![]() |
![]() |
||
|
Sosyalist Demokrasi, 21 Ekim 2009, Sayı: 84 |
|||
|
Dün de Buradaydık Yarın da Burada Olacağız KEREM CANİK |
|||
|
Gerçek çözümü yani emekçilerin kurtuluşunu haykıranların
sesini kısmak için ellerinden geleni esirgemiyor, gerekirse yüzlerce
insanı katletmek için emirler yağdırıyorlar. Hakkını arayanları,
geleceğini soranları gaz bombalarıyla plastik mermilerle susturmaya
çalışıyorlar. Yalana karnımız tok!
Elbette sahibi gelmiş edasıyla sevinen bizim küçük patronlar ve onların
yalaka tayfası yollara dökülüp ağızları bir karış açık acaba biraz
kırıntı verir mi diye bir heves dinlediler günlerce sayın IMF heyetini.
Tabi bununla da kalmadılar. Ağalarına yer altında toplantı salonları
yaptırdılar, en lüks otellerde ağırladılar, en iyi yiyecekleri, en iyi
içecekleri ikram ettiler. Hatta yurt dışından gelen bu 'misafirleri'
korumak için yeni gaz bombaları ve yeni biber gazları getirtmeyi ihmal
etmediler.
İMF BUNU DEMEK İÇİN Mİ GELDİ
IMF toplantılar düzenledi, felaket telalığı yaptı. İç savaşlar çıkacak
dedi ama nasıl durdurabiliriz demedi. İnsanlar işsiz kalacak, açlık,
yoksulluk olacak, yağmalar başlayacak dedi. Ama bunları nasıl engelleriz
demedi.
Şimdi soruyoruz bu kadar hazırlık bizim yıllardır söylediklerimizi
tekrarlamak için miydi? Dünyayı daha fazla nasıl sömürürüz diye
tartışmadılar mı? Bu coğrafyada yaşayan binlerce emekçinin kanını daha
fazla nasıl emeriz diye konuşmadan mı gittiler? Daha hangi Ülkerlere
savaş açılıp talan ve yağma yapılacağını sormadılar mı birbirlerine?
Toplantı sonucu yapılan açıklamalara bakılırsa tam da bunlar konuşulmuş.
Emekçi halk yığınlarını daha fazla fakirleştirmeden kriz dedikleri bu
safsatadan çıkış yolu bulmak yerine, felaket telalığına soyunan IMF
niyetinin ne olduğunu bir kez daha göstermiş oluyor. Aslında çözümü
onlar da çok iyi biliyorlar. Fakat gerçek çözüm işlerine gelmiyor.
Gerçekten çözüm aramıyorlar bile. Gerçek çözümü yani emekçilerin
kurtuluşunu haykıranların sesini kısmak için ellerinden geleni
esirgemiyor, gerekirse yüzlerce insanı katletmek için emirler
yağdırıyorlar. Hakkını arayanları, geleceğini soranları gaz bombalarıyla
plastik mermilerle susturmaya çalışıyorlar. Yalana karnımız tok! Şiddete
gösterilerine de karnımız tok! İnsanca yaşamaya açız. Muhtaç olmadan,
yüz kızartmadan, onurumuzu ayaklar altına aldırmadan yaşamaya açız.
Azarlara, dayaklara tokuz; erkek olduk sokakta polisten, askerde
rütbeliden okulda hocamızdan. Kadın olduk evde kocamızdan işte usta
başından azar ve dayak yedik. Kadın da olsak erkek de, hep emekçi olduk
hep emekçi kalacağız. Ve sizin zulmünüz bitmediği sürece bizim şafağımız
sökmediği sürece hep dayak hep azara mahkum olacağız. Bunu içindir ki
hiç korkmuyoruz. Bunun için hesapların tersine döneceği günü elerimizle
işliyoruz. Siz bizi ezmenin hesabını yapmaya buraya kadar geliyorsunuz.
Bizlerin sesiz kalmasını bekliyorsunuz.
KORUNMAYA MUHTAÇ İMF
IMF'nin uşakları yine
patronlarını korumak için ellerinden geleni yaptılar. Öyle ki
hazırlıklar aylar öncesinden başladı. Korkunun insana neler
yaptırabileceğini gösterdiler bize. Yerin yedi kat altına yapılan
toplantı salonları nasıl bir paronayanın içinde olduklarının en güzel
kanıtıdır. Doğrusunu söylemek gerekirse boş yere sayılmaz bu korku haklı
nedenleri var. Her kendini bilen insan gibi onlar da farkındalar bu
şehirleri kimin inşa ettiğini. Onlar da biliyor onlarca lüksün asıl
sahibini. Ve onlar da en az bizim kadar iyi biliyor var edenin nasıl bir
anda yok edebileceğini. Yoksa nasıl açıklanabilir ki bu paranoya.
