Görsel ve yazılı medya aracılığı ile
HERKESE AÇIK MEKTUP:
ASIL TERÖRİST KİM, GERÇEK TERÖRİST NE?
Kısa bir süre önce yazıp yolladığım ilk açık mektubu okuyanlar ve
üzerinde düşünenler, bu mektupla ne yapmak istediğimi iyi niyetle
düşününce fark etmişlerdir: Güdümlü yayın organları aracılığı ile
olan-bitenleri izleyenlere; SDP’li arkadaşlar -ve diğerleri de- bir
çeşit ÖCÜ gibi; terör örgütü üyesi vb. diye tanıtıldılar. Oysa bu
insanlar; açıkça savundukları sosyalist siyasi fikirleri
doğrultusunda; kurdukları, yöneticisi oldukları siyasi partide (SDP)
açık siyasi faaliyet yürüten veya kalan diğerleri için, sosyalizme
sempati duyan insanlardı. Bunların yanında; tıpkı herkes, HEPİMİZ
GİBİ bir hayatları, evleri, aileleri, kiminin okulları, yaptıkları
bir işleri, normal sürdürdükleri bir gündelik hayatları vardı. Ve
güdümlü medyanın canla-başla çarpıttığı gibi, teröristliği
çağrıştıran bir hayatları yoktu. Sadece, devrimci idealler ve bu
karşı yayınlarla TERÖRİSTLİK(!) diye çarpıtılarak verilen,
yansıtılan bir siyasi faaliyetleri, mücadeleleri vardı.
Bu operasyon ve suçlama ile önce ve esnasında bu insanların gündelik yaşamları ve faaliyetleri –teknik fenni ile- TERÖRİZE edildi. Örneğin, benim oğlum; yakınları ile evinde uyurken, kapısı sabahın köründe tekmelerle kırılıp içeriye girildi (sanırım, başka bazı ev ve mekanlara da…) her yer, alt üst edildi. “Şüpheli malzeme” diye, gündelik hayata dair, birçok sıradan eşya alınıp, götürüldü. Örneğin; üzerinde, içinde ne olduğu basılı orijinal baskılı zarfın içinde olan bir sürü film CD’si gibi. Ben şu birkaç gün, oğlumu ziyaret ederken o evde kaldım. Sanırım uğraşmaya üşendikleri için, çocukların film arşivlerinden onlarca CD’yi almışlar, onlarcasını da olduğu gibi bırakmışlar. Eğer suç unsuru bir şey var mı diye bakacaklarsa, neden hepsi değil de bir kısmı? Sakın, seyretmek istedikleri filmleri seyretmek için olmasın? Değilse, niye böyle? Bu örnekteki gibi, anlamlı bir izahı olmayan daha bir dizi uygulama ve garip sorularla dolu bir sorgu süreci; çocuklarla konuştuğumdan ve tutanaklardan bu çıkıyor. Uzatmamak için hepsini tek-tek yazmıyorum, anlatmıyorum. Ama çok ”anlamlı” bulduğum bir tanesini örnek vermeden edemeyeceğim: Sorgu süreci, izlenmesi, dinlenmesi yapılmış, yüzlerce telefon görüşmesinin soruları ile dolu imiş. Bir tanesi, bir kaptan arkadaşlarının boğazdan geçerken geminin düdüğünü öttürdükten sonra; arkadaşlarına telefonda söylediği “İstanbul’u düdükledim!” sözüyle ilgili sormuşlar, “bununla ne demek istedi, neyin şifresi?” !!!
