BİR KATİLİN ANATOMİSİ


İLKAY TANYER



“Ben Nevruz’a eşimle, çocuklarımla, arkadaşlarımla gittim. Ben oraya Türk olarak gittim, ‘katil’ olarak gittim. Ta kürsüye kadar gittim. ‘Beni konuşturacaksınız’ dedim. Beni bugün burada konuşturan vicdandır. Kendi içimdeki karanlıktan kurtulmak istiyorum. Şimdi o beraber görev yaptığımız arkadaşlarıma sesleniyorum. Siz de çıkın anlatın tüm bildiklerinizi. Artık konuşmak lazım.”

Bu sözler bir katilin sözleri. Devlet’in kiralık katillerinden herhangi birisinin sözleri. Adı Ayhan Çarkın. Bu karanlıktan kurtulmak istediğini söylüyor, kürsüye çıkıp, Newroz ateşinde yaktığı gençlerin faturasını üzerinden atmak istiyor, konuşmak, her şeyi anlatmak. Katil devlet demenin suç olduğu bu ülkede, kendini sağlam kazığa bağlamışçasına sansürsüz dökülüyor itirafları.  Her itiraf bu devlet katildir demek. 

İstanbul’da gerçekleşen Newroz kutlamasına katılınca yeniden gündeme gelen Ayhan Çarkın, yaptığı açıklamalarla bugüne kadar devletin bilgisi dahilinde gerçekleşen yargısız infazları ve bölgede  JİTEM’in faaliyetlerini anlattı.
Çarkın’ın itiraflarından bazıları şöyleydi: “Ben 1986’da Güneydoğu’ya ilk gönderilen 320 kişilik Özel Harekat grubu içindeydim. 1990’a kadar bölgede kaldım. Hepimiz kana bulaşmıştık. Öyle korkunç şeyler yapıldı ki o halka... Bok yedirdik bu millete. Tırnaklarını söktük, dilini yasakladık... Mardin Ömerli’ye bağlı Pınarcık köyünde bir katliam yaşandı. 16’sı çocuk 33 kişi katledilmişti. O köye gittim, kan barut kokusu vardı her tarafta. Pınarcık katliamını provokasyon amaçlı JİTEM’in oluşturduğu gruplar yaptı. Çoğu çocuk 33 insan... O insanları örgüt (PKK) öldürmedi. Bu kanı döken başkasıydı. Başbağlar katliamı, Bilan kazası olayı, Jave köyleri…Aynı ekip yaptı bunları... Başbağlar katliamı kesinlikle Ergenekon zihniyeti ürünüdür...

Yargısız infazlar yapıldı. Bu kan aktıysa devletin elinden aktı. Devletten habersiz kimse kan akıtabilir mi?... Hata yaptıysam bedelini ödemeye hazırım. Ama emri kim veriyorsa katil odur. Şimdi o dönem bize başkanlık yapan İbrahim Şahin’in şu anki halini görüyorum da çıldırıyorum. Adli tıpta rapor peşinde. Hafıza kaybı yaşıyormuş. Biz onun odasına girmeden önce salavat getirirdik. Tüm cevaplar onda. Mehmet Ağar da çıksın hesabını versin...Ergenekon bizim çıkış noktamızdır. Ergenekon’dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda...”

Eski bir Özel Harekatçı olan Ayhan Çarkın, bir Pazar gezmesi gibi katıldığı Newroz mitingiyle birlikte gündeme düşmesine yol açan itirafları,  hepimizin de şaşırmayacağı gibi çok da fazla gündeme oturmadı. 1-2 gün tartışılan bu konu, arkasında hatırlatılması ve açığa çıkarılması binlerce olay taşıyordu sırtında aslında.  Fakat  ne yazık ki sadece birkaç günlük bir gündem işgali olarak medyada vuku buldu.

Pişmanlık suçu hafifletir mi? Peki pişmanlık, işlenen suçlardan kesilen cezaların  yarısından azını ödeyerek bedel bile ödetilmemiş bir halden sonra hafifler mi? Ayhan Çarkın’ın listesi bir hayli kabarık. Devletin ona verdiği görevi usulüyle, eksiksiz yapmış. Katilden daha katil olma güç bile olsa da.

