DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLERİ BİRLİKTE SAVUNMALIYIZ


ALPER TAŞ

ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMA PARTİSİ GENEL BAŞKANI


24 Aralık 2010


Referandumun ardından AKP’nin ‘ileri demokrasiye’ geçildiğini ‘müjdelemesinin’ hemen ardından sosyalistlere yönelik bir ‘cadı avı’ başlatıldı. Bu cadı avı ile AKP kendisine karşı olan herkesi susturmakla birlikte ‘itibarsızlaştırmaya-gözden düşürmeye’ çalışıyor. Polis tarafından hazırlanan ve hızla cemaat medyasınca yaygınlaşan iddialarla ‘suç da ceza da’ kesilerek demokrasi ve hukuk da ortadan kaldırılıyor. Totaliter-faşizan yöntemlerin devreye sokulduğu bu uygulamalarla kimseye kendini savunma hakkı tanınmıyor.

Kendisi gibi olmayan, kendisi gibi düşünmeyen, kendisi gibi konuşmayan herkes üzerinde bir baskı ve korku imparatorluğu kurmayı amaçlayan AKP tüm bunları da ‘demokrasi ve özgürlükler’ adına yaptığını ileri sürüyor. Oysa yaşanan gerçekler AKP’nin gerçek baskıcı-otoriter yüzünü ortaya koymaktadır.
Son dönemde gençlik üzerinde kurulmaya çalışılan baskı da bunun bir parçasıdır. YÖK eliyle ‘güvenlik ve özgürlük’ adına polisin üniversitelerin içine yerleşmesinin önünün açılmasının ardından üniversiteler polis-idare-özel güvenlik üçgeninde şiddet sarmalının içine sokuldu. Neredeyse her gün üniversite öğrencileri gözaltına alınıyor, haklarında soruşturma açılıyor, tutuklanıyor.

Dolmabahçe’de yaşanan polis şiddeti ve ardından AKP ve yandaş medya eliyle yürütülen linç kampanyası gençlere dönük yeni bir operasyon zemininin hazırlandığını gösteriyor. Muhalefet edenin kim olduğuna bakılmaksınız kimi zaman HES’lere karşı suyuna ve toprağına sahip çıkan köylüler; kimi zaman emeğini savunan TEKEL işçileri; kimi zaman kimliğini ve dilini savunan Kürtler; kimi zaman parasız eğitim isteyen üniversite öğrencileri ‘terörizmle’ kodlanarak saldırıya uğruyor.

AKP, açık baskı yöntemlerinin yanı sıra inceltilmiş baskı yöntemlerini de hayata geçirerek, baskıcı devlet geleneğinden kendisini ayrıştırdığı yanılsaması yaratmakla birlikte asıl olarak eskinin bütün baskıcı kurumlarını kendi kontrolüne alarak yukarıdan aşağıya kendi rengi ve sesinin hakim olduğu bir ülke yaratıyor. ‘Kötü devletten iyi devlete geçiş’, ‘statükodan demokrasi geçiş’ tartışmaları içinde görülüyor ki olup biten yalnızca egemen sınıflar içerisindeki güç değişiminden başka bir şey değil.

AKP eliyle geliştirilen bu baskılara ve cadı avına karşı birlikte direnmek ve karşı koymaktan başka şansımız yok. Buna karşı demokrasi ve özgürlükleri savunmak için öncelikle yapmamız gereken birbirimize sahip çıkmak ve devrimci dayanışmayı yükseltmek olmalıdır. Düzmece iddialarla bir hukuksuzluk örneği olarak tutuklanan SDP’li ve TÖP’lü yoldaşlarımızın da bir an önce özgürlüklerine kavuşmaları için sesimizi birlikte yükseltmeye devam edeceğiz.

 


Günlük, 24 Aralık 2010


Loading