KANIKSAMAYACAĞIZ DİRENECEĞİZ!


FİGEN YÜKSEKDAĞ

EZİLENLERİN SOSYALİST PARTİSİ GENEL BAŞKANI


28 Ekim 2010


Hepimizi ilgilendiren bu saldırganlığa karşı birleşik karşı koyuşu örgütlemek güncel bir görevdir. Geçici, anlık tepki ve reflekslerle yetinilmemelidir. TMY yasasının kaldırılması ve Özel Yetkili mahkemelerin kapatılması somut talepler olarak ileri sürülmelidir. Bu tür saldırılara karşı sürekliliği olan örgütlenmelere de gidilebilir. Bu saldırganlığı kanıksamamak önemlidir. Öyleyse bugün, birlik, dayanışma ve gelişkin mücadele biçimleriyle zenginleştirilmiş bir duruşla saldırganlığa karşı koymalıyız.

AKP Hükümeti demokratikleşiyoruz yalanı eşliğinde sosyalist, yurtsever ve ilerici güçlere yönelik gözaltı ve tutuklama saldırılarını sürdürüyor. Tam bir keyfiyet içinde sürdürülen bu saldırılar sistematik bir hal kazandı. Evi, işi, yaptıkları belli olan insanlar, helikopter, silahlar ve yüzlerce polis eşliğinde evleri basılarak gözaltına alınıyor. Aynı şekilde kurumlar basılıyor. Mahalleler ablukaya alınıyor. Gözaltılar tam bir devlet terörüne, sindirme ve yıldırma saldırısına dönüşüyor.

Gözaltı ve tutuklama saldırısının son hedefi SDP ve Toplumsal Özgürlük Platformu oldu. SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, Toplumsal Özgürlük Platformu temsilcisi Oğuz Kayserilioğlu'yla birlikte 13 arkadaşımız tutuklandı. Bu saldırı ve tutuklamaları şidetle kınıyoruz. SDP ve TÖP'lü siper yoldaşlarımızla dayanışma içerisinde olacağız. Toplumsal muhalefetin önemli ve mücadeleci bileşenleri olan, referandumda da Boykot Cephesinde birlikte çalıştığımız SDP ve TÖP'e yapılan saldırıyı, partimizede yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz.

Gözaltı ve tutuklamaların tam bir komplo çerçevesinde yürütüldüğü ortadadır. Tutuklamalar ve gündemleştirilen gerekçeler bu komployu ele vermektedir. İşkenceci bir polis şefinin isminin sosyalistlerle yan yana konulması, AKP ve polis komploculuğunun ulaştığı düzeyi görmek bakımından ibretliktir. AKP Hükümeti ve polisi en alakasız ve en aşağılık gerekçelerle, ilericilere, sosyalistlere saldırıyı bir alışkanlık haline getirmiştir. Bu komplocu yöntemlerle kamuoyunda ilerici ve sosyalist güçlere dair şüphe yaratmayı da ihmal etmemektedir.

Tutuklama saldırısı siyasi olarak boykot iradesini hedeflemektedir. Referandum günü partimize yönelik benzer gözaltılar yaşandı. Keza, aynı süreçte BDP'ye yönelik yaygın tutuklamalar oldu. Son olarak ise SDP ve TÖP benzer bir tutuklama saldırısı yöneldi. Bu saldırılar tesadüfi değildir. Sistematik olmasının yanında özel olarak boykotta kendisini gösteren birleşik siyasi iradeyedir.

AKP Hükümeti tasfiye saldırganlığında derinleşiyor. Bir taraftan açılımdan söz ediyor, diğer taraftan BDP üye ve yöneticilerini tutukluyor. Bir taraftan çözümden söz ediyor, diğer taraftan savaş teskeresini uzatmaya çalışıyor, askeri saldırganlığını sürdürüyor. Bir taraftan dmokrasiden söz ediyor, diğer taraftan demokratik güçlere sistematik olarak saldırıyor. Bütün bunlar AKP Hükümetinin tasfiyeci saldırganlığının bir parçası ve devamıdır. Diri, devrimci ve mücadeleci güçlerin sindirilmesi, elimine edilmesi, çalışamaz hale getirilmesi yönelimi, tasfiyeci saldırganlığın bir parçasıdır. AKP sadece kendisi ve temsil ettiği güçler için demokrasi istemektedir. Kendisine muhalif hiçbir güce tahammülü yoktur.

Polis devleti uygulamalarının ve tutuklamaların yasal dayanağı TMY yasasıdır. TMY, toplumla mücadele yasasıdır ve çıkarıldığı günden itibaren bu işlevi görmektedir. TMY'nin bu işlevi DGM bozması Özel Yetkili Mahkemeler tarafından tamamlanmaktadır. Cumhurbaşkanı A. Gül bile, DGM'lerin sadece üniformasının çıkarıldığını itiraf etmiştir.

Hepimizi ilgilendiren bu saldırganlığa karşı birleşik karşı koyuşu örgütlemek güncel bir görevdir. Geçici, anlık tepki ve reflekslerle yetinilmemelidir. TMY yasasının kaldırılması ve Özel Yetkili mahkemelerin kapatılması somut talepler olarak ileri sürülmelidir. Bu tür saldırılara karşı sürekliliği olan örgütlenmelere de gidilebilir.

Bu saldırganlığı kanıksamamak önemlidir. Öyleyse bugün, birlik, dayanışma ve gelişkin mücadele biçimleriyle zenginleştirilmiş bir duruşla saldırganlığa karşı koymalıyız. Bu konuda partimiz üzerine düşen görevi yerine getirmeye her zaman hazırdır.
 


Sosyalist Demokrasi, 28 Ekim 2010


Loading