız. Çaresizsiniz. Alçaksınız ve sizin
alçaklık listeniz, insanlık suçlarınız giderek kabarıyor.
Hakan Öztürk : Martıları Tutukladınız
18
Ekim 2010
Boşu boşuna tutukladınız SDP’li ve TÖP’lü kardeşlerimizi. Göreceksiniz
bu da çare değil. Çok beceriksizsiniz. Penguen gibi gözüküyorsunuz.
Karargah kelimesini gördüğünüz her yerde “Bu devrimci karargah mı?” diye
sorgu olmaz. İnsan hayatı boyunca 300 bin kere “karargah” der. Her insan
der.
Ersin Önsel : Terörizm
13
Kasım 2010
Sosyal gerçeklikleri onlarca yıl sonra “sözde” kabullenenler, yürütme
erkine sahip oluşlarından aldıkları güçle siyaset arenasında bu gün
oldukça mağrur bir hali yansıtmaktadırlar. Söylemler odur ki AKP, dünya
mali formuna süratle uyum sağlayıp, emperyalizme biat edişle
taçlandırdığı iktidar olma konumunu, tarifi imkânsız bir riyakârlığın
dünyasıyla hayata geçirme azmi gayreti ve coşkusu içine girmiş
bulunmaktadır.
Halit Elçi : 'Korku İmparatorluğu'na teslim olmayacağız
28
Ekim 2010
Bu Korku İmparatorluğu kurma planını bozmak elimizde. TÖP ve SDP’ye
yönelik saldırıya karşı sosyalist ve muhalif güçlerin gösterdiği güçlü
dayanışma, ardından başlayan kampanya sürecinde ve protesto eylemlerinde
gerçekleşen geniş katılım umut vericidir. Egemenlerin yaratmak istediği
korku bulutlarını ancak tüm sosyalizm ve demokrasi güçlerinin ortak aklı
ve gücüyle dağıtabiliriz.
Rıdvan Turan : İkame ve Gerçek Demokrasi
10
Kasım 2010
21 Eylül komplosu şer olsa da bu vesileyle demokrasi güçlerinin bir
araya gelmesi ise hayrın ta kendisiydi. Toplantıda konuşan dostumuz
Sırrı Süreyya Önder önemli bir noktaya dikkat çekiyor. Bir Kürt, bir
Türk ve bir Ermeni’nin girdiği bağda yaşlı bir bağcıdan yedikleri dayağı
tartışıp, ‘Nasıl olur da biz üçümüz birden dayak yeriz’ diye sorgularken
vardıkları sonuç önemlidir. İlk dayağı yiyen Ermeniyi dövdürmeyecektik!
Sibel Uzun : Adalı'nın Türküsü Susmayacak
11
Kasım 2010
Referandum sürecinde, boykot kararının mücadelesini verirken Necdet
Adalı için ağlayan başbakana çok fena öfkelendik. Demek başbakan evet
oyları için Necdet Adalı’nın onurlu ve tertemiz ismine ihtiyaç duymuştu.
Bunun üzerine Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkanı Rıdvan Turan
arkadaşım şöyle yazmıştı: “Bu ülkede kavgada düşen her gencin içinde bir
Adalı yaşar".
Rıdvan Turan : AKP'nin 'Güç Kirliliği' ve Sosyalistlere Komplo
Tezgahı
5
Kasım 2010
Başbakan Kızılcahamam konuşmasında BDP’ye (mealen) "Silahları bırakın
gelin, görelim kaç oy alacağınızı. Yakarım yıkarımla alınmış oyun bir
meşruiyeti yoktur" dedi. Bu bir dil sürçmesi değilse, ki (Başbakan’ın
son aylarda politik üslubunu giderek sertleştirdiğine bakılırsa) değil,
ciddi analize ihtiyaç gösteren bir saptama olduğu ortada.
Tuncay Yılmaz : Sıra Kimde?
2
Kasım 2010
Hepimizin bilgisayarlarından, defterlerinden, notlarından bol miktarda
çıkan “belgeler” ağırlıklı olarak bu iki konuya ilişkin. İşçilerin,
emekçilerin, ezilenlerin demokratların ortak mücadelesini sağlayacak bir
“demokrasi cephesinin” ve bunun içerisinde sosyalist bir perspektifle
kendini yeniden inşa etmekte olan Devrimci Kolektif Özne’nin inşasına
ilişkin istemedikleri kadar doküman bulabilirler bizden aldıkları
belgeler arasında.
