Düzmece ‘Devrimci Karargah’ operasyonunun,
alelacele, karikatür gibi yapılma gerekçesi aşağı yukarı belli odu.
Hanefi Avcı’nın kitabı üzerine Hanefi Avcı’yı da dahil edecekleri bir
salata hazırlamışlar, evde ne varsa içine tıkıştırmışlar. Devrimci
Karargah savaşçısı Orhan Yılmazkaya’nın Gazi Mahallesi’ndeki anmasında
–ki binlerle insan vardı- görüntülenmiş birileri... Birileri o
birileriyle aynı partideymiş… Birilerinin üzerine ifade varmış… mış… mış…
Neticede 13 tutuklama çıktı. Soruşturmanın
düzmece ve alelacele olduğu o kadar belli ki, pokerde ‘beş benzemez’
tabir edilen kimseleri yan yana koyup herkesi ‘terörist’ yapmak için
klip bile hazırlamış emniyet teşkilatımız. Yazarımız Hakan Soytemiz;
SDP’nin Genel Başkanı Rıdvan Turan, yine senelerdir SDP ve öncüllerinden
tanıdığımız Ecevit ve Ulaş; TÖP’ten Oğuzhan Ağabey ve Tuncay; ODTÜ’den
ve sonrasından yakın arkadaşım Bilim ve Gelecek Editörü Baha Okar… Bu
isimlerin hepsi değerli sosyalistlerdir ve fakat farklı farklı şeyler
savunurlar. Kimisi birbirini şahsen tanımaz bile… Mesela biz son
referandumda ‘Hayır’ oyu verilmesini savunduk ve aramızda bunu ilk
telaffuz eden Hakan Soytemiz’di. Yanılmıyorsam Baha da referandumda
‘Hayır’ı savunuyordu. SDP ve TÖP’ün tercihi ise ‘Boykot’tu. Yani, bana
birisi, “13 isim seç, bunları terörist ilan edip bir örgütten
yargılayacağız,”dese, en son aklıma gelecek şey, bu kadar ahmakça bir
kombinasyon yapmak olabilirdi!..
Anlaşılan o ki, günde beş vakit abdest alıp
namaz kıldıktan sonra, o abdestli elleri ve ‘engin gönül’leriyle
röntgenleme, düzmece iddialar hazırlama falan gibi işlere başlayan Simon
Emmi’lerin derslerine daha iyi çalışmaları lazım… Bizim alışık
olmadığımız işler bu işler. Hakikaten insanın midesi bulanıyor…
Cemaat medyası bir de Hanefi Avcı’yı
tıkıştırdı ya bu operasyona, insanın tebrik edesi geliyor. 12 Eylül
döneminde devrimcileri katleden Mersin Emniyeti’nin mümessili bu zat
meğer neymiş de haberimiz yokmuş! Yahu, şu Simon kitabındaki iddialar
için soruşturma başlatmak hiçbir savcının aklına gelmiyor mu da, Hanefi
Avcı’yı alelacele bir devrimci ‘örgüt’ davasına dahil etmeye
çalışıyorlar? İnternette takip ediyorum, cemaat medyasının ardından
‘yetmez ama evet’ sempatizanları da hemen başlamış sanal alemde devrimci
hareketle ‘ergenekon’ arasında ilişki senaryolarına.
Boşuna uğraşmayın, o kadarını beceremezsiniz…
Senaryo çok açık: Ufukurasgiller,
Baskınorangiller, Ronigiller, Bobigiller gibi cemaat solcuları ‘düzenin
solu’ olarak kapıya bağlanmış vaziyette havlayacak; devrimciler ise
polisiye bir vaka düzeyine indirgenerek imha edilecek…
Devrimci hareketlere Hanefi Avcı’yı ya da
benzerlerini bulaştırmaya çalışarak güvenilirliklerini yok etmeye
çalışacaklar. Yani her türlü dezenformasyona ve her türlü komploya
hazırlıklı olmamız gerekiyor…
Elbette bu senaryoya pabuç bırakmayız. Onlar
bizim gözaltına alındıktan sonra, “Aslında ben Amerikancıyım,” diye
nedamet getiren ‘ulusalcı’ çöpler gibi davranacağımızı düşünüyor
olabilirler. Halbuki biz bu topraklarda onyıllardır onca saldırıya
direndik; onca işkencelerden, kaçırmalardan, faili meçhullerden,
mahpusluklardan başımız dik çıktık; soyumuzu tüketemediler!
Yazarımız Hakan Soytemiz’in ‘DGM’ye
girerkenki haline herkes baksın… “Bu nedir ki?!” diyor, onu tanıyan
herkesin alacağı bir selam yolluyor. Kaldığı adrese uzun namlulu
silahlar ve kameralarla girdikleri anda da, “Hangi kanal?!” diyecek
kadar nüktedandı zaten!.. Bizim insan malzememiz budur; soyumuz
temizdir!..
Şimdi de yapılması gereken açıktır. Bir araya
gelip, bu aşağılık komplolara karşı direneceğiz. Üstelik çıplak
gövdemizle değil; işçilerin, emekçilerin talepleriyle dikileceğiz
karşılarına. Günde beş vakit abdest alıp, beş vakit namaz kılıp, beş
vakit yalan söyleyenleri, yoksul Müslüman halkımıza teşhir ede ede
ilerleyeceğiz.
Bütün devrimci hareketlerin boynunun borcudur
şimdi birleşmek, bir olmak, iri olmak, diri olmak…
RED