Döneme başlamadan Dev-Genç’in Genç-Sen’e dair
yaptığı tartışmalardan çıkardığı sonuçlar doğrultusunda attığı adımların
karşılık bulması, bunun partimize ve birlik sürecine dair yapılan
komplonun hemen ardından olması tüm engellere rağmen söylediğini yapma
noktasında geri adım atmamız partimize ve toplumsal mücadelelere güç
katarken düşmanı da bir o kadar hayal kırıklığına uğratmıştır.
Genç-Sen her yıl yaptığı olağan kongresinin
dördüncüsünü bu sene 19 Mart’ta Ankara’da yaptı. Kongreye gelen tüm
Genç-Senliler geçmiş yıllara oranla daha görünür, mücadeleci, hareketi
örgütleyebilen, tanınırlığı ve üyeleri artmış bir sendikanın üyeleri
olarak orada bulunuyordu. Geçmiş yıllara oranla daha büyük bir kitleyle
gerçekleşen kongre önümüzdeki dönem için önemli bir yenilenme aracı
oldu. Her yıl aralık ayında yapılan kongre sendikanın 4 Aralık eylemiyle
başlayan yoğun süreci daha iyi değerlendirebilmek adına 19 Mart’a
ertelenmişti. Bu yazı her ne kadar kongre değerlendirmesi ağırlıklı
olacaksa da kongredeki tartışmaları Genç-Sen’in bir süredir yürüttüğü
faaliyet ve bunun etrafında yürüyen tartışmalardan bağımsız ele almak
olanaksızdır. Bu bağlamda yazı kongre değerlendirmesiyle beraber bir
dönemin ve sendikanın değerlendirmesini içereçek ve sendikadaki
duruşumuza dair yapılan bir takım eleştirilere de yanıt üretmek
durumunda olacaktır.
Genç-Sen’in kurulduğu günden itibaren biriktirdiği
gücün ve özellikle bu sene birinci dönem yürütülen öz verili faaliyetin
sendikayı öğrenci hareketi içersinde önemli bir konuma ulaştırdığını
söylemek abartılı olmayacaktır. Genç-Sen’in ilk kurulduğu yıllarda
yürütülen tartışmaların yoğunluğu ve biçimi ve Genç-Sen’e dışarıdan
yapılan eleştiri ve bunun da ötesinde sendikaya alınan siyasi tavırlar
hatırlandığında bugün gelinen nokta bizim için önemli bir mevziidir.
Genç-Sen bir öz örgütlülük olarak adım adım memleket siyasetinde kendine
yar açmış, önemli bir odak haline gelmiştir. Şüphesiz bütün bu
değerlendirmeleri yaparken hareketimizin bu sene içerisinde sendikaya
kattığı gücün ve enerjinin etkisi atlanamaz. Döneme başlamadan
Dev-Genç’in Genç-Sen’e dair yaptığı tartışmalardan çıkardığı sonuçlar
doğrultusunda attığı adımların karşılık bulması, bunun partimize ve
birlik sürecine dair yapılan komplonun hemen ardından olması tüm
engellere rağmen söylediğini yapma noktasında geri adım atmamız
partimize ve toplumsal mücadelelere güç katarken düşmanı da bir o kadar
hayal kırıklığına uğratmıştır.
Genç-Sen gerek yerellerde yapılan anlamlı
çalışmalar ve hak kazanımları gerekse merkezi olarak yürüttüğü harç
zamalarına karşı verilen mücadele gibi deneyimlerin ardından yavaş yavaş
biriktirdiği gücü bu sene içerisinde daha da arttırmıştır. Sermayenin
üniversitelere dönük tasarladığı dönüşüm politikaları ve bu kapsamda
gündeme gelen YÖK’ün değişimi meselesi öğrenciler açısından hayati bir
yerde durmaktadır. Hayatın her alanında karşımıza çıkan neoliberal
uygulamaların eğitim alanına yansımaları klasik öğrenci sorunlarının
artarak devam etmesi anlamına gelirken bu uygulamaların en reel sonucu
öğrenci gençliğin işsizlikle yüz yüze gelmesidir. Bu bağlamda hayatımızı
derinden etkileyen kararların alındığı toplantılara gidip sözümüzü
söyleme isteğimiz Dolmabahçe eylemiyle gündeme gelirken geleceğimiz için
verdiğimiz söz, yetki, karar hakkı mücadelemiz öğrenci gençlikten köşe
bucak kaçan Başbakan’ın yakasını bırakmadı. Genç-Sen öğrencilerden köşe
bucak kaçan Başbakan’ı, YÖK Başkanı’nı, Cumhurbaşkanı’nı adım adım
kovalarken nasıl bir üniversite sorusu kampüslerde tartışılmaya
başlandı. Her günü ayrı bir yoğunlukla geçen bu sürecin ikinci perdesi
seçimlerden sonraya kalırken AKP olası bir seçim zaferiyle düğmeye
basmayı düşünmektedir.