Rıdvan Turan : 21 Eylül Komplosu: 21. Yüzyılın Dreyfus Davası
27
Ekim 2010
21 Eylül 2010 Salı günü, Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı
olarak şahsımın, genel başkan yardımcılarımızın, genel merkez
yöneticilerimizin, Toplumsal Özgürlük Platformu (TÖP) sözcülerinin, Red
ve Bilim ve Gelecek dergisi editörlerinin gözaltına alınmaları ve
ardından tutuklanmalarıyla başlayan süreç 21. yüzyılın Dreyfus
davasıdır.
Gülfer Akkaya : 'Tek Kişilik Kış'
25
Ekim 2010
SDP ve TÖP'lülere yönelik operasyondan hem duygusal hem de "örgütsel"
olarak etkilendim. "Kış iki kişiliktir" diyordu geçenlerde Ece
Temelkuran, "Bir kişiyle üstesinden gelinmez kışın." Benim bu kışım öyle
görünüyor ki tek kişilik olacak.
Tuncer Bakırhan : AKP Saldırganlığı
7
Ekim 2010
Bugün tek tek yapılara karşı geliştirilen bu saldırılar, yarın tüm
demokratik güçleri ve hak mücadelesi veren çevreleri hedefleyecektir.
Dolayısıyla gittikçe pervasızlaşan AKP saldırganlığı karşısında her
zamankinden çok birlik ve dayanışmaya ihtiyaç vardır.
Haluk Yurtsever : Son Operasyon: Seçmeli Caydırıcılık Saldırısı
7
Ekim 2010
AKP/Fethullah bloku bu operasyonla, bir taşla birden fazla kuş vurmayı
hedefledi: Hanefi Avcı üzerinden Fethullahçılığa ihanet ve karşıtlığın
cezasız kalmayacağını göstermek; sosyalist hareketin “suç” ve “terör”
kavramlarıyla algılanması operasyonlarına yeni bir halka eklemek ...
Yavuz Önen : Gün İnsan Hakları ve Demokrasi İçin Dayanışma
Günüdür
7
Ekim 2010
Tüm demokrasi, insan hakları ve barıştan yana kişi ve örgütleri güçlünün
adaletsizliğine karşı adaletin gücünü sonuna kadar savunmaya, SDP ve TÖP
yöneticileri için adil ve yansız bir yargılama talebini dile getirmeye,
tutukluların salıverilmesini talep etmeye davet ediyorum.
Teslim Töre : Sinsi Düşman
7
Ekim 2010
Sosyalistlerin karşısındaki şimdiki düşmanın daha sinsi, daha
makyavelist, daha mıymıntı, sünepe ve sünepe olduğu kadar da kalleş ve
kahpe olduğunun bilinmesi ve bundan sonra buna göre davranılması gerekir
diye düşünüyorum.
Hüsnü Öndül : Mücadeleye Devam Etmek
7
Ekim 2010
SDP’lilere ve Toplumsal Özgürlük Platformu sözcülerine ve okurlarına
yönelik yargı baskısını protesto ediyorum. Türkiye’de muhalifler her
dönemde benzer gerekçelerle gözaltı, tutuklama ve yargılama
muamelelerinin muhatabı olmaktadır.
Temel Demirer : Onları Tanırım
7
Ekim 2010
Söylemek istediğim ilk şey, “Onları tanıdığım ve arkadaşları olmaktan da
müthiş onur duyduğum”dur… SDP Genel Başkan Dr. Rıdvan Turan’ı, Bursa’da
Tıbbiye öğrencisi olduğu günlerden beri tanırım; yürekli bir
entelektüeldir. 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri’nde İstanbul Sancaktepe’den
DTP belediye başkan adayıyken Onunla omuz omuza çalıştım; o ne müthiş
bahtiyarlıktı.
Hakan Tahmaz : Ne Dediniz, Değişim mi?
7
Ekim 2010
Bu operasyon, hukukun ne derece keyfiyet içerdiğini, demokratik zeminin
ve siyasetin ne derece karmaşık bir durumda olduğunu bir kez daha
gösterdi. Bu operasyonla bu zemindeki aktörlerin oyunu kuralına göre
oynamadıkları bir kez daha tescil edildi.
