![]() |
|
|
|
|
||
|
1 MAYIS'TAN GELECEĞE SINIF GÜNDEMİ NURETTİN ALDEMİR Sosyalist Demokrasi, 22 Nisan 2011, sayı: 105
Yıllarca İstanbul’da 1 Mayıs alanının neresi
olacağı tartışmaları önemli bir gündem oldu. Siyasi iktidarlar 1978
yılından sonra İstanbul Taksim Meydanı’nı 1 Mayıs gösterileri için
yasaklı alan ilan etti. Sınıfın ve sosyalistlerin militan güçleri
tarafından yıllara yayılan mücadeleler sonucu nihayet Taksim Meydanı
2010 yılı 1 Mayıs’ında işçilere ve emekçilere açıldı. Mücadelenin
kazanımı bununla da sınırlı kalmadı: 1 Mayıs günleri çalışanlar
açısından izin günü olarak kabul edildi. SINIFIN ACİL GÜNDEMLERİ Yoksulluk, işsizlik, güvencesiz çalıştırılma, sendikasızlaştırma, işten atmalar, sağlık- eğitim ve sosyal güvenlik haklarının sınırlandırılması gibi başlıklar işçileri ve emekçileri derinden etkileyen acil gündemlerin ilk akla gelenleridir. AKP Hükümeti uluslararası ölçekteki krizin ülkeyi teğet geçtiğine tüm yurttaşları inandırmaya çalışıyor. Krizin sermayeyi teğet geçtiği hatta sermaye için yeni fırsatlar yarattığı bir gerçektir; ancak işsizleri, yoksulları, işçileri-emekçileri hiç de teğet geçmemiştir. Krizi fırsata çeviren sermaye işçi atmalar, işten atma tehditleriyle yaygınlaştırdığı esnek çalışma ve düşük ücret uygulamalarıyla daha fazla kar etme yoluna gitmiştir. AKP iktidarı kişi başına düşen milli geliri 15 bin dolara çıkarmakla övünüyor. Milli gelirin yükselmesi, yoksulluğun, işsizliğin ortadan kaldırılması anlamına gelmiyor. Halen bu ülkede 20 milyon kişi resmi istatistiklere göre yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Dört kişilik bir ailenin asgari geçimi 3000 TL düzeyindedir. Yoksullar ve varsıllar arasındaki makas hızla büyüyor. İşsizlik tüm hesaplama oyunlarına rağmen artıyor. Türkiye’de gerçek işsiz sayısı reel verilere göre 5 milyon 230 bin kişiye ulaşmıştır. İş bulma umudunu yitirdiği için iş aramaktan vazgeçenlerin sayısı sürekli yükseliyor. İşsizlik fonundaki birikimlerden işsizlere maaş ödememek için her hileyi düşünen AKP Hükümeti işçilerin birikimini türlü bahanelerle işverenlere transfer ediliyor. Esnek çalışma neredeyse her anayasa değişikliği ve/veya çalışma yasalarında yapılan değişikliklerle yaygınlaştırılmıştır. Evden işe çağırma artık çalışma yaşamının gündemindedir. Kıdem tazminatlarının kaldırılması niyetleri ise bilinmektedir. Türk İş ve Hak İş de esnek çalışmayı yaygınlaştıran yasal düzenlemeleri ve işveren tekliflerini neredeyse gönül rızasıyla kabullenir haldedir. Eğitim ve sağlık işkolunda sözleşmelilik ve esnek çalışma uygulamaları sürekli yaygınlaşmaktadır. İşsizliğin, örgütsüzlüğün, sendikasızlaştırılmanın, kolayca işten atılmanın, sigortasız çalıştırılmanın, düşük ücretlerin en temel sebebi esnek çalışma ve buna uygun yeni istihdam biçimleridir. Esnek çalışma koşulları ile örgütsüz ve düşük maliyetli iş gücü hedeflenmektedir. Yıllardır süren uygulamalarla sistem bu hedefine ulaşmıştır. Özelleştirme, taşeronlaştırma politikaları bir
taraftan işsizliği, esnek çalışmayı yaygınlaştırırken diğer yandan
sendikal haklara ulaşmayı ve işyeri denetimini olanaksızlaştırarak iş
güvenliğini de ortadan kaldırmıştır. Türkiye’de çalışan her iki kişiden
birisi kayıt dışıdır. Çalışan nüfusun yarısını, sosyal güvenlik ve
sendikal haklarından soyutlanmış; düşük ücrete mahkûm edilmiş çalışanlar
oluşturmaktadır. Tüm bu yaşanan sorunlara sınıfın bölünmüşlüğünü, işbirlikçi, devlet güdümlü sendikal anlayışların özellikle Türk İş, Hak İş, Türkiye Kamu Sen, Memur Sen konfederasyonlarını kuşatıp teslim aldığını da eklediğimizde tablo oldukça umut kırıcıdır. UMUDU YEŞERTEN GELİŞMELER Tekel işçilerinin direnişinden yaklaşık bir yıl sonra sınıf mücadelesine inananları umutlandıracak önemli bir gelişme daha oldu. Yaklaşık 21 yıl sonra metal işkolunda DİSK Birleşik Metal İş Sendikası’nın yetkili olduğu 22 işyerinde MESS’in düşük ücret zammı ve güvencesizlik dayatmasına karşın grev kararı alındı. Sendika üyesi işçilerin birkaç