F TİPİ VE TECRİTE KARŞI MÜCADELE


ALİ DENİZ KILIÇ - BARAN NAYIR


Sosyalist Demokrasi, 4 Şubat 2011, sayı: 103


Hapishaneye Dair

1. Devletin zor aygıtının bir kolu olarak hapishane, egemen sınıfların, kendi çizdikleri yasal sınırları ihlal edenlere, onların egemenliklerini tehdit edenlere karşı uyguladığı baskı biçimlerinden biridir. Biçimsel olarak herkes yasalar karşısında eşit olarak nitelense de, her insanı yasalar karşısına çıkaran nedenler aynı olmadığı için hapishaneler genel olarak ezilen sınıflardan insanların bulundukları yerlerdir.

2. Burjuva devrimin güdük kaldığı Türkiye’de hapishaneler devletin zor aygıtları arasında etkin bir konumdadır. Devrimci muhalefetin yükseldiği dönemlerde bu etkinlik daha da arttırılmaktadır. Egemenler ideolojik aygıtlarıyla bastıramadıkları devrimci muhalefeti hapishanelere atarak bastırmaya çalışmış, ancak devrimci hareketin hapishaneleri devrimci okullara dönüştürmesiyle bu girişim çoğu zaman başarısız olmuştur.

3. Devrimci tutsakların birliğini kırmayı amaçlayan egemen sınıflar 90’lı yılların sonlarında AB’nin de desteğiyle F tipi hapishane projesini başlatmış, 2000’li yıllarla birlikte de devrimci tutsakların görkemli direnişlerine rağmen projesini katliamlarla uygulamaya sokmuştur.

4. AKP iktidarının yürürlüğe koyduğu Terörle Mücadele Yasası ile birlikte devrimci mücadele içinde yer alan herkesin sorgusuz sualsiz tutuklanabilmesinin önü açılmış, tutuklananların da hiçbir delile ihtiyaç duyulmadan yıllarca hapishanelerde tutulabilmesi mümkün kılınmıştır.

F Tipine Dair

5. Hapishanelerde toplu olarak bulunan devrimci tutsakları baskı altına alamayan egemen sınıflar, çözümü devrimci tutsakları yalnızlaştırmada ve izole etmede görmüş, bu amaçla da F tipi hapishaneler oluşturulmuştur.

6. F tipi hapishaneler temel olarak birbirinden yalıtılmış üçer kişilik hücrelerden oluşmaktadır. Bu hücrelerin dışında bir de ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılmış tutsakların ve hücre cezası verilmiş tutsakların tutulduğu tek kişilik tecrit hücreleri vardır.

7. 8 m2’lik bir alana sahip olan tek kişilik hücreler yalnızlaştırma ve izolasyonun en katı biçiminin uygulandığı hücrelerdir. Bu hücrelerin havalandırma kapısı günde sadece bir saat açılmakta, bu hücrede kalan tutsak günün geri kalan 23 saatlik kısmını 8m2’de tek başına geçirmek zorunda bırakılarak fiziki ve psikolojik baskıya uğratılmaktadır.

8. Hapishane içindeki tedavi olanaklarının yetersizliği (Hapishanede haftada sadece iki gün doktor bulunması, doktorların yetersizliği vb.) ve hapishane dışında tedavi olabilmenin zorluğu (her hastalığın ve şikayetin psikolojik olarak gerekçelendirilmesi, sevk taleplerinin reddedilmesi) hasta tutsaklar açısından ölümcül sonuçlara yol açmaktadır. Onlarca tutsak son yıllarda yaşamını yitirmişken onlarcası da hala hapishanelerde ölümle mücadele etmektedir.

9. Yalnızlaştırma ve izolasyona karşı önemli bir kazanım olan “haftada 10 saatlik ortak alan hakkı” keyfi uygulamalarla haftada bir saati geçmeyerek göstermelik bir uygulama haline getirilmiştir.