Ferhat Tunç : Maskeler Düşüyor
7
Ekim 2010
SDP ve TÖP operasyonu ile verilmek istenen mesaj “Kürtlerle
dayanışmayın, onları yalnız bırakın” mesajıdır. Uzun süredir Kürtlerle
dayanışmayı strateji olarak benimseyen sosyalistlere dönük bu saldırılar
genel olarak sosyalist harekete verilen gözdağıdır.
Mehmet Özgen : Komplo Tüm Sosyalistleredir
7
Ekim 2010
Referandum öncesi Birgün gazetesinde yayınlanan bir yazımda, bu
eferandumun diktatörlük için bir kaldıraç olacağını yazmıştım. Çünkü
karşı karşıya geldiğimiz şey, sermayenin eski ve yeni bileşenleri
arasındaki çatışmanın referandumla safları netleştirip bir başka aşamaya
geçecek olmasından ibaret değildi yalnızca.
M. Özlem : Sıkıntı Yok
7 Ekim 2010
Rivayet odur ki ‘’Sıkıntı Yok’’, SDP yöneticileri arasında kullanılan
bir şifreymiş. Muhtemelen tam bir komedi ürünü olan ‘’Son Tezgah’’ın
tezgahı kurabilmek için sığındığı zorlamayı aşan bir yorum. Malum olduğu
üzere 21 Eylül sabahında genel başkan Rıdvan Turan, MYK ve PM üyeleri,
İstanbul il ve ilçe binalarını hedef alan ve ‘’Devrimci Karargah’’la
ilişkilendirilen operasyon sonucunda TÖP’lü ve SDP’li on arkadaşımız
gözaltına alınmıştır.
Fehmi Bayraktaroğlu : Açık Mektup - 2
24 Ekim 2010
Şimdi toparlarsam; bu davada ortada terör örgütü falan yok; şiddet
kullanarak (kapıları kırmak vb) yürütülen bir operasyonla, yandaş
medyanın da yoğun propagandası ile terörize edilen, bu doğrultuda
enforme edilen bir kamuoyu var. Bu yöntemlerle kamuoyu öyle bir
şartlandırılıyor ki; böylece, bırakın sıradan insanları, fikirdaşların
bile kafaları karışıyor, duruş ve tutumları bulanıyor!
Tuncay Yılmaz : Buzağı Arama Operasyonu
17
Ekim 2010
Eski arkadaşlarıyla telefonda konuşmuş. Sormuş neredesiniz, Kadıköy’e
gelin de görüşelim diye. Onlar da Maltepedeyiz, gelemeyiz bu saatte
demiş. Hay sizin Maltepe’nizi diye basmış inceden Kemal amca, "Ulan
karargah yaptınız oraları" demiş ardından başına gelecekleri bilmeyerek.
Süper teknolojik, cevval TEM polisi klas bir Ctrl+F hareketiyle bulduğu
"karargah" kelimesini bold ve italik yapıp en ciddi yüz ifadesiyle
sormuş Kemal amcaya "Devrimci Karargâhla ilişkiniz nedir, örgüte ne
zaman katıldınız, kim aracı oldu?" diye.
Fehmi Bayraktaroğlu : Açık Mektup - 1
20 Ekim 2010
Bu yazıya başlamadan bir gün önce Silivri Cezaevi'nde ziyarette, avukat
görüşündeydim. Oğlum Ulaş Bayraktaroğlu'nu, SDP Başkanı Rıdvan Turan’ı
ve Genel Başkan Yardımcısı Ecevit Piroğlu’nu gördüm, konuştum. Açıkça
yazayım; onların yanına gitmeden önce ve giderken psikolojim son derece
bozuktu.
Sevim Belli : Tırpan Atılıyor
7
Ekim 2010
Dilimizde bir deyiş vardır: Merhametten maraz hasıl olur! Tersi de doğru
olmak gerek. Diyalektik düşünecek olursak baskı ve tedhişten de birlik
ve dayanışma doğar elbette. Hem gereksinim olarak ve de zorunlu ilke
olarak: Yeter ki gereğini yapabilelim!
