25 Aralık 2009


   


DİRENİŞTEKİ TEKEL İŞÇİSİNİN TALEBİ

"Emeğin gücü adına bir sınıf dayanışması gerekli"


ÖZGE AYDIN


   

Türk-İş Başkanlar Kurulundan 23 Aralıkta çıkan karara göre  Türk-İş’e bağlı sendikalar bugün ülke genelinde 1 saatlik iş bırakma eylemi yapıyor. 4 hafta boyunca her Cuma birer saat artırarak işçiler çalışmaya geç başlayacaklar. 28 Aralık’ta Türk-İş’e bağlı sendikaların yöneticileri Ankara’da toplanıp partilerle görüşme yapacak. Alınan bu kararlarla ilgili Tekel işçileri ne düşünüyor? Bitlis’ten gelen Bahattin Ağabey “Alınan kararların temel amacı eylemi zamana yayarak işçileri pasifize etmek” diyor.

Bu süreç nasıl başladı, sizin fabrikada durum nasıldı olaylar başlarken?

2 yıl önce fabrikayı özelleştirme kararı alındı. Bu karara karşı biz de 45 günlük bir eylem düzenledik. 45 gün boyunca iş yerini terk etmedik. Eylem sonuna kadar her gün farklı biçimde dile getirdik isteklerimizi. Bu süre içinde Bitlis halkı da her anlamda yanımızdaydı, destek oldular bize. Sonuçta yaprak tütünde iş imkanı oluştu bizim için, şu anda özelleştirilen. Şimdi de karşımıza çıkardıkları yeni kanuna karşı direniyoruz.

Sendika açıklaması nasıl karşılandı genel olarak, siz nasıl bakıyorsunuz alınan kararlara? Ve bizim burada bulunmamız, yapılan çalışmalar işçileri nasıl etkiledi?

Alınan kararların temel amacı eylemi zamana yayarak işçileri pasifize etmek. 8 saatlik toplantıda işçileri buradan nasıl gönderebiliriz sorusunun cevabı aranmış sadece. Direnişi nasıl yükseltebiliriz diye bir şey söz konusu olmadı bu toplantıda. Türk-İş'in yapısından kaynaklı olarak  radikal bir karar alınmayacağını tahmin ediyorduk biz de. Bugün söz konusu olan 12.000 işçi ama bizden sonra da bu uygulamalar devam edecek yani 70.000 kişiyi ilgilendiriyor beklenen kararlar. Onları sıkıştıran da bu sayının çokluğu.

İşçi sınıfının yıkımı anlamına gelebilecek özel istihdam büroları, kiralık işçi gibi  uygulamalar işçilerin gücünü yok edecek, işçileri patronların açıkça kölesi durumuna sokacaktır. AKP bunu yapıyor, kölelik yasası çıkarıyor.

Burada bulunduğumuz süre içinde işçiler biraz sınıf bilincinin farkına vardı. Olayları öncekine göre daha iyi kavramaya başladı, buradaki devrimci dayanışmayı gördükten sonra. Yalnız olmadıklarını ve başkalarının da var olduğunu anladılar. Ama tam olarak bir sınıf bilincinden bahsedemeyiz. Sınıf bilincinde olmayan işçilerimizin gündelik politikalar dışında bir öngörüleri olmuyor, olaylara dar bir açıdan bakıyorlar, sadece ekonomik açıdan düşünüyorlar, gelecekte söz konusu durumun neler getirebileceğine bakmıyorlar. İşçi uzun bir direnişten korkuyor. Alınan kararla yetinmeyi düşünüyor, bu kararın ne getireceğini tam olarak kestiremediği için. 

İşçiler burada siyasetle ve diğer gelişmelerle daha iç içe oldular yaşanılanlardan dolayı. Mesela itfaiye işçilerinin yaptığı eylem nasıl karşılandı?

Evet, burada konuşuyoruz, tartışıyoruz. Gündemi de takip etmeye çalışıyoruz. Birlikte mücadeleyle, dayanışmayla zafere ulaşırız ancak. Bu eylemler bize destek oluyor.

Türk-İş'te son süreçten kaynaklı bir gelişme, bir değişme oluştu mu? 