10. Varolan hakların sınırlı olarak olsa da kullanımı ardı arkası gelmeyen disiplin cezalarıyla kullanılamaz hale getirilmektedir. Tutsaklar yılları bulan görüş, iletişim ve ortak alan cezalarına maruz kalmakta, bu durum zaten yalıtılmış olan tutsakların dışarıyla iletişimini de engellemektedir.

Tecrite Karşı Mücadeleye Dair

11. Temel olarak devrimci tutsakları hedef alan tecrit uygulamasına karşı mücadele özü itibariyle devrimci bir mücadeledir.

12. Tecrit sistemi, örgüt ayrımı yapmaksızın tüm devrimcileri hedef almaktadır, dolayısıyla tecrite karşı mücadelede hem içerde hem de dışarda tüm devrimcilerin birlikte hareket etmesi zorunluluktur.

13. Mevcut TMY’nin devrimci mücadele içinde yer alan herkesi etkilemesinden dolayı tecrite karşı yürütülecek mücadele sadece üyeleri tutsak düşmüş örgütleri değil, tüm devrimci örgütleri kapsamalıdır.

14. Özellikle hasta tutsakların serbest bırakılması ve tek kişilik hücrelerde tutulan tutsakların yaşamsal sorunlarının giderilmesi gibi son derece önemli, acil konularda sistemli ve yoğun bir mücadele hattı örülmelidir.
Çözümde görev almadığımız sürece bizler de problemin birer parçası haline geliriz. Çözüm için “SOSYALİSTLER GÖREV BAŞINA!”


TEKİRDAĞ 2 NOLU F TİPİNDEKİ SİYASİ TUTSAKLARIN SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU

Tekirdağ 2 No’lu F Tipi hapishane idaresi tutuklu ve hükümlülere yine keyfi ve hukuk dışı dayatma ve işkence uygulamalarıyla tecrit içinde tecrit yaşatmaktadır.

Son dönemde gündeme getirilen işkence bahanesi ise avukat, adliye, hastane, açık görüş sonrası keyfi olarak yapılan dedektörle arama esnasında tutuklu ve hükümlülerin yüzünü duvara döndürme dayatmasıdır.
Bu onur kırıcı uygulamaya Aralık ayının son haftası oldukça yoğun olarak başvuran hapishane idaresi birçok arkadaşımıza bu bahaneyle saldırmasına, fizikiişkenceye dönüşen uygulamalara neden olmuştur. Kimi arakadaşlarımız yumruk ve tekmelerle darp edilmiş, kimisi yerlerde sürüklenerek hücrelere atılmışlardır.

2 No’lu F tipi hapishane idaresinin bu uygulamaları, aylardır sürdürlen ve giderek işkenceye dönüşen havalandırma kapılarının günde 22 saat kapalı tutulması keyfiliğinin başlattığı bir hukuksuzluk ortamından beslenmektedir.
Hangi yönetmelik maddesinde, hangi genelgede tutukluların ve ağır müebbet hükümlüleri dışındaki hükümlülerin havalandırma kapılarının aylarca kapatılacağı yazılıdır.

2 No’lu F Tipi hapishanesinin hukuksuzlukları, keyfilikleri saymakla bitmez…
- 10 kişi 10 saat sohbet hakkı uygulanmamaktadır.
- Avukatlara gönderilen mektupların “fiziki kontrolü”nün yapılması gerekirken okunarak gönderilmektedir. Kapalı gönderilenler, tutuklu ve hükümlülere geri iade edilmektedir.
- Yer değişim talepleri dikkate alınmamakta ve yerine getirilmemektedir.
- “Aile hekimliği” adı altındaki yeni uygulamayla haftada sadece 2 gün revire çıkış dayatılmaktadır. Doktor yokluğundan, kalp krizinden yaşamını yitiren tutuklunun yanı sıra, yeni cinayetlere aralamaktadır.

Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi



>> Sosyalist Demokrasi, 4 Şubat 2011


 
Loading