Sibel Özbudun : AKP'nin Derin Devleti
7
Ekim 2010
Hani “mensupları”nın bilgisayarından yazılarımız çıktığı için
iddianamesinde Şeyh Bedreddin, Korkut Boratav, Bülent Forta, Mustafa
Yalçıner ve -övünmek gibi olmasın- benim “teorisyen”i, Temel Demirer’in
ise “yöneticilerinden biri” olarak geçtiği şu “mahut” örgüt...
İlknur Birol : İktidarın Korktuğunu Başına Getirmeliyiz
7
Ekim 2010
Verilen mesaj şudur: Neoliberal saldırganlığa karşı hakkını istersen,
eşitlik dersen bir şekilde “terörist” ilan edilirsin. Kürtlerin eşit
yurttaşlık haklarından bahsedersen, kardeşlik dersen, barış dersen
“bölücü” olman işten değil.
Eren Keskin : Çivisi Çıktı
7
Ekim 2010
SDP, Kurtuluş geleneğinin bir kısmının kurduğu legal bir parti. Benim
açımdan Kurtuluş geleneğinin şöyle bir önemi vardır; bana göre Türkiye
solu içinde Kürdistan sorununa en doğru bakan örgüttür. Ve başlarına
gelen bu inanılmaz olayın asıl nedeni de budur.
Sibel Uzun : Her Dönemeçte Birleşik Güç
7
Ekim 2010
Saldırıların sistematik, haksız, hukuksuz bir şekilde devrimci ve
demokrasi güçlerine yöneldiği açık bir şekilde ortadadır. Bu saldırı AKP
eli ile yürütülmektedir.
Ertuğrul Kürkçü : Sosyalistleri Kişiliksizleştirme Komplosu
7
Ekim 2010
Bence eğer DBH ve BDP ile ilişkileri içersinde de düşünecek olursak
bugün Türkiye’deki en eleştirel, en düzen karşıtı eleştiri yapan odağın
varlığının korunması bizim için birinci derecede önemli şeydir ve bu
tutuklamalar burayı haksız yere tehdit ediyor. Zaten bunun gerçek zemini
yok. Kriminalize edilmesi için bir suçla ilişkilendirilmesi lazım,
ortada bir suç yok.
Sungur Savran : Evcilleştirme
7
Ekim 2010
SDP ve TÖP’e yapılan operasyon da bunun bir dalı olarak görülebilir.
Yeni dönemde Kürt hareketinin bütün ağırlığıyla siyasete yöneleceği
aşamada, Kürtlerle dayanışma içinde yürüyen, Türk ve Kürt emekçileri
arasında bir ittifakı savunan siyasi hareketlerin de pasifleştirilmesi,
Kürtlerin evcilleştirilmesi çabasının bir parçası olarak kavranabilir.
Mahir Sayın : Arturo Ui'nin Önlenebilir Yükselişi
10
Ekim 2010
Brecht, Hitler faşizminin yükselişini anlatmak için New York’lu gangster
Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi’ni kaleme almıştı. Şimdi Arturo Ui
New York değil, Pensylvania’da yükselişte. Kanser gibi girdiği alanda
etkisi görülmeden yayılıyor. Metastaz evresinde ise kemoterapi de artık
işe yaramayacak.
Seyfi Öngider : Silahsız Kuvvetler İş Başında
3
Ekim 2010
Akın Birdal’ın “Onursal Başkanı” olduğu Sosyalist Demokrasi Partisi
(SDP) ve Toplumsal Özgürlük Platformu (TÖP) yöneticileriyle birlikte
ünlü polis şefi Hanefi Avcı’nın da iliştirildiği “Devrimci Karargah
Örgütü” tutuklamaları yine PKK ile bağlantılı bir operasyon olarak
sunuluyor. 28 Şubat’ın andıçlanan isimlerinden Mahir Sayın’ın yine
resmin içine yerleştirilmesiyse olayın dikkat çekici yönlerinden biri.
Ersin Önsel : Kapitalizm Tarih Boyunca Hep 'Flu' mu Yansıdı?
14
Ekim 2010
Bir takım aklı evvellerin, devlet tarafından üfürülmeye aday bir avuç
insan gibi gördükleri enternasyonalist devrimciler bu günlerde sadece
devletin hain provokasyonlarıyla uğraşmıyor, aynı zamanda sırtını devlet
destekli yeni burjuvaziye dayamış her hal ve koşulda hacıyatmaz gibi
“ayakta duran” şarlatanlarla da uğraşmak konumundadırlar. Asıl sorun
bakıp görmek ve değiştirmeye devrimciler gibi yaklaşmaktır.
