1 MAYIS'TA ÖZGÜRLÜK MÜCADELEMİZİN HATIRLATTIKLARI


FEHMİ BAYRAKTAROĞLU


Sosyalist Demokrasi, 22 Nisan 2011, sayı: 105


Bu düzenin zindanlarını dolduranlar, işçi sınıfına ve halklara özgürlük istediği için, daha iyi bir dünya istediği için, sosyalizm istediğini için hapislerde çürütülen devrimciler, gençler, Kürt özgürlük hareketinin binlerce taraftarı da bizi aynı kavgada birleştiriyor. Bugün bütün gücümüzle onların özgürlükleri için haykırmadan, hiçbirimiz özgür olamayız.

‘İşçinin emekçinin, devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların’ bayramı 1 Mayıs, 1800’li yıllarda Amerikalı işçilerin bütün dünya işçilerine ve devrimcilerine kendi eylemleri ile armağan ettikleri mücadele günü. Emekçilerin mücadelesini devrim ve sosyalizm mücadelesi ile birleştiren bağın tüm dünya sokaklarında haykırıldığı gün.
İşçi sınıfının hak ve özgürlük mücadelesi ile devrim ve sosyalizm arasındaki tarihsel bağı temsil eden 1 Mayıs’lar, bize, bu bağın günümüz koşullarında her zamankinden daha güncel ve önemli olduğunu gösteriyor. Neoliberalizm son 30 yılda emekçilerin yüzyılları bulan mücadelelerle kazandığı bütün hak ve özgürlükleri kökünden kazıdı ve her birinin hayatlarını kapitalizmin vahşi koşullarına mahkum edilmiş bir harabeye çevirdi.

Sermayenin egemenliğinden başka bir egemenlik, sermayenin çıkarından başka bir çıkar tanımayan iktidarlar ‘oligarşik’ karakterlerini her gün yeniden fütursuzca sergilemekten ve iktidarları için ‘temsili demokrasinin’ kırıntılarına bile ihtiyaç duymadıklarını göstermekten geri durmadı. Bugün dünyada ve Türkiye’de işlerini, gecekondularını, derelerini, topraklarını sermayenin talanından korumak için mücadele eden emekçilerin, en temel haklarına ve özgürlüklerine erişebilmeleri bile kapitalist düzenin temellerine karşı girişilen bir kavgadan geçmek zorunda.

Türkiye’de emekçilerin tarihi, işçi sınıfının hak ve özgürlük mücadelesinde katledilmiş devrimci sendikacıların, işçi önderlerinin tarihidir aynı zamanda. Onlar sınıfsal taleplerini devrim ve sosyalizm mücadelesiyle birlikte yükselttiler ve bu yüzden katledildiler. 22 Ağustos 1970’te İzmir’de Aliağa grevi sırasında öldürülen Yapı-İş Genel Başkanı Necmettin Giritlioğlu; Tariş-BMC direnişi örgütleyen ve 13 Mart 1982’de idam edilen Seyit Konut, İbrahim Ethem ve Necati Vardar; 12 Eylül faşist darbesinden sonra polisler tarafından pusuya düşürülerek katledilen İlerici Deri-İş Genel Başkanı Kenan Budak; kontrgerillanın öldürdüğü Kemal Türkler…

Onlar öncü işçilerdi, sendikacıydılar ve devrimciydiler. Emekçilerin hak ve özgürlük taleplerini devrim ve sosyalizm mücadelesiyle bir ve aynı şey yapan kavganın önderleriydiler. Onların tarihimizdeki yerini, bugün her zamankinden daha güncel ve acil olarak bizi sınıf kavgası ve sosyalizm mücadelesinin ortaklığında birleştiren önemli bir adım olarak kavramalı ve varlıklarını kavgamızın önünde taşımalıyız.
Bu düzenin zindanlarını dolduranlar, işçi sınıfına ve halklara özgürlük istediği için, daha iyi bir dünya istediği için, sosyalizm istediğini için hapislerde çürütülen devrimciler, gençler, Kürt özgürlük hareketinin binlerce taraftarı da bizi aynı kavgada birleştiriyor. Bugün bütün gücümüzle onların özgürlükleri için haykırmadan, hiçbirimiz özgür olamayız.

İşçi sınıfının dünya çapındaki birliğine ve mücadelesine yelken açıp yürüdüğümüz bugün, kavgamız tüm ülkede ve dünyada bütün uluslardan işçileri ve halkları birleştiriyor. Aynı mücadele yolunda topluyor, birlikte yürütüyor. Yolumuz, özgürlük ve sosyalizm yoludur! İşçi sınıfına ve tüm halklarına, baskı ve zulümden kurtuluşun yolunu, sosyalizm mücadelesi açacaktır.

“Baskı ve zulme paydos!”

Yaşasın sınıf mücadelemiz ve sosyalizm! Kahrolsun her türden gericilik! Kahrolsun bu düzen! Kahrolsun bu düzeni sürdürenler!

Zindanlar boşalsın! Kürtlere özgürlük! Sosyalist gençlere özgürlük! Tüm devrimcilere özgürlük! Halklara özgürlük! Yaşasın devrim ve sosyalizm mücadelemiz! Kahrolsun oligarşik diktatörlük!

Yaşasın 1 Mayıs,

Yaşasın Sosyalizm.



>> Sosyalist Demokrasi, 22 Nisan 2011


 
Loading