![]() |
![]() |
||
|
Sosyalist Demokrasi, 13 Kasım 2009, Sayı: 85 |
|||
|
GDO Pazarı Olmamak İçin Direnişi Örgütleyelim DERYA ÖZGÜZEL |
|||
|
Dünyadaki
açlık oranını engelleyebilmek için GDO’lu tohum kullanmak zorunda
olduğumuz iddiası büyük ve bilinçli bir şaşırtmacadır. Dünyada açlığın
temel sebebi sömürgecilik donemi ile başlayan emperyalizmle doruğa çıkan
yanlış tarım politikaları ve besinin adil dağıtılmamasıdır. Genetiği
değiştirilmiş ürünlerin pazarlarda yer almasına karşı olan mücadele,
küresel düzeyde ele alınmalıdır. Meksika ve Brezilya’da gerçekleşen
direnişler iyi değerlendirilmeli, bu mücadele grupları ile gerekli
iletişim ve saflar oluşturulabilmelidir.
GDO’lu (genetiği
değiştirilmiş organizmalar) ürünlerin, ekosistem sistem üzerindeki
zararlarını değerlendirmenin yanı sıra, bu ürünlerin hükümetler
tarafından yaygınlaştırılmasındaki niyet doğru ve net okunmalıdır. GDO,
kapitalist sistem dilinden okunduğunda, sahip olduğu patent hakkı ile
gıda tekelleşmesi adına çok uluslu şirketlere vaad ettiği yüksek
kârlarla vazgeçilmez bir kazanç kapısı... GDO, hükümetlerin
dilinden okunduğunda ise küresel düzeydeki yayılmacılığa, ayak
uydurulmasıdır. GDO’lu ürünlerin en çok
kullanıldığı ülkelerden birisi ABD; dünyanın en büyük GDO’lu tohum
üreticisi ise yine ABD’de Monsanto. 16 Ekim 2009’da Birleşmiş
Milletler, Gıda ve Tarım Organizasyonu’nun ilan ettiği Uluslararası
Dünya Gıda Günü’nde, La Via Campesina’nın gıdanın bağımsızlığı adına,
dünya çapında, müttefikleriyle beraber Monsanto ve Genetiği
Değiştirilmiş Organizmaların tamamen reddedilmesini ifade etmek amacıyla
harekete geçiyorken on gün sonra ülkemizde yönetmeliğin sessiz sedasız
yürürlüğe girmesi yaşadığımız trajik komik durum. Ülkemizde yönetmeliğin
yürürlüğe girmesiyle başlayan tartışmalardan anlaşılmasın ki;
genetiği değiştirilmiş organizmalar ile ilgili bu gelişmeler 2009 yılına
özgü bir durum… Tarla denemelerine 1985 yılında alınan GDO’ların ticari
anlamda ekimine 1996 yılında başlanmıştır. 20. yy tarımı olarak
adlandırabileceğimiz bu gelişmelerin kökeni, modern endüstriyel tarımın
ihtiyaç duyduğu standartlaşmanın günümüzde maksimum seviyeye çıkmasıdır
Rekabete dayalı kitle pazarında kârları artırmak üzere yapılan ticari
baskılar da diğer ülkeler üzerinde GDO’lu tohumları alma yönünde bir
baskı oluşturmuştur. Bunun zeminini hazırlayansa çok uluslu şirketlerin
adım adım elde ettiği tohum tekelleşmesidir. Mahsüllerde
tekbiçimlilik, genetik daralmaya neden olur. Tohum tekelleşmesi ise
üreticinin bu şirketlere bağımlı olmasına neden olur. Buna ihtiyaç
duyulmasının sebebi ise GDO üreten devletlerin denetimi kolay hızlı
üretim sağlama arzusu ile kapitalizmin kontrollü-yayılmacı politikasının
uzlaşımıdır. GDO’lu ürünlere yasal
olarak kapıları açışımızla başlayan bu tartışma ortamında medya ise,
ürünlerin tüketimi noktasında, bizlerin gıdaların GDO’lu olup olmadığını
bilerek, tercih yapabilme hakkına sahip olabilmemizin yeterli olacağı
gibi bir tavır sergileyerek pazar alanında GDO’lu ürünleri
meşrulaştırmış oluyor. Oysa ki istenilen yasal düzenlemeler yapılsa da,
bu ürünler GDO etiketiyle pazara sunulmasının ardından daha ucuz
pazarlanacak olmaları nedeniyle, bahsedilen tercih hakkı sadece sözde
kalacaktır, çalışan sınıfların, ezilenlerin alım gücleri
doğrultusunda GDO’lu ürünleri almak durumunda kalacağı aşikardır.