Rıdvan Turan : 21 Eylül Komplosu ve Sosyalistler
13
Ekim 2010
Bugün oligarşinin ahlaksız bir komplosuyla cezaevlerine doldurulmuş
olsak da Kürt halkının dostları olarak bizler biliyoruz ki, başarı iki
halk arasındaki kardeşlik köprüsünün ve mücadele ortaklığının
geliştirilmesinden geçmektedir. Kriz anları devrimci çıkış olanaklarını
içinde barındırır. Oligarşinin Kürt halkını yalnız bırakma, kurumlarını
tasfiye etme ve sosyalist hareketi yeni bir tasfiye sürecine uğratma
çabalarına karşı direneceğiz. Ve biz çok iyi biliyoruz ki beraber
başaracağız.
XWE Metin Ayçicek : Bir TC Klasiği: SDP'ye Yeniçeri Baskını
24
Eylül 2010
21 Eylül: Devletin intikamı. Referandum’da “boykot” diyerek Kürt
halkıyla omuz omuza yürüyüşünü sürdüren Sosyalist Demokrasi Partisi’ne
cemaat ocaklarında eğitilmiş yeniçeri saldırısı. Partinin genel başkanı
Dr. Rıdvan Budak ile birlikte 18 kişi gözaltına alındı. Ve suçlu hemen
fırladı ortaya ve “Türk tipi demokratik açılım” sözcüleri SDP’ye yapılan
bu baskının gerekçesini açıkladılar: “PKK ve Devrimci Karargah ile
işbirliği.”
Mustafa Bağçiçek : Sıra Kimde?
9 Ekim 2010
SDP ve TÖP benimsedikleri ideolojik fikirleri ve stratejileri itibariyle
enternasyonalizmin ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin pratikteki en yakın
müttefikleridir. SDP ve TÖP Anayasa referandumunda da, AKP’nin demokrasi
yalanlarına itibar etmemiş, Kürt Özgürlük Hareketi’yle birlikte boykot
tavrını göstermişlerdir.
A. Altınörs : Dayanışmanın Gücüyle
2 Ekim 2010
AKP Hükümeti ve siyasi polis, bu saldırıyla hem SDP’nin fiili meşru
mücadeleye açılan politika yapma tarzını kırmaya, hem SDP ve TÖP
arasında geliştirilen mücadeleci birlik eğilimini bozmaya, hem de bu iki
bileşenin şahsında Boykot Cephesi’ni darbelemeye yöneldi. Bu, kuşkusuz
sadece AKP’nin değil, bir bütün olarak sistem güçlerinin Boykot
Cephesi’ni bir tehdit olarak algıladığının sinyaliydi.
Hakan Öztürk : Havan Topunu AKP Kullanıyor
28
Eylül 2010
Ey Tayyip Erdoğan partimi kapatacaklar diye yaygarayı basıyordun. Şimdi
bir başka partiye saldırıp genel başkanını tutuklattırıyorsun. İşte
senin riyakar demokrasin budur. 12 Eylül'den beter olmak budur. Önceden
solcular-sosyalistler hiç değil ise kendi içinde yer aldıkları
örgütlerden, yaptıkları eylemlerden yargılanırlardı. Şimdi bu
'kazanımımızı' da kaybettik.
Nurettin Aldemir : Sıra Kimde?
6
Ekim 2010
Referandum öncesi günlerde, 12 Eylül döneminin ilk siyasi idamı olan (8
Ekim 1980) Necdet Adalı ve diğerleri için gözyaşı döküp evet oyu dilenen
Başbakan SDP ve Necdet Adalı’nın aynı siyasi gelenekten geldiğini
bilmiyor herhalde. Başbakan yaşayan muhalifleri değil; anlaşılan ölü
muhalifleri seviyor.
Mahmut Eşitmez : Amaç Öç Almak, Süründürmek
4 Ekim 2010
Çanların sosyalistler için çalmaya başlaması, hem yeni bir diktatörlük
dönemine girdiğimizin hem de yıllardır bazı çevrelerin iddia ettikleri
gibi sosyalistlerin toplumda hiçbir etkiye sahip olmadığı iddiasının
çürütülmesi olarak okunabilir.