Tanklarımız yok, toplarımız, tüfeklerimiz yok. Sadece açlığa olan
kinimiz var, yoksulluğa olan öfkemiz. Anlatırken bir gurup diyerek
küçültmek istediğinden nasıl da korkuyor zalim. Kin ne demek öfke ne
demek çok iyi biliyor çünkü tarihte daha önce yaşadı. Daha önce de çok
kaçtı kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp. Şimdi ininde leş yiyici
çakallar ve öyle bir korkuyla saklanıyorlar ki, basın açıklaması
bitmeden daha kitle tam anlamıyla toplanmadan, daha ne olduğunu bile
anlamadan saldı kolluk kuvvetlerini emekçilerin üstüne. Bir anda attığı
onlarca gaz bombasıyla sise boğarken Taksim'i, yüzlerce emekçiyi, bir de
ihmal etmediler kendilerini koruyan insanları terörist ilan etmeyi.
Koruyun ağalar, koruyun paşalarınızı, patronlarınızı. Yalnız bir düşünün
kime karşı kimi koruduğunuzu. Emekçilere karşı, öğrencilere karşı
'zavallı' IMF heyetini koruyun. Filistin'i, Kürdistan'ı ve nice
coğrafyayı kana bulayanları, milyonlarca insanın eli kanlı katilini
koruyun. Emekçilere bu dünyayı dar edenleri bütün ömrünü çürütenleri
koruyun. Ve bizi terörist ilan etmeyi de unutmayın.
İŞÇİLER NEREDE
Bu kadar hazırlık, bu kadar masraf boşa değil. Emekçiler, öğrenciler,
devrimciler 6. filoda olduğu gibi, Nato zirvesinde olduğu gibi yine
meydanlardaydı. Yine sokaklara sahip çıktık. O dev yarasa inlerinde
rahat olmasınlar diye. Açlık ve yoksulluk senaryoları yazarken bilsinler
bizler buradayız. Bizler fabrikada, tarlada, atölyede, sokakta adımını
attığın her yerde bizler varız. Hayatı yaratanlar işçiler, köylüler,
birlik olup yaratanlar; birlik olup yıkarlar. Ve yeniden yaratırlar
hayatı, daha iyisini, daha eşit ve adil olanını. Korkar elbette
patronlar bu halkın öfkesinden hışmından. Kaybedecek hiçbir şeyi
olmayanlar sorarlar bunun hesabını. İşçiler alanlarda, fabrikada,
atölyede, tezgah başında hep aynı kaderi paylaşanlar, yine paylaştılar
acıyı, coşkuyu, zaferi. Hepsi alanda olamasa da paylaştı yüreğiyle,
beyniyle. Bir somun ekmeği paylaşır gibi.
DEVRİMCİ-İŞÇİ ALANDAYDI
İki gün boyunca savaş alanına döndü sokaklar. İki gün süresince Dev-İşçi
en önde en örgütlü ve yılmadan karşılık verdi oligarşinin güçlerine. Biz
ezilenler iki gün boyunca daha fazla ezilmeyeceğimizi haykırdık
sokaklarda. İki gün boyunca kinle nefretle hiçbir baskıya boyun eğmeden
sloganlarımızla yumruğumuzla sokaktaydık. Fabrikalar atölyeler oteller
evler kısacası yaratığımız ama bizden çalınan her şeyin hesabını sorduk
ve soracağız. 6 Ekim günü basın açıklamasının tam ortasında birden
onlarca gaz bombasıyla kitleyi dağıtmak istediler. Bütün kitlenin geri
çekilmesine rağmen öncelikle Gezi parkının üstünde SDP ve DEV- İŞÇİ
pankartını dakikalarca zalimlerin gözüne sokarcasına muhafaza ettik.
Plastik mermilerin, gaz bombasının tazikli suyun inadına pankartlarımız
ve bayraklarımızla direndik. Oradan Gümüşsuyu'na çekilen DEV-İŞÇİ ve SDP
saatlerce ara sokakları zapt etmişlerdir. Yine Tarlabaşı'nda
saatlerce oligarşinin kolluk kuvvetlerine direnen yoldaşlarımız
İstiklal dahil o bölgedeki bütün sokaklarda dar etmişlerdir IMF
koruyucularına hayatı. Ve iki gün süresince her barikatta her sokakta
DEV-İŞÇİ ön saflardaydı.
Bize hayatı dar edenlere hesabını sormak için. Yeni katliamlar
hesabındakilerin, hesaplarını bozmak için. Bizden çaldıklarını geri
almak için döküldük sokaklara. Çıktık eli kanlı katilin karşısına geri
alacağız geleceği, geri alacağız özgürlüğü, geri alacağız hayatımızı.
ÇÜNKÜ BİLİYORUZ Kİ:
KURTULUŞ DEVRİMCİ-İŞÇİ'LERLE GELECEK
KURULUŞ YOK TEK BAŞINA
YA HEP BERABER YA HİÇ BİRİMİZ
ZAFER DİRENEN EMEKÇİNİN OLACAK
|
RIDVAN TURAN
N. ZAFER TAHİR OZAN
AFŞİN DEMİR
GÜNAY KUBİLAY
NURETTİN ALDEMİR
FİLİZ KURNAZ
KEREM CANİK YEŞİM ERGÜN GÜLEREN EREN R. PAMİR
NURŞEN YILDIRIM |
||