![]() |
![]() |
||
|
Sosyalist Demokrasi, 21 Ekim 2009, Sayı: 84 |
|||
|
KESK'li Kadınlarla Dayanışmaya NURŞEN YILDIRIM |
|||
|
"Bizler KESK aracılığıyla yaşanan tüm eşitsizliklere karşı yürüttüğümüz
sendikal mücadelemizi kadın bakış açısıyla da savunmanın çok önemli
olduğunu düşünüyoruz.
Bizi buraya mahkum eden zihniyet erkek egemen zihniyet ve onun
orkestrasıdır. Onlar akıllı kadınları; düşünen, üreten, özgürlüğü
bireyde başlatıp topluma mal eden ne kadını ne emekçiyi ne Kürdü
istemezler. İşte biz Bergama'daki ve diğer cezaevlerindeki kadınlar
onlar için tehlikeyiz."
- Songül Morsümbül
KESK Kadın Sekreteri
Şu an cezaevinde bulunan KESK'lilerin
yarısı kadın. KESK Kadın Sekreteri, Eğitim Sen Kadın Sekreteri,
Eğitim Sen Eski Kadın Sekreteri, Eğitim Sen İzmir 4 Nolu Şube Kadın
Sekreteri, SES İzmir Şube Kadın Sekreteri, SES Ankara Şube Kadın
Sekreteri... Görüldüğü gibi bu kadınların ortak özellikleri KESK kadın
mücadelesinin yöneticileri ve aktivistleri olmaları.
Türkiye'deki sendika ve konfederasyonlar arasında kadın üyelik oranının
ve bunun yanı sıra karar ve yönetim organlarında yer alan kadın
sayısının en yüksek olduğu sendikalar KESK'e bağlı olanlar. Bunun temel
nedenini kadın istihdamının kamu sektöründeki çokluğuna değil, KESK'in
temel ilkelerinde ve sendikal anlayışında toplumsal cinsiyet
eşitsizliğine karşı mücadele etmeyi hedeflemesi ve kadınlara pozitif
destekler sunmasına bağlamak daha doğru olsa gerek.
KESK bu ülkede emek ve kadın mücadelesini birleştiren, kadınları görünür
kılan bir örgüttür. Kadın mücadelesiyle emek ve barış mücadelesinin
ayrılmaz bir bütün olduğuna işaret etmiştir. Kadınların tüm
mücadelelerinde yanlarında olmuş, eylem örgütlemiş, birlikte iş yapmış,
haklar elde etmiştir (kamu çalışanlarının pantolon giyme hakkı, doğum
öncesi ve doğum sonrası izinlerin uzatılması, emzirme izinleri...) KESK
kadın hareketinin de önemli bileşenlerinden biridir. KESK'li kadınlar
birbirlerinden ve kadın hareketinden aldıkları güçle hak mücadelesini
yürütmüşlerdir. İşte bu yüzden özellikle KESK'li kadınlar hedef
alınmıştır. Kadının örgütlü emeği ürkütmüştür birilerini.
Bugün KESK'li kadınlar şahsında emek, demokrasi, barış ve kadın
mücadelesi gözaltına alınmıştır.
Bu topraklarda emeğin hakları, barış ve demokrasi için mücadele
etmenin zor, bedelinin ağır olduğu bilinmektedir.
Bu nedenle, sadece tutuklu bulunanlar için değil kendimiz için,
çocuklarımız için, kadın hareketinin geleceği için, kadınların
özgürleşme mücadelesi için, eşit, demokratik, barışçı, özgür bir ülke,
bir dünya için, KESK'li kadınların 24 Ekim'de Adalet Bakanlığı önünde
yapacakları "KESK'e Dokunma" eylemlerinde yanlarında olmak, 14
Kasım'daki oturma eylemlerine katılmak, 19-20 Kasım'da İzmir Adliyesi
önünde olmak görevimiz olmalıdır.
