![]() |
![]() |
||
|
Sosyalist Demokrasi, 13 Kasım 2009, Sayı: 85 |
|||
|
H1N1 Virüsü Toplum Sağlığını Tehdit Ediyor DİLAY İNKAYA |
|||
|
Tüm dünyada olduğu
gibi Türkiye’de de faz 6 pandemik salgın boyutuna sıçrayan H1N1 virüsüne
bağlı “domuz gribi” toplum sağlığını tehdit ediyor. Tartışma konusu
haline gelen/getirilen aşılanma meselesinde ise asıl olarak başta Tayyip
Erdoğan olmak üzere sorumsuzca hareket eden politikacıları değil, dünya
sağlık örgütü, enfeksiyon bilimciler, tabipler birliği gibi sağlık
otoritelerini dikkate almak gerekiyor. Hastalığın açlık sınırında
yaşayan, sosyal güvenceden yoksun kesimi daha derinden etkileyeceği bir
gerçek. Bu boyutuyla bu salgının önemli bir sağlık sorunu olması yanı
sıra sosyal bir sorun olarak ele alınması gerekiyor.
İnsanlarda görülen
mevsimsel grip etkeni olan virüsle, kuş gribi etkeni olan virüsün,
domuzlarda görülen virüsle etkileşerek insanlarda hastalığa yol açan
yepyeni bir virüs ortaya çıktı. İşte H1N1 virüsü adı verilen bu virüs
bugün tüm dünyada 6. faz dediğimiz pandemik salgın fazına geçmiş
bulunuyor. Açmak gerekirse faz 6 grip salgınının tüm dünyada ve tüm
toplumsal kesimleri tehdit eden, insandan insana hızla yayılan bir
salgın formunu ifade ediyor. İnsanlık tarihi yüz binlerin hatta
milyonların ölümüne sahne olmuş birçok pandemik salgınla doludur. Halk
sağlığı açısından pandemik salgınlar önemli bir yer tutmaktadır. Zira
sağlıklı insanların toplu hastalıklarına ve ölümlerine yol açmakta ve
toplum sağlığı açısından dikkatle ele alınması gerekmektedir. Faz 6
salgın düzeyine ulaştığı açıklanan H1N1 virüsüne bağlı ölümler
Türkiye’de de her geçen gün hızla artıyor. H1N1 virüsünün yol
açtığı gribal enfeksiyonun ateş, kırgınlık, halsizlik, boğaz ağrısı,
öksürük, kusma, ishal gibi mevsimsel grip enfeksiyonu belirtilerinden
bir farkı olmamakla beraber özellikle risk grubunda olan kişilerde ağır
ve ölümcül seyrettiği görülüyor. Solunum sıkıntısı, bilinç kaybı, aşırı
kusma, ishal gibi belirtilerle seyrettiğinde hastane takibi
gerektiriyor. Kronik hastalığı olanlar hamileler bağışıklık sistemi
düşük kişilerde özellikle de 5 ila 45 yaş arasındakilerde hastalık ağır
seyredebiliyor ve başta akciğer hastalığı olmak üzere ikincil
enfeksiyonların da eşlik etmesiyle birlikte ölüme yol açabiliyor.
Hastalık damlacık enfeksiyonu yoluyla yani öksürme hapşırma yoluyla
ortama yayılan damlacıkların başka insanlarca solunmasıyla
bulaşabiliyor. Damlacıkların çeşitli yüzeylere oturması nedeniyle elle
temas edilen bu masa, sandalye, kapı kolu, elektrik düğmesi gibi
yüzeylerden de bulaşabiliyor. Diğer bir yol ise öpüşme, sarılma,
tokalaşma gibi yakın temasla bulaşması. Dolayısıyla korunma yolları da
tüm bu temaslardan kaçınmaya dayanıyor. Kişisel korunma yöntemleri
öksürme, hapşırma vs. sırasında ağzı mendille kapama, yakın temastan
kaçınma, elleri sık sık yıkama, toplu alanlarda maske kullanma gibi
tedbirleri içeriyor. Çevresel tedbirler ise yaşanan ortamların sık sık
havalandırılması, ve yüzeylerin dezenfektanlarla özellikle de çamaşır
suyuyla temizlenmesini gerektiriyor. Korunma yöntemlerinden en önemlisi
de tüm salgın hastalıklarda olduğu gibi aşılanma. Tartışma konusu haline
gelen/getirilen aşılanma meselesinde ise asıl olarak başta Tayyip
Erdoğan olmak üzere sorumsuzca hareket eden politikacıları değil, dünya
sağlık örgütü, enfeksiyon bilimciler, tabipler birliği gibi sağlık
otoritelerini dikkate almak gerekiyor. Milyonlarca insanın
hastalığa kapılacağı, binlerce insanın öleceği beklenen bu hastalık
özellikle de sosyoekonomik düzeyi düşük kesimleri daha çok tehdit
ediyor. Bilindiği gibi hastalıkla mücadelede önemli bir sistem olan
bağışıklık sistemi, sağlıklı beslenmeyle yakından ilintili.
O halde ülkemizde önemli sayıda insanın açlık sınırında yaşadığı
düşünüldüğünde hastalığın en çok yoksul kesimde kayıplara yol açacağını
söyleyebiliriz. Yine hastalığın ağır ve ölümcül seyrettiği durumlarda
mutlak suretle hastane bakımı gerektirdiği için sosyal güvencesi olmayan
yoksul kesimin ölüme terk edileceği açıktır. AKP eliyle hayata geçirilen
sağlıkta özelleştirme ve SSGS uygulamalarıyla, sağlık hizmetlerinin
paralı hale getirilmesi, yoksul halk kitlelerinin salgın hastalıktan en
olumsuz etkilenecek kesim olacağını gözler önüne seriyor. Bu bağlamda bu tür
toplumu tehdit eden salgınların önemli bir sağlık sorunu olması yanı
sıra önemli bir sosyal sorun olduğu ortada. H1N1 virüsüne bağlı pandemik
salgın ülkemizde beklendiği gibi seyrederse bugüne değin yürüttüğümüz
“herkese sağlık güvenli gelecek platformunun” taleplerinin ne denli
önemli olduğu görülecek. Ancak önemli olan sonuçları beklemeksizin
gerekli önlemlerin alınması. Sağlığı hak olmaktan çıkarıp alınıp satılır
bir meta haline getiren neoliberal yasaların iptal edilmesi, öte yandan
bu tür pandemik salgınların sağlığın yanı sıra sosyal bir sorun olarak
da ele alınması gerekiyor. |
YAYIN KURULU
SDP
N. ZAFER RIDVAN TURAN M. ÖZLEM YEŞİM ERGÜN
GÜNAY KUBİLAY
DİLAY İNKAYA
TAHİR OZAN STELA E. AFŞİN DEMİR GÜLEREN EREN
DERYA ÖZGÜZEL
CENGİZ FERAH
SDP'Lİ KADINLAR |
||