Tüm bu süreç boyunca Genç-Sen içerisinde yürütülen
tartışmalar kongreden önceki temsilciler meclisi toplantısı ve kongrede
yürütülen tartışmaların bizde oluşturduğu sentez önümüzdeki dönemi
şekillendirirken önemli olacaktır. Pre-Sendikalist Sektörel örgütlenme
çalışmasını da besleyecek tarzda oluşturulacak geleceksizlik hattının
bir durağı olarak gördüğümüz 6 Kasım sürecinin sonrasında yaşanan YÖK
tartışmaları doğal olarak 6 Kasım sürecinden sonra ön gördüğümüz
çalışmayı bilinçli olarak ertelememize neden oldu. 4 Aralık sürecinde
geliştirdiğimiz taktiksel manevraları ve yan yana gelişleri
dostlarımızın ilkesizlik ve politikasızlık bağlamında ele alması haksız
bir o kadar da dışarıdan yapılan bir eleştiridir. Şayet bu taktik
adımlar atılmamış olsaydı televizyon ekranlarına çıkması küçümsenen
Genç-Sen süreci televizyon ekranlarından izlemek zorunda kalacaktı. An’a
müdahale edebilmek, hareketi örgütleyebilmek adına planda değişiklik
yapmak hayata geçirilememiş planlarla kalmaktan kat be kat yeğdir.
YÖK tartışmalarının seçimlerden sonraya kalacağı
gerçeği bu alanda derinleşme ve ileriye dönük konsantrasyonu arttırmak
gibi bir görevi bize verirken geleceksizlik hattıyla sürecin
birleştirilmesi önerisinin kongreden önce kabul görmemesi kongredeki
esas tartışma konusu olurken mantıklı olana kongre iradesi karar vermiş
temsilciler meclisi önerisi reddedildikten sonra temsilciler meclisinin
kabul etmediği birleştirme önerisi oylanmış ve kabul görmüştür.
Kongreden önce bu öneriyi reddeden yoldaşlarımızın kongrede daha
anlayışlı olmaları sendikamız için daha bütünlüklü yürüme fırsatını
önümüze sunarken şüphesiz ki daha güçlü bir şekilde süreci örgütlememizi
de sağlayacaktır. Yine işleyiş üzerinden yürüyen tartışmalarda Dev-Genç
bu konudaki aksaklıkları önemseyerek ve çözmeye çalışarak yol
yürüyecektir. Daha fazla Genç-Senlinin özne olabilmesi için çaba sarf
edecektir. İşleyiş ve özne olma tartışmalarındaki temel kriterimiz de
emek olacaktır. Bizim için kongreden çıkan en önemli sonuç daha
bütünlüklü, öz verili ve enerjik bir Genç-Sen’in oluşturulabilmesinin
imkânlarının doğmasıdır. Herhangi bir anlayışın sendikada organlardan
dışlanmasının önüne geçecek, daha çoğulcu bir sendikayı sağlayacak olan
nispi seçim sisteminin daha önce tartışılmadı, karışık bir sistem( daha
önce MYK’da defalarca tartışılmış, temsilciler meclisinde de dile
getirilmiştir) ve benzeri gibi bizce yerinde olmayan itirazlara rağmen
kabul görmesi, sendika kurulduğu günden bu yana savunduğumuz görüşlerden
bir tanesinin kongre iradesi tarafından sahiplenilmesi yukarıda
bahsettiğimiz emek veren herkesin özne olması isteğimize katkıda
buluncaktır.
Genç-Sen’in kongreden sonra önünde duran en temel
görev geleceksizlik ve YÖK çalışmasını birleştirip sektörel
örgütlenmenin adımlarını atmak ve 1 Mayıs’ta alanlara güçlü çıkmaktır. 1
Mayıs’ın enerjisi seçim çalışmalarına yansıyacak ve seçimlerden sonra
yapılması muhtemel YÖK değişimi ve harç zammı saldırılarına karşı
verilecek mücadelede belirleyici olacaktır. Önümüzde duran uzun ve
dönemeçli yolu başarıyla yürümek daha nitelikli bir örgüt olabilmemize
hizmet edecektir.