KESK'Lİ KADINLARIN MEKTUBU
Sevgili Arkadaşlar
28 Mayıs sabahı kapılarımız çalındığında, postallarla bölünen
uykularımızın mahmurluğunda OHAL'i hatırladık. Meğer kıştan-bahara
evimizin içinde bir "kulak" en mahrem sohbetlerimizin sıcaklığını
işliyormuş teyplere... Kimdik biz? Nasıl bir pervasızlık vardı ki
gülüşlerimizde özgürlüğümüzden yoksun bırakıldık. Üç kadın, üçü de
sendikal çalışmalar yapmış, kadın çalışmalarında yer almış. Üçü de
emeğin en yüce değer olduğuna inanmış. Cinsel, ulusal, sınıfsal
mücadelenin aktivisti olmuş. Diğeri ise insan hakları, demokrasi ve
barış mücadelesini ilmek ilmek dokumak için 52 koca yılı devirmiş,
inancını bilincine yazdığı yazılara aktarmış bir kadın. Adları Elif
olmuş, Yüksel olmuş, Şermin olmuş, Sakine olmuş, ne fark eder! Emek
mücadelesi veren, kadınların kurtuluşundan yana olan, sırf
cinsiyetlerinden ötürü ayrımcılığa uğramış, ötekileştirilmiş herhangi
bir kadın olabilirdi çünkü.
Bu "güzel ve yalnız ülke"de kapitalizmin tuzağına düşmeyen, yani verili
yaşamın dayattığı -kadın- olmayı ret eden; ülkesinden daha da yalnız ama
bir o kadar mağrur ve onurlu herhangi bir kadın olabilirdi bugün Bergama
M Tipi Kapalı Cezaevinde ve ülkenin diğer cezaevlerinde kalan.
Sevgili arkadaşlar
Elbette bizler nerede olursak olalım "ekmek ve gül" istemeye devam
edeceğiz. Ekonomik krizlerin kadınları ucuz ekmek kuyruklarına, akşam
üstü Pazar tezgahlarına, işten atılıp eve kapanmaya mahkum ettiğini
anlayacak kadar okuduk, yazılmamış tarihimizi.
Ve yine elbette ki bizler "barış" diyeceğiz. Gözyaşlarımızın rengi
olmadığını öğrenecek kadar ağladık çünkü. Savaşın ve militarizmin
bedenlerimize, yüreğimize, beynimize kazıdığı acıları bizden iyi
kim bilebilir ki...
Basın açıklamalarıyla, yürüyüşlerle, mitinglerle, açlık grevleri ve her
biri birbirinden değerli katlarla bizlerden desteğini esirgemeyen
değerli dostlar; sesiniz sesimize güç katıyor, moral veriyor. Birlikte
yürünecek daha çok yolumuz, özgürleştirilecek alanlarımız var,
söylenecek türkülerimiz var...
Tüm mücadele yoldaşlarımızı saygıyla sevgiyle selamlıyoruz.
• Bu tutuklulardan Elif Akgül Ateş, Eğitim Sen'in 8 yıl kadın
sekreterliğini yaptı. Hipofizde kist, lenf bezi kistleri ve beyin ana
damar tıkanıklığı, unilar desresyon hastası. Son mektubunda kistinin
büyüdüğünü yazdı bana. Süeyda Demir ise yeni beyin ameliyatı olmuştu ve
beyni su topluyor. "Sağlık sorunları" nedeniyle hastaneye kaldırılıp
bazı generaller tahliye edilirken, aylardır uğraşılmasına rağmen bu
kadınlar tahliye edilmediler. Tıpkı Güler Zere gibi.
|
RIDVAN TURAN
N. ZAFER TAHİR OZAN
AFŞİN DEMİR
GÜNAY KUBİLAY
NURETTİN ALDEMİR
FİLİZ KURNAZ
KEREM CANİK YEŞİM ERGÜN GÜLEREN EREN R. PAMİR
NURŞEN YILDIRIM |
||