Daha bunun gibi onlarca örnek var; bunların bir kısmı da, bu örnekte olduğu gibi, görünüşte komik. Zaman-zaman sorguyu yönetenlerin de güldükleri gibi. Ama, bu olaylar HİÇ KOMİK DEĞİL! Bu gülmeler bana, “İşte sizi böyle bir komedi ile bile toparlar, götürür içeri tıkarız” demenin alayı, gülmesi gibi geliyor! Ve de öyle oldu sonuçta değil mi? Ama güdümlü medya aracılığı ile halka yansıtılan görüntü, hiç de böyle değil! Dikkat ediliyorsa, yazımın bu noktasına kadar; bu olaylara ilişkin dava dosyasının üzerindeki gizlilik kararını ihlal edebilecek; davalıların ve vekillerinin ellerinde bulunan evrakın, tutanakların vb. içerdiklerinin dışında olan bir konuyla; dava içeriğiyle ilgili iddia ve bilgi, materyal, belgelere ilişkin hiçbir iddiaya değinmedim. Bunu, hem yasal usul ve kurallara dikkat etmek için yapıyorum; hem de yargılanma süreci neyin ne ve neden öyle veya böyle olduğunu konuşup-tartışmak için daha çok fırsat olacak. Hem de bu arada geçen sürede; herkes, her taraf, neyi neden ve nasıl yaptığını daha bir sakin kafayla değerlendirecektir. Elbette, bu operasyonu yürütenler de dahil, bu dediğime…
Şimdi toparlarsam; bu davada ortada terör örgütü falan yok; şiddet kullanarak (kapıları kırmak vb) yürütülen bir operasyonla, yandaş medyanın da yoğun propagandası ile terörize edilen, bu doğrultuda enforme edilen bir kamuoyu var. Bu yöntemlerle kamuoyu öyle bir şartlandırılıyor ki; böylece, bırakın sıradan insanları, fikirdaşların bile kafaları karışıyor, duruş ve tutumları bulanıyor! İŞTE ASIL TERÖR TAM DA BUDUR. ASIL TERÖRİSTLER, bu çarpıtılmış haberleri yapanlardır ve onlara –üstelik de üzerinde gizlilik ibaresi olan bir dosyadan- bu bilgi ve belgeleri onlara verenler terör yaşatmaktadırlar!!! Şimdi bu mektubun başlığında, “kamuoyuna” demeyi sevmediğim ve doğru da bulmadığım için; “HERKESE” hitabını kullanmıştım. Bu “herkes” in içinde siyasi yelpazedeki herkesten, bu operasyonu düzenleyen ve uygulayan herkes de var tabii.
Ama, bu mektuplar; partinin (SDP) internet sitesinde yayımlandığı için; ağırlıklı okurları, üyelerinden, sempati duyanlarına kadar SDP’liler, diğer sosyalist siyasetlerden bir kısım insanlar, bu yayınları takiple görevliler ve taraflar hariç, çok sınırlı sayıda bir okur sayısına hitap ediyorum, ediyoruz. KARŞI PROPAGANDA araçları ise, onlarca gazete, tv kanalı ve yazar-yayımcıları ile; çok daha geniş bir halk topluluğunu “enforme” ediyor. Daha doğrusu, bu yoldan TERÖRİZE EDİYOR, ŞARTLANDIRIYOR, YÖNLENDİRİYOR, KORKUTUYOR VB, VB…
Şimdi sözüm yakın düşündüğümüz herkese; zaten çok sınırlı olan gücümüzle bu halka gerçekleri, derdimizi anlatmak istiyorsak;
1- ARTIK AYRIYI GAYRIYI BIRAKIP, ZORUNLULUKLARIMIZ İÇİN SAHİDEN BİRLİKTE DURMAYI BECERMELİ, BUNUN ARAÇLARINI YARATMALIYIZ; ÇÜNKÜ ZATEN EGEMENLER, TERSİNİ YAPMAK İÇİN BÜTÜN BUNLARI YAPIYORLAR,
2- FARKLILIKLARIMIZIN DEĞİL BENZERLİKLERİMİZİN, ORTAK İHTİYAÇLARIMIZIN PEŞİNDEN KOŞMALIYIZ,
3- HER TÜRDEN HATALARIMIZI SAKLAMAYA, GÖZLERDEN UZAK TUTUP, İNSANLARA UNUTTURMAYA DEĞİL; ONLARI ARTIK BİR DAHA YAPMAMAK ÜZERE YAŞAMIMIZDAN VE MÜCADELEMİZDEN ÇIKARMAYA, UZAKLAŞTIRMAYA BAKMALIYIZ. YOKSA, HAREKETE GEÇİRMEK İSTEDİĞİMİZ İNSANLAR, GİDEREK BİZDEN VE FAALİYETİMİZDEN UZAKLAŞIRLAR!!!
