![]() |
![]() |
||
|
Sosyalist Demokrasi, 13 Kasım 2009, Sayı: 85 |
|||
|
Erkek, Devlet Şiddetine Karşı Susmuyoruz! SDP IV. KADIN KONFERANSI |
|||
|
SDP IV.
Kadın Konferansı, 24-25 Ekim 2009 tarihlerinde çeşitli illerden 65
kadının katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Konferansımız
öncelikle, yıllardır birlikte mücadele ettiğimiz ve bugün cezaevinde
bulunan DÖKH’lü, KESK’li tüm tutuklu kadınları selamladı, kadın
yoldaşlarımızın serbest bırakılmasına dair taleplerini yineledi.
Konferans Sonuç Metninden bölümler yayınlıyoruz.* PARTİ İÇİ KRİZ VE KADIN
POLİTİKALARIMIZ
Bugün
bir politik ve örgütsel yenilenme anlamına da kadın konferansımızda bu
meseleyi tüm boyutlarıyla ele aldık. Eleştirel ve özeleştirel bir
yaklaşımla sağlıklı bir değerlendirme yaptık. Bu değerlendirmeler
ışığında; Gerek iki sene önce, gerekse geçtiğimiz ay partiden
ayrılanların bu süreçte sorunlu davrandığını düşünmekle birlikte bugün
bu partide politika yapma kararlığı gösteren kadınlar olarak çubuğu
kendimize bükmeye ihtiyacımız var. Bu sorunu özeleştirel bir yaklaşımla
ele almayı, sürecin yarattığı tahribatı bilince çıkarmak ve aşma
iradesini ortaya koymak için zorunlu görüyoruz. Bu yöntemle, örgütsel
krizin bir boyutu olarak yaşadığımız ve ayrıştıramadığımız cinsel taciz
krizinde sorunların girdabında boğularak çeşitli örgütsel refleksler
göstermemiz ve gerekli inisiyatifi koyamamamız bizim için temel
sorundur. Ancak, hatalarımızı ikircimsiz olarak tespit etmek, onları
bilince çıkarmak ve aşma iradesini ortaya koymak, kadın mücadelemizde
örgütlülük düzeyimizi yükseltmek ve partide cinsiyetçilikle hesaplaşmak
anlamına da gelmektedir.
Bu
nedenle, özeleştirinin önümüzü açacağına inanıyor ve ardından çeşitli
süreçleri önümüze koyarak yaşananlardan örgütlenerek çıkmayı
hedefliyoruz. Buradan hareketle, birçok adım için geç kalmış olmakla
birlikte, hala bu süreçten dersler çıkarabileceğimizi, önümüze kimi
görevler koyarak bilincimizi ve örgütlülük düzeyimizi
arttırabileceğimizi düşünüyoruz. Tüm bu yaşananları göz önünde
bulunduran biz SDP’li kadınlar bugün o veya bu sebeple sürecin bu
şekilde yaşanmasına neden olan hatalarımızı tespit ediyor ve aşağıdaki
noktalarda kendi payımıza özeleştiri veriyoruz.
1. Öncelikle cinsel
taciz sorununu parti içi krizden ayrıştırarak kendi mecrasında çözme
iradesini gösteremediğimiz için, 2. Partide kadın
dayanışmasını tesis etmek için örgütlülüğümüz oranında ısrarcı
olamadığımız, örgütlü bir kadın duruşu sağlayamadığımız için, 3. Beyanda bulunan
kadınların adının çirkin bir biçimde tartışılmasına, spekülasyonlar
üretilmesine yüksek sesle karşı çıkamadığımız için, 4. Tüzük ihlallerine,
kadınların adlarının deşifre edilmesine karşı kararlı bir protesto
sergileyemediğimiz, konferans kararlarımızın ısrarcı bir takipçisi
olamadığımız için, 5.