Mehmet
Saltoğlu : AKP Artık 'Devlet Benim' Diyor
7 Ekim 2010
AKP tek başına hükümran olmak istiyor. Tüm toplumsal kuvvetlere “yanıma
gel, gelmezsen yok olursun” diyor. Tehditle, korku politikalarıyla, her
türlü komplolarla “ya sev ya da öl” diyor.
Halit Elçi : 21 Eylül Komplosunu Boşa Çıkaracağız
7
Ekim 2010
Bu saldırıya, meşru mücadele zemininde işçi ve emekçilerle, ezilenlerle
daha sıkı bağlar kurarak, kitleler içindeki mevzilerimizi güçlendirerek,
ideolojik-politik hattımızı hayata geçirerek, birlik/yeniden kuruluş
sürecini derinleştirerek ve Kürt halkının mücadelesiyle dayanışmamızı
yükselterek cevap vereceğiz.
Ender Helvacıoğlu : 'Korku İmparatorluğu'nun 'Bilimsel' Temeli
28 Eylül 2010
Bilim ve Gelecek dergisinin idari işlerini yürüten, aynı zamanda
editörlüğünü yapan Baha Okar arkadaşımız tutuklandı. Olmadık yalan ve
iftirayla… Bu yazıda işi biraz şakaya vurduk, durumun acayipliğini,
hukuksuzluğun, yalanın dolanın, iftiranın boyutunu anlatabilmek için.
Bütün bunlar şaka değil gerçek; bir Türkiye gerçeği. Ülkemizin AKP
marifetiyle sokulduğu, Referandum sonrası gemi iyice azıya alan bir
hattın uygulamaları bunlar.
Hakan Gülseven : Beş Vakit Namaz, Beş Vakit Yalan!
26
Eylül 2010
Düzmece ‘Devrimci Karargah’ operasyonunun, alelacele, karikatür gibi
yapılma gerekçesi aşağı yukarı belli odu. Hanefi Avcı’nın kitabı üzerine
Hanefi Avcı’yı da dahil edecekleri bir salata hazırlamışlar, evde ne
varsa içine tıkıştırmışlar. Devrimci Karargah savaşçısı Orhan
Yılmazkaya’nın Gazi Mahallesi’ndeki anmasında –ki binlerle insan vardı-
görüntülenmiş birileri... Birileri o birileriyle aynı partideymiş…
Birilerinin üzerine ifade varmış… mış… mış…
Hakan Öztürk : Kaideyi Bozmayın
5
Ekim 2010
SDP’nin kendi siyaseti ve eylemleri hukuk çerçevesinde istendiği kadar
tartışma konusu edilebilir ama başka bir örgütün eylemlerinin görüntüsü
devreye sokulamaz. Her şeyin bir kaidesi var. Kimse kaideleri bozmaya
kalkışmasın.
Afşin Demir : Komplolara İnat Birlik Yolumuzdan Dönmeyeceğiz
Enternasyonalist Çizgimizden Taviz Vermeyeceğiz
8 Ekim 2010
21 Eylül sabahı oligarşinin kolluk kuvvetlerince, Sosyalist Demokrasi
Partisi ve Toplumsal Özgürlük Platformu üye ve temsilcileri başta olmak
üzere, komünistlere karşı başlatılan komplo hakkında Partimiz Merkez
Yürütme Kurulu’nun yaptığı ilk açıklama, bunun AKP tarafından
komünistlere karşı sahneye konan yeni bir “Reichstag Yangını Davası”
olduğu yönündeydi.
M. Özlem : Sıra Kimde?
5 Ekim 2010
SDP ve TÖP üzerinden başlatılan operasyonun gündeme getirdiği bir slogan
‘sıra kimde?’ Slogan kendi diyalektiğinde bir tahlili de bağrında
taşıyor. Sloganla dile getirilen tahlil ya da yapılan vurgu bitmiş
tamamlanmış bir durumu değil, başlamış, devam eden ve sürecek bir süreci
izah ediyor. Doğallığında TÖP’ü ve SDP’yi hedef alan ayakları havada ve
giderek içi boşaltılan operasyonun ‘Devrimci Karargâh’ başlığı altında
genişleyerek yayılan ve herkesi kapsayabilecek bir yönelime evirileceği
tespitidir
|