AKP’nin ileri demokrasisi “Ya bizdensiniz ya terörist” parolasıyla hayata geçiriliyor. Bu ülkede sesini çıkaran, itiraz eden, sorgulayan, hakkını isteyen herkes yetkileri sınırsızlaştırılan kolluk güçlerinin, her komplonun mubah olduğu özel yetkili mahkemelerinin, terörle mücadele yasalarının hedefi haline getiriliyor. AKP’nin kendisinin yoluna çıkan herkesi atmayı planladığı cadı kazanlarının altına “yandaş” basın yayın organlarınca odun atılıyor. AKP’li olmayan, AKP’nin ileri demokrasi yalanlarına pabuç bırakmayan herkese ama herkese göz dağı veriliyor.
Son olarak aralarında SDP ve TÖP üyelerinin, Bilim ve Gelecek ile RED dergisi yazarlarının hedef alındığı operasyon, iktidarın gözü dönmüş saldırganlığının sarsıcı bir örneği olmuştur. Operasyona hedef olan sosyalist kurumların defalarca anlattığı gerçekleri, kara propaganda cihazının nasıl işlediğini, göstere göstere yapılan komployu burada tekrarlamaya gerek yok. Ancak komplonun göstere göstere, gözümüzün içine soka soka yapılmasıyla topluma ve bizlere verilmek istenen mesajın da altını çizmek gerekiyor: Önce Ergenekon operasyonunda rejimin eski bekçilerine, kontrgerilla eskilerine ve ilgili ilgisiz pek çok düzen içi muhalif unsura uygulanan yöntemler genelleşmektedir. KCK operasyonlarında ilk olarak karşımıza çıkan bu gerçek, son operasyonla tescillenmiştir.
Verilen mesaj şudur: Neoliberal saldırganlığa karşı hakkını istersen, eşitlik dersen bir şekilde “terörist” ilan edilirsin. Kürtlerin eşit yurttaşlık haklarından bahsedersen, kardeşlik dersen, barış dersen “bölücü” olman işten değil. İktidar ve şürekasına göre özgürlük ve demokrasi istemeye ise zaten gerek bile yok. Demokrasi lazımsa onu da AKP getirir, “iktidara teslim ol, onun çizgisini onayla, ileri demokrasiyi kazan”.
Artık yeter! Bu palavralarla kimseyi kandıramazlar. Devrimcilerin adının gözyaşları içerisinde “ileri demokrasi” adı altında kullanılmaya çalışıldığı referandum sürecinden 11 gün sonra Samsunlu Halkevci gençler Mahir Çayan’ı anmaktan, Deniz Gezmiş resmi asmaktan yargılandı. Aynı gün sosyalistlere yönelik saldırı dalgasına tanıklık ettik. Bu operasyondan iki gün sonra Kızıldere anması yapan 21 kişi Adana’da 10’ar ay hapis cezası aldı. Ve bu hafta içi Kürt sorununda çözüm rüzgarları estirilirken KCK operasyonları yine başladı. Tüm bunlardan sonra bizlere AKP’nin “eksik olmakla, yetersiz olmakla beraber ‘‘ileri demokrasisi’’nden bahsedenlere yanıtımız net olmalıdır: Hadi oradan, sen yoluna, biz yolumuza!
Referandum gecesi Basketbol maçında kendisini yuhalayan seyircilerin izini süren bir iktidarın haklarını isteyen herkese, emekçilere, sosyalistlere, Kürtlere, Alevilere yönelik saldırganlığının çıtasının yükselmesi beklenemeyecek bir gelişme değildir. Bu saldırılar aynı zamanda zaafın göstergesidir. AKP iktidarı sürekli olarak korku içindedir. Bu korku boşuna değildir. Güvencesizleştirilen emeğin, tüm sosyal hakları sermaye birikiminin kar hırsına kurban edilen halkın, yaşam kaynağı derelerinin önü daha fazla kar uğruna kesilen köylülerin parça parça parıldayan isyanlarının bu kirli düzeni değiştirecek bir güç halinde birleşmesidir. Korkunun nedeni Kürt halkının yoksul emekçi dinamizminin açılım sahtekarlıklarıyla aldatılamamasıdır. Korkunun nedeni Alevilerin tüm manipülasyonlara rağmen gerici projelere eklemlenememesidir.
İktidar korku içinde saldırıyorken, komplonun mahkemelerine yüzlerinden gülümsemeyi, dillerinden sosyalizmi eksik etmeden çıkan dostlarımızı selamlıyoruz. Söz veriyoruz dostlar söz: Korktuklarını başlarına getireceğiz!
