![]() |
![]() |
||
|
20 Aralık 2009 |
|||
|
SDP'Lİ KADINLAR: Barışta Israrlıyız, Kararlıyız |
|||
|
SDP’li Kadınların bugün Ankara Güvenpark’ta gerçekleştirdiği basın açıklamasında 6 kadın, ağızlarındaki peçeyi kaldırarak 6 tirad seslendirdi. Savaşta yakını ölen kadın da, yasaklı kadın da, savaşta tacize-tecavüze uğramış kadın da, "Savaş politikalarına son verin! Barışa ihtiyacımız var!" diye seslendi. SDP'li Kadınlar, Kürt kadınların "kavga dursun" anlamına gelen tülbent atma geleneğine çağrıştırmayla barış tülbentlerini eylem yerine bıraktılar. Eylemin ardından kadınlar SDP genel merkezine yürüdü.
Biji Aşiti! Yaşasın Barış!
Biz kadınlar, yirmi
yılı aşkın süredir savaşın acılarını yaşamak zorunda bırakılıyoruz.
Bizler, kararını vermediğimiz bu savaşta yakınlarımızı kaybediyoruz.
Kararını vermediğimiz bu savaşta yaşadığımız toprakları ateşe bırakıp
gitmeye zorlanıyoruz. Kararını vermediğimiz bu savaşın ganimeti gibi
görülüp tecavüze uğruyoruz. Ve bizler biliyoruz ki savaş dönemleri en
çok bizim canımızı yakıyor, en çok biz kadınlar yoksullaşıyoruz.
Sokaklarda şiddet ortamının tetiklenmesi en çok biz kadınları tehdit
ediyor, sokaklar bizler için her geçen gün daha da güvensiz bir hale
geliyor.
Kadınlar Savaş İstemiyor!
Jin Şer Naxwazin!
Tam da barışa dair
umutlarımız artmaya başlamışken sürecin bizzat hükümet eliyle tersine
çevrilmesini kaygı verici buluyoruz. Kürt halkına yönelik linç
saldırıları, yeniden cenazelerin gelmeye başlaması, Serap’ın ölümü,
Dolapdere’de ve Muş’ta halkın üzerine faşist güçlerin ateş açması,
DTP’nin kapatılması, vekillerin yasaklanması… Bu sürecin nereye
gittiğini hükümet görebiliyor mu? Kürtleri hedef alan milliyetçi
saldırganlığın halklara bir faydası olabilir mi? Bir etnik savaşı bu
topraklar kaldırabilir mi? Buradan bir kez
daha hükümete sesleniyoruz; savaş ve ölüm politikalarından vazgeçin!
Halkları birbirine düşürmeyin, savaş çığırtkanlığını bırakın, barışın
dilini konuşmaya başlayın.
Yaşasın halkların kardeşliği!
11 Aralık’ta Anayasa
Mahkemesi’nin DTP’yi "terör faaliyetlerinin odağı haline geldiği”
gerekçesiyle oybirliğiyle kapatması ve DTP grubunun parlamentodan fiilen
çekildiğini açıklaması ile Türkiye Kürt sorununda kritik bir evreye
girmiş bulunmaktadır. Ardından gelen DTP’li vekillerin mecliste kalma
kararı bu anlamda çok değerlidir. Hükümet, Kürtsüz çözüm arayışından
vazgeçmeli, demokratik çözüm için bu fırsatı değerlendirebilmelidir.
Ölüm değil, çözüm istiyoruz!
Aksi takdirde, bu
sorun çözülmediği müddetçe biz kadınlar da bu şiddetin mağduru rolüne
mahkum olmaya devam edeceğiz. Kadınların bu ortamda neler yaşadığı,
toplumda yükselen şiddetin nasıl hanelerde kadına yönelik şiddet olarak
geri döndüğü yine kimseyi ilgilendirmeyecek. Van’da olduğu gibi, Türkçe
bilmediği için derdini anlatamayan Kürt kadınını, devletin polisi şiddet
uygulayan kocasına teslim etmeye, kadınları ölüme ve şiddete göndermeye
devam edecek.
Bir taraftan barışı
konuşmanın koşulları ortadan kaldırılıp, savaş ve şiddet ortamı devam
ederken, bir taraftan da mecliste sesiz sedasız bütçe tartışmaları
sürdürülüyor. Biz kadınlar biliyoruz ki, bugün de her zaman olduğu gibi
bütçeden kadınlara çok az pay ayrılacak, kadınların emeği bir kez daha
cinsiyetçi, militarist kurumlarda, kadın düşmanlığının ve savaşın
sürdürülmesine hizmet edecek. Selde hayatını kaybeden kadınların katili
patronlar serbest bırakılacak, Tekel işçisi kadınlar devlet şiddetine
uğrayacak, kadınlara katmerli sömürü dayatılacak.
Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir!
Kürt kadınlarının bir
geleneği vardır, aileler arasında bir kavga olduğunda kavganın ortasına
başlarındaki tülbentlerini atarlar. Barış olsun, kavga dursun, ses
durulsun diye. Biz SDP’li kadınlar da, bugün buraya barış tülbentimizi
bırakıyoruz, hükümete barış mesajımızı sembolize etsin diye… Şovenizmin,
militarizmin, linçlerin toplumsal bir cinnet haline geldiği bir ortamda
kadınlar olarak bir kez daha ve daha yüksek sesle hiç olmadığı kadar çok
“barışa ihtiyacımız var” diyoruz. Barışa hala ihtiyacımız var.