Bir başka ve en önemli husus ise, GDO’lu tohumların kullanıldığı
araziyi, geri dönüşümsüz olarak tahrip etmesi, onu tüketen insan ve
hayvanların zarar görmesidir. Bu nedenle GDO’lu
ürünlerin yasal çerçevede satılmasına değil, üretimine karşı çıkmak
zorundayız. Yapay tohumlarla üretimi yapılan ürünlerin insan sağlığına
yararlı olduğunu iddia etmek abesle iştikaldir. Zararlı olup
olmadıkları konusunda da uzmanlarımız gerekli bilgileri veriyorlar ki
uzun ya da kısa vadede ortaya çıkabilecek olan zararlı etkiler, saymakla
bitmiyor… Öte yandan, kimi yetkililerimizce dünyadaki açlık oranını
engelleyebilmek için GDO’lu tohum kullanmak zorunda olduğumuz da büyük
ve bilinçli bir şaşırtmacadır. Dünyada açlığın temel sebebi sömürgecilik
donemi ile başlayan emperyalizmle doruğa çıkan yanlış tarım politikaları
ve besinin adil dağıtılmamasıdır. Saldırgan
Politikalar - Çözüme Yönelik Yapılması Gerekenler Yüksek kâr amacı
taşıyan bu pazar, kendisini çok da naif ve tercihe yonelik sunmuyor
elbette ki. Bu süreci biraz daha iyi değerlendirebilmemiz için iki yıl
önce Brezilya’da yaşananlara göz atmamız gerekir. Brezilya
Topraksızlar Hare-keti’nin (MST) üyeleri 2007 yılında, GDO üretimi yapan
Syngenta’nın Güney Amerika’dan gitmesi talebiyle şirkete ait iki üretim
noktasını işgal etmiş, işgalleri gerçekleştiren örgütler, amaçlarının
topraksız işçilere karşı eylemlere girişen ve çevre kanunlarını hiçe
sayan Syngenta’nın Brezilya’yı terk etmesini sağlamak olduğunu
bildirmişlerdi. Bu olaylardan iki ay kadar once Via Campesina
liderlerinden ve topraksızlar hareketinin köylülerinden olan Valmir Mota
de Oliveira, Syngenta’nın güvenlik görevlilerinin ateş açması sonucu
hayatını yitirmişti. Via Campesina bunun üzerine 97 ülkede eşzamanlı
olarak Syngenta’yı protesto eylemleri düzenleme kararı almıştı. Tüm bu sebeplerle,
genetiği değiştirilmiş ürünlerin pazarlarda yer almasına karşı olan
mücadele, küresel düzeyde ele alınmalıdır. Meksika ve Brezilya’da
gerçekleşen direnişler iyi değerlendirilmeli, bu mücadele grupları ile
gerekli iletişim ve saflar oluşturulabilmelidir. Ülkelerin bu
biyoçeşitliliğe karşı, yayılmacı tohum savaşına karşı yerel üretimi ve
çiftçileri desteklemeleri, ve çiftçilerin kendi tohumlarını
kullanmalarını yeniden sağlamaları gerekmektedir. Ülkemizde de bu
sürecte, gittikçe zayıflatılan çiftçilerimiz desteklenmeli, yerel
örgütlenmeler ve dayanışmalar kuvvetlendirilmelidir. Aksi süreçte
tarımsal üretim ve çiftçiler dolayısıyla tüm emekçi sınıflar, bir kez
daha darbe yiyecek, dışa bağımlı hale gelen üretim bizlere ışıklı
marketlerde besin değeri düşük, tek tip, tatsız, tuhaf, sağlıksız
ürünler sunmaya hızla devam edecektir.
|
YAYIN KURULU
SDP
N. ZAFER RIDVAN TURAN M. ÖZLEM YEŞİM ERGÜN
GÜNAY KUBİLAY
DİLAY İNKAYA
TAHİR OZAN STELA E. AFŞİN DEMİR GÜLEREN EREN
DERYA ÖZGÜZEL
CENGİZ FERAH
SDP'Lİ KADINLAR |
||