Çarkın’ın marifetlerini  hatırlatmakta yarar var. Çünkü bu pişmanlığı, bu vicdan azabı kendini ortaya atıvermesindeki meydan okuyuşu ndan sezmemek mümkün değil. ‘’Terörle mücadele için belki bin kişi öldürmüşümdür. 12 tane idamla yargılandım. Hiç bir özlük hakkım yok. İçişlerinden rica ediyorum, ben sizin namusunuzum, bana sahip çıkın.”  Derken, onu içişlerinin namusu haline getiren süreci ne kadar iyi bilsek de devletine borcunu hatırlatan katil kahramanların da bir şeyleri işaret ettiğini söylemek mümkün olamaz mı?

Çarkın, kendi açıklamasıyla ‘terör’ nedeniyle liseyi bitirememiş. Daha sonra ustası Korkut Eken’den Özel Harekât kursunda aldığı dersler, onu tarihe yazacak bir yolu açmış.

Çatlı, Kırcı gibi kimi namlı ülkücü katillerle, kumarhane kralları, mafya babalarıyla el ele vererek silah, uyuşturucu ticareti, kara para aklama ve cinayet şebekesi olarak çalışan bu JİTEM örgütlenmesinin PKK’yle mücadele etmişliğiyle aklanması tek tutunduğu daldı. Çarkın, nasıl cani bir katil olunurun kursunu  bitirince özel tim polisi olarak Diyarbakır’da göreve başlıyor.  Kent içinde düzenlenen sayısız hücre evi operasyonuna katılıyor.  Çarkın, her operasyondan sonra üstlerinin verdiği takdirname koleksiyonuna sahip, işini bilen muhteşem bir devlet memuru. 
Ayhan Çarkın’ın 16 Nisan 1992’de Çiftehavuzlar’da operasyon yapılan bir evde, Sabahat Karataş, Eda Yüksel ve Taşkın Usta öldürülmesinde, 20 polis ile beraber yargısız infaz gerekçesiyle yargılanıyor, fakat tabi ki de beraat ediyor.

Özellikle Gazi Mahallesi olaylarına baktığımızda; Oğuz Yorulmaz ile birlikte Gazi Mahallesi’nde halkın üzerine ateş açtığını gösteren fotoğrafları var. Çarkın bir de Ömer Lütfü Topal  suikastında yer almakla suçlandı. Ondan da beraat etti. Çarkın, Susurluk Çetesinin gerçekleştirdiği eylemlerin uygulayıcısı olmakla suçlandı. Dava sonunda 4 yıl ceza aldı. 20 ay cezaevinde yattı. Yargılanırken, “Bu benim savaşım değildi, Türkiye Cumhuriyeti’nin savaşıydı. Susurluk davası nedeniyle 19 yıllık görevimden alındım. Savunmasız bırakıldım” diye yakınıyordu. 

Çarkın bir kez daha 8 arkadaşıyla birlikte kasten adam öldürmek suçundan hâkim karşısına çıktı. Mahkeme, Çarkın ve 4 polisi önce idama mahkûm etti ardından indirimler yaparak 3 yıl 10 ay ağır hapis cezasına çarptırdı. Ama Yargıtay vatansever katillerin imdadına koştu. Sanıkların beraatini istedi.

Tüm bunların faillerinden biri olan Ayhan Çarkın pişman, artık konuşmak ve vicdanını temizlemek istiyor. Bunun için de konuşuyor, anlatıyor, bağırıyor, ancak yeterli olmuyor. Bu işin oluru ancak, vicdan muhasebesine yardımcı olabilecek mekanizmaların kurulmasıyla gerçekleşir. Ancak devletimiz bu mekanizmalarda hiç hoşlanmadığı görüntülerle karşılaşacak ve katillerini büyük bir minnettarlık ve sadakatle korumaya devam edecektir.  Öcalan’ın önerisi olan Hakikatleri Araştırma Komisyonu,  Kürt halkının birinci talepleri arasında yer almaktadır. Devlet, kendi hakikatini oralarda görmek ve göstermek zorundadır. 12 Eylül Darbecilerinin yargılanması, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması, Kürt halkına işlenen suçların açığa çıkarılmasıyla ancak vicdanlar en sağlıklı muhasebesini yapabileceklerdir. Vicdanlar ancak o zaman temizlenebilecektir.  

 



 
Loading