Konferans kararlarımızı boşa düşüren sorunlu disiplin kurulu
kararları / görüşlerini kadın kazanımlarımız ışığında değerlendirip,
eleştiremediğimiz için, 6. Bugüne dek etraflı
ve açık bir tartışma yürütemediğimiz için, 7. Parti kongresinde,
hakkında cinsel taciz suçuyla yaptırım süreci yarım kalmış bir kişiyi
kapsayan geri çağırma kararı ve bu kişinin mektubunun okunması
karşısında bir kadın tepkisi örgütleyemediğimiz için, 8. Kadın
kazanımlarımızın karma politikanın iktidar hırsı uğrunda harcanmasına
tüm bu hatalarla aslında biz de zemin hazırladığımız için 9. Sürece usulsüz bir
biçimde müdahil olan tarafları ve özellikle de erkeklerin yaklaşımını
mahkum etmekte eksik kaldığımız için özeleştiri veriyoruz. Tüm bu tespitlerden
hareketle ve bir kez daha böyle bir sorunun yaşanmasının önüne
geçilmesini temenni eden konferansımız, 1. Öncelikle, parti içi
kriz ve kadın politikalarımız ekseninde özeleştirel yaklaşımın
benimsenmesini sürecin ve yapılan hataların bilince çıkarılarak aşılması
için gerekli görür. 2. Sürecin bu biçimde
yaşanmasına neden olan erkek egemen tarzı ve erkeklerin sürece müdahale
etme biçimini mahkum eden 3. kadın konferansı kararımızın bir kez daha
altını çizer. “Toplumsal cinsiyet
temelli ayrımcılık, kadınların hayatlarının her alanında devam ettiği
ölçüde, cinsiyetçiliğe karşı mücadelemiz de devam edecektir. Bu
mücadelenin somut adımları içinde bizim için belirleyici olan erkek
egemenliğinin aşındırılması ve kadınların mücadele içinde güçlenerek
çıkmasıdır. Bunun yolu ise, kadınlar arasında dayanışmacı ilişkiler
tesis etmekten, örgütlülüğü yükseltmekten geçer. Kuşkusuz, sosyalist
erkekler de bu egemenlikten bağışık olmadığından, parti içinde de
cinsiyetçilikle karşı karşıya gelmemiz söz konusu olmaktadır. Sosyalist
erkekler, zaman zaman bu cinsiyetçiliğin uygulayıcısı olurken, zaman
zaman da kadınların yaşadığı sorunlara müdahale etmeye çalışmakta,
öğreten, emreden, yönlendiren, kendi iktidarlarını pekiştiren bir araç
olarak kadın mücadelesini kullanmaktadırlar. Kadın sorunu karma
politikanın iktidar mücadelesi içinde kolaylıkla harcanabilmektedir.
Bunun sonucunda da, kadınlar karşı karşıya getirilmekte, rekabet
körüklenmektedir. Açıktır ki, bu yaklaşımla kadınların kazanması olası
değildir. İhtiyacımız olan kendi sözümüzü örgütlemek, dayanışma içinde
güçlenmektir. Parti içinde yaşadığımız kriz, bu durumun somut bir
örneğidir. Yaşadığımız pratik bize
erkek egemen dil ve tarzın kadınlar arasında da hakim olabildiğini bunun
da yine kadınları hedef aldığını gösterdi. Konferansımız maruz
kaldığımız cinsiyetçilikle mücadele ederken bu erkek egemen dil ve tarza
düşmememiz gerektiğine işaret eder. Kadınların bölünmesi,
yalnızca erkek egemenliğinin çıkarınadır. Kadınların bölünmekten hiçbir
ortak çıkarı olamaz. Bu sebeple, konferans, kendi cinsiyetçiliğini
sorgulamadan, kendi cinsiyetçiliğiyle yüzleşmeden sürece dahil olan
erkeklerin egemen yaklaşımlarını mahkum eder ve tüm kadınları
cinsiyetçiliğe, erkek egemenliğine karşı ortak mücadeleye çağırır.
Buradan hareketle
konferans, cinsiyetçiliğe karşı somut bir kadın dayanışmasının tesis
edilebilmesi için partinin çeşitli organlarında bir arada çalışma
yürüten kadınların cinsiyetçiliği nasıl deneyimlediklerini
tartışabileceği mekanizmalar oluşturmasını hedefler. Erkek üyelerin de
kendi cinsiyetçiliklerini tartışmaları gerektiğinin altını çizer.” 3. Beden politikaları
ve kadınların karma politikaya müdahil olması konusunda bir yetersizlik,
eksiklik tespit eder. Bu yetersizliğin uygulamada aşılması için parti
içinde kadın koordinasyonlarının işleyişini sağlamak ve kadınların
örgütlülük düzeyini arttırabilmeleri için beden politikaları üzerine
tartışmalar yürüten atölyeler, çalışma grupları oluşturulmasını
hedefler. 4. Sürecin
değerlendirilmesini aynı zamanda bir eğitim süreci olarak ele alır.