istisna dışında neredeyse hiçbiri grev yaşamamışken; grevi öykünmelerden duymuşken; büyük bir cesaret örneği göstererek grev kararı almaları sınıfı unuttuğu bir mücadele aracıyla yeniden tanıştırdı. MESS ve işverenler grev kararına rağmen Birleşik Metal İş’in greve çıkamayacağını; grev kararının blöf olduğunu düşünüyordu. Grev tarihlerinin açıklanması da bu düşünceyi değiştirmeye yetmedi. İlk grev uygulama tarihi 22 Mart 2011 yeri ise Eskişehir Doruk’tu. İlana uygun şekilde davullu zurnalı halaylarla grev pankartları asıldı. Eskişehir’in sınıf dostları da grevci işçilerle saf tuttular. Grev kararlarının blöf olmadığını anlayan MESS ve işverenler greve başlayan; grev uygulaması yaklaşan işyerlerinde toplu iş sözleşmesi imzalamaya; Birleşik Metal İş’in tekliflerini görüşmeye ikna oldular. Bu bir başarıdır; uygulanan ekonomi politikalarına karşı başarıdır; MESS’e karşı başarıdır; işbirlikçi sendikal anlayışlara karşı başarıdır. Son yirmi yıl içinde sınıf mücadelesinde tekel direnişinin yanına konulacak; yol gösterici niteliği olan önemli bir direniştir. İmzalanan toplu iş sözleşmeleri ve bundan sonra imzalanacak benzer toplu iş sözleşmeleri geçmişin kayıplarını karşılamaktan uzak olsa da insanca yaşam olanakları vermese de yaşanan; bir sendikanın yeniden pazarlık yapabilme; hak ve çıkarlar için direnç gösterebilme halinin tezahürüdür. İşçi sınıfı açısından umudu besleyen bir gelişmedir. Metal işkolunda bu gelişmeler yaşanırken işçi sendikalarının ve kamu emekçileri sendikalarının doğrudan özne olduğu güvenceli gelecek-insanca yaşam mitingi 3 Nisan’da Ankara’da gerçekleştirildi. Bu mitingi sağlık emekçilerinin 19-20 Nisan’da sağlıkta dönüşüm politikaları ile gerçekleştirilen tahribata dikkat çekmek ve taleplerini duyurmak için yaptıkları grev izledi. Birbirini etkileyen ve tetikleyen bu gelişmeler içerdiği taleplerle 1 Mayıs alanlarında yeniden güncellenecektir. Bu güncelleme umudu beslerken gelecek günlerin ortaklaşmış mücadele taleplerini de belirgin hale getirecektir. 1 MAYIS ALANLARINA TAŞINMASI GEREKEN TALEPLER İşçiler, emekçiler, sosyalistler sınıfın yaşadığı sorunlardan hareketle yaşamın içinden ifade ettiği talepleri 2011 yılının tüm 1 Mayıs alanlarına taşımalıdır. Unutulmamalıdır ki işçi sınıfının ihtiyaçlarından daha önemli yasa yoktur. Taleplerde öncelik son otuz yılda kaybedilen hakların geri alınması olmalıdır. >İşsizliğin sona erdirilmesi için mevcut ücretler düşürülmeden işçiler için haftalık çalışma süresi 35 saate indirilmelidir. >Özelleştirme uygulamalarına son verilmeli; özelleştirme mağdurlarının tüm hakları iade edilmelidir. >Taşeronluk sistemi, esnek çalışma uygulamaları tüm işkollarında sona erdirilmelidir. >Kayıt dışı işçi çalıştıranlara verilecek cezalar artırılmalıdır. İşyeri denetimleri tarafsızlık koşullarında gerçekleştirilmelidir. >Sendikalara üye olma kolaylaştırılmalı, örgütlenme-sendikalaşma önündeki siyasi baskılara, işveren baskılarına son verilmelidir. >Toplusözleşme ve grev hakkının kullanımına ilişkin yasal ve fiili sınırlamalar kaldırılmalıdır. >Kamu personel açığını kapatacak sayıda kadrolu atama yapılmalıdır. Sözleşmeli personele hemen kadro tahsis edilmelidir. >En düşük aylık ücret dört kişilik ailenin asgari yaşam koşulları dikkate alınarak 3000 TL’ye yükseltilmelidir. >Yaşam boyu eğitim ve sağlık hizmetleri ücretsiz olmalıdır. >İşyerlerindeki çalışma koşulları çalışanların talepleri dikkate alınarak iyileştirilmelidir. >Kıdem tazminatları emeklilikte güvence olacak bir miktara yükseltilmelidir. >Yasal düzenlemelerle geri alınan sağlık ve sosyal güvenlik hakları iade edilmelidir. >İş yasalarındaki emeğin hak ve çıkarlarını sınırlayan; hakların kullanımını zorlaştıran maddeler ayıklanmalıdır. Bu talepler 1 Mayıs’ın ve yakın geleceğin ortak talepleri olmaya adaydır. İşçi sınıfına ve emekçilere düşen görev talepler etrafında programlı ve ısrarcı bir mücadele yürütmek olmalıdır.
>> Sosyalist Demokrasi, 22 Nisan 2011 |
||
|
Loading
|