Türk-İş olağan toplantılarını bile yapmıyordu tam olarak. Ne zamandır bir araya gelip de karar almayan yöneticiler bu süreçte her hafta bir toplantı kararı aldılar. Burada toplanan bu kadar işçiyi de görmezden gelemezler, bu riski göze alamazlar. İşçiler yani biz olmadan sendika da olmaz, sendikayı ayakta tutan, yapılandıran gücü biz sağlıyoruz. Türk-İş binası bizim paramızla yapıldı, bizim kazancımızla işliyor orası.

İşçiler sendikanın aldığı kararlara kayıtsız bir şekilde uyarlar mı yoksa düşünülen bir eylem planı var mı?

İşçiler kendi başlarına eylem yapmak istemiyorlar, yorgunluk da acizliğin kaynaklarından. Sendika dışında karar almak istemiyorlar çünkü devlet şiddetinden bir korku var. Bunun nedeni olarak da çok haksız bir saldırıya uğramamızı verebiliriz. Durumdan rahatsız olanlar da var ama genel olarak işçiler sendika yanında ancak sınıf bilincinin eksikliğinden kaynaklanan, ne yapacağını bilememezlik hali  var ortada.

Peki sizce neler yapılmalı, neler yapılabilir?

Türk-İş Başkanlar Kurulunun sendikalar arsındaki dayanışmayı, eylem birliğini geliştirmesi lazım. Sık sık biraraya gelerek işçinin lehinde olan somut değerlendirmeler yapmalılar. Ki bunu bir nebze başarmışlar. Aralarında bulunan hükümet yanlılarının pasifize edilmeleri gerek. Onlar bu direnişin bu sürecin önünde engel teşkil etmemeliler. Diğer emek güçleriyle özellikle memur sendikalarıyla 'emeğin gücü' adına bir sınıf dayanışması içinde etkili eylemler gerçekleştirilebilir. Emeğin, emekçinin gücünü ortaya çıkarmalıyız, kitlelerle birleşip AKP'nin  düzmece oyunlarını boşa çıkarabiliriz. Sokaktaki bireysel muhalefeti toplumsal muhalefet olarak bir güce dönüştürmeli ve bu süre içerisinde çıkar güçleri tarafından direnişe, emekçiye karşı oluşturulacak her türlü engelin önüne geçilmelidir. İlerleyen günlerde düzen tarafından ezilenlerin, emekçilerin ortak mücadelesiyle çok büyük ortak kazanımlar elde edebiliriz. 


 

 

 

 SOSYALİST DEMOKRASİ 86


Parti Çalışmaları ve Günlük Siyasal Faaliyet N. ZAFER

Aleviler Kimin Arka Bahçesidir?  RIDVAN TURAN

Dersim - Efsane ve Gerçek - Ayaklanma ve Katliam  M. ÖZLEM

Kafesin Kafesleyemeyeceği  AFŞİN DEMİR

Orhan Bozalioğlu  ERSİN ÖNSEL

İnsanlığımızı En Temelinden Sorgulayalım  YEŞİM ERGÜN

İzmir: Homojen Kentin Sonuna Doğru  GÜLEREN EREN 

Evladi Kervelayme, Be Gunayime, Ayvo Zulumo, Cinayeto'  CENGİZ FERAH

Binlerce Emekçi Grevde, Alanlardaydı  İSMAİL ŞENGÜL 

Grevde Boykotta Sokaktaydık / Genç-Sen  TAYLAN ÖZDEN

Grevde Boykotta Sokaktaydık / Dev-Lis  ÇAĞLAR DEMİRÖZ

Bir Mücadele Öyküsü: Kent AŞ İşçileri  FİLİZ KURNAZ - TAHİR OZAN

Sinter İşçilerine Polis Saldırısı

Okmeydanında Taşerona Geçit Yok

Bir Milliyetçi Solcu, Bir Liberal Solcu ve SDP'li Üzerine  T. SEFER

Siyah Pembe Üçgen Kapatılıyor  DERYA ÖZGÜZEL

Kapitalizm Nereye!  BURCU GÜLER 

11. İstanbul Bienali'nde Kim Konuşuyor?  NİLAY MUTLU

Genç-Sen'lilere Hapis İstemi

Dev-Genç Susturulamaz  Y. ŞİYAR

Erkek, Devlet Şiddetine Karşı Örgütlü Mücadeleye  SDP'Lİ KADINLAR



Sosyalist Demokrasi Arşivi