Barışta ısrarlıyız, kararlıyız.
Yaşasın Kadın Dayanışması!
Jin Jiyan Azadi!
SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİLİ KADINLAR
Savaşta kadınları anlatan 6 kadının seslendirdiği 6 tirad. Kadınlar
tiradları okurken ağızlarındaki peçeyi kaldırıp konuştu.
SAVAŞTA YAKINI ÖLEN KADIN:
Benim kocam
öldü savaşta.
Benim oğlum
öldü savaşta.
Ben
yollamadım onları savaşa. Savaşın kararını alan da ben değilim. “Vatan
sağ olsun” demiyorum. Savaş bitsin istiyorum, kimse ölmesin.
Buradan
hükümete ve devlete bir kez daha sesleniyorum: savaş politikalarına son
verin.
Barışa ihtiyacımız var!
YASAKLI KADIN:
Ben kadınım.
Her yerde
sözüm yok sayıldı; susturuldum evde, sokakta. Şimdi de bir mahkeme sen
kendin hakkında, özgürlüğün için hiçbir şey yapamazsın diyor. 37 kişi
yasaklandı, 5’i kadın. Bizi susturup, yalnızlaştırarak güçlendiriyorlar
egemenliklerini. Sessizliğimizle uyguluyorlar savaş politikalarını.
Önce
kadınlara sesleniyorum: örgütlülüğümüz değiştirecek her şeyi.
Buradan
hükümete ve devlete bir kez daha sesleniyorum: savaş politikalarına son
verin.
Barışa ihtiyacımız var!
SAVAŞTA TACİZ-TECAVÜZE UĞRAMIŞ KADIN:
Ben adı
konulmamış yerlerde tecavüze uğramış bir kadınım.
Bizler karar
vereni olmadığımız bu savaşın ganimetleriyiz işgal topraklarında;
tacizi, tecavüzü hakları sayıyor işgalciler. Savaşla, militarizmle
pekiştiriyor erkek egemenliği kendini. Öyle ki; silah seslerinin
duyulmadığı yerlerde dahi artıyor taciz, tecavüz.
“Bedenimiz
bizimdir!” diyebilmek için savaşa da hayır demeliyiz.
Buradan
hükümete ve devlete bir kez daha sesleniyorum: savaş politikalarına son
verin.
Barışa ihtiyacımız var!
ASKERLİK, AİLE BAĞLAMINDA KADIN:
Gittiği gibi
dönmedi vatani görevini komando olarak yapan kocam. Hamileydim, dövdü,
ölümle tehdit etti, polisi aradı. Mevzu vatansa gerisi teferruattı,
kimse duymadı sesimi. Ailemin yanına kaçtım, doğurunca. Komando dönmezdi
sözünden, bu vatana bu kadar ölü yetmedi. Bir de benim, çocuğumun ve
ailemin canını aldı vatan. 6 sivilin katili kim şimdi?
Buradan
hükümete ve devlete bir kez daha sesleniyorum: savaş politikalarına son
verin.
Barışa ihtiyacımız var!
ŞİDDET, YOKSULLUK BAĞLAMINDA SAVAŞTA KADIN:
Sanıyor
musunuz ki sadece sıcak çatışmalarda savaş yakıyor canımı, hissettiriyor
varlığını. Ölmenin ve öldürmenin soğukluğu arkasına gizlenmiş hayatın
her alanında maruz kaldığım şiddet militarist algılar savaşıyla kabul
ettiriyor itaat etmeyi bana, emir eri baba, koca ve devlete karşı,
suskunlaştırılıyorum hayata.
İtaat
etmediğimde, sınırları aşmaya yeltendiğimde karşımda beliriyor savaşın
tortusu, şiddet artıyor.
Bizim
birbirimize ulaşmaya ihtiyacımız var barış için, savaşınsa itaat
etmemize.
Buradan
hükümete ve devlete bir kez daha sesleniyorum: savaş politikalarına son
verin.
Barışa ihtiyacımız var!
ANADİL, ANAYASA BAĞLAMINDA KADIN:
Ka mijîra
âlî bikîn. Ez nexaşîm. Hekîmîn zi heye.
Anlamadınız
beni değil mi? Beni hastaneye gittiğimde de anlamıyorlar. Polise
gittiğimde de anlamıyorlar. Sığınma evinde, mahkemede anlamıyorlar.
Sokağa her çıktığımda dilsizleşiyorum, yok oluyorum. Zaten yasalar,
anayasa kadını ve Kürdü görmüyorken, kadınların sesi duyulmuyorken
kamusal alanda bir de anadilinizde yasaklı bir Kürt kadın olduğunuzu
düşünün. Bir suskunluk çemberi sarıyor etrafımızı.
Buradan
hükümete ve devlete bir kez daha sesleniyorum: savaş politikalarına son
verin. Barışa ihtiyacımız var!
|
|
||