Partide, karma olarak bu konuyla ilgili eğitim çalışmaları yapılmasını
önüne bir görev olarak koyar. 5. Parti içinde kadın
politikalarımızı anlatan broşürler yayınlamayı karar altına alır. 6. Kadınların bu konuda
etraflı bir değerlendirme yapmasının ardından partinin de yaklaşan
kongre-konferans sürecinde bir iç değerlendirme sürecini önüne koyması
için bir çalışma başlatmayı kararlaştırır.
7. Kadına yönelik
yaptırım gerektiren konularda, suçlanan kişinin istifa etmesinin önüne
geçen bir tüzük değişikliğini önerir. 8. Kadına yönelik
yaptırım gerektiren konularda disiplin süreçlerinde, kadın denetiminin
faydalı olacağını tespit eder. Bu noktada, kadın koordinasyonlarının
sürecin takipçisi olması yönündeki 2. kadın konferansı kararının bir kez
daha altını çizer. Buna ek olarak, disiplin kurullarına görüş belirtmek
üzere kadın koordinasyonlarının danışmanlık yapmasını karar altına alır. ÖRGÜTLENME İki yılı aşan bir
süredir devam eden Parti içi kriz özellikle de cinsel taciz boyutuyla
birlikte parti içinde ve dışında cinsiyetçilikle mücadelemizi sekteye
uğratmış, kazanımlarımızın heba edilmesine yol açmış, kadın
örgütlülüğümüzü geriletmiş, kadın politikalarımızı tıkanıklığa
uğratmıştır. 4. Kadın Konferansımız bu bağlamda kadın örgütlülüğümüzü
güçlendirmeyi önüne birincil görev olarak koyar. Parti içinde ve dışında
cinsiyetçilikle mücadeleyi öncelikli hedefi olarak belirler ve önceki
kadın konferanslarında buna dair almış olduğu kararlara ve perspektife
bağlı olduğunun bir kez daha altını çizer. Bu bağlamda, kadınların
erkeklerden ve erkek egemenliğinden bağımsız bir mücadele hattı
örebilecekleri bağımsız kadın örgütlenmeleri içinde olmalarını
destekler. KADINA YÖNELİK ŞİDDET
VE CİNSİYETÇİLİK Hayatımızı kuşatan
militarist politikalar ve ekonomik krizin de etkisiyle kadına yönelik
şiddetin tüm toplumsal kesimlerde tırmandığını görmekteyiz. Kadınlar
gerek kamusal alanda gerekse özel alanda ağır fiziksel, ekonomik,
psikolojik şiddete ve cinsiyetçiliğe maruz kalıyor. Programımızda ve
kongre kararlarımızda çizdiğimiz hat doğrultusunda kadına yönelik şiddet
ve cinsiyetçilikle mücadelemizi faaliyet programı ve süreğen kampanyalar
oluşturarak, bunları dışımızdaki kadın kurtuluş mücadelesi
dinamikleriyle ortaklaştırarak aktif kılmalıyız. Öte yandan parti içinde
kriz nedeniyle zayıflayan örgütlülüğümüz ve kadın kazanımlarımızın
gerilemesi dolayısıyla parti içinde de erkek egemenliğinin ve cinsiyetçi
tutumların arttığı gözleniyor. Cinsel taciz krizinde yaşadığımız
süreçten de özeleştirel bir ders çıkararak parti içinde de geleceğimizi
emeğimize bedenimize kimliğimize sahip çıkma perspektifimizle yeniden
inşa etmeliyiz. KADIN BARIŞ HAREKETİ
İÇİN Bizler 85 yıldır
uygulanan asimilasyon politikaları ve 25 yıldır devam eden bir savaşta,
silahların gölgesinde, tankların, hava saldırılarının, sınır içi ve dışı
operasyonların tanığı ve mağduruyuz.
Savaş sadece sıcak çatışmalarda mı? Bize rağmen devam etmekte
olan bu savaş yaşamımızın tam içinde. Tacizle, tecavüzle, şiddetle,
yoksullukla, fuhuşla, zorunlu göçle ve şovenizmle gösteriyor kendini. Bu
savaşın bir adı ölüm oluyor diğer yanı Mardin’de olduğu gibi katliamlar.
Bir yanı göç oluyor diğer yanı hayatımızın her yerine sirayet eden itaat
etme kültürü. Kürt halkının demokratik talepleri yıllardır görmezlikten
gelinirken, barış talepleri silahla yanıtlanırken, bizler militarizmin
kandan beslenen gücüyle her geçen gün daha da tutsaklaşıyoruz. Savaş ve militarizm
hayatımızı bu denli kuşatmışken, bedenlerimiz ve kimliklerimiz tutsak
edilirken barış sürecinin örgütlenmesi, önümüzde duran önemli bir
görevdir. Ama burada “Nasıl bir barış istiyoruz” ve “Bu süreç nasıl
örgütlenecek” soruları çok özel bir öneme sahip. Buradan hareketle,
konferansımız, 1. SDP’li kadınlar’ın
barış sürecinin ve kadınların savaşa dair deneyimlerinin ve taleplerinin
örgütlenmesi için farklı kesimlerden kadınların barış gündemi etrafında
bir araya gelmesini önemser, bu çalışmalar içinde yer alır ve bir kadın
barış hareketinin oluşturulması doğrultusunda çalışma yürütür. 2. Kadınlar için özel
bir öneme sahip olan anadil hakkı ve anadilde eğitim hakkını savunur ve
bu noktada her düzeyde eylemlilikler örgütler. 3. Kadınlar savaş
dönemlerinde tecavüz, işkence tarzında bedensel ve psikolojik şiddete
maruz kalmakta, göçe ve mülteciliğe zorlanmaktadırlar.
SDP’li kadınlar, savaş nedeniyle göç etmiş kadınlar için ya da
farklı etnik köken ya da azınlık kadınlara danışmanlık ve kültürlerini
geliştirme merkezlerini yerel yönetimler sağlaması gerekliliğini
savunur. 4. SDP’li kadınlar
savaş süresi boyunca kadına yönelik suçların görünür olması, suçların
cezasız kalmaması için çalışma yürütür. Bu doğrultuda bir toplumsal
bellek oluşturulması için işlenen kadına yönelik suçların
araştırılmasını, faillerin yargılanmasının sağlanmasına dönük adımları
destekler. Bununla ilgili sürecin takipçisi olur. ANAYASA VE KADINLAR TC Anayasası 1982
yılında oluşturulmuş bir darbe anayasasıdır. Bu anayasa
Türk, Sünni, ”erkek”, sermayeden yana ve militarist bir
anayasadır. SDP’li kadınlar tek tek anayasadaki bu beş öğeyi gerileten
ya da değiştirmeyen bir anayasa tartışmasına karşı çıkar. 82 anayasası
vatandaşlığı “erkek kardeşlerin” eşitliği kapsamında ele alan erkek
egemen bir anayasadır. Kadınları “anne, eş” kimliğiyle tanımlamakta ve
kadınları çocuklar, yaşlılar, engellilerle de dahil olmak üzere
korunacaklar statüsüne indirgemektedir. Anayasada kadınların toplumsal
cinsiyetleri nedeniyle ezilmelerine değinilmemektedir. SDP’li kadınlar anayasa
tartışmalarında bu cinsiyetçiliği gözler önüne seren çalışmalar yanı
sıra nasıl bir anayasa noktasında kadınlar cephesinden talepleri
aşağıdaki çerçevede geliştirir. Hedef kadınları da
kapsayan sözde değil gerçek anlamda demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi
bir anayasa olmalıdır. Anayasa cinsiyet, cinsel yönelim, medeni hal
gibi nedenlerle her türden cinsiyet ayrımcılığını yasaklamalı,
kadınlara karşı suçlar kavramı oluşturulmalıdır. Kapitalizmin ekonomik,
politik ve toplumsal alanlarda kadınların cins olarak ezilmesi üzerinde
kurulan özel alan ve kamusal alan ayrımıyla kadınların emeklerine,
bedenlerine ve kimliklerine el konulmasına dair cinsiyetçi yaklaşımı
anayasal düzenlemelerle geriletilmelidir. Kadınların toplumsal bir grup
olarak ezilmişliği gözetilmelidir.Anayasa, kadınların erkeklerle eşit
yurttaşlar olabilmesinin koşulu olarak yurttaş erkeklerin binlerce
yıldır gaspettiği hakların kadınlar lehine eşitlenebilmesi için
ekonomik, politik ve toplumsal alanda her düzeyde pozitif ayrımcılık ve
kota uygulanmasını içermelidir. Anayasa, farklı kimlik
ve dilleri güvence altına almalıdır. Ancak bu sayede, militarizmin tüm
toplumsal yaşama sirayet eden dokusunu geriletmenin ve farklı
kimliklerden kadınların kendilerini ifade etme mekanizmalarını
yaratmalarının yolu açılabilir EKONOMİK KRİZ VE NEO
LİBERAL POLİTİKALAR KARŞISINDA KADINLAR Neo-liberal
politikaların yaşamın her alanında egemen kılınmasıyla kapitalizm yeni
bir ekonomik krizin içinde kendini bulmuştur. Zaten yıllardır sürdürülen
neo-liberal politikalar işçi sınıfının kazanımlarını yok etmiş ve
toplumlarda büyük boyutlu yoksullaşmaya yol açmışken, üstüne bir de
ekonomik krizin etkileri eklenince tüm bu olumsuzluklar katmerlenmiştir. Kadınların neo liberal
politikalardan ve ekonomik kriz süreçlerinden erkeklerden çok daha fazla
ve çok daha farklı etkilendiği bilinen bir gerçek. Bu dönemde de
yaşadığımız her ekonomik krizde olduğu gibi biz kadınların daha çok
işsiz kaldığı, daha ucuza çalıştırıldığı, daha çok enformel sektöre
mahkum edildiği, daha çok yoksullaştığı ortada. Diğer bir boyutuyla
sendikal mücadelede de kadınların geriletilmeye çalışıldığı görülüyor.
Sendikal mücadele yanı sıra kadın mücadelesi de yürüten kadın
aktivistler tutuklanıyor. Bir yanıyla sendikalar içinde de kadın
örgütlülükleri sekteye uğratılmak isteniyor. Tutuklamalarla sendikalarda
Türk Kürt kadın ayrımı gündeme getirilerek şovenizm hayata geçirilmeye
çalışılıyor. Bu da sendikalarda Kürt ve Türk kadınlarının birlikte
mücadele ettiği kadın örgütlülüklerine zarar veriyor. Öte yandan kadın
işçiler birçok işyerinde greve giden ağırlıklı kesimi oluşturuyor. Kadın
hareketinden de aldığı destekle cinsiyetçiliğe karşı talepleriyle bu
grevlerden bir kısmı kazanımla sonuçlanıyor. Buradan hareketle
konferansımız, 1. Önümüzdeki dönem
ekonomik krizin kadınlar üzerindeki etkileri doğrultusunda bir eylem
programı oluşturmayı ve kampanyalar önüne koymayı karar altına alır. Bu
faaliyet planı doğrultusunda SDP’li kadınlar, işçi kadınlar arasında
örgütlenmeyi, uygun araçlar yaratarak sınıf içinde kadınlarla gelişmiş
bağlar kurmayı hedefler. 2. Tutuklu olan sendikal mücadeleden kadın arkadaşlarımızla ve grevde olan kadın işçilerle tam bir dayanışma içinde olacağını beyan eder. * SDP IV. Kadın
Konferansı Sonuç Metnine tam metin olarak
http://www.sdp.org.tr/belge/4konfkad.htm adresinden erişilebilinir.
|
YAYIN KURULU
SDP
N. ZAFER RIDVAN TURAN M. ÖZLEM YEŞİM ERGÜN
GÜNAY KUBİLAY
DİLAY İNKAYA
TAHİR OZAN STELA E. AFŞİN DEMİR GÜLEREN EREN
DERYA ÖZGÜZEL
CENGİZ FERAH
SDP'Lİ